TİCARETİ USULSÜZ TERK İCRA CEZA MAHKEMESİNE ŞİKAYET DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ
Ticareti usulsüz terk suçunun oluşabilmesinin şartları nelerdir?
2004 sayılı İİK’nun “Ticareti Terk Edenler” başlıklı 44. maddesinde;
“Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan olunur. İlan masraflarını ödemeyen tacir beyanda bulunmamış sayılır.
Bu ilan tarihinden itibaren bir sene içinde, ticareti terk eden tacir hakkında iflas yolu ile takip yapılabilir.
Ticareti terk eden tacir, mal beyanının tevdii tarihinden itibaren iki ay müddetle haczi kabil malları üzerinde tasarruf edemez.
Üçüncü şahısların zilyedlik ve tapu sicili hükümlerine dayanarak iyi niyetle elde ettiği haklar saklıdır. Ancak karı ve koca ile usul ve füru, neseben veya sıhren ikinci dereceye kadar (Bu derece dahil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasındaki iktisaplarda iyi niyet iddiasında bulunulamaz.
Mal beyanını alan merci, keyfiyeti tapu veya gemi sicil daireleri ile Türk Patent Enstitüsüne bildirir. Bu bildiri üzerine sicile, temlik hakkının iki ay süre ile tahdit edilmiş bulunduğu şerhi verilir. Keyfiyet ayrıca Türkiye Bankalar Birliğine de bildirilir.
Bozulmaya maruz veya muhafazası külfetli olan veya tayin edilen kanuni müddet içinde değerinin düşmesi kuvvetle muhtemel bulunan mallar hakkında, tacirin talebi üzerine, mahkemece icra memuru marifetiyle ve bu kanun hükümleri dairesinde bu malların satılmasına ve bedelinin 9 uncu maddede yazılı bir bankaya depo edilmesine karar verilebilir,
” Ticareti terk edenlerin cezası” başlıklı 337/a maddesinde;
“44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikayeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.
Borçlunun iflası halinde, birinci fıkradaki durum ayrıca taksiratlı iflas hali sayılır”,
“Şikayet Süresi” başlıklı 347. maddesinde ise; “Bu Bapta yer alan fiillerden dolayı şikayet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer” şeklinde düzenlemeler yer almaktadır.
İcra İflas Kanununun 44. maddesinde, ticareti terk eden tacir açısından, muhataplarının haklarını korumaya yönelik olarak bir takım yükümlülükler öngörülmüş, bu yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı anılan Kanunun 337/a maddesinde gösterilmiştir.
Anılan Kanunun 44. maddesinin gerekçesinde de; “Ticareti terk etmek suretiyle alacaklıların takibinden kurtulmak isteyen kimselerle mücadele etmek kaçınılması imkansız bir zaruret halini almıştır. Bilhassa son senelerde ticareti terk eden kötü niyetli borçluların işyerlerini terk ettikleri ve ellerinde malları başkalarına devrederek alacaklılarını zarara uğrattıkları sık sık görülen hakikatlerdendir. Ticareti terk ederek alacaklıların takibinden kurtulmak isteyen kimselerle tesirli bir şekilde mücadeleyi temin için İcra ve İflas Kanunu sistemi içinde madde tadil edilmiş ve ayrıca bu maddeye muhalefet 337/a maddesiyle cezalandırılmıştır” açıklamasına yer verilmiştir.
Ticareti terk etme suçunun işlendiği tarih ile buna bağlı olarak şikayet süresinin başlangıcının doğru olarak belirlenebilmesi için ticareti terk etme kavramı üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır. Öğretide, “ticari işletmeyi kendi adına işletmekten vazgeçmek veya ticari işletmeyi kapatmak veya dağıtmak” olarak tanımlanan ticareti terk eylemi, mevzuatta belirlenen hukuksal yönteme uygun olarak ticari faaliyetin sonlandırılması şeklinde ortaya çıkabileceği gibi, ticari işletmenin hukuksal olarak varlığını sürdürmekle birlikte fiili olarak varlığının sonlandırılması şeklinde de gerçekleşmesi mümkündür. Ancak, adresin değiştirilmesi, bir başka adrese taşınılması olgusu tek başına ticaretin terk edildiği anlamına gelmemektedir.
………………………………. İCRA CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’NE
MÜŞTEKİ :……………………………………………….
ŞÜPHELİ :…………..Ltd. Şti. Yetkilisi………………
ADRES :……………………………………………….
SUÇ : İ.İ.K. md. 44 hükmü delaletiyle İ.İ.K.md 337/a hükmü gereği TİCARETİ TERK ETMEK
AÇIKLAMALAR :
1-Şüphelinin yetkilisi olduğu …Ltd.Şti’nin, ……………. TL bedelli cari hesap ekstresi borcu nedeniyle, şirket aleyhine ……….. İcra Müdürlüğü’nün 20../ ……E. sayılı dosyası gereği icra takibi başlatılmıştır (EK-1). Bu takibe istinaden borçlunun tüm adreslerinden araştırma yapılmış ancak borçluya bu adreslerde rastlanılamamıştır.
2-Ayrıca, tarafımıca yapılan sorgulamada borçlu şirketin ………….Ticaret Sicil Memurluğu’na yeni adres bildirmediği ve faaliyetin sicil kayıtlarında hala devam ettiği anlaşılmıştır.
Halbuki, İcra ve İflas Kanunu’nun;
‘Ticareti Terk Edenler’ başlıklı 44. Madde hükmü aynen;
“Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyeti ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazetede ve alacaklılarının bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan olunur…” şeklinde olup,
‘Ticareti Terk Edenlerin Cezası’ başlıklı 337/a md. aynen;
“44. Maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikayeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır…” şeklindedir.
Buna göre, İ.İ.K. md.44 hükmü gereği ticareti terk eden bir tacir, keyfiyeti on beş gün içerisinde kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya zorunludur, aksi halde İ.İ.K.nun 337/a madde hükmünde öngörülen yaptırımın uygulanması söz konusu olacaktır.
Bu bağlamda, somut olayda da ticaret sicilinde yazılı adresinde bulunmayan ve başka bir adreste de ticari faaliyetlerine devam etmeyen borçlu şirketin yetkilisi olan şüphelilerin cezalandırılmalarını talep etme zarureti hasıl olmuştur.
HUKUKİ SEBEPLER : İ.İ.K., T.C.K., T.T.K. … vs. ilgili yasal mevzuat
HUKUKİ DELİLLER :…………… Ticaret Sicil Memurluğu sicil dosyası, bilirkişi incelemesi, tanık, keşif, zabıta araştırması…vs. her türlü yasal delil
TALEP : Yukarıda arz ve izah olunan ve yargılama sırasında açıklanacak sair nedenlerle; şüphelinin İcra ve İflas Kanunu’nun 44. Madde hükmü delaletiyle İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a madde hükmüne istinaden ‘Ticareti Terk Etmek’ suçundan ötürü cezalandırılmasına; yargılama giderlerinin şüpheli üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim.
…/…/2015
ŞİKAYETCİ
Adı ve Soyadı
İmza
……………….. NÖBETÇİ İCRA CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE
ŞİKAYETÇİ : ……… (TC Kimlik No:……………)
Vekili : ………..
………………..
ŞÜPHELİ : 1……………..
2) …………..
SUÇ : Ticareti Terk Etme Suçu İİK mad. 337/a)
OLAYLAR : 1- Müvekkile olan borcunu vadesinde ödemeyen borçlular ………………….. hakkında İstanbul Anadolu………… İcra Müdürlüğünün ………… esas sayılı dosyasından icra takibi yapılmış icra takibinde yer alan ödeme emirleri borçlulara ……….. tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2- 05/11/2013 tarihinde Borçlu şirketlerin ticaret sicil gazetesinde yer alan “ ………………….” adreslerine hacze gidilmiş, apartmanda 3 numaralı dairenin bulunmadığı tespit edilmiş ve binada …………. ne ve ……….. ………İ ne ait herhangi bir tabelaya veyahut herhangi bir emareye rastlanılamamıştır.
Halen söz konusu şirketlerin adresi ticaret sicil gazetesinde hacze gidilen ve hacze gidildiği tarihte ticaret sicil gazetesinde yer alan adresleri olup; söz konusu borçlu şirketlerin, ticaret sicil gazetesinde ticareti terk ettiğine ilişkin yapılmış bir bildirim mevcut değildir.
2004 sayılı kanunun 337/a maddesinde, aynı kanunun 44 üncü maddesine göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikayeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez. Borçlunun iflası halinde, birinci fıkradaki durum ayrıca taksiratlı iflas hali sayılır. hükmü yer almaktadır.
İcra İflas Kanununun 44. Maddesinde de, “Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili
ilanlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mutat ve münasip vasıtalarla ilan olunur. İlan masraflarını ödemeyen tacir beyanda bulunmamış sayılır. Bu ilan tarihinden itibaren bir sene içinde, ticareti terk eden tacir hakkında iflas yolu ile takip yapılabilir. Ticareti terk eden tacir, mal beyanının tevdii tarihinden itibaren iki ay müddetle haczi kabil malları üzerinde tasarruf edemez.” hükmü düzenlenmiştir.
Yukarıda anılı maddelerde de belirtilmiş olduğu üzere ticareti terk eden tacirin bu durumu en geç 15 GÜN içerisinde ticaret sicili müdürlüğüne bildirme yükümlülüğü mevcut olup; Bu bildirimle birlikte aynı zamanda mal beyanında da bulunmalı ve bunları ilan ettirmelidir.
Söz konusu şirketler ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan olunan adreslerinde bulunamamış olup, bu durum haciz tutanağı ile sabittir. Her iki şirkette de Hem ticaret sicil gazetesinde var olmayan bir adres şirket adresi olarak tescil ve ilan edilmiş hem de söz konusu adreste herhangi bir değişiklik yapılmamış ve bu durum ticaret sicilde tescil ve ilan edilmemiştir.
Hal böyle iken; her iki şirketin yetkilisi olan şüpheli Bülent Yıldırım söz konusu şirketlerle ilgili olarak ticaretin terk edildiğini ticaret sicil müdürlüğüne bildirmemiştir.
İİK 337/a maddesi uyarınca hapsen tazyikin şartları oluşmuş olup; merciinize başvurma gereği hasil olmuştur. DELİLLER : İstanbul Anadolu 1 İcra Müdürlüğünün 2013/4269 Esas sayılı dosyası ve sair deliller. HUKUKİ SEBEPLER : IIK.Mad.76 ve devamı.
NETİCE-I TALEP :
Yukarıda arz ve izah olunan sebeplerle borçlu ……………… Şti yetkilisi ………………. ın her iki şirket için ayrı ayrı olmak üzere İİK 337/a maddesi uyarınca hapsen tazyikine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.
Şikayetçi Vekili
Av. ………….
Ek : 1-Vekaletname fotokopisi
T.C.
YARGITAY
16.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2012/6405
KARAR NO : 2012/8525
TEBLİĞNAME NO: 2010/141836
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGITAY İLAMI
MAHKEMESİ : İZMİR 8. İCRA MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/04/2010
NUMARASI : 2009/471-2010/493
DAVACI : S. K.
SANIKLAR : S. O., S.O, A. O.
Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan sanıklar S. O., S.O, A. O.’ın beraatlerine karar verilmiş, hüküm şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının sanık S. O. yönünden bozma, diğer sanıklar yönünden onama istemli tebliğnamesiyle dosya gönderilmekle Dairemizce yapılan inceleme sonunda 17/10/2011 tarihli karar ile mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmiş, sadece sanık S. O. yönünden verilen karara karşı Yargıtay C.Başsavcılığının 29/12/2011 tarihli itirazı üzerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarih ve 2011/853 Esas, 2012/645 sayılı kararı ile 6352 sayılı yasanın 99 ve 101. maddeleri uyarınca itirazın Dairemizce değerlendirilmesi için dosya yeniden gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
Somut olayda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yazısında; İİK’nun 44. maddesinde “ticareti terk eden tacir” ifadesi kullanılmış olup bu ifadenin yalnızca gerçek kişi tacirleri kapsadığına ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı hükmün bulunmadığı, bu sebeple limited şirketlerin temsil ve idareye yetkili müdürlerinin de, şirketin ticareti terk etmeleri halinde İİK’nun 44. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisna getirilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi cezalandırılmalarına da bir engel bulunmadığı; diğer yandan, İİK’nun 44. maddesinde yapılan değişikliğin “ticareti terk eden kötü niyetli borçluların” bu davranışlarının önlenmesi amacıyla yapıldığının da gerekçede açıkça ifade edildiği, Yüksek Özel Dairenin kararında tüzel kişi tacirler hakkında 44. maddesinin 2. fıkrasının uygulama kabiliyetinin olmadığı belirtilmiş ise de, aynı maddenin 1. fıkrasının gözönüne alınmadığına değinilmiş ve bozma kararı verilmesi gerekirken onama kararı verilmesinin isabetsizliği ileri sürülerek hükmün bozulması talep edilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının aynı konudaki itirazına ilişkin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/02/2012 tarih ve 2012/16.HD – 505, 509 ve 513 Esas sayılı dosyalarında özetle; ticareti terk eden borçlunun 6762 sayılı Türk Ticaret Yasası anlamında tacir olmasının gerektiği, 6762 sayılı Kanunun 18. maddesinde ticaret şirketlerinin de tacir olduğunun belirtilmesi nedeniyle ticaret şirketlerinin ve bu anlamda limited şirketin anılan Kanunun 18. maddesi uyarınca tacir olduğunda kuşku bulunmadığı, İİY’nın 44. maddesinde ‘ticareti terk eden tacir’ ifadesi kullanılmış olup, bu ifadenin yalnızca gerçek kişi tacirleri kapsadığına ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı hükmün konulmadığı,
o halde tacir sayılan limited şirketlerin temsil ve idareye yetkili müdürlerinin, şirketin ticareti terk etmeleri halinde İcra İflas Yasasının 44. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisna getirilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi aynı Yasanın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmalarına da bir engel bulunmadığı, diğer yandan İİY’nın 44. maddesinde yapılan değişikliğin “ticareti terk eden kötü niyetli borçluların” bu davranışlarının önlenmesi amacıyla yapıldığının da gerekçede açıkça ifade edildiği, ticari şirketi temsil ve idareden sorumlu müdür ve yetkililerinin bu suçu işleyemeyeceklerinin kabulü halinde, ticareti terk suçunu işleyen gerçek kişi tacirlerin İİY’nın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerekecek, ancak aynı fiili işleyen ve İİY’nın 345. maddesi uyarınca bu fiilden sorumlu tutulması gereken ticaret şirketi müdür ve yetkililerinin ise cezai sorumluluktan muaf tutulmaları anlamına gelecektir ki bunun yasal bir dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle oyçokluğuyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay C. Başsavcılığının itirazı yerinde görüldüğünden kabulü ile Dairemizin 17/10/2011 tarih ve 2010/7252 Esas, 2011/5765 sayılı kararının sanık S. O. yönünden kaldırılmasına karar verilerek yapılan inceleme sonunda;
Sanığa isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu on beş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret sicili memurluğuna bildirmemesi ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaması gerekmekte olup, somut olayda, sanığın vergi mükellefiyetinin devam edip etmediği kayıtlı olduğu vergi dairesi müdürlüğünden sorularak, ticareti terk ettiğinin anlaşılması halinde hangi tarihte terk ettiği, buna göre de şikayetin süresinde olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 31.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
T.C.
YARGITAY
16. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2012/1702
KARAR NO. 2012/3708
KARAR TARİHİ. 24.4.2012
Ticaret şirketlerinin müdür ve yetkililerinin ticareti terk suçunu işlemeleri mümkündür. Şirket yetkilisi sanığa isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu onbeş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirmemesi ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyannamesi vermemesi gerekmektedir.Sanığın fiili bir çalışması bulunmamaktadır ve şahsın ticaret sicilinde kaydı ise halen devam etmektedir.Bu nedenle sanığın mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi isabetsizdir.
T.C.
YARGITAY
16. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO. 2012/1252
KARAR NO. 2012/3116
KARAR TARİHİ. 3.4.2012
“Ticaret şirket yetkilisi olan sanığa isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu on beş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirmemesi ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini içeren bir mal beyannamesi vermemesinin gerekmesi nedeniyle, Vergi Dairesi Müdürlüğünün yazısı ekindeki beyannamenin şikayet tarihini kapsamadığı gibi, bir ticari faaliyetin yapıldığının da belirlenememesi, borçlu ticaret şirketinin ticaret sicili adresinde yaptırılan zabıta araştırmasına göre adresini terk ettiği veya yeni adresinin tespit edilemediği ve sanıklardan duruşmadaki savunmasında, işyerini taşıdıklarını, ancak şu anda bir işyerinin olmadığına ilişkin beyanı karşısında, sanıkların üzerine atılı suçun oluştuğunun kabulü ile mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi isabetsizdir.”
T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU
ESAS NO. 2011/16-509
KARAR NO. 2012/30
KARAR TARİHİ. 14.2.2012
Uyuşmazlık; Türk Ticaret Kanunu’nun 136. maddesinde sayılan ticari şirketlerin müdür veya yetkililerinin, İcra ve İflas Yasası’nın 337/a maddesinde düzenlenen ticareti terk suçunu işlemelerinin olanaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Tacir sayılan limited şirketlerin, temsil ve idareye yetkili müdürlerinin, şirketin ticareti terk etmeleri halinde İcra İflas Yasası’nın 44. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisna getirilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi aynı Yasanın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmalarına da bir engel bulunmamaktadır. Diğer yandan, İİY’nın 44. maddesinde yapılan değişikliğin “ticareti terk eden kötü niyetli borçluların” bu davranışlarının önlenmesi amacıyla yapıldığı da gerekçede açıkça ifade edilmektedir. Adresin değiştirilmesi olgusunun tek başına ticaretin terk edildiği anlamına gelmeyeceği de göz önüne alınarak, sanığın müdürü olduğu şirketin ticareti terk edip etmediğinin araştırılması ve sonucuna göre, şirketin müdürü olan sanık açısından İİY’nın 337/a maddesinde düzenlenen suçun oluşup oluşmayacağının değerlendirilmesi zorunludur.
T.C.
YARGITAY
CEZA GENEL KURULU
ESAS NO. 2011/16-505
KARAR NO. 2012/28
KARAR TARİHİ. 14.2.2012
2004 sayılı İcra ve İflas Yasası’nın 337/a maddesi uyarınca hakkında dava açılan sanığın, ticari şirket yetkilileri açısından ticareti terk suçunun işlenemeyeceği gerekçesiyle beraatına karar verilen somut olayda uyuşmazlık; Türk Ticaret Kanunu’nun 136. maddesinde sayılan ticari şirketlerin müdür veya yetkililerinin, İcra ve İflas Yasası’nın 337/a maddesinde düzenlenen ticareti terk suçunu işlemelerinin olanaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Ticari şirketi temsil ve idareden sorumlu müdür ve yetkililerinin bu suçu işleyemeyeceklerinin kabulü halinde, ticareti terk suçunu işleyen gerçek kişi tacirlerin İİY’nın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerekecek, ancak aynı fiili işleyen ve İİY’nın 345. maddesi uyarınca bu fiilden sorumlu tutulması gereken ticari şirket müdür ve yetkililerinin ise cezai sorumluluktan muaf tutulmaları anlamına gelecektir ki bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Somut olayda adresin değiştirilmesi olgusunun tek başına ticaretin terk edildiği anlamına gelmeyeceği de göz önüne alınarak, sanığın müdürü olduğu şirketin ticareti terk edip etmediğinin araştırılması ve sonucuna göre, şirketin müdürü olan sanık açısından İİY’nın 337/a maddesinde düzenlenen suçun oluşup oluşmayacağının değerlendirilmesi zorunludur.