Velayetin Değiştirilmesi

Hemen belirtmek gerekir ki velayetin değiştirilmesiyle velayetin kaldırılmasını birbirine karıştırmamak gerekir. 4721 sayılı.M.K. unun 183. Maddesinde velayetin değiştirilmesini düzenlediği halde 348. Maddesinde velayetin kaldırılması düzen­lenmiştir. Bu iki müessese birbirlerinden hem sebepleri hem de sonuçları bakımın­dan oldukça farklıdır. Uygulamada bunların birbirine karıştırılması hem hak kaybı hem de zaman kaybına sebebiyet vermektedir.

Bir kere velayet düzenlendikten sonra çocuğun velayetinin yeni olaylara göre yeniden değiştirilmesi olanaklıdır. Velayet sorunuyla ilgili olarak her şeye çocuk açısından bakmak gerekir. Boşanma ve evliliğin butlanı halinde çocuğun velayeti bir kere düzenlendikten sonra yine evlilik dışı doğan çocuğun velayeti yeni olaylar olması halinde zaman sınırlaması gözetilmeden değiştirilmesi her zaman istenebilir. Velayet tevdi edilen tarafın yeniden evlenmesi veya başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olaylar olması halinde velayetin değiştirilmesi olanaklıdır. Ancak evlenme tek başına velayetin değiştirilmesi için yeterli değildir. Evlenme sebebiyle velayetin yerine getirilmesinin de ihmal edilmesi gerekir.

4721 sayılı T.M.K. un 349. Maddesine göre ana veya babanın yeniden evlenmesi velayetin kaldırılmasını gerektirmemektedir.

4721 sayılı T.M.K. unun 183. Maddesine göre “ana veya babanın başkasıyla ev­lenmesi, başka bir yere gitmesi, ölmesi halinde Yargıç, kendiliğinden veya ana ba­badan birinin talebi üzerine olayın gerektirdiği tedbirleri almakla görevlidir”. Mad­dede “gibi olguların oluşması” dendiğine göre burada sayılan sebepler sınırlayıcı değildir. Buna benzer sebeplerle de velayetin değiştirilmesi dava edilebilir, 4721 sayılı T.M.K. unun 183. Maddesinde belirtilen sebepler velayetin mutlak değiştiril­mesi sebebi değildir. 4721 syılı T.M.K. unun 183. Maddesinden anlaşıldığı gibi Yar­gıç velayetin değiştirilmesini gerektiren bir durumu öğrendiğinde kendiliğinden duruma müdahale etmekle görevlidir. Ancak uygulamada yargıcın doğrudan doğ­ruya velayeti değiştirmeye kalktığına rastlamadığımı ifade etmek isterim. Velayetin değiştirilmesi davaları velayet kendisine verilmeyen tarafından harcı da yatırılmak suretiyle bir dava olarak açılmaktadır. Taraflar diğer davalarda olduğu gibi iddiala­rını kanıtlamakla yükümlüdür. Çocukların durumu gönlü boşanmaktan başka bir şey göremeyecek derece körleşmiş ana ve babaya bırakılamaz. Bazen de ana veya baba yeni kurdukları yaşantı içinde eski çocuklarına yer bulmakta zorluk çekebilir­ler. Bu durumda velayet verilen tarafın velayeti değiştirecek nitelikteki davranışla­rına çocuğun katlanmak zorunda olduğunu kabul etmek olanaklı değildir. 4721 sayılı T.M.K. unun 183. Maddesinde öngörülen “Yargıcın resen durumun gerektir­diği tedbirleri almasını” durumdan haberdar olan Yargıcın kendiliğinden durumu inceleyip velayetin değiştirilmesi, iştirak nafakası ve kişisel ilişki hakkında bir karar vermesi şeklinde anlamak daha uygun olur kanaatindeyim. Velayetin değiştirilmesi talebi bir dava değil Yargıcı tedbir alma yönünde uyarma niteliğinde bir istekten ibarettir. Görülmekte olan nafaka davasında velayetin değiştirilmesi isteği ileri sürülmüşse Yargıç bunu bir ihbar gibi değerlendirip nafaka davası içinde koşulları varsa velayetin değiştirilmesine de karar verebilir.

velayet

Boşanma veya evliliğin butlanından önceki olaylar velayetin değiştirilmesi se­bebi kabul edilemez. Velayetin değiştirilmesini gerektirecek yeni olayların varlığı kanıtlanmalıdtr. 4721 sayılı T.M.K. unun 183. Maddesinin başlığı “durumun değiş­mesi” olması karşısında boşanma veya evliliğin butlanı veya evlilik dışı doğan ço­cukların velayeti düzenlenirken velayet verilen tarafa velayetin verilmemesi gerek­tiği ileri sürülemez. O davanın koşulları o davada tartışılmıştır. Bu yargılamanın yenilenmesi sebebi de olamaz. Velayet kendisine verilen tarafın durumunda velayet kararından sonra çok önemli değişikliklerin olması şarttır. Velayet kendisine verilen tarafın çocuğu kendi ailesine bırakıp uzak bir yere çalışmaya gitmesi halinde çocuk­la düzenli olarak ilişki kurmadığı anlaşılırsa velayetin değiştirilmesi koşulunun oluştuğunu kabul etmek gerekir. Velayet kendisine verilen tarafın çalışması bu sebeple çocuğundan ayrı kalması doğaldır. Velayet verilen taraf çalışıyor bu sebeple velayet hakkını yeterince yerine getiremiyor demek olanaklı değildir. Velayet hakkı olan taraf elbette çalışacak ve geçimini sağlayacak gelir elde edecektir. Ancak vela­yet kendisine verilen taraf çocukların beslenmesine, giyimine, eğitimine, ahlaki ve bedeni gelişmesine gerekli özeni göstermiyorsa o halde velayet hakkının gereklerini yerine getirmiyor demektir. Velayet kendisine verilen baba akşamları eve geç gel­meyi alışkanlık haline getirmiş ve bu yüzden çocuklar dışarıda kir ve pis içinde, başıboş vaziyette bırakılmışsa velayetin değiştirilmesi koşullarının oluştuğunu ka­bul etmek gerekir. Velayet verilen taraf çocuğun ahlaki bakımdan çöküntüye uğra­masına yol açacak şekilde bir yaşantı içindeyse bu durum yeni bir olaydır ve vela­yetin değiştirilmesine sebebiyet verir. Yargıtay bir kararında “çocuğunu hiçe saya­rak onun yanında başka erkeklerle çocuğun görmemesi gereken ilişkilere giren ve içki alışkanlığı bulunan kadından velayetin alınıp babaya verilmesi gerektiğine” karar vermiştir. Velayet hakkına sahip olan eş çocukları bırakıp girmiş ve çocuklar diğer eş tarafından bakılmaktaysa velayetin değiştirilmesine karar vermek gerekir. Çocukların okula uygunsuz kıyafetlerle gitmesi, bakımsız ve kirli, aç ve dayak ye­miş olmaları da velayetin değiştirilmesi sebeplerindendir.

Velayet hakkına sahip olan tarafın resmi olmayan evlilik hayatı yaşaması halin­de bu durumun çocukların ruhsal gelişmesine engel olacağından velayetin değişti­rilmesi gerektiğine karar vermek gerekir. Ancak resmi evlilik olmaksızın imam nikahıyla yaşanmasının toplumun örf ve adetlerine, ülkemizin genel sosyolojik yapısına göre genel adap ve ahlaka aykırı olmadığı bu durumun velayetin değişti­rilmesine sebep kabul edilemeyeceği de etkin bir şekilde savunulmaktadır. Yargı­tay’ın da bu konuda birbirine çelişik kararlan vardır.

Uygulamada çoğunlukla karşılaşıldığı gibi çocuk babayı veya anayı istiyor o halde velayet neden çocuğun istediği tarafa verilmedi gibi sorularla karşılaşılmak­tadır. Çocuğun bu isteğinin haklı bir nedene de dayanması gerekir. Velayet hakkına sahip olan tarafın velayetin değiştirilmesini gerektiren hiçbir davranışı olmadığı ve velayetin gerektirdiği tüm hak ve görevleri gereği gibi yerine getirdiği halde sırf çocuğun beyanına dayanarak velayet değiştirilemez.

Velayet görevinin sırf sağlık sebebiyle geçici olarak aksatılmış olması velayetin değiştirilmesi sebebi kabul edilemez. Ancak velayet verilen eş sağlık sebepleriyle de olsa velayet görevini uzun süre yerine getiremiyorsa bu halde çocuğun yararı göz önünde tutularak velayetin değiştirilmesi uygun olacaktır.

Yargıtay bir kararında kendisine velayet verilen baba işlediği bir suçtan dolayı hapse girmişse ana evlilik hazırlığı içinde olsa bile velayetin babadan alınıp anaya verilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Velayetin değiştirilmesinde yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkeme­sidir.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat