Sanığın Kendisine Görevi Gereği Verilen Kullanıcı Kodu Ve Şifre İle Sorgulama Yapması Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme Suçunu Oluşturmaz

Tapu Kayıt Tashihi Davaları Hakkında Önemli Bilgilendirme

Tapu Kayıt Tashihi Davaları Hakkında Önemli Bilgilendirme

Tapu kayıt tashihi davaları, TMK’nın 1027. maddesinde düzen­lenmiştir. HMK’nm kabulü ile birlikte bir müddet bu davanın HUMK’un geçerli olduğu dönemde ki gibi; değerine göre mi görevli mahkemenin belirleneceği, yoksa davanın özelliği nedeniyle salt sulh hukuk mahkemesinin mi görevli olduğu tartışmalıydı. Ancak Yargıtay ilgili hukuk dairesi içtihatlarında, bu davalarda sulh hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu belirlemiştir.

Davanın Konusu Ve Dava Dilekçeleri

Tapu kayıt tashihi davasmm amacı; tapu kayıt hanelerinde ki, isim, soy isim, baba adı, yüzölçümü, mevki ve smır bilgisi yanlışlık­larının düzeltilmesidir. Dava açmayı gerektirmeyecek basit yazım hataları ve tapu kaydmda yer alması zorunlu olmayan bilgiler – doğum tarihi gibi- için tashih davası açmakta hukuki yarar yoktur. Bu istemler tapu müdürlüğü tarafindan yerine getirilebilir. Bu iş­lemlerin nasıl yapılacağı ise Tapu Sicili Tüzüğü’nün onuncu bölü­münde ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Bunun dışında tapu kaydmda yer alan cins değişikliği gibi talepler için de dava yolu ile değil idari başvuru sonucu yapılabilecek işlemlerdir.

Sulh hukuk mahkemesine açılacak bu dava da, taşınmaz kayıt­larında ki yanlışlık hangi bilgi ile ilgiliyse mahkemeden bunun dü­zeltilmesi (tashihi) istenir. Dava dilekçeleri de düzeltilmesi istenilen kayıtla ilgili olarak HMK’nm aradığı şartlar çerçevesinde yazılır. Mahkemece, toplanan deliller ışığında, iddianm ispatlandığı anlaşı­lırsa yanlış kayıtların değiştirilmesine değil düzeltilmesine – tashihine- karar verilir.

Yetkili Mahkeme Ve Gerekli İşlemler

Davaya bakmakla yetkili olan mahkeme, taşınmazların bulun­duğu yer mahkemesidir. Ancak davaya konu taşınmazlar birden fazla ise ve birden fazla mahkemenin yetki alanında bulunuyorlar ise taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesine de dava açılabilir.

Davalı Kurum, Diğer Davalılar ve Yapılacak Tebligat

Davanın yasal hasmı, Tapu Sicil Müdürlüğü’dür. Ancak bu da­vada hasım bulunuyor olması; davayı çekişmeli hale getirmez. Da­vada resen araştırma ilkesi uygulanır ve bu nedenle çekişmesiz yar­gı işi olduğu kabul edilir. Zaten bu davaya bakmakla Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevlendirilme nedenlerinden biri de budur. Da­vacının dilekçesi ve duruşma gününü içeren tebligat davalı kuruma -varsa kurum adına görevli hazine vekiline- gönderilir.

Tapu kayıt tashihi davası, sadece “isim, soy isim veya baba adı” düzeltilmesi amacıyla açılmış ise yasal hasım olarak sadece tapu müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Bunun dışında, açılacak da­vaların türlerine göre farklı kişilerin de davalı gösterilmesi gerekir. Örneğin, taşınmazın sınır veya yüzölçümünün düzeltilmesi ile açıl­mış bir dava türü ise, tapu müdürlüğünün yanında taşınmaz bele­diye mücavir alan içerisinde ise ilgili belediye; dışmda ise, ilgili köy muhtarlığı da davalı olarak göstermek gerekir. Ayrıca değişecek sı­nır veya yüzölçümünden, taşınmazın sınır komşularının menfaatle­rini ilgilendireceğinden, ilgili taşınmaz maliklerinin de davaya dahil edilmesi gerekir.

Kurumlara Yazılacak Müzekkereler ve Yapılacak İşlemler

Mahkeme tarafından, Tapu Sicil Müdürlüğü’ne yazılacak mü­zekkere ile dava konusu taşınmazların tapu kayıt örnekleri istenir. Ayrıca kuruma yazılacak bu müzekkerede ilgili taşınmazların “tüm dayanak kayıtları” da istenmelidir. Mahkemeye gönderilecek bu tedavüllü kayıtlarda, taşınmaz malik adma kayıt altma alınırken tu­tulan belgeler de bulunacaktır. Bu kayıtlar aracılığı ile, davacı ya da tashih yapılması gereken ilgili kişinin, kayıtlarının incelenmesinde herhangi bir tereddüde düşülürse bu kayıtlar incelenerek nihai bil­gilere ulaşılabilecektir.

Tapu müdürlüğünden gelen tapu kayıtları mahkeme tarafından incelenir. Dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlarda -ilçe ve parsel no kontrol edilir- belirtilen eksikliklerin olup olmadığı; dosya da ki nüfus kayıt örnekleri ile karşılaştırılarak tespit edilir. Şayet kayıt ör­nekleri ile davacmm dilekçesinde ki beyanlar örtüşmüyorsa, bu hu­sus ilk celse de zabıt altma almarak davacıdan talebi sorulur. Dava dilekçesinde ya da mahkemece yazılan müzekkere de bir yanlışlık olduğu anlaşılırsa, davacmm da talebi alınarak yeniden ilgili kuru­ma müzekkere yazılır.

Nüfus müdürlüğüne yazılacak müzekkere ile düzeltilmesi iste­nen kayıtta yer alan bilgiler bildirilerek, aynı kimlik bilgilerine sahip başka bir kişinin bulunup bulunmadığm bildirilmesi istenir. Nüfus müdürlüğünden verilecek cevapta belirtilen kayıtta başka bir şahsm bulunmadığı yönünde ise, da durum davacmm iddiasını bu müzek­kere yönüyle karşılar durumdadır. Ancak Nüfus Müdürlüğü’nden verilecek cevaplarda bazen aynı isimde başka bir yerde farklı bir ki­şinin bulunduğu tespit edilip, bu farklı kişiye ait nüfus bilgileri de belirtilebilir. Bu durumda mahkeme, bu farklı tespit edilen kişinin nüfus -doğum tarihi, yeri v.b.- bilgilerini kontrol edecek ve bu şe­kilde davacmm iddiasının yerinde olup olmadığını kontrol edecektir. Mahkemenin duruşma öncesi tespit ettiği tüm bu durumlar, cel­se de tutanak altma almır. Ve bu hususlarda davacının da beyanları sorulur. Şayet engel bir durum yoksa davaya devam edilir.

Taşınmazın bulunduğu mahalle göre, İlçe Emniyet Müdürlü- ğü’ne ya da Jandarmaya yazılacak müzekkere ile dava konusu kişi­nin haricinde, taşınmazın bulunduğu yerde veya civarında bu kim­lik bilgilerine sahip başka bir kişinin bulunup bulunmadığın tespit edilmesi istenir. Tapu kayıt bilgileri düzeltilmesi istenen şahsm ölmüş olması, yapılacak araştırmalar için engel değildir. Bu kişi hakkında da kolluk kuvvetleri ölen bu kişinin yaşamış olduğu yerde yaşayan şahıslar aracılığıyla bir araştırma yapması yeterlidir.

Veraset İlamının Mahkemeye Sunulması

Davacı mahkemeye verdiği dilekçe ile eğer kendisinin malik ol­duğu bir taşınmaz hakkmda değil de, mirasçısı olduğu bir kişiye ait olan bir taşınmazla ilgili kaydm düzeltilmesini talep ediyorsa bu durumda mahkeme mutlaka o kişinin mirasçısı olduğunu gösterir veraset ilamı sunması gerekir. Bu eksiklik dava görülürken anlaşılır­sa, dava reddedilmez ancak davacıya bu eksikliği gidermesi için sü­re verilir.

Örneğine uygulamada az karşılanmakla beraber davacı kendi­sinin ya da mirasçısı olduğu bir kişinin değil de üçüncü bir kişiye ait olan taşınmaz kaydı ile ilgili mahkemeden bir talep de bulunmuş olabilir. Burada da davacının bu davayı açmakta menfaati olduğunu ispatlaması gerekir. Bunun için de kendisinin açtığı başkaca bir dava nedeniyle, bu davayı açabilmesi için kendisine mahkeme tarafından bir “yetki belgesi” verilmiş olması gerekir. Davacı geçerli bir yetki belgesini de dava dilekçesi ile mahkemeye sunarak, bu davayı aç­mada hukuki menfaati olduğunu kanıtlayabilecektir. Geçerli yetki belgesinin mahkemeye sunulması ile mahkeme davayı görecektir.

Duruşma İşlemleri

Davacının vereceği dilekçe ve yatıracağı avansın ardından dos­ya esasa alınır. Davacıya -ya da varsa sadece vekiline- ve davalı ku­ruma veya varsa diğer kişilere duruşma gününü bildirir tebligat ya­pılır. En azından davacının ya da vekilin duruşmaya gelmesi ile da­va görülmeye başlanır. Bu dava türü, HMK usulünce tarafların sulhe davet edilmesi ve bu sulhun sonucunda tarafların anlaşarak yanlışlığın düzeltilebilmesi kanunen mümkün değildir.

Tanıkların Dinlenmesi

davacının dilekçesinin deliller kısmında gösterdiği veya mah­kemeye daha sonra verdiği dilekçesinde belirttiği tanıklara tebligat çıkarılır ve duruşmaya davet edilir. HMK 240/2 maddesi gereğince, tanık listesinde gösterilmemiş kimseler tanık olarak dinlenemez ve mahkemeye ikinci bir tanık listesi verilemez. Davcının dilekçesinde belirttiği tanıklara tebligat çıkarılması haricinde; davacının dilekçe­sinde belirttiği tanıkları, dilekçesinde belirtmek suretiyle ve duruş­ma günü hazır etmesi halinde bu kişiler dinlenebilir.

Davacının bu dava konusu ile ilgili olarak dinlenmesini istediği tanıklara, HMK 247 ve devamı maddeleri düzenlemeleri gereğince hakları hatırlatılır. İlk olarak davacı tanığı huzura almır. Kimlik tes­piti yapılır. Hakları ve sorumlulukları anlatılır. Usulüne uygun şe­kilde, tanık beyanmı vermeden önce HMK 258/3 de ki gibi yemin ettirilir. Bu dava kapsamında tanık özellikle dava konusu taşınma­zın malikini ve davacıyı nerden tanıdığı, malikin gerçek ismini ne olarak bildiği, malikin haricinde tapu kayıtlarına geçtiği şekilde başkaca bir kişinin taşınmazın bulunduğu yer veya civarında bulu­nup bulunmadığı veya daha önce yaşayıp yaşamadığı hakkında bil­gi vererek davacın iddiasının doğru olup olmadığı hakkında beyan­da bulunur.

Keşif Yapılması Gereken Durumlar ve Keşif Usulü

Mahkemeye verilen dilekçe ile davacı, davsını ispatlamak için keşif talebinde de bulunabilir. Taraflarca dile getirilecek keşfin ya­pılmasının gerekliliğine mahkeme karar verecektir. Şayet mahkeme tarafın bu talebini yerinde görürse öncelikle dosya da yeterli masraf yoksa keşif için gereken muhtemel masrafı tamamlattıracaktır. Ve bunun için talepte bulunan tarafa gerekli ve kesin süre verir.

Keşif talebi genellikle yüzölçümü ve smır tashihleri sırasında ta­lep edilen bir delil türüdür. Davanın ispatlanabilmesi için keşif ya­pılması gerekiyor ancak bu da davacı tarafmdan talep edilmiyorsa, bu durum mahkemenin gerekçeli kararının gerekçesinde belirtilme­lidir.

Yüzölçümü ve smır tashihi için yapılacak keşifte, mahkemece teknik bilirkişi olarak özellikle fen bilirkişinin ve taşınmazı ve önce­sini bilen mahalli bilirkişiler hazır edilir. Ve varsa davacının tanıkla­rının da özellikle keşif sırasında dinlenmesi, davanın ispatı açısın­dan yararlı olacaktır. Yüzölçümü düzeltilmesi davası ile ilgili yapı­lacak diğer işlemler bu davanın konu başlığı altında ayrıca incelene­cektir.

Tashih Kararı

Mahkeme toplanan deliller ışığında, davacının davasmı ispat et­tiği anlaşılırsa dava kabul edilir. Davacının talebi doğrultusunda, yanlışlık bulunan kayıt açıkça yazılarak, düzeltilen şekli de yine açıkça yazılmalıdır.65 Burada önemli olarak diğer tashih davaların­dan farklı olarak yüzölçümü tashihi istenen dava türünde, yerleşik içtihatlar ışığında araştırılması gereken hususlara ayrıntılı olarak aşağıda yer verilecektir.

Yüzölçümü Düzeltilmesi Davası ve Kararı

Tapu kaydında yüzölçümü miktarının düzeltilebilmesi, bir ta­şınmaz malın gerçek yüzölçümünün tapu sicilindekinden daha az veya daha fazla olması, gerçeğin tapu sicilinde yazılı yüzölçümü ile örtüşmemesi, dava konusu taşınmazın sınırdaki taşınmazlarla da bir çekişmesinin bulunmaması halinde, Tapu Kaydının 31. maddesi gereğince yüz ölçüm hakkında tashih yapılabilmesi mümkündür.

Mahkemenin açılacak bu davalarda dikkat edeceği husus, ta­şınmazın kadastro çalışmaları sırasında “çap” a bağlı olarak yapılan kadastro tespiti sırasında, ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar ve bundan kaynaklanan yüzölçümü hatasından kay­naklanan bir düzeltme talebi olup olmadığıdır. Şayet davacının tale­bi bu şekilde bir hatadan kaynaklanıyorsa dava reddedilecektir. Çünkü bu tür hataların düzeltmesi 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesine göre ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğün­ce resen yapılır. Ancak Kadastro Müdürlüğü’nün burada vereceği karar sonrası bu karara itiraz ve tashih için sulh hukuk mahkemesi­ne dava açılabilecektir.

Davacmm dava dilekçesinde iddia ettiği ve düzeltilmesini iste­diği yüzölçümü eksikliği, eksikliğin bulunduğu iddia edilen kısmm, komşu parsellerde kaldığından dolayı ileri sürülen bir kayıt düzelt­me talebi ise, bu durumda davacmm bu talebi için sulh hukuk mah- kemesi’nde tashih davası değil, asliye hukuk mahkemesi’nde tapu iptali ve tescil davası açması gerekeceğinden dava yine reddedile­cektir.

Bununla birlikte ilgili kişinin Kadastro Müdürlüğü’ne başvurur, şayet Kadastro Müdürlüğü’nce düzeltme yapılırsa ilgililerine tebliği üzerine dava 30 günlük süre içerisinde sulh hukuk mahkemesine bu karar için dava açılabilir. Ancak Kadastro Müdürlüğü değişikliğin ölçü ve tersimattan ileriye gelmediğini, ortada sınır uyuşmazlığı bu­lunduğunu tespit ettiği durumda talebi ret eder. Bu durumda 10 yıllık hak düşürücü süre içinde (mad.12 / 3) dava değerine göre gö­revli mahkeme olan Sulh hukuk mahkemesinde sınır komşuları davalı gösterilerek yüzölçümünün düzeltilmesi davası açılması gerekir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, bir içtihadında açılan yüzölçümü tashihi davalarında mahkemenin yapması gereken araştırmaları ay­rıntılı olarak belirtmiştir. Buna göre; Bu tür davalarda;

Taşınmazın yüzölçümü miktarmm daha önce açılan bir da­va sonucu değiştirilmiş olmaması,

Taşınmaz tapu kaydının tüm ekleri ile birlikte getirtilmesi, diğer bir anlatımla ilk tesis tapusu esas tutularak, tedavülle­ri ile birlikte uygulanarak, taşınmazın sınırlarının saptan­ması,

Taşınmazın Medeni Kanunun 645. maddesi uyarınca fenni esaslara uygun olarak düzenlenen, gerçek duruma ters düşmeyen bir haritası mevcut olup olmadığının da araştı­rılması, geçerli bir harita varsa, tapunun kapsamına giren taşınmazın yüzölçümünün belirtilmesinde sınırlara değil haritaya itibar edilmesi,

Tapu kaydında okunan sınırların, değişken nitelikte olma­ması, sınırların dağ, tepe gibi istikamet gösteren nitelikte olması halinde kayıtta yazılı miktara değer verilmesi,

Komşu taşınmazlara ilişkin, tapu veya vergi kaydının bu­lunması halinde bu kayıtlar da uygulanarak, dava konusu taşınmazı ne şekilde okuduğunun saptanması,

Komşu taşınmaz maliklerinin dinlenmesi, bunun için, ta­şınmaz maliklerine davarım niteliğini açıklayan ve yargıla­maya katılmadıkları takdirde, davacı ile aralarmda smır çe­kişmesi olmadığını kabul ettiklerini belirtir şekilde açıkla­mak davetiye çıkarılması, gereklidir.

Uygulamada 5520 sayılı yasayla değişik Tapu Kanununun 31. maddesi uyarmca açılan yüzölçümü tashihi talepleri genellikle ka­dastro görmemiş yerlerde uygulama imkânı bulmaktadır.

Yargılama Giderleri

Bu davanm özelliği nedeniyle dava masrafları davacı üzerine bırakılır. Çünkü davalı kurum, davada yasal hasım niteliğindedir. Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş ve dava mahkemece kabul edilmiş olsa da ücreti vekâlet, davalı kuruma yüklenemez. Davanm niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.