2022 ÇOCUK İÇİN YARDIM NAFAKASININ ARTTIRILMA DAVA DİLEKÇESİ
YARDIM NAFAKASI
Evlilik birliğinin sona ermesinden sonra velayet kendisine verilmemiş eşin müşterek çocuğun bakımı için gerekli olan bakım borcu devam etmektedir. TMK’nun konuyu düzenleyen ilgili maddelerine aşağıda yer verilmiştir. Buna göre,
Çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması ve korunması ana baba açısından hukuki bir ödevdir (TMK 340).
Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır (TMK 327).
Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler (TMK 328).
Yukarıda da ifade edildiği gibi çocuklarının bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanmasında ve korunmasında birincil görev ana-babaya düşmektedir. Bunun yanında yine çocukların bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler mali güçleri oranında öncelikle anne-baba tarafından karşılanmak zorundadır. Evlilik birliğinin resmi olarak ortadan kalkmış olması, ana ve babanın çocuğa karşı olan görevlerinde doğal olarak bir değişiklik meydana getirmez. Bu nedenle evlilik birliğinin sona ermesinden sonra velayet kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır (TMK 182/2). Özellikle çocuğun eğitim giderleri için yapılan katkı çocuk ergin olduktan (18 yaşını doldurduktan) sonra da devam etmektedir. 18 yaşını doldurduktan sonra da eğitimi devam eden çocuk yararına olan bu parasal katkı yükümlülüğüne “yardım nafakası” denir.
Süre
Yardım nafakası ödeme yükümlülüğünün ne zaman başlayacağı ve ne kadar süre devam edeceği de yine TMK’nun 328. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre söz konusu yükümlülük çocuğun ergin olmasıyla (18 yaşını doldurmasıyla) başlar ve kural olarak eğitimi sona erinceye kadar devam eder.
Görev ve Yetki
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1 maddesine göre yardım nafakası davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.
Yetkili mahkeme ise taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. (TMK m. 365)
Taraflar
Yardım nafakası davası eğitimi devam eden 18 yaşını doldurmuş müşterek çocuk tarafından bizzat açılır. Ayrıca nafaka alacaklısına bakmakta olan resmi veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da bu dava açılabilir (TMK m. 365/4). Dava TMK m. 365’e göre mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır.
Talep
Hukuk davalarında hâkim kural olarak iki taraftan birinin talebi olmaksızın re’sen (kendiliğinden) bir davayı inceleyip karar veremez. Bu tür davalarda hâkim her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı olup talep edilenden fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Ancak yargılama sonunda ortaya çıkacak duruma göre talep edilenden daha azına karar verebilir. Buna göre hakim yardım nafakası davası açarak talepte bulunan çocuğun talebi ile bağlıdır. Yapılacak yargılama sonunda oluşacak kanaate göre talep edilen miktardan daha azına da karar verilebilir.
Miktar
Yardım nafakası miktarının belirlenmesi konusunda da yukarıdaki açıklamalarımıza paralel olarak diyebiliriz ki; hâkim taleple bağlı olup talep edilen rakamın üstünde nafakaya hükmedemez. Ayrıca talep edilmesi halinde hükmedilen yardım nafakasının gelecek yıllarda ne miktarda ödeneceğine de karar verilebilir (TMK m.365/5).
Nafaka miktarı belirlenirken üst sınır nafaka talep edenin talebidir. Ancak yukarıda da ifade ettiğimiz gibi yargılama sonunda ortaya çıkacak duruma göre talep edilenden daha azına da karar verilebilir. Bunun için eğitimi devam çocuğun başta eğitim giderleri olmak üzere bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması ve korunması için gerekli olan giderlerle karşı tarafın mali, gücü (TMK m.365/2) dikkate alınır.
………………………NÖBETÇİ AİLE MAHKEMSİ HÂKİMLİĞİ’NE
DAVACI: Adı ve Soyadı……… T.C:……………………..Adres:……………………….
KARŞI TARAF
DAVALI: Adı ve Soyadı……..T.C…………………….Adres:………………………….
DAVA KONUSU: …………..Aile Mahkemesinin …/…/20…. tarih ve 20……./……. E. ve 20…../…… K. sayılı boşanma kararı sonucu …….. TL olarak hükmedilen Yardım Nafakasının günümüz şartlarına uyarlanarak ……. TL ‘ye çıkartılması talebimden ibarettir.
ACIKLAMALAR:
………….Aile Mahkemesinin …/…/20…… tarih ve 20…../……. E. ve 20…../…… K. sayılı kararı ile anne ve babamın boşanmalarına karar verilmiştir. Sayın mahkeme aynı kararda ……… TL nafakaya hükmetmiş ancak hayat koşulların gün geçtikçe daha zor hale gelmesi nedeniyle bu davayı açmak zorunluluk arzetmiştir.
Nafaka hayat koşullarının zorlaşması, günümüz enflasyon oranı karşısında oldukça komik bir meblağ haline gelmiştir ve ihtiyaçlarımı karşılamamaktadır. Bu yıl üniversiteye kayıt yaptırdım. Okula yeni başlamam nedeniyle yaklaşık olarak ………. TL masraf harcanmış ve bu nedenle güç duruma düştüm. Karşı taraf Davalı Babamın yüksek düzeyli bir işçi olduğu düşünüldüğünde gelir durumunun iyi olduğu herkesin malumudur. Söz konusu halen almakta olduğum yardım nafakasının …….. TL olmasının mağduriyetime yol açmaktadır.
Sayın mahkemede takdir eder ki 18 yaşını doldurmam diğer tarafın sorumluluğunu ortadan kaldırmamakta, aksine ayrılık sonrası psikolojik ve sosyal anlamda daha fazla mağdur olmamam için daha çok özverinin gösterilmesi gerekmektedir. Bu yıl okula başlayacak olmam ve maddi durumum kötü olduğu için arkadaşları arasında sosyal bunalıma girmemem için. Sayın mahkeme takdir eder ki günümüz koşullarında okula yeni başlayan bir öğrencinin masrafları oldukça yüklü olup, bunu karşılayacak gelirim de bulunmamaktadır. Doktrinde ve kanunda yer aldığı gibi; yardım nafakası çocuğun öğrenimine, eğitimine, geçimine yetecek miktarda olmalıdır.
Yukarıda izah ettiğim tüm bu nedenler göz önünde bulundurularak, karşı taraf babamında yüksek düzeyli işçi olduğu ve ekonomik durumunun oldukça iyi olduğu düşünülerek, değişen ekonomik koşullar karşısında söz konusu nafakanın artırımı yönünde dava açma zarureti doğmuştur.
HUKUKİ NEDENLER: MK, BK, sair ilgili mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER: Tanık beyanları, ………Aile Mahkemesinin …/…/20…. tarih ve 20…./….. E. ve 20…./…… K sayılı kararı, Nüfus Aile Kayıt Tablosu ve sair bütün deliller.
İSTEM VE SONUC: Yukarıda arz ettiğim nedenlerle davamın kabul edilerek yardım nafakasının ……. TL’ den …… TL’ ye çıkarılmasına yargılama gideri ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi saygılarımla arz ve talep olunur. …/…/2015
DAVACI
Adı ve Soyadı
İmza
………….NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİNE
DAVACI : Adı ve Soyadı, T.C. Kimlik No:
Adres
DAVALI :Adı ve Soyadı, T.C Kimlik No ve Adresi
DAVA KONUSU : Yardım nafakası
AÇIKLAMALAR :
1–Üniversite Öğrenci seçme sınavında ……………… Fakültesini kazanarak ……………iline geldim. Kredi ve Yurtlar Kurumluna bağlı yurtta kalmaktayım. Öğrenci kredisi ve harç kredisi almaktayım. Fakat aldığım krediler ile geçimimi temin etmem mümkün değildir.
2- Bu durumu anne ve babama anlatarak bana yardımcı olmalarını istedim. Bu-güne kadar sanki üvey evlat muamelesi yaparak bana yardımcı olmadılar. Bu davayı açmaya karar verdim.
3- Türk Medeni Kanununun 364. maddesine göre, öğrenci olduğum için çalışa-mamaktayım. Hiçbir gelirim de bulunmamaktadır. Dolayısıyla anne ve babamın yar-dımına ihtiyacım bulmaktadır. Medeni kanunun 365. maddesinin 6. fıkrasına göre bu davayı bulunduğum yer Aile mahkemesinde açıyorum.
DELİLLER : Her tür delil.
HUKUKİ SEBEPLER : TMK. md. 364, 365/6 ve İlgili mevzuat.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda sunulan nedenlerle, duruşma sırasında belirecek durumlar karşısında davamın kabulü ile 700 Türk Lirası yardım nafakasının davalılardan alınarak tarafıma ödenmesine karar verilmesini, yargılama harç ve mas-raflarının davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim. …/…/…
Davacı
Adı ve Soyadı
İmza
T.C.
YARGITAY
3.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2014/9271
KARAR NO: 2015/3016
KARAR TARİHİ: 26.02.2015
>NAFAKA DAVASI – ÜNİVERSİTE EĞİTİMİNE DEVAM EDEN REŞİT DAVACININ DAVALI BABASINDAN VE DAVA DIŞI ANNESİNDEN ÖĞRENİMİNİ TAMAMLAYINCAYA KADAR YARDIM NAFAKASI İSTEME HAKKI BULUNMASI – DAVANIN REDDİNE KARAR VERİLMESİNİN İSABETSİZLİĞİ
ÖZET: Somut olay irdelendiğinde; üniversite eğitimine devam eden reşit davacının, davalı babasından ve dava dışı annesinden öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteme hakkı bulunmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, davacının talebi yardım nafakası olarak nitelendirilip, bu yönde inceleme ve araştırma yaparak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
(4721 S. K. m. 4, 328, 364)
DAVA VE KARAR: Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin anne babasının 2003 yılında boşandığını, boşanma ilamıyla birlikte velayetin annesine verildiğini, aylık 75,00 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, nafakanın hükmedildiği tarihten bu yana aradan 10 yıl geçtiğini, bu süreçte müvekkilinin reşit olduğunu, üniversite eğitimine başladığını, ihtiyaç ve giderlerinin arttığını, annesinin de çalışmadığını belirterek; aylık 75,00 TL olarak ödenmekte olan iştirak nafakasının aylık 925,00 TL artırılarak 1.000,00 TL’ye yükseltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davacının reşit olduğunu, geçimini temin edebildiğini, davanın maddi durumu iyi olan anneye yöneltilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; “tedbir nafakasının mahkemece karar alınmasına gerek olmadan kendiliğinden ortadan kalkacağı, bu hali ile açılan iş bu dava da ortada devam eden bir tedbir nafakası olmadığı, olmayan bir nafaka ile ilgili olarak bunun artırılmasının istenemeyeceği, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş” denilerek hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyize konu uyuşmazlık, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf dava dilekçesinde iştirak nafakasının artırılmasını talep etmiştir. Mahkemece talep tedbir nafakası olarak isimlendirilmiştir. 1994 doğumlu davacı, eldeki davanın açıldığı 11.02.2013 tarihi itibariyle reşit olup, iştirak nafakası ergin olmayla kendiliğinden sona erdiğinden eldeki davada talep edilen nafaka, dava dilekçesinin içeriğine göre yardım nafakası mahiyetindedir. Davacı tarafın nafaka türünü yanlış nitelendirmesi talebin esasını değiştirmez.
Kural olarak; anne babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür. (TMK m. 328/2)
Diğer taraftan; herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. (TMK m.364)
Yardım nafakası; aile bireylerini yoksulluktan kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlak kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Ancak kanun koyucu yardım nafakasını, kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir.
Yardım nafakası isteyenin kusuru ile yardıma muhtaç duruma düşmüş olması, yükümlüyü borcundan kurtarmayacağı gibi, herhangi bir nedenle aile bağlarının zayıflamış olması da yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nun 07.06.1998 gün, 1998/656-688 sayılı ilamında; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Yardım nafakasına karar verilebilmesi için nafaka isteyenin yardım edilmemesi halinde zarurete düşeceğinin anlaşılması gerekmektedir. Zarurete düşme, çok sıkıntılı bir durumu ve zorlu ekonomik şartları ifade eder.
Bu bağlamda; eğitimine devam eden reşit birey, kendi emek ve geliriyle yaşamını sürdürmekten yoksun ise anne babadan öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteyebilir.
Mahkemece yardım nafaka miktarı tayin edilirken; davacının ihtiyaçları ve davalının geliri birlikte göz önünde bulundurulmalı, TMK’nın 4.maddesinde düzenlenmiş olan hakkaniyet ilkesi de nazara alınmalıdır.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; üniversite eğitimine devam eden reşit davacının, davalı babasından ve dava dışı annesinden öğrenimini tamamlayıncaya kadar yardım nafakası isteme hakkı bulunmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece, davacının talebi yardım nafakası olarak nitelendirilip, bu yönde inceleme ve araştırma yaparak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.02.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.