Sanığın Kendisine Görevi Gereği Verilen Kullanıcı Kodu Ve Şifre İle Sorgulama Yapması Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme Suçunu Oluşturmaz

Vesayet Davalarının Türleri Ve Usulleri

Vesayet Davalarının Türleri Ve Usulleri

Kanunda vesayeti gerektiren hallere iki başlık altında yer veril­miştir. Bunlardan birincisi “küçüklük” İkincisi ise “kısıtlama” dır. Başlıklardan da anlaşılabileceği gibi küçüklere vasi atanması için (istisnalar haricinde) kısıtlanmaları gerekmez. Uygulamada bu du­rum çoğunlukla birkaç şekilde karşımıza çıkmaktadır:

Birincisi anne-babası ölmüş olan küçükler için,

İkincisi anne-baba boşanmış ve dava sonucunda velayet kendisine bırakılan kişi ölmüş olduğu durumlar için, üçüncüsü ise iki kişinin gayri resmi birlikteliklerinden bir çocuk dünyaya gelmiş ancak anne’nin on sekiz yaşmdan küçük olduğu durumlar için açılan vesayet davalarıdır.

Bu dava türlerinde de mahkeme re’sen tensip kararı ile bu kişi­ler için uygun vasiyi kolluk marifeti ile araştıracak, çocukların ba­kımını üstlenmiş ya da üstlenecek olan uygun kişiyi tespit edecek ve mahkeme huzurunda dinleyerek gerekli kararı verecektir(vasi için aranan şartlara aşağıda yer verilecektir).Öncelikle kısıtlanması gere­ken erginlerle ilgili davalara yer verecek, devamında da küçüklere atanacak vasiler ile istisna olarak küçüklerin de kısıtlanacağı du­rumlara değineceğiz.

^Kısıtlanması gereken kişiler için; TMK, 404-408.maddelerinde gereken şartları belirtmiştir. Bunlar:

Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı Nedeniyle Vesayet Davası

Kanun bu madde de “Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarmm güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.” demiştir.

Bir kimsenin akıl hastalığı ya da zayıflığı nedeniyle kısıtlana­bilmesi için bu durumu öğrenen ilgili makamlar ya da kişilerin ihba­rı ile vesayet davası açılır. Uygulamada genelde bu madde kapsa­mında, suç işlemiş olan akıl hastaları için Ceza Mahkemeleri ya da Cumhuriyet Savcılığı tarafından veya akıl hastasına bakmakla yü­kümlü olan kişiler tarafından haklarının korunması veya bakım ma­aşından yararlanmak amacıyla bildirim yapılmaktadır.

Mahkemeye yapılan bu tür bildirimler ile, mahkeme re’sen aşa­ğıda örneğini verilen tensibe benzer şekilde bir tensip zaptı hazırlar ve en önemli işlem olarak kısıtlı adayını en kısa zamanda, en yakm “tam teşekküllü bir devlet hastanesine” şevkini sağlar. Burada kişi­nin kısıtlanmasını isteyen aile veya yakınları kısıtlı adayını hastane­ye götürebilecekleri gibi kimsesiz olan, maddi durumu elvermeyen ya da çevresi için tehlikeli olan kişilerin hastaneye şevki kolluk tara­fından yapılacaktır. Bu durum öncelikle tensipte belirtilmeli ve ge­rekli müzekkereler yazılmalıdır. Burada belirtmek istediğim bir baş­ka nokta ise; Adalet Bakanlığının hazırladığı ve kamuoyunda “3.Yargı Paketi” adıyla bilinen değişikliklerle; hastaneye sevk edilen kişilerin koluna mühür vurma işlemlerine son verilmiştir. Bunun yerine kısıtlı adayının resimli ve geçerli kimliği ile mahkeme mü­zekkeresinde yer alacak kısıtlı adayı kimlik bilgilerinin uyumlu ol­ması yeterli olacaktır.

Vasi kararı için tensiben ilgili kamu kurumlarına yazılan mü­zekkerelerin tamamına cevap verilmiş olması gerekir. Gelen mü­zekkere cevapları ve akabinde yapılacak işlemler şunlardır:

Hastaneye yazılacak müzekkere  yukarda açıklanmıştır. Yazılan bu müzekkereye verilen cevapta; kısıtlı adayı için verilen heyet ra­porunun, kısıtlı hakkmda ki teşhis ne olursa olsun “vasi atanması gereklidir” ibaresi yer alması gereklidir. Kısıtlı adayı için herhangi bir hastaneden önceden bir heyet raporu alınmış olsa ve örneğin bu raporda kişinin akıl sağlığının bozuk olduğu saptanmış olsa da vasi kararı için yukarda belirtilen ibarenin raporda yer alması aranır. Raporda ayrıca “mahkemece dinlenmesine gerek yoktur”, “hastalığı süreklidir” ibareleri de yer alması mümkündür. Mahkemece din­lenmesine gerek olmayan kısıtlı adayının duruşmada bulunması ve dinlenmesi gerekmez. Hastalığın süresi ile ilgili tespit rapor da yer alıyorsa mahkeme bunları resen göz önünde bulunduracaktır – bu konuya vasi kararmm süresi bölümünde yer verilecektir- Hastane­den gelen raporda akıl hastalığı olduğu iddia edilen kısıtlı adayının muayenesi sonucunda “vasi atanması gerekmez” ya da “kısıtlanma­sı gerekli değildir” gibi bir ibare yer alırsa başkaca bir araştırmaya gerek kalmaksızın, dava reddedilir.

Kısıtlının ikamet yeri nazara alınarak kolluğa yazılacak müzek­kere ile;

kısıtlı adayının nerede oturduğu,

kim tarafından bakıldığı ve ihtiyaçlarının giderildiği, kısıtlı adayı için vasi olabilecek uygun bir kişinin tespit edi­lerek, bu kişi ile kısıtlı adayı arasmda bir menfaat çatışması ya da çıkar ilişkisinin olup olmadığının tespit edilmesi iste­nir.

Kolluk makamı tarafından tespit edilecek bu vasi adayını din­lemek için kendisine tebligat/talimat çıkarılır ya da işin acil olması durumunda aynı ilçede oturan ve tespiti yapılan vasinin adayının aynı müzekkerede duruşmada hazır edilmesi istenir. Ve duruşma­da vasi adayı dinlenir. Şayet engel bir durum yoksa vasi olarak bu kişi tayin edilir.

Kısıtlı adayının ikamet ettiği ilçede yer alan banka şubelerine yazılan müzekkereler ile kısıtlı adayı hakkında herhangi bir hak, alacak veya hesap olup olmadığı sorulur. Bankalardan gelen cevap­ta kısıtlı adayının herhangi bir para ya da hakkının bulunması ha­linde TMK, “Vasinin Görevleri” kısmında yapılması gereken işlem­lere yer vermiştir. Burada yer alan 441.maddeye göre kısıtlıya ait olan para, mahkemece verilecek vasi kararma müteakip vasi tara­fından; vesayet altındaki kişinin kendisi veya malvarlığının yöneti­mi için gerekli olmayan paralar, faiz getirmek üzere, vesayet maka­mı tarafından belirlenen milli bir bankaya yatırılır veya hazine tara­fından çıkarılan menkul kıymetlere çevrileceği hüküm altına alın­mıştır. Kısıtlanan kişinin bu şekilde bir parası varsa, mahkeme tara­fından kabul edilen davanın kararında, vasinin bu parayı yatırması gereken banka şubesi ve hesap şekli belirtilir ve de mahkemeye ge­rekli bildirim yapılması ihtar edilir.

Kısıtlı adayının ikamet ettiği ilçe Tapu Sicil Müdürlüğü’ne yazı­lan müzekkere ile kısıtlı adına kayıtlı bir menkul ya da gayrimenkul olup olmadığı sorulur. Şayet kısıtlının sahibi olduğu bir taşınmaz olduğu mahkemeye bildirilirse bunlar hakkında vesayet makamı­nın izni olmadan hiçbir tasarruf işlemi yapılmayacağı aksi halde vasinin sorumluluğunun doğacağı vasiye ihtar edilir ve ilgili ku­ruma yazılacak müzekkere ile taşınmaz kayıtlarına şerh düşülmesi istenir.

Kısıtlı adaymm ikamet ettiği ilçe vergi dairesine yazılacak bir müzekkere ile de kısıtlı adaymm vergi mükellefiyeti sorgulanır? Şa­yet böyle bir durum ortaya çıkarsa ne yapılacağı hüküm altına alınmıştır. 443. maddeye göre “Vesayet altmdaki kişinin malvarlığı içinde ticari, sinai veya benzeri bir işletme varsa; vesayet makamı, bunların işletilmesinin devamı veya tasfiyesi için gerekli talimatı verir”. Vesayet makamı olan Sulh hukuk mahkemesi bu şekilde kı­sıtlının sahibi olduğu bir işletme varsa yargılama devam ederken, öncelikle bu işletmenin devamı mı yoksa tasfiyesi mi kısıtlı adma daha yararlı olacağma karar verir. Kararında da hangi yönteme be­nimsenecekse bu ve uygulanacak prosedür belirtilir ve mahkemeye yapılan işlemlerle ilgili bilgi verilmesi ihtar edilir. Yine Vergi daire­sine yazılan bu müzekkereye verilen cevapta kısıtlı adaymm sahibi olduğu bir araç olup olmadığı anlaşılacaktır. Böyle bir araç (araba, traktör v.b.) olması durumunda yine mahkeme kararmda bu taşınır­ların kayıtlarına ilgili şerhlerin düşülmesi için gerekli müzekkere yazılacak, vasi adayına da ihtarda bulunulacaktır.

Müzekkere akıbetleri ve duruşma işlemlerin tamamı gerekçeli kararda belirtilir ve hüküm altına alınır.

Savurganlık, Bağımlılık, Kötü Yaşam, Kötü Yönetim Nedeniyle Vesayet Davası

Kanun 406. madde de “Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yö­netmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa dü­şürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanır” demiştir. Madde de anlatıldığı şekilde bir ergin kimsenin bu tarz davranışlar sergilemesi nedeniyle, gelirini, maaşını ya da başkaca kazancmı yerinde harcamadığı için kendisini, ailesini ve bakmakla yükümlü olduğu kişileri maddi açıdan zor durumda bırakmış ya da bırakma tehlikesi durumunda, bu kişinin mahkeme­ce kısıtlanması söz konusu olur. Ancak bu durumda da Mahkeme­nin kısıtlı adayını mutlaka dinlemesi ve iddialar konusunda beyanı­nın alınması gerekir.

Kanununda belirtilen şekilde özellikler taşıyan kimsenin kısıt­lanması amacıyla, uygulamada genellikle bu kişinin bakmakla yü­kümlü olduğu aile fertlerinden birinin ya da bir kaçının talepte bu­lunmasıyla dava açılır.

Kısıtlı adayı için yukarda yazılan ve (c),(d),(e) bentlerinde yer verilen müzekkereler yine tensiple ilgili kurumlara yazılır ve gelen cevaplar neticesinde yine yukarda açıklanan şekilde gerekli işlemler kararda belirtilir. Kısıtlı adayı hakkında ki kısıtlanmasını gerektiren iddiaların gerçekliği hastane raporuyla tespit edilmesi mümkün de­ğildir. Bu nedenle kısıtlı adayı hakkında öncelikle kolluğa müzekke­re yazılarak;

kısıtlı adaymm bakmakla yükümlü olduğu kişilere bakıyor mu, ihtiyaçlarmı karşılıyor mu, düzensiz veya gereksiz har­camaları var mı?

Kısıtlı adaymm kötü alışkanlıkları var mı varsa neler?

Kısıtlı adaymm farklı kişilere ya da bankalara borcu bulu­nuyor mu? Varsa borçlarmı ödeyebiliyor mu?

Kısıtlı adayı için uygun vasi kim olabilir, bu kişi ile arala­rında menfaat ilişkisi ya da çıkar çatışması var mı? gibi so­rularla gerekli ve ayrıntılı bir araştırma yapılması istenir.

Ayrıca kısıtlı adaymm kısıtlanması talep eden kişinin, göstere­ceği tanıklar dinlenir, kısıtlının durumu ile ilgili varsa delil niteliği taşıyan evraklar da incelenir. Yapılan bu araştırmalar neticesinde kısıtlı adayı hakkmda ki iddiaların gerçek olduğu anlaşılırsa, mah­kemece dava kabul edilir ve hüküm kurulur.

Özgürlüğü Bağlayıcı Ceza Nedeniyle Vesayet Davası

Kanun 407. maddesinde şu hükme yer vermiştir: “Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanır”. Bir yıl ya da daha fazla hapis cezasına mahkûm olan hükümlünün, cezasının infazına başlanılmasıyla Cezaevi Yöne­timi, C.Savcılığı aracılığıyla, bu kişiye vasi atanması için gerekli ih­barda bulunur. Hükümlünün cezaevine girmeden önce ki son ikametgâhı olan yer mahkemesi bu davada yetkilidir. Yetkili mahkeme kendisine yapılan ihbar ile ailesinin ya da kendisinin son ikametga­hının olduğu yer kolluk birimine müzekkere yazılarak yukarda be­lirtilene benzer şekilde bir vasi adayı belirlenmesi istenir. Kısıtlı adayı için yukarda yazılan ve (c),(d),(e) bentlerinde yer verilen müzekkereler yine tensiple, ilgili kurumlara yazılır ve gelen cevap­lar neticesinde yine yukarıda açıklanan şekilde gerekli işlemler ka­rarda belirtilir. Uygulamada Cezaevi yönetiminden C.Savcılığı’na gönderilen ihbar ekinde kısıtlı adayının kendisine atanmasmı iste­diği vasi adayı belirtilmektedir. Hükümlünün akli yönden bir problemi olmadığı için kendisi için uygun vasi adaymı belirtme­sinde bir sakınca yoktur. Mahkemeye böyle bir bildirim varsa bu kişi de vasi adayı olarak belirlenebilir. Vasi adayının belirlenmesi ile kendisine çıkarılan tebligat ya da talimat ile beyanı alınır ve hü­kümlünün tahliye edileceği tarihe kadar geçerli olmak üzere dava kabul edilir.

Kendi İsteği Üzerine Açılan Vesayet Davası

Uygulamada çok az karşılaşılmakla birlikte kanun, 408. madde­sinde, “Yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebe­biyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıt­lanmasını isteyebileceğini” hüküm altma almıştır. Mahkemeye biz­zat kısıtlı adayı tarafmdan yapılan bu başvuru ile dava açılır. Mah­kemenin kısıtlı adaymı mutlaka dinlemesi ve iddiaları konusunda kendi beyanlarının zapta geçirilmesi gerekir.

Kısıtlı adayı için yukarda yazılan ve (c), (d), (e) bentlerinde yer verilen müzekkereler yine tensiple ilgili kurumlara yazılır ve gelen cevaplar neticesinde yine yukarda açıklanan şekilde gerekli işlemler kararda belirtilir. Mahkeme ayrıca kolluk aracılığı ile yaptıracağı araştırmada, kısıtlı adayının iddia edilen şekilde bir durumunun olup olmadığını araştıracaktır. Ancak uygulamada kısıtlı adayının ağır hastalığı nedeniyle kısıtlanmak istenen kişi ile ilgili hastane raporu aldırması, ispat açısmdan önemlidir. Bu tür araştırmalarla kötü niyetli kişilerin talepleri de ayırt edilebilir. Burada hastaneye yazıla­cak müzekkerede kısıtlı adayının herhangi bir özrü ya da hastalığı nedeniyle kendi işlerini gerektiği gibi göremeyecek durumda olup olmadığı sorulacaktır. Şayet toplanan delillerle iddianın gerçekliği anlaşılırsa dava kabul edilir.

Velayet Altında Bulunmayan Küçükler İçin Vesayet Davası

TMK’ya göre “velayet altmda bulunmayan her küçük vesayet altma alınır”. Yukarıda açıklamaya çalıştığım üzere anne-babası herhangi bir nedenle olmayan ya da olup da velisi bulunmayan kü­çükler için mahkemeye yapılan ihbarla vesayet davası açılır.

Mahkeme ilk işlem olarak kendisine yapılan bildirim ekinde bu­lunan nüfus kayıt örneğinden çocuğun ikametgahına göre yetkili olup olmadığına karar verir. Bu hususta bir tereddüt oluşmuşsa, tensiben yetkisizlik kararı vermeyip, kolluk aracılığı ile çocukların nerede kiminle birlikte kaldıklarını araştırır. Gelen müzekkere ceva­bında da çocukların farklı bir mahkemenin yetki bölgesinde otur­dukları tespit edilirse ilk celsede başkaca işlem yapılmaksızın Yetki­sizlik kararı verilerek, dosya re’sen yetkili yer mahkemesine gönde­rilir.

Yetki konusunda bir engel bulunmadığı durumlarda mahkeme, tensiple birlikte yine yukarda belirtilen (c),(d),(e) bentlerinde yer verilen müzekkereler yazılır. Ayrıca kolluğa yazılacak müzekkerede küçüğe kimin baktığı, nerede kimin yanmda kaldığı v.b. araştırma­lar istenir.

Yapılacak araştırmalar neticesinde uygun vasi adayı tespit edi­lir, mahkemece dinlenir. Eğer mahkeme, herhangi bir tereddüt olu­şuyorsa ya da gerekli görüyorsa uygun vasi adayı konusunda küçü­ğün de beyanmı alabilir. Ve mahkeme küçük için uygun kişiyi vasi adayı olarak atayarak davayı kabul eder ve gerekçesini kararında açıklar?

Velayet Altında Bulunan Küçükler İçin Vesayet Davası

TMK’nın 419/2 maddesi kısıtlanması mümkün olan küçüklerle ilgili hükmünde: “Gerek duyulduğunda henüz ergin olmayanların da kısıtlanmasına karar verilebilir; ancak, kısıtlama kararı ergin ol­duktan sonra sonuç doğurur” ifadesine yer vermiştir.

Burada dikkat edilecek husus, zaten velayet altmda bulunan küçükler için açılan vesayet davalarında kısıtlanmanın küçüğün menfaatine olup olmadığıdır. Yargıtay 2. Hukuk dairesi bu konuda ki içtihatlarında: “Velayet hükümleri kamu düzenine ilişkindir. Vasi adayının iddiaları doğrultusunda resmi sağlık kurulu raporu alına­rak iddianın Türk Medeni Kanununun 405. maddesi kapsammda kalıp kalmadığı araştırılmalıdır. Türk Medeni Kanunu’nda gerek duyulduğunda henüz ergin olmayanların da kısıtlanmasına karar verileceğini hüküm altına almıştır. Özürlü olan küçüğün ergili ol­duğunda aynı usuli işlemlere muhatap kalacağı düşünüldüğünde Türk Medeni Kanununun 419/2. maddesi uyarınca kısıtlanmasmda hukuki yararı bulunmaktadır, ancak bu halde kısıtlama kararının ergin olduktan sonra sonuç doğuracağmı hükme bağlamıştır”.

Görüldüğü üzere bir veli özürlü durumda bulunan çocuğu için vesayet davası açabilir. Ve kendisinin vasi tayin edilmesini isteyebi­lir. Bu yola, uygulamada en çok çocukları için “özürlü maaşı”ndan ya da başkaca haklardan yararlanmak isteyenler başvurmaktadır. Davacının iddialarının doğruluğu için mahkeme gerekli araştırma­ları yapacaktır. Kısıtlı adayı için yukarda yazılan ve (a),(c),(d),(e) bentlerinde yer verilen müzekkereler yine tensiple ilgili kurumlara yazılır ve gelen cevaplar neticesinde yine yukarda açıklanan şekilde gerekli işlemler kararda belirtilir. Hastane raporunda yine özellikle küçük için “vasi tayini gerekir” ibaresi aranacaktır. Ancak 405. madde uygulaması ile burada dikkat edilecek husus vesayet kararı­nın küçüğün ergin olmasıyla sonuç doğuracağının hükümde yer almasıdır.

Vesayet davası sonucunda, dava mahkemece kabul edilecek olursa, anne-babadan biri çocuğa vasi olarak atanır. Ancak bu karar velayetin bitmesinden sonra hüküm doğuracağı için o zamana ka­dar velilik yetkisini anne-baba birlikte kullanırlar.