Yalan Tanıklık Suçu Nedir? Nasıl Oluşur?

MADDE 272.- Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yet­kili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuş­turması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla ka­dar hapis cezasına hükmolunur.

Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuk­lama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemedi­ğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklan­ması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanık­lık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümle­re göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis ve­ya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan ce­zanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.

Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adli ve­ya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

I- GENEL OLARAK:

TCK’nun 272/l-2.fıkrasında suçun maddi unsurunu oluşturan hareket “gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapmaktır.

TCK’nun 272/1,fıkrasında hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruştur­ma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı ola­rak tanıklık yapılması (disiplin soruşturması kapsamında yabancı bir mercide noter veya adli kolluk önünde işlenen yalan tanıklık) suçun temel şekli olarak kabul edilmiş, buna karşılık yalan tanıklığın mahkeme huzurunda (ceza soruşturma ve kovuşturması, özel hukuk uyuşmazlıkları) ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul (C.Savcısı, 4483 sayılı Kanun uyarınca yetkili soruş­turmacı gibi) önünde gerçekleşmesi 272/2.fıkrada bu suçun daha ağır cezayı gerek­tiren nitelikli hali olarak kabul edilmiştir.

II-   SUÇLA KORUNAN HUKUKSAL DEĞER:

Yalan tanıklık suçuyla korunmak istenilen hukuksal yarar, yargılamanın işleyi­şinin dürüstlüğü ve yargılamada kullanılan kanıtlarla kanıt araçlarının doğruluğu, içtenliği ve bütünlüğüdür. Tanığın yalana beyanı muhakemenin sonunda verile­cek hükmü etkileyebileceği ve adliyeyi yanlış yola sevk edebileceği için yalan tanıklık suçu “Adliyeye Karşı Suçlar” arasında düzenlenmiştir.

III-  SUÇUN FAİLİ VE MAĞDURU:

a) Suçun Faili: Yalnızca tanıklar bu suçun faili olabilirler. Tanık, “hariçte geçen olaylara ilişkin bildiklerini tanık dinlemeye yetkili makam önünde beyana mecbur olan üçüncü kişi”7 Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde veya mahkeme huzu­runda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önün­de gerçeğe aykırı tanıklık yapan kimse bu suçun failidir.

Özel hukuk davasında davacı ve davalı konumunda bulunan kimseler de bu su­çun faili olamazlar. Ancak, taraf konumundaki bu kimselerin yalan yere yemin etmeleri TCK’nun 275.maddesine uyan suçu oluşturur.

b) Suçun Mağduru: Yalan tanıklık suçu bir zarar suçu değil, tehlike suçudur. Zararın meydana gelmesi 272/4-8.fıkralarında meydana gelen neticelere göre ceza­nın artırılması nedeni olarak kabul edilmiştir. Aleyhine tanıklık yapılan kişi bu suçun mağduru sayılabilir. Ancak somut olayda yabancı tanıklığın davanın sonu­cuna etki etmiş olması suçun oluşması için gerekli değildir.

IV- SUÇUN MADDİ UNSURU:

Maddenin 1.fıkrasındaki temel şekli ve 2.fıkrasındaki daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hali bakımından suçun maddi unsuru “gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapmaktır. Gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapma deyimi “yalan söyleme” ve “ger­çeği inkâr etmeyi de kapsamaktadır. Yalan söylemekten maksat, tanığın olayın meydana geliş biçimini kasten olduğundan başka bir surette ve gerçeğe aykırı bir biçimde anlatmaktır. İnkar etmek ise, olay hakkında bilgisi olan tanığın bu hususla ilgili bilgisi olmadığını iddia etmesi, yani sahip olduğu bilgilerin tamamını veya bir kısmını gizlemesidir. Tanık, ifade verirken bildiği, gördüğü her şeyi tam olarak anlatmakla yükümlü olduğundan, tanığa ayrıca tanıklık yapacağı her hususa ilişkin soru sorulmasına gerek yoktur.

Maddenin 2.fıkrasının uygulanabilmesi için yalan tanıklığın mahkeme huzu­runda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önün­de işlenmesi gerekir. Bu nedenle hukuk veya ceza mahkemesi huzurunda, CMK uyarınca soruşturma safhasında yemin verdirmeye yetkili olan Cumhuriyet savcısı, 4483 sayılı Kanunun 6.maddesine göre atanan soruşturmacı huzurunda dinlendik­leri sırada gerçeğe aykırı beyanda bulunan tanıkların eylemi 272/2.fıkraya uyan suçu oluşturur.

V- SUÇUN MANEVİ UNSURU:

Yalan tanıklık suçu genel kastla işlenebilir. Özel kast aranmaz. Saikin, örneğin bir masumun kurtarılması amacıyla yalan tanıklık yapılmasının suçun oluşumuna etkisi yoktur. Beyan gerçeğe aykırı ise ancak kast varsa, yalan beyandan söz edilebi­lir. Suçun olası kastla da işlenmesi mümkündür. Yalan tanıklık suçunun varlığının kabulü için kesin, inandırıcı kanıtlar elde edilmesi gerekir; unutkanlık, dalgınlık gibi nedenlerle tanık anlatımında meydana gelecek ayrıntılara ilişkin kısmi aykırı­lıklar yalan tanıklık olarak nitelendirilemez.

VI- KOVUŞTURMA, GÖREVLİ MAHKEME, SUÇUN YAPTIRIMI VE DA­VA ZAMANAŞIMI:

Kovuşturma: Suçun soruşturma ve kovuşturması C.savcılığınca genel hü­kümlere göre re’sen yapılır.

Görevli Mahkeme: 5235 sayılı Kanunun 10., 11. ve 12.maddeleri uyarınca 272.maddenin 1.fıkrasındaki suçun temel şeklinde sulh ceza mahkemesi, 272/2-3. ve fıkralarındaki nitelikli hallerde asliye ceza mahkemesi, 272/6.fıkradaki (aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde) nitelikli halde ise ağır ceza mahkemesi görevlidir. Dolaylı fail olarak sorumlu tutulmayı düzenleyen 272/5.fıkradaki koşulların gerçek­leşmesi halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK 109/1., 3.md.) ve yalan tanıklık (272/1-3.fıkralar) suçlarından açılan davaların bağlantı nedeniyle asliye ceza mahkemesinde görülmesi gerekir.

c) Suçun Yaptırımı: Maddenin l.fıkrasında dört aydan bir yıla kadar, 2. fıkra­sında bir yıldan üç yıla kadar, 3.fıkrasına iki yıldan dört yıla kadar, 8.fıkrasında ise, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıdır. Maddenin ilk üç fıkrasındaki suçlar açı­sından 4.fıkradaki neticelerin meydana gelmesi halinde bu cezalar yarı oranında artırılacaktır. Maddenin 5.fıkrasındaki neticelerin meydana gelmesi halinde ise yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulacaktır.

Maddenin 6-fıkrasında öngörülen netice itibariyle ağırlaşmış suçun yaptırımı, aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis, süreli ha­pis (TCK’nun 49/1.maddesi uyarınca süreli hapis cezası, kanunda aksi belirtilme­yen hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz) cezasına mahkûmiyeti halinde ise, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasıdır. Maddenin 7.fıkrası uyarınca, aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılacaktır.

d) Dava Zamanaşımı: Maddenin 1., 2. ve 3.fıkralarının uygulandığı durumlarda dava zamanaşımı süresi (66/1-e bendi uyarınca) sekiz yıldır. Maddenin 3. ve4.fıkralarının birlikte uygulanması veya 8.fıkrasının uygulanması hallerinde dava zamanaşımı süresi (66/1-d, 3.fıkra uyarınca) onbeş yıldır. Maddenin 5.fıkrası uya­rınca failin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere (TCK 109/l-2d md.) göre sorumlu tutulması halinde ise dava zamanaşımı süresi (66/1-d, 3.fıkra uyarınca) yirmi yıldır. Altıncı fıkranın ikinci cümlesinin (süreli hapis cezası­na mahkûmiyet halinin) ve bununla bağlantılı olarak 7.fıkranın uygulandığı du­rumlarda ise aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu veya infazına başlanılan hapis cezasının süresine göre 66.madde hükümleri çerçevesinde dava zamanaşımı süresi belirlenecektir.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat