2022 C.SAVCILIĞINA (YEDİEMİNLİK GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMA) SUÇU ŞİKAYET DİLEKÇESİ
Yedieminliği Suistimal (yeni adıyla Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma) suçu, kovuşturması şikayete bağlı olmayıp, şayet suç duyurusu yapılacak ise bunun da Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılacak bir dilekçe yapılması gerekecektir.
İcra Ceza Mahkemesi; suçun 2004 sayılı İİK md. 336/A ile düzenlendiği dönemde davaya bakabiliyordu. Madde; 01.06.2005 tarihli 5358 sayılı Kanunu’un 23. maddesi ile kaldırılmıştır. Bu suç artık 5237 sayılı TCK’da düzenlenmektedir.
Muhafaza görevini kötüye kullanma
MADDE 289 – (1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir.
(3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
…….. CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA
ŞİKÂYET EDEN : Adı ve Soyadı, (T.C. Kimlik No)
VEKİLLERİ : Avukat Adı ve Soyadı, Avukat Adı ve Soyadı
Adres
ŞÜPHELİ : Adı ve Soyadı (T.C. Kimlik No)
Adres
SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanmak.
SUÇ TARİHİ : …/…/…
TAKİP DOSYASI : ….. . İcra Müdürlüğünün …/… esas sayılı dosyası
AÇIKLAMASI :
1-Müvekkilimizin alacağının sağlanması amacıyla yukarıda belirtilen icra dosyası ile yapılan takip sırasında …/…/… tarihinde haczedilen ve aşağıda liste olarak belirtilen mallar şüpheliye yediemin sıfatıyla teslim edilmiştir. Yediemin olarak bırakılan mallar şunlardır: Bir adet notebook,….. marka LCD televizyon,……..,……..,…..
2- Şüphelinin, haciz tarihinden sonra hiç bir surette borcu ödemeye yanaşmaması nedeniyle, haczedilen eşyanın muhafaza altına alınması için mahcuzların bulunduğu adrese gidildiğinde, daha önce şüpheliye yediemin sıfatıyla bırakılan hacizli malların adreste bulunmadığı, bu adresten kaçırıldığı saptanmıştır. …/…/… tarihli haciz zaptında bu husus sabittir.
3- Şüphelinin eylemine uyan yasa maddeleri uyarınca cezalandırılmasını sağlamak amacıyla Başsavcılığınıza başvurmak zarureti hâsıl olmuştur.
DELİLLER : İcra dosyası ,Ve her türlü yasal delil.
HUKUKİ NEDENLER : 5237 sayılı TCK. m. 289 ve ilgili yasa maddeleri.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda kısaca açıklanan nedenlerle gerekli soruşturma yapılarak şüphelinin eylemine uyan Türk Ceza Kanununun 289. maddesi uyarınca cezalandırılması için hakkında kamu davası açılmasını, davacı vekili olarak saygılarımla arz ve talep ederiz. …/…/2015
Davacı Vekili
Avukat Ad ve Soyadı
İmza
……………….. CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA
ŞİKAYETÇİ : …………………………..
(ŞÜPHELİ) : ……………………………..
SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma (TCK m. 289/1)
AÇIKLAMALAR
1-Konya İcra Müdürlüğü’nün 20…./….. Esas sayılı dosyası ile şîkâyetçi müvekkile borçlu ……………………….. hakkında icra takibi yürütülmektedir.
2-Bu takiple ilgili olarak …./…/….. günü bir adet Renault marka araç üzerinde haciz işlemi uygulanmış ve haciz konusu araç yediemin olarak borçlunun kardeşi ………. ………….’a bırakılmıştır. Akabinde, borcun ödenmemesi nedeniyle hacizli aracın satışına geçilmiştir.
3-Konya İcra Dairesi’nce …/…/….. tarihi satış günü olarak belirlenerek borçluya tebliğ ve gerekli yerlerde ilan edilmiştir. Ancak satış günü ve yerinde ne borçlu ne de yediemin ………… …………….., aracı hazır etmemiş; bu nedenle de satış düşmüştür.
HUKUKİ NEDENLER : İİK, TCK ve ilgili mevzuat
DELİLLER : Konya İcra Müdürlüğü’nün 20../….. Esas sayılı icra takip
dosyası ve sair deliller.
SONUÇ VE İSTEM : Açıklanan nedenlerle şüpheli …….. ……….. hakkında cezalandırılmak üzere kamu davası açılmasını saygılarımla arz ve talep ederim. …/…/2015
Şikayetçi
Adı ve Soyadı
İmza
T.C.
YARGITAY
4. CEZA DAİRESİ
ESAS NO. 2009/15303
KARAR NO. 2011/19977
KARAR TARİHİ. 1.11.2011
> MUHAFAZA GÖREVİNİ KÖTÜYE KULLANMAK
5237/m.289
ÖZET : Yedieminlik görevini kötüye kullanmak suçunda; haciz tutanağını düzenleyen icra müdür yardımcısı tanık olarak dinlenip, hacizli malların sanığa, yediemin olarak teslim edilip edilmediğinin sorulması ve bu mallar üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunulup bulunulmadığının araştırılması gerekir.
DAVA : Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
11.08.2005 tarihli haciz tutanağını düzenleyen icra müdür yardımcısı tanık olarak dinlenip, hacizli malların sanığa, yediemin olarak teslim edilip edilmediğinin sorulması ve bu mallar üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunulup bulunulmadığının araştırılması ve tüm kanıtların birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
SONUÇ : Yasaya aykırı ve katılan vekilinin temyiz nedenleriyle tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 01.11 2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YEDİEMİNİN GÖREVİ KENDİSİNE TESLİM EDİLEN MALI SAKLAMA VE İSTENDİĞİNDE İADE ETMEKTİR. SATIŞ MAHALLİNE MALI GÖTÜRME VE HAZIR BULUNDURMA MECBURİYETİ YOKTUR.
T.C.
YARGITAY
4.CEZA DAİRESİ
ESAS NO: 2011/10834
KARAR NO: 2011/7593
KARAR TARİHİ: 01.06.2011
DAVA: Muhafaza görevini kötüye kullanmak suçundan sanık M. G.’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 289/1, 289/1-2, 62, 52. maddeleri uyarınca 1 ay 7 gün hapis ve 740,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 51/1 maddesi gereğince hapis cezasının ertelenmesine, sanık hakkında aynı Kanun’un 53/1-2 maddesinin uygulanmasına dair Derinkuyu Sulh Ceza Mahkemesinin 26/03/2010 tarihli ve 2009/197 esas, 2010/52 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 26.03.2011 gün ve 2011/15924 sayılı yazısı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2011 gün ve 2011/160353 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede <1- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 22/12/2009 tarih ve 2008/7470 esas, 2009/21076 karar, 26/01/2010 tarih ve 2008/6720 esas, 2010/777 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, <…vedia sözleşmesinin bir türü olan yedieminlik kurumunun yediemine yüklediği muhafaza ve iade görevinin yalnızca kendisine teslim edilen yerde saklama ve iade etme yükümlülüğü yüklediği, hacizli malı satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı…>, somut olayda da, haczedilerek sanığa yediemin olarak teslim edilen malların, satış gününde satış yerine götürülmemesi şeklinde gerçekleşen eylemin, atılı suçun maddi unsurunu oluşturmayacağı gözetilmeksizin, sanığın beraati yerine yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/4. maddesinde yer alan “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.> şeklindeki düzenleme karşısında, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, aynı Kanun’un 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında, isabet görülmemiştir” denilmektedir. Gereği görüşüldü.
Karar: Muhafaza görevini kötüye kullanma suçu, fail açısından yapılan sınıflandırmaya göre özgü bir suçtur. Bu suç ancak yasal düzenlemede belirtilen hukuki ve fiili nitelikleri taşıyan kişiler tarafından işlenebilir. Özgü suçların failleri belirli bir yükümlülük altında bulunmaktadır. Bu nedenle özgü suçlar doktrinde yükümlülük suçları olarak da adlandırılmaktadır. 5237 sayılı T.C.Y.’nın 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun faili, kendisine rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş malın resmen teslim edildiği kişidir. Hukuk uygulamasında bu kişiler yediemin olarak anılmaktadır. Yedieminin, suçun yapısı ve görevlendirilmesinin dayanağını oluşturan ilgili yasalardan kaynaklanan bazı yükümlülükleri vardır. İcra ve İflas Yasası hükümleri uyarınca yürütülen takipler nedeniyle gerçekleştirilen haciz işlemi sırasında yediemin olarak görevlendirilen kişinin, İ.İ.Y.’nın 88. ve 358. ile halen yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Yasasının 468. maddeleri içeriğinden saptanan yükümlülükleri şunlardır: 1) Kendisine resmen teslim edilen malı/malları saklamak, korumak ve olduğu gibi (aynen) bırakmak. 2) Resmen teslim işlemini gerçekleştiren yetkili organ istediğinde hacizli malı kendisine teslim edilen yerde geri vermek veya hazır etmek. Belirtilen yükümlülükler aynı zamanda T.C.Y.’nın 289. maddesinde öngörülen teslim amacını oluşturmaktadır. Bu açıklamalar karşısında, yediemin sanıktan hacizli malı icra dairesi tarafından belirlenen satış yerine götürmesinin beklenmesi ve satış yerine götürmeme biçimindeki ihmali davranışın teslim amacı dışında bir tasarruf olarak değerlendirilmesi olanaklı değildir.
İncelenen dosyada yer alan iddianameye göre sanık hakkında icra takibi sırasında haczedilip kendisine yediemin olarak teslim edilen hacizli malları yapılan tebligata karşın satış yerine getirmeyerek muhafaza görevini kötüye kullandığı iddiasıyla kamu davası açıldığı görülmektedir. Dosyada bulunan haciz tutanağı, şartname, satış ilanı, muhtıra ile birinci artırma tutanağına göre hacizli malların yediemine teslim edildiği yer ile icra dairesince satışın yapılmasına karar verilen yer farklıdır. İcra dairesince sanığa muhtıra gönderilerek hacizli malları belirlenen satış yerine getirmesi istenmiştir. Yukarıdaki paragrafta belirtilen açıklamaya göre, yediemin sanığın hacizli malları satış yerine götürmemesi, teslim amacı dışında bir tasarruf olarak değerlendirilemeyecektir. Mahkemece, suçun maddi unsurunun oluşmadığı gözetilmeden kurulan mahkumiyet hükmünün, hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Yasa yararına bozma isteğinde yer alan diğer bozma nedenine gelince;
Y.C.G.K.’nun 13.6.2006 tarih ve 2006/10-151-157 sayılı kararında <……..Öte yandan, yasa yararına bozma kurumu, kesin hükmün otoritesini etkileyen, ileri sürülen hukuka aykırılıkların saptanması ile sınırlı ve bu aykırılıkların savunma hakkını kısıtlama veya kaldırma sonucunu doğurduğu yahut hükmü etkilediğinin belirlenmesi durumunda, hükmün bu nedenlere dayalı olarak bozulmasını gerektiren, olağanüstü yasa yoludur.
Yargıtay’ın olağan yasa yolu olan temyiz denetimi sırasında yasaya ve yargısal kararlara dayalı olarak gerçekleştirdiği uygulamaların tümünün, yasa yararına bozma kurumunda da geçerli olduğu söylenemez. Dolayısıyla, Yargıtay’ın öğretici ve yol gösterici niteliği gereği temyiz denetimi sırasında uyguladığı <kabule göre bozma> yöntemine, istisnai ve olağanüstü bir yol olan yasa yararına bozma istemi üzerine yapılan incelemede başvurulması sistemin özüne aykırıdır. Özel Daire kararı bu yönüyle de isabetli bulunmamıştır.> denilerek olağanüstü nitelikte bir yasa yolu olan yasa yararına bozmanın kapsamı açıklığa kavuşturulmuştur. Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma başvurusunda yer alan (2) numaralı nedenin kabule göre bozmanın konusunu oluşturduğu ve esastan incelenemeyeceği konusunda kuşku bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamenin (2) numaralı bendinde yer alan düşünce, kabule göre bozma nedeni kapsamında kaldığından, Adalet Bakanlığının bu bentle ilgili yasa yararına bozma isteğinin reddine, ancak suçun maddi unsurunun oluşmadığına ilişkin istek isabetli bulunduğundan, muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık M. G. hakkında, Derinkuyu Sulh Ceza Mahkemesince verilen 26.3.2010 tarih ve 2009/197-2010/52 sayılı kararın, C.Y.Y.’nın 309. maddesi uyarınca bozulmasına, hükümdeki hukuka aykırılık, sanığa verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, anılan yasa maddesinin 4-d fıkrası gereğince, sanığın, muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan beraatine, 01.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.