Zorla Getirme Kararı

Zorla Getirme Kararı Nedir?

Zorla Getirme Karan m.146

Hakkında tutuklama kararı verilebilmesi ya da yakalama müzekkeresi kesilebilmesi için yeterli nedenler bulunan şüphelinin veya sanığın,

Kendisine usulüne uygun olarak davetiye tebliğine rağmen gelmeyen sanığın veya şüphelinin zorla getirilmesine karar verilebilecektir, m.146/1

Zorla getirme kararında şüpheli veya sanığın açıkça kim olduğu, kendisi ile ilgili suçu, gerekiyorsa eşkali (fiziğini belirleyen özellikleri) belirlenecek ve asıl önemlisi, zorla getirilmesine neden olan hususlar belirtilecektir. Bu kararın bir örneği şüpheli veya sanığa verilecektir. Bu nedenle zorla getirme kararları iki nüsha halinde adli kolluk görevlisine gönderilmesi yerinde olacaktır.

Usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeretini bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla getirilir. M.44

Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır. M.236

Zorla Getirme Kararını Kim Verecektir ?

Zorla getirme kararını düzenleyen CMK 146 maddesi soruşturma evresinde bu kararlan kimin vereceğini açıkça belirtmemiştir.

Zorla getirme nedenleri var ise bu durumda soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı nasıl davranacaktır?

Cumhuriyet savcısının önünde iki alternatif varmış gibi görünmektedir.

  1. Cumhuriyet savcısı bu durumda sulh ceza hakiminden zorla getirme kararı vermesini isteyebilir.
  2. Cumhuriyet savcısı şüpheli hakkında kendisi doğrudan zorla getirme kararı

Bu iki alternatifi savunan görüşleri destekleyen yeterli doneler Ceza Muhakemesi Kanunu’nda mevcuttur.

Kanaatimce burada açık hüküm bulunmadığına göre ceza muhakemesi hukukunun kaynaklarından olan “Amaca Uygun Yorum” ve “Kıyas” yollarına başvurmak gerekir. Kişiyi ifade için davet etmeye ve geldiği takdirde savunmasını almaya yetkili olan Cumhuriyet savcısının gelmeyen şüpheli hakkında zorla getirme kararı verme yetkisi de olmalıdır. Ayrıca şüphelinin gözaltına alınmasına karar vermeye yetkili olan makamın onun zorla getirmesine yetkili olmadığını söylemek hukukun temel ilkelerinden olan evleviyet kuralına aykırıdır. Yine delilleri tam olarak toplamakla yükümlü olan ve eksik delil sebebiyle iddianamesi mahkeme tarafından iade edilebilecek olan Cumhuriyet savcısının delil toplamasına sınır getirmek kabul edilemez.

Aksi görüşü savunanlara göre; Ceza Muhakemesi Kanunu m.l46/5’teki “zorla getirmeyi isteyen Cumhuriyet savcısının” ifadesindeki istemek kelimesinin lafzi yorumundan hareket etmektedirler. Cumhuriyet savcısının ancak mahkemeden bir istekte bulunabileceği adli kolluğa ancak emir verebileceği hususundan hareket etmektedirler.

Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun sisteminde genel olarak Cumhuriyet savcısının soruşturma aşamasında emir, karar ve talimatlar verebileceği kabul edilmiştir. Cumhuriyet savcısının hakim kararını veya onayını alması gerektiği haller de açıkça belirtilmiştir. Örneğin: Soruşturma evresinde kaçak olan şüpheli hakkında Cumhuriyet savcısı hakimden yakalama emri düzenlemesini isteyebilir. Zorla getirme kararının da hakimden alınmasını isteseydi kanun koyucu bunu açıkça düzenlerdi.

Sonuç olarak Cumhuriyet savcısı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen gelmeyen şüpheli hakkında zorla getirme kararı verebilir.

Aynı sonuç CMK m.44/1 hükmü gereği tanıklar için de geçerlidir.

CMK m.236/1 deki düzenlemeye göre tanık sıfatıyla dinlenecek mağdurlar  hakkında  yemin  hariç  tanıklığa   ilişkin   hükümler  uygulanır.   Bu durumda mağdur eğer tanık sıfatıyla dinlenecekse tanıklar gibi çağrılacak hatta tutuklu işlerde doğrudan zorla getirilebilecektir.

Zorla getirme kararı yerine getirilemediğinde, yerine getirememe nedenleri kolluk görevlisi ve mahalle veya köy muhtarınca düzenlenecek tutanağa yazılır ve altı bu kişilerce imzalanır (m.146/6). Böylece zorla getirme yerine kişiye haber bırakıp ertesi gün adliyede bekleme, kişi gelmeyince de zorla getirme yazısının arkasına bir neden yazma uygulaması sona erecektir.

Uygulamada önemli olan husus zorla getirme kararının yerine getirilmesidir; bu nedenle m.l46/son fıkra, ihmalleri ile ihzarı gerçekleştirmeyen sorumluların saptanmasını olanaklı kılmak üzere, yerine getirmemenin nedenlerinin saptanmasını ve bunların, köy veya mahalle E muhtarları ile kolluk görevlisi tarafından düzenlenecek bir tutanağa geçirilmesini öngörmüş bulunmaktadır.

Zorla getirme kararı işin durumuna göre bunun için haklı görülecek bir I zamanda başlar ve ifade ve sorgunun sonuna kadar devam eder. Zorla getirme belirli ölçüde zor kullanmayı gerektirebileceğinden geçerli olduğu sürenin belirlenmesi, özgürlüklerin korunması yönünden önemlidir.

Zorla getirilen şüpheli veya sanık, ilke olarak derhâl, olanaklı bulunmadığı takdirde, yol süresi hariç en geç yirmidört saat içinde çağıran mercilerin önüne götürülecek ve yine derhâl sorguya çekilecek ve ifadesi alınacaktır.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

2017-08-13T20:44:31+00:00 28 Haziran 2016|

Leave A Comment