İştirak Nafakası Davası Hakkında Önemli Bilgiler
Ana ve baba çocuklarının bakım ve eğitim giderlerine güçleri oranında katkıda bulunmakla yükümlüdürler. Boşanma, ayrılık, evliliğin iptaline karar verildiğinde; velayet hakkı kendisine verilen tarafın, diğer taraftan çocuk için, onun ergin olmasına kadar bakımı ve eğitimine katkı amacıyla isteyebileceği nafakaya uygulamada iştirak nafakası denilmektedir.
Evlilik dışı doğan çocuğun annesinden veya soybağı kurulmuş olan kişiden (tanıma, babalık hükmü, evlat edinme gibi md. 282 v.d. isteyebileceği nafaka da iştirak nafakasıdır.
Bu nafakayı tedbir nafakasından ayıran en önemli özellik «velayet» hakkının düzenlenmesiyle olan yakın ilişkisidir. Evlilik birliği hukuken devam ediyor ve velayet düzenlemesi yapılmasını gerektiren bir durum da bulunmuyorsa (ayrılık kararı verilmesi, velayetin kaldırılması gibi) küçük çocuk için istenecek nafaka «tedbir nafakası» olacaktır.
Boşanma veya evliliğin iptaline karar verilmesi halinde; istek bulunmasa dahi çocuğun velayeti kendisine bırakılmayan eşin, çocuk yararına, velayet hakkı verilen eşe iştirak nafakası ödemesine karar verilecektir. Bu nafaka, boşanma veya evliliğin iptaline ilişkin kararların kesinleştiği tarihten itibaren başlar.
Boşanma veya evliliğin iptali davası içinde hükmedilecek iştirak nafakası, bu davaların eki niteliğinde olduğundan ayrı yargılama harcı ve vekalet ücretine tabi olmayacaktır. Bu davaların kabul edilip kesinleşmelerinden sonra ayrı dava olarak açılacak iştirak nafakası tayini ya da bu nafakanın artırılması, azaltılmasına yönelik istekler ise ayrı harç ve vekalet ücretine tabi olacaktır.
Boşanma, evlenmenin iptali davasmda çocuğun velayetinin düzenlenmesi unutulmuş veya çocuk, boşanma kararından sonra doğmuş olabilir. Bu durumda çocuk için açılacak iştirak nafakası tayinine yönelik davanın velayet düzenlenmesini de amaçladığı dikkate alınmalıdır. Velayet, kamu düzenine ilişkin olduğundan; çocuğun velayet hakkının düzenlenmesi ve iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekir.
Boşanma davası sırasında iştirak nafakası hakkında eşler hiçbir açıklamada bulunmayabilirler. Eşlerden biri mahkemeden çocuk için «uygun bir nafaka» bağlanmasını isteyebilir. Yoksulluk nafakasından farklı olarak burada açık, net istek olmasa dahi mahkemenin, çocuk yararına velayet hakkını verdiği eşe uygun bir iştirak nafakası takdir etme yükümlülüğü bulunmaktadır. İştirak nafakasının hükmedilmemiş olması, temyiz edilmesi halinde bozma nedenidir.
Boşanma davası sırasında velayet hakkı kendisine bırakılan eş açıkça iştirak nafakası istemediğini belirtmişse, bu nafaka takdir edilmeyecektir. Yine istenen miktardan daha yüksek nafaka hükmedilmesi de doğru değildir.
Çocukların birden fazla olması halinde; her bir çocuk için istenen ve hükmedilen miktarların ayrı ayrı gösterilmesi zorunludur.
Boşanma davası sırasında (Anlaşmak boşanma dahil) iştirak nafakası isteğinden feragat edilmiş olması, daha sonra bu nafakanın istenmesine engel oluşturmaz. Çocuk ergin oluncaya dek iştirak nafakası isteme hakkı da devam eder. Doğmamış bir haktan feragat hukuken sonuç doğurmayacağından, davadan sonra açılacak yeni bir davayla iştirak nafakası istenebilir. Feragat ise ancak, feragat anına dek doğmuş bulunan hak için sonuç doğurur.
İştirak Nafakasının Başlangıcı
Boşanma davası ile hükmolunacak iştirak nafakası, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlayacaktır. Ancak, boşanma kararında bu nafaka unutulmuş veya velayet hakkı sahibi eşin açıkça istemediğini belirtmesi nedeniyle iştirak nafakası bağlanmamış olabilir. Bu durumda, daha sonra açılacak davada nafakanın başlangıcı, boşanma kararının kesinleştiği tarih değil son olarak açılan nafaka davası tarihi olacaktır.
Ancak, çocuk fiilen velayet hakkı sahibi olan tarafın yanında olmayabilir. Bu durumda, iştirak nafakasının başlangıcı, çocuğun velayet hakkı sahibi tarafa teslim edildiği tarih olacaktır.
Bu nafakanın da tıpkı yoksulluk nafakasında olduğu gibi ileriki yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğine istek olması halinde mahkemece karar verilebilir. (Md. 182/3)
Soybağının Kurulması Halinde Nafaka
Evlilik dışı doğan çocuk yönünden babanın nafaka yükümlülüğü özellik gösterir. Ana ile çocuk arasmda soybağı doğum ile kurulur. (Md. 282) o nedenle çocuk ister evlilik içinde ister evlilik dışmda doğsun, ergin oluncaya kadar ananın, çocuğun eğitimi, bakımı, konumasma yönelik yükümlülüğü devam eder.
Evlilik dışı doğan çocuk yönünden babanın nafaka yükümlülüğü ise ancak soybağının hukuken kurulması ile (md. 282) doğacaktır.
Soybağı, belirlendiğinde, davacının istemi üzerine mahkeme davalının uygun nafaka miktarını depo etmesine veya geçici olarak ödenmesine karar verebilecektir, (md. 332)
Babalık davası ile birlikte çocuk için nafaka istenir ve hakim, babalık olasılığını kuvvetli bulursa hükümden önce de çocuk yararına uygun miktarda nafakaya hükmedilebilecektir. (md. 333)
Ana ve babanın nafaka yükümlülüklerini sürekli yerine getirmemeleri durumunda hükim, gelecekteki nafaka yükümlülüklerine ilişkin uygun bir güvence sağlanmasına gerektiğinde diğer önlemlerin alınmasına da karar verebilir, (md. 334)
İştirak Nafakası Miktarının Belirlenmesi
Nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçları, ana ve babanın ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenecek, varsa çocuğun geliri de dikkate alınarak her ay peşin olarak ödenecektir.
İştirak nafakasının miktarı tarafların anlaşmaları uyarınca da belirlenebilir. Kural olarak Tür parası üzerinden hükmedilir. Ancak taraflar yabancı para üzerinden iştirak nafakası ödenmesini de kararlaştırabilir- ler. Bunun için tarafların beyanlarının imzalanmış olması ve bu yöndeki anlaşmanın hakim tarafından onaylanması gerekir.
Davada Tarafların Durumu
İştirak nafakasını velayet hakkı sahibi olan ve küçüğe fiilen bakan ana veya baba diğeri aleyhine açar. Küçük ayırt etme gücüne sahipse, bu davayı kendisi deaçabilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için atancak kayyım veya vasi tarafından da dava açılabilir, (md. 329)
Çocuk Esirgeme Kurumu da, koşulların bulunması halinde nafaka yükümlüsü ana veya baba aleyhine bu davayı açma hakkına sahiptir.
İştirak nafakası kural olarak küçük ergin oluncaya dek istenebilir. Evlenme, ergin kılınma halinde artık iştirak nafakası istenemez. Ancak çocuğun eğitimi devam ediyorsa, durum ve koşullara göre, eğitim bitinceye dek bu nafaka sürebilir, (md. 328)Ancak, ergin çocuğun bu davayı kendisinin açması gerektiği, onun adına ana veya babasının açamayacağı unutulmamalıdır. Dava, velayet hakkı kendisine bırakılmayan çocuk, fiilen kendi yanında bulunmayan ana veya baba aleyhine açılır.
Davalının tüccar olması ve iflas etmesi durumunda, davarım iflas idaresi aleyhine açılması gerekir.
Yoksul kişi aleyhine iştirak nafakasma karar verilemez. Yine davalının çalışamayacak durumda olması gelirinin bulunmaması halinde de iştirak nafakası hükmedilmeyecektir.
Davalının zorunlu askerlik hizmetini yapması durumunda bir geliri de bulunmuyorsa askerlik süresi içinde aleyhine iştirak nafakasına karar verilemez.
İştirak Nafakası Davalarında Yetkili Mahkeme
Boşanma davasından sonra açılacak nafaka davalarında (iştirak nafakası, iştirak nafakasının azaltılması, artırılması, kaldırılması davaları dahil) nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. (T. M. K. md. 177) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda değişiklik yapılmadığından, genel kural uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesinde de bu davanın açılması mümkündür. (H. U. M. K. m. 9/1)
İştirak Nafakası Davalarında Zamanaşımı
Çocuk, ergin oluncaya kadar her zaman istenebilir. Boşanma davası sırasında istenmemesi, unutulması, daha sonra istenmesine engel oluşturmaz.
İcra İflas Kanunu m. 38 ve Borçlar Kanunundaki 128. maddedeki sürelerin, iştirak nafakası davası açmaya değil, ilamların infazı takibe konulmasıyla ilgili olduğu unutulmamalıdır.