Sanığın Kendisine Görevi Gereği Verilen Kullanıcı Kodu Ve Şifre İle Sorgulama Yapması Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme Suçunu Oluşturmaz

İdari Para Cezalarında Zamanaşımı

İdari Para Cezalarında Zamanaşımı

Zamanaşımı, Kanun’un belirlediği süreler içerisinde hakkın kul­lanılmaması nedeniyle dava ve icra kabiliyetini, karşı tarafın defi ile kaybettiren ve haklar üzerinde etki yapan kanuni sukut sebebi ya da bir alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edi­lebilme niteliğinden yoksun kalabilmesi şeklinde tanımlanabilir.

İdari Para Cezalarında Tahakkuk Zamanaşımı Süresi

İdari para cezasına konu fiil, ilgili kanunlar ile verilen yükümlü­lük yerine getirilmediği zaman işlenmiş sayıldığından, gerek 506, ge­rekse 5510 sayılı Kanunda öngörülen yükümlülüklerini yerine getir­meyenler, idari para cezasına konu fiili, yükümlüklerini yerine getir­meleri gereken sürenin son günü itibariyle işlemiş sayılmaktadır.

Diğer taraftan, idari para cezaları ilgiliye tebliğ edilmekle tahak­kuk ettiğinden, idari para cezasına konu fiilin tahakkuk zamanaşımına girip girmediği hususu, fiilin işlendiği tarihte geçerli olan Kanun hü­kümlerindeki zamanaşımı süresi dikkate alınarak belirlenecektir. Do­layısıyla, idari para cezalarının tebliğe çıkartılmasından önce tahakkuk zamanaşımına girip girmediği hususu, fiilin işlendiği tarihten cezanın tebliğe çıkartılacağı tarihe kadar ilgili Kanunda öngörülen sürenin ge çip geçmediğine bakılarak, ilgili sosyal güvenlik il müdürlüğünce/sosyal güvenlik merkezince araştırılacaktır.

Tebliğe çıkartılacağı tarihte zamanaşımına girmiş olduğu anlaşı­lan idari para cezaları tebliğe çıkartılmayacağı gibi, tebliğe çıkartıldığı tarihte zamanaşımına girmemiş olmakla birlikte tebliğ edildiği tarih itibariyle zamanaşımına girmiş olan idari para cezaları da ilgili sosyal güvenlik il müdürlüğü/sosyal güvenlik merkezi tarafından İdari Para Cezaları İtiraz Komisyonu kararı ile iptal edilecektir.

Öte yandan, idari para cezalarının tahakkuk zamanaşımına girip girmediği hususunun tespiti sırasında, idari para cezasına konu fiilin işverenlerce kendiliğinden verilen belge veya bildirgelere istinaden ya da mahkeme kararına/denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapı­lan tespitlere/bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelere isti­naden uygulandığı üzerinde durulmayacaktır.

İdari para cezalarının tahakkuk zamanaşımı süreleri, fiilin işlen­diği tarihte geçerli olan kanun hükümlerine göre aşağıda belirtildiği şekilde hesaplanacaktır.

30/9/2008 veya önceki bir tarihte işlenen fiiller yönünden tahakkuk zamanaşımı süresi

506 sayılı Kanunun idari para cezalarını düzenleyen 140 inci maddesinde 3910, 4958, ve 5655 sayılı Kanunlarla değişiklikler ya­pılmış olup, 506 sayılı Kanunda öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmeyenler hakkında uygulanacak olan idari para cezalarının ta­hakkuk zamanaşımına uğramış olup olmadığı hususu, fiilin işlendiği tarihte geçerli olan Kanımdaki zamanaşımı süresine bakılarak belirle­necektir.

Bu bağlamda, 30/9/2008 tarihi ve öncesinde işlenmiş olan fiiller dolayısıyla uygulanacak olan idari para cezalarının tahakkukunda dikkate alınacak zamanaşımı süreleri;

  • 9/7/1987 ila 11/5/1993 tarihleri arasında işlenen fiillerden dola­yı, bu tarihlerde konuyu düzenleyen herhangi bir yasal yasal düzenle­menin bulunmaması nedeniyle çeşitli yargı kararları uyarınca; beş yıl,
  • 12/5/1993 ila 5/8/2003 tarihleri arasında işlenen fiillerden dola­yı, 3910 sayılı Kanun uyarınca; on yıl,
  • 6/8/2003 30/9/2008 tarihleri arasında işlenen fillerden dolayı, 4958 sayılı Kanun uyarınca; beş yıl,

olacaktır.

Diğer taraftan, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanu­nunun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası “Suçun işlendiği zaman yürür­lükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hüküm leri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. ” hükmüne amirdir.

Kanunun bu hükmüne istinaden, idari para cezasına konu fiilin iş lendiği tarihte geçerli olan kanundaki zamanaşımı süresi ile sonradan yürürlüğe giren kanundaki zamanaşımı süresi farklı ise Türk Ceza Kanunun 7 nci maddesine istinaden failin lehine olan kanundaki za­manaşımı süresinin esas alınması gerekmektedir.

Bu nedenle,

  • Fiilin işlendiği tarihte geçerli olan kanunda idari para cezalarının on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun öngörülmesine rağmen, sonradan yürürlüğe giren kanunlarda idari para cezalarının beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun öngörüldüğü durumlarda, sonra­dan yürürlüğe giren ve failin lehine olan kanundaki beş yıllık zamana­şımı süresi,
  • Fiilin işlendiği tarihte geçerli olan kanunda idari para cezaları­nın beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu öngörülmesine rağmen, sonradan yürürlüğe giren kanunlarda idari para cezalarının on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun öngörüldüğü durumlarda, sonra­dan yürürlüğe giren kanunda failin lehine bir düzenleme öngörülme­diğinden, fiil tarihinde geçerli olan beş yıllık zamanaşımı süresi,

dikkate alınacaktır.

1/10/2008 veya sonraki bir tarihte işlenen fiiller yönünden tahakkuk zamanaşımı süresi

5510 sayılı Kanunun 102 nci maddesinin yedinci fıkrasında, “İdarî para cezaları on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamana­şımı süresi, fiilin işlendiği tarihten itibaren başlar. ” hükmü yer al­maktadır.

Buna göre, 5510 sayılı Kanunda öngörülen yükümlülüklerini ye­rine getirmeyenler hakkında uygulanacak olan idari para cezalarının, en geç fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde tebliğ edilmesi ge­rekmektedir.

İdari Para Cezalarında Tahsil Zamanaşımı Süresi

İdari para cezalarının tahsilinde dikkate alınacak zamanaşımı sii mahkeme kararlarına/denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan tespitlere/kamu kurum ve kuruluşlarından alman yazılara istinaden işverenlerce veya Kurumca re’sen düzenlenip düzenlenmediği üzerinde durulmaksızın, tebliğ edilen idari para cezasının yasal ödeme süresinin son gününde geçerli olan kanun hükümlerine göre tespit edilecektir.

Yasal ödeme süresinin son günü 30/9/2008 veya önceki bir tarihe rastlayan idari para cezalarının tahsilinde dikkate alınacak zamanaşımı süresi

506 sayılı Kanunun 140 inci maddesinde 6/8/2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 4958 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan ön­ce, idari para cezalarının tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde öden­mesi gerekmekte idi. Ancak 506 sayılı Kanunun 140 inci maddesinde 4958 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda idari para cezaları­nın ödeme süresi tebliğ tarihinden itibaren 15 güne çıkartılmıştır.

Buna göre,

  • 5/8/2003 veya önceki bir tarihte tebliğ edilmiş olan idari para cezalarında yasal ödeme süresi, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün,
  • 6/8/2003 veya sonraki bir tarihte tebliğ edilmiş olan idari para cezalarında yasal ödeme süresi, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün,

olarak dikkate alınacaktır.

Bu bağlamda, yukarıda belirtilen süreler dikkate alınmak suretiy­le idari para cezalarının ödeme süresinin sona erdiği tarihin,

  • 7/12/1993 veya önceki bir tarihe rastlaması halinde, tahsil za­manaşımı süresi, Borçlar Kanunu hükümlerine istinaden, ödeme vade­sinin sona erdiği tarihi takip eden günden itibaren on yıl,
  • 8/12/1993 ila 5/7/2004 tarihleri arasına rastlaması halinde, tahsil zamanaşımı süresi, 6183 sayılı Kanun hükümlerine istinaden, ödeme vadesinin sona erdiği tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren beş yıl,

– 6/7/2004 ila 30/9/2008 tarihleri arasına rastlaması halinde, tahsil zamanaşımı süresi, Borçlar Kanunu hükümlerine istinaden, ödeme va­desinin sona erdiği tarihi takip eden günden itibaren on yıl,

olarak dikkate alınacaktır.

Diğer taraftan, idari para cezalarının tahsil zamanaşımında, ta­hakkuk zamanaşımında olduğu şekilde lehe olan hükümlerin uygu­lanması gibi bir durum söz konusu değildir.

Yasal ödeme süresinin son günü 1/10/2008 veya sonraki bir tarihe rastlayan idari para cezalarının tahsilinde dikkate alınacak zamanaşımı süresi

5510 sayılı Kanunun 102 nci maddesinin dördüncü fıkrasına göre idari para cezalarının tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde ödenmesi gerekmektedir. Yasal ödeme süresinin son günü 1/10/2008 veya sonraki bir tarihe rastlayan idari para cezalarının tahsilinde dik­kate alınacak zamanaşımı süresi, 5510 sayılı Kanunun 93 üncü mad­desinin ikinci fıkrasında yer alan; “Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başla­yarak on yıllık zamanaşımına tâbidir.” hükmüne istinaden, ödeme sü­resinin dolduğu onbeşinci günü takip eden takvim yılı başından itiba­ren on yıl olarak dikkate alınacaktır.

Ölüm halinde idari para cezaları hakkında yapılacak iş­lemler

Bilindiği gibi, 6183 sayılı Kanunda idari para cezalarının amme borçlusunun ölümü halinde terkin edilip edilmeyeceği hususunda her hangi bir düzenleme yer almamaktadır.

Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38 inci maddesinin altıncı fıkrasında “Ceza sorumluluğu şahsidir.” hükmü yer almaktadır.

Anayasanın bu hükmü ile şahısların işledikleri idari veya adli suçlara istinaden gerek adli, gerekse idari merciler tarafından verilen cezaların yalnızca o kişiye yönelik olarak infaz edilmesi gerektiği hü­küm altına alınmaktadır.

Diğer taraftan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun;

  • ‘Ceza sorumluluğunun şahsiliği’ başlıklı 20 nci maddesinin bi­rinci fıkrasında, “Ceza sorumluluğu şahsîdir. Kimse başkasının fiilin­den dolayı sorumlu tutulamaz.”
  • ‘Sanığın veya hükümlünün ölümü’ başlıklı 64 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise, “Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edil­memiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur.”

hükmü yer almaktadır.

Ayrıca, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 96 ncı madde­sinde de 5237 sayılı Kanunun 64 üncü maddesine paralel hüküm yer almakta idi.

Bu itibarla, Anayasanın 38 inci maddesi hükmü ile mülga 765 sa­yılı Türk Ceza Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer veri­len hükümler karşısında, cezaya muhatap kişinin ölümü halinde mah­kemeler tarafından verilen adli para cezalarının tahsilinden vazgeçil­mesi gerekmektedir. Ancak, yargılama giderlerine ilişkin olup ölüm­den önce kesinleşmiş olan mahkeme kararlarının infazı gerektiğinden, bu tutarlar gerek terekeden gerekse mirasçılardan tahsil edilecektir.

İdari para cezalarının düzenlendiği özel kanunlarda, cezaya mu­hatap olan kişilerin ölümü halinde, idari para cezalarının mirası red­detmemiş mirasçılarından takip edilip edilmeyeceği yönünde ayrıca bir hüküm bulunmaması nedeniyle, Anayasanın 38 inci maddesinde yer verilen “Cezaların Şahsiliği” ilkesi ve 5237 savdı Türk Ceza Ka- den vazgeçilmesi icap etmektedir. Bu bağlamda, 5510 sayılı Kanun uyarınca uygulanan idari para cezasının borçlusu olan gerçek kişi işve­renin ölümü halinde, bu amme alacağının mirası reddetmemiş mirasçı­larından takip edilip edilmeyeceği yönünde bir düzenleme bulunmadı­ğından, kendisine idari para cezası uygulanan amme borçlusunun ölümü halinde, bu alacağın (borçlunun mirasçılarından takip edilmek­sizin) tahsilinden vazgeçilecektir.

Buna karşın, tüzel kişilere yönelik olarak verilen idari para ceza­larının tüzel kişiliğin mal varlığından tahsil edilememiş olması nede­niyle, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takibe geçilen sorumlu tu­tulan ortaklar ve/veya kanuni temsilcilerin ölümü halinde, cezaya tü­zel kişiliğin muhatap olması nedeniyle, mirası reddetmemiş mirasçı­lardan bu alacakların takibine devam edilecektir.

İdari para cezalarına yönelik zamanaşımı süresinin hesaplanma­sında en önemli olan nokta idari para cezasını gerektiren fiilin işlendi­ği tarihin tespitidir. Nitekim zamanaşımına ilişkin on yıllık süre bu ta­rihten başlayacaktır. Kanunda geçen “fiilin işlendiği tarih” ifadesinden kasıt, idari para cezasına konu olan suçun işlendiği tarihtir. Başka bir ifade ile, 5510 sayılı Kanunda öngörülen yükümlülüklerini yerine ge­tirmeyenler, idari para cezasına mesnet teşkil eden fiili, söz konusu yükümlüklerini yerine getirmeleri gereken sürenin son günü itibariyle işlemiş sayılmaktadırlar.