Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokmak

Ceza Genel Kurulu 2010/2-6 E., 2010/73 K.

Hükümlü Serkan’ın, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı TCY’nin 179/3 yollamasıyla 179/2 ve 62. maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükmedilen cezanın aynı Yasa’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 58/6-son madde uyarınca cezanın infazından sonra 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi boyunca uzman bir rehberin görevlendirilmesine ve uzman rehberin sanığın sosyal uyumu ve sorumluluk bilincinin gelişimi hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek mahkemeye ibrazına ilişkin, (Samsun Üçüncü Sulh Ceza Mahkemesi)’nce verilen 20.09.2007 gün ve 331-553 sayılı hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay İkinci Ceza Dairesi’nce 25.05.2009 gün ve 24074-25017 sayı ile;

“Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbirinin ne şekilde uygulanacağı, süresi ve bu hususta karar verecek mercii 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 108. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 5. fıkrası ile tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde koşullu salıvermeye ilişkin hükümlerin uygulanacağının belirtilmesi karşısında, denetimli serbestlik tedbirinin süresinin infaz aşamasında 5275 sayılı Kanun hükümleri uyarınca belirlenmesinin gerektiği gözetilerek 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin 7. fıkrası gereğince hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağının belirtilmesiyle yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde 5275 sayılı Kanun’un 108/4. maddesi uyarınca sanık hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden; hükmün 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince istem gibi bozulmasına, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;

“TCK’nın 58/6-son cümlesi gereğince mükerrir sanık hakkında cezasının infazından sonra bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına’ ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkartılmasına ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün” düzeltilerek onanmasına karar verilmek suretiyle kesinleşmiştir.

Kesinleşen hükmün infazına başlanması ve hükümlünün 09.09.2009 tarihinde cezaevine konulmasının ardından, yerel Cumhuriyet Savcısı tarafından bir karar istenmiş olması nedeniyle, Samsun Üçüncü Sulh Ceza Mah-kemesi’nce 11.09.2009 gün ve 331-553 sayı ile verilen karara yapılan itiraz üzerine Samsun Dördüncü Asliye Ceza Mahkemesi’nce 14.09.2009 gün ve 196 değişik iş sayı ile “ilamın tekerrüre ilişkin kısımlarının infazının durdurulmasına” karar verilmiş,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 06.01.2010 gün ve 262092 sayı ile; 1412 sayılı CYUY’nin 305. maddesinin bütün fıkraları ile halen yürürlükte olması nedeniyle, kesin nitelikteki hükümlerin tekerrüre esas alınamayacağından bahisle, Özel Daire kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün tekerrüre ilişkin kısmın hükümden çıkartılması suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmesi istemiyle itiraz yoluna başvurulmuştur.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulu’nca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık; kesin nitelikte ceza içeren hükümlülüğün, 5237 sayılı TCY’nin 58. maddesinin uygulanmasına esas alınıp alınamayacağına ilişkindir.

İncelenen dosyada;

Hükümlünün 01.08.2006 tarihinde işlediği trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu nedeniyle Samsun İkinci Sulh Ceza Mahkemesi’nin 19.12.2006 gün ve 553-562 sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCY’nin 179/2, 62 ve 50/1-a maddeleri uyarınca sonuç olarak 500 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu hükmün 19.01.2007 tarihinde kesinleştiği, somut olaydaki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu ise 22.03.2007 tarihinde işlediği anlaşılmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.05.2009 gün ve 2-115 sayılı kara-rında da belirtildiği üzere:

5320 sayılı Yasa’nın 18/1-a maddesi uyarınca; 5271 sayılı CYY’nin 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine, 1412 sayılı CYUY yü-rürlükten kaldırılmıştır. Ancak yeni usul yasası sisteminde, yasa yolları içinde istinafa yer verilmesi ve bölge adliye mahkemelerinin henüz göreve başlamaması nedeniyle 5320 sayılı Yasa’nın * Temyiz ve karar düzeltme” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ila 326. maddeleri uygulanır” hükmüne yer verilmek suretiyle bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamasından önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında 1412 sayılı CYUY’nin 305 ila 326. maddelerinin uygulanacağı öngörülmüştür.

5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nin “TemyiziKabil Olan ve Olmayan Hükümler” başlıklı 305. maddesi; *Ceza Mahkemelerinden verilen hükümler temyiz olunabilir. Ancak, on beş sene ve ondan yukarı hürriyeti bağlayıcı cezalara ait hükümleri hiçbir harç ve masrafa tabi olmaksızın Yargıtay’ca re’sen tetkik olunur.

1-İkimilyar liraya kadar (İkimilyar dahil) para cezalarına dair olan hükümler,

2-Yukarı sınırı onmilyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren Suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri,

3-Bu Kanun ile sair kanunlarda kesin olduğu yazılı bulunan hükümler, temyiz olunamaz. Bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz, Ancak haklarında 343, madde hükümleri dairesinde Yargıtay’a başvurulabilir” hükmünü içermekte olup, maddenin 2. fıkrasında sayılan ve kesin olduğu belirtilen hükümlerin tekerrüre esas olmayacağı, maddenin son fıkrasında açıkça belirtilmiştir.

Diğer yönden, Ceza Genel Kurulu’nun duraksamasız kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere; 5237 sayılı TCY’nin 50. maddesinde, 647 sayılı Yasa’nın 4. maddesindeki düzenlemeye benzer şekilde “Uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir” hükmüne yer verilmesine karşın, “Bu hükmün uygulanması, kanun yollarına başvurmada engel teşkil etmez” hükmüne yer verilmemesi nedeniyle, gerek 5237 sayılı Yasa’nın 50. maddesi uyarınca kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaya seçenek olarak hükmedilen, gerekse 52. madde uyarınca doğrudan hükmedilen 2 milyar lirayı (2000 lira) aşmayan adli para cezalarına ilişkin hükümler kesin niteliktedir.

Somut olaydaki uyuşmazlık konusu bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde:

Hükümlünün yerel mahkeme tarafından tekerrüre esas alınan önceki mahkumiyeti 1412 sayılı CYUY’nin 305. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kesin nitelikte olup, temyiz yeteneği bulunmamaktadır.

Tekerrürü eski sistemden farklı olarak, maddi ceza hukuku ile de yakından ilgili bir infaz kurumu şeklinde düzenleyen yasa koyucu tarafından; 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesinde, CYUY’nin 322. maddesinin 4, 5 ve 6. fıkraları ile ilgili olarak yapıldığı gibi, bir istisna hükmüne yer verilmemiş olması nedeniyle, 1412 sayılı CYUY’nin 305. maddesinin son fıkrasının halen yürürlükte olduğunun kabulü zorunludur.

Şu durumda, yürürlükte olduğunda kuşku bulunmayan 1412 sayılı CYUY’nin 305. maddesinin son fıkrasının, yeni ceza sisteminde tekerrür için getirilen düzenlemelerle uygunluk arz etmediği gerekçesiyle, üstelik hükümlü aleyhine sonuç doğuracak biçimde yorumlanmasının yasal dayanağı bulun-madığından; somut olayda, önceki hükümlülüğü kesin nitelikte olan hükümlü hakkında 5237 sayılı TCY’nin 58. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi olanaklı değildir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmeyeceğinden, hükmün, “tekerrür uygulanmasına ilişkin bölümler çıkarılmak suretiyle” düzeltilerek onanmasına ve dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmelidir.

Sonuç: Açıklanan nedenlerle;

1-Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2-Yargıtay İkinci Ceza Dairesi’nin 25.05.2009 gün ve 24074-25017 sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Samsun Üçüncü Sulh Ceza Mahkemesi’nin 20.09.2007 gün ve 331-553 sayılı hükmünün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 5320 sayılı Yasa’nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nin 322. maddesindeki yetkiye istinaden “tekerrür uygulanmasına ilişkin bölümler çıkartılmak suretiyle” DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

6-Dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 06.04.2010 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...