Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Nedir?

UYARLAMA DİLEKÇESİ – CEZA – 2

                           ………………………………… MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’NE

                                                                       İNFAZIN DURDURULMASI TALEPLİDİR.

 DOSYA NO              :

HÜKÜMLÜ               :………. ………………….. (TC Kimlik No: ……………..)

Adres: …………………………………….

VEKİLİ                      :Av. ……………………. ………………. (TC Kimlik No: …………………………)

Adres: …………………………………………..

Tel:…………………… Fax:……………………

KATILAN                  :……………………. …………………………

Adres: ……………………………………..

KONU                        :UYARLAMA (YENİDEN YARGILANMA) talebi

AÇIKLAMALAR       :

CEZA GENEL KURUL KARARI

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2009/16-5 esas sayılı 03.02.2009 tarihli kararına göre; hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, süresi, başvurulacak merci ile başvuru şekli açıkça belirtilmemiş ve sanığa tebliğ edilmemiş ise geçersizdir. Mahkemenizin müvekkilim hakkında verdiği kararın temyize ilişkin bölümü aynen şöyledir:

“İlişkin, sanığın yokluğunda, katılan vekilinin yüzünde, C.Savcısı ……’nın huzuru ile isteme uygun, bildirimden itibaren 7 gün içerisinde Yargıtay ilgili ceza dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.”

Görüldüğü gibi esas mahkemesinin kararında temyizin şekli, nasıl yapılacağı, hangi merci ye başvurulacağı belirtilmemiştir. Yukarda sözünü ettiğimiz Yargıtay Ceza Genel Kurul kararı temyizin süresinin, şeklinin, başvurulacak merciin açıkça belirtmeyen mahkeme kararını yok hükmünde kabul etmiş, kararın kesinleşmediğini ve bu nedenle bu tür kararlarda temyiz yolunun açık olduğunu ve kesinleşmeyen kararlarda da olağanüstü kanun yoluna gidilemeyeceğini, yasa adına bozma istenemeyeceğine karar vermiştir.

Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli kararı, AİHM kararları göz önünde bulundurulduğunda müvekkilim hakkında verilen hükmün kesinleşmediği anlaşılacaktır. Çünkü Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı AİHM kararlarıyla uyumlu olarak verilmiş bir karardır. Ceza Genel Kurulu kararında aynen şöyle denmektedir:

“Görüldüğü gibi; karara karşı başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şekli açıklanmamış, tefhim sırasında hazır bulunan sanık yanıltılmıştır. Bu nedenle kararın, yasa yoluna başvurma hak ve yetkisi bulunanlara, başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklini gösterir açıklamalı tebligat ile tebliğ edilmesi, açıklamada mutlaka itiraz yasa yoluna başvurma süresinin kendilerine tebligat yapılmasından itibaren başlayacağının bildirilmesi gerekmektedir. Tebligata rağmen itiraz yasa yoluna başvurulmaması durumunda karar kesinleşeceğinden, ancak bu ahvalde yasa yararına bozma yasa yoluna başvuru olanaklı hale gelecektir.”

Mahkemenizin kararında sanığın temyiz hakkı yukarıda bir mahkeme kararından alınmış örnekteki gibi açıklayıcı olmalıydı. Müvekkilim sanık temyiz yolu hakkında yanıltılmıştır. Gerekçeli kararda temyiz yolu temyiz merci, temyizin şekli ve nasıl yapılacağına hiç değinilmemiş, müvekkilime temyiz hakkı anlatılmamıştır.

Yargıtay 10. Ceza dairesinin 28.12.2009 tarih 2009/15031 esas sayılı kararında yoklukta yargılamayı bozma nedeni olarak kabul etmiştir.  Daire kararından da anlaşılacağı üzere 5941 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 20.12.2009 tarihinden sonra yoklukta yargılama hukuka uygun değildir. Mahkemenizin müvekkilim hakkındaki yargılaması, soruşturma ve kovuşturma müvekkilimin gıyabında yapılmış, hüküm müvekkilimin yokluğunda oluşturulmuştur.

5941 sayılı yasanın genel gerekçesinde ve karşılıksız çek suçunun unsurlarının ve yaptırımlarının düzenlendiği 5.madde gerekçesinde 5237 sayılı yasaya uyum sağlamak amacıyla şekli (objektif) suç tanımının terk edildiği açık bir dille yazılmıştır. 5941 sayılı yasanın gerekçesinde açıkça “karşılıksız çek suçu en azından taksirle işlenebilen bir suçtur” denmektedir.

DELİLLER                            : Hukuka uygun sair tüm deliller.

HUKUKİ SEBEPLER : İlgili mevzuat.

TALEP SONUCU                 : Yukarıda açıklanan nedenlerle, hukuksuz olarak ceza evinde bulunan müvekkilimin infazın acilen durdurulmasını, yeniden yargılama yapılarak 5237 sayılı yasanın 5. ve 21.maddeleri, 5941 sayılı yasanın 5/1 maddesi, 5271 sayılı yasanın 223.maddesi, 5275 sayılı yasanın 98.maddesi uyarınca beraatına karar verilmesini talep ederim. …./…/…

                                                                                                             HÜKÜMLÜ MÜDAFİİ

[/column]

CategoryGenel
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat