TCK m 180 Trafik Güvenliğini Taksirle Tehlikeye Sokma Suçu ve Cezası
MADDE 180.- (1) Deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye taksirle neden olan kimseye üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
765 sayılı ETCK’nun 389. ve kısmen 383.maddelerinin karşılığı olan YTCK’nun 180.maddesinde “trafik güvenliğini taksirli tehlikeye sokma” suçu, bir somut tehlike (yakın tehlike) suçu niteliğinde düzenlenmiştir.
Suçla Korunan Hukuksal Yarar
18O.maddede tanımlanan suçla korunmak istenilen hukuksal yarar, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlıklarının taksirle eylemlerle tehlikeye düşmesinin önlenmesi, dolayısıyla kamu güvenliğinin sağlanmasıdır. Burada yapılan davranışın ilgili hukuksal değeri genel olarak zarara sokabileceği saptaması yeterli olmayıp, gerçekten somut bir zarar tehlikesinin doğmuş olması gereklidir. Diğer bir anlatımla yasa koyucu, bu suç tipinde korunan hukuksal değerin (kişilerin hayatı, sağlığı ve malvarlıklarının) somut biçimde tehlikeye sokulması şartını aramaktadır. Bu itibarla, bu somut tehlike suçunda failin cezalandırılabilmesi için, deniz, hava veya demiryolu ulaşımında, failin taksirli eyleminin ilgili hukuksal değeri genel olarak zarara sokabilme olasılığı yeterli olmayıp, taksirli eylemin, korunan hukuksal yarar açısından bir somut, münferit olayda saptanabilir bir tehlike doğurması gerekmektedir.
Suçun Faili Ve Mağduru
Bu suçun faili, taksirli eylemiyle deniz, hava veya demiryolu ulaşımında korunan hukuksal değerler açısından somut bir tehlikeye neden olan herhangi bir kimse olabilir. Failin, bu suç tanımında sözü edilen deniz, hava veya demiryolu ulaşımında kullanılan bir aracı sevk veya idare etmesi şart değildir, somut tehlike doğuran taksirli fiili saptanan herhangi bir kimse bu suçun faili olabilir.
Suçun bir zarar suçu olmayıp somut tehlike suçu niteliğinde bulunması nedeniyle, bu suçun mağduru toplumdur. Zarar neticesinin meydana gelmesi bu suç tipinde bir unsur olarak aranmamıştır.
Suçun Maddi Unsuru
Suçun maddi unsuru, deniz, hava veya demiryolu ulaşımında trafik güvenliğinin taksirli eylemlerle tehlikeye sokulmasıdır. Ancak bu fiiller dolayısıyla cezaya hükmedebilmek için kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından somut bir tehlikenin meydana gelmesi gerekir. Suçun oluşabilmesi için kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından bir somut, münferit, olayda saptanabilir, yakın bir tehlike doğurması gerekli ve yeterli olup bu fiillerin işlenmesiyle olayda bir zarar neticesinin meydana gelmesi gerekli değildir. Eğer fiilin işlenmesiyle bir zarar neticesi doğmuşsa örneğin, taksirle öldürme (85.md.) veya taksirle yaralama (89.md.) suçu oluşabilir. Bu gibi durumlarda, farklı neviden fikri içtima (44.md.) hükümlerinin uygulanması gerekir.
YTCK’nun 22/2.fıkrasındaki tanıma göre taksir; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi ön- görülmeyerek gerçekleştirilmesidir. Bu suç tipi açısından failin taksirli fiilinin hareket unsuru, yapma (icra) veya yapmama (ihmal) biçiminde olabilir. Önemli olan, failin yapma veya yapmama biçimindeki davranışıyla dış alemde somut tehlike biçiminde beliren değişiklik arasında neden-sonuç ilişkisinin (nedensellik bağının) kurulabilmesi ve kusurunun da ayrıca sabit olmasıdır.
Suçun Manevi Unsuru
180.maddede tanımlanan suçun manevi unsurun gerçekleşebilmesi için failin taksirli eylemiyle deniz, hava veya demiryolu ulaşımında kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından somut bir tehlikeye neden olması, yani somut olayda kusurlu bir biçimde hareket etmesi gerekir. Somut olayda failin gerekli objektif dikkat ve özeni gösterip göstermediği araştırılacaktır. Bu dikkat ve özen yükümlülüğünün belirlenmesinde, failin kişisel yetenekleri gözönünde bulundurulmaksızın, objektif esastan hareket edilir.
Deniz, hava ve demiryolu ulaşımının güvenli bir şekilde sürdürülebilmesi için yasalarla öngörülen kurallar gözetilerek somut olayda failin kusurlu olup olmadığı, kusurlu ise taksirin yoğunluğu mahkemece normatif bir değerlendirme ile belirlenecektir. Ancak, özel ve teknik bilgiyi gerektiren bu konuda mahkemece bilirkişi incelemesi de yapılabilir.
Suça Etki Eden Nedenler
Bu suça özgü cezayı artıran veya daha az ceza verilmesini gerektiren özel bir hükme yer verilmemiştir. Failin neticeyi öngördüğü halde, neticeyi istememesine karşın, sırf şansına veya başka etkenlere, hatta kendi beceri veya bilgisine güvenerek hareket etmesi halinde “bilinçli taksir” (YTCK 22/3’.fıkra) sözkonusu olduğundan bu durumda 180/1.madde uyarınca tayin edilen ceza, 22/3.fıkra uyarınca üçte birden yarısına kadar artırılacaktır.
Teşebbüs
Bu suça teşebbüs mümkün değildir.
İştirak
Diğer taksirli suçlarda olduğu gibi, bu suçta da iştirak (YTCK. 37- 41.md.) hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Buna karşılık bu suçun birkaç kişi tarafından işlenmesi halinde, YTCK’nun 22/5.fıkrası uyarınca herkes kendi kusuru gözönünde bulundurulmak suretiyle sorumlu tutulur. Bu gibi durumlarda neticenin oluşumu açısından her kişinin taksirli fiili dolayısıyla kusurluluğu bir diğerinden bağımsız olarak belirlenmelidir.
İçtima
180.maddede tanımlanan suçun oluşması için, taksirli fiilin, kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından somut (yakın) bir tehlikeye neden olması yeterli sayılmış, ayrıca zarar neticesinin meydana gelmesi yani, bu fiil sonucunda ölüm, yaralanma gibi neticelerin gerçekleşmesi unsur olarak aranmamıştır. Somut olayda bu fiillerin işlenmesiyle bir zarar neticesinin meydana gelmesi halinde örneğin ölüm veya yaralanma meydana gelmişse, bu durumlarda, farklı neviden fikir içtima (44.md.) hükümlerinin uygulanması gerekir.
Kovuşturma
Suçun soruşturulması ve kovuşturulması re’sen yapılır.
Görevli Mahkeme
5235 sayılı Kanunun 11.maddesi uyarınca davaya bakma görevi asliye ceza mahkemesine aittir.
Suçun Yaptırımı
Üç aydan üç yıla kadar hapis cezasıdır. Hakim, somut olayın özelliklerini ve taksirin yoğunluğunu gözeterek 22/4. ve 61/1.madde ve fıkralarındaki ölçütlere göre temel cezayı alt ve üst sınır arasında belirleyecektir.
Dava Zamanaşımı
YTCK’nun 66/1-e bendi uyarınca bu suçun dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır.