Şirket Ortağının Şahsi Borcundan Şirketin Sorumluluğu

YARGITAY 13. Hukuk Dairesi
ESAS: 2009/13903
KARAR: 2010/4532

ADİ ŞİRKET ORTAKLIĞI
ŞİRKET ORTAKLARININ ŞAHSİ BORÇLARI

Taraflar arasındaki fesih ve tasfiye davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, fatura alacağına ilişkin olarak N… Jeotermal Malzemeleri Boru San. ve Tic. Taahhüt A.Ş (N…) aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2006/13995 E. Sayılı dosyası ile icra takibine giriştiğini , takip borçlusu N…’nın alacağı olduğu öğrenilen M… İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’ne (M…) 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, M…’ın verdiği cevapta, NİMKA’ya borçlu olduğunu kabul ettiğini, alacak zimmetinde kabul edildiği için M…’a 89/3 ihbarnamenin de gönderildiğini, bu arada davalı M…’ın diğer davalı Ş… Elek. İnş. Taah. Ltd. Şti. (Ş…) ile adi ortaklık ilişkisi içinde olduğunun tespit edildiğini ve adi ortaklığını 195.990,000 TL sözleşme bedelli Anadolu yakası Adalet Binası İnşaatını yükümlendiklerini, adi ortaklığını fesih ve tasfiyesi hususunda İcra hakimliğinden yetki alındığını ileri sürerek M…-Ş… adi ortaklığının fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, N…’ya bazı icra dosyaları kapsamında borç bulunduğunu, ancak 89/1 haciz ihbarnamesi ile M…’ın ve adi ortaklığın borçlu kılınamayacağını, adi ortaklık tasfiye payına haciz uygulanmadığını, adi ortaklık yetki belgesinin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, M… tarafından borcun varlığı kabul edilen icra dosyaları içerisinde dayanak İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2006/13995 sayılı dosyasının bulunmadığı bu itibarla haciz ihbarnamesine itirazdan sonra bu şirkete gönderilen 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin yasal dayanaktan yoksun bulunduğu, dolayısı ile davacının M… şirketi nezdinde doğmuş bir alacağından söz edilemeyeceği taraf ve dava ehliyetinin dava şartı olup, davacının icra mahkemesinden aldığı yetkinin de yasal dayanağı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Yukarıda da kısaca özetlendiği gibi dava, bir ortağın tasfiyedeki hissesi hakkında cebri icra vukuu bulması nedeniyle adi ortaklığın fesih ve tasfiye istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, M…’ın kendisine gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesi ile davacıya borcunun kesinleşip kesinleşmediği adi ortaklıktaki tasfiye hissesine haciz uygulanıp uygulanmadığı ve İ.İ.K’nun 121. Maddesi hükmü gereğince alınan yetki belgesinin usulüne uygun alınıp alınmadığı hususlarında toplanmaktadır.

B.K.’nın 535. Maddesinde adi ortaklığın sona erme sebepleri sayılmış olup, anılan yasanın 535/3 maddesi hükmüne göre, şirketlerden birinin tasfiyedeki hissesi hakkında cebri icra vukuu ile adi ortaklık sona erer. Mehaz İsviçre Borçlar Kanunu’nun (OR) 545/111 maddesine göre , adi ortaklığın sona ermesi anının adi şirket ortağının tasfiye hissesinin haczedildiği değil, tasfiye hissesinin paraya çevrildiği an olduğu kabul edildiği halde Türk Hukukunda adi şirket ortağının hissesi haczedilince adi ortaklık sona ereceğinden adi ortaklığın tasfiye işlemlerine başlanılması gerekir. (Tuğrul Ansoy Adi Şirket, Dernek ve Ticaret Şirketleri sh. 148) Borçlar Kanunu’nun 535/3. Maddesinde öngörülmüş olan sona erme nedeni ortağın şahsi alacaklalarının korunması için öngörülmüş olduğundan adi şirket ortaklarının birbirleri ile anlaşmaları ile bu hüküm bertaraf edilemeyeceği gibi, adi ortaklığın yükümlendiği bir iş varsa bunun sonucunun beklenmesine de gerek yoktur. Adi şirket ortağının şahsi borcu sebebi ile borçlunun ortağı olduğu malların doğrudan doğruya haczedilmesi de mümkün değildir. (13. H.D 24.5.1982 gün ve 1982/3318-3685 sayılı kararı) Bu haczin adi şirketin feshine sebep olabilmesi i çin haczin mutlaka tasfiye bakiyesine yönelik olması yani adi şirketin feshinin amaçlanması zorunludur (H.G.K. 14.12.2005 tarih 2005/13-715 sayılı kararı) İ.İ.K’nun 94. Maddesinde “taksim edilmemiş bir miras veya şirket yahut iştirak halinde Tasarruf edilen bir mal haczedilirse” şeklinde düzenleme yapılmış olup, adi şirket tasfiye payının da bu kapsamda haczedilebileceği öngörülmüştür. İcra müdürü Tasfiye payına haczi gerçekleştirince bu durumu adi şirkete ve şirketin diğer ortağına da bildirilecektir. Bu bildirim sadece muhafaza tedbiri niteliğinde olduğu ve adi şirket ortaklarının anlaşarak haczedilen ortağın payının üçüncü kişilere devredilmesine engel olmaya yönelik olduğu kabul edilmelidir. Yine, gerek doktrin (Yard. Doç. Dr. Nihat Güman Elbirliği Mülkiyeti ile Kollektif ve Komandit Şirket Hisselerinin Haczi ve Paraya Çevrilmesi Sh. 197) gerekse uygulamada (H.G.K 1.12.1999 T.E. 1998/12-1003 K, Yargıtay 12. H.D. 17.2.2000 E. 2000/2594 K) borçlunun üçüncü kişideki alacağı haczinin menkul haczi gibi yapılacağı, örneğin bankadaki mevduat hakkında haciz tutanağı için mahallinde gidilmesine gerek olmadığı, haciz tutanağının icra dairesinde düzenleneceği, haciz ihbarnamesinin gönderilmesinin haczin tekemmülü için, şart olmadığı, zira borçlunun adi şirketteki masraf, faiz, kar payı, tasfiye bakiyesi şeklindeki hak ve alacaklarının aynı zamanda taşınır mal niteliğinde olduklarından İ.İ.K’nun 88/1 maddesi hükmü gereğince dahi haczinin kabil olacağ kabul edilmektedir. Böyle bir haciz işlemi gerçekleştirildikten sonra alacaklı tarafın yapacağı iş, İ.İ.K’nun 94 ve 121 maddeleri gereğince adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davası açılabilmesi için icra hakimliğinden yetki belgesi almak olacaktır.

Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönecek olursak; davacı 20.10.2006 tarihinde borçlu N… hakkında İstanbul 11 icra Müdürlüğü’nün 2006/13995 Esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunmuş, bu arada N…’nın davalı MERTKAN’DAN alacaklı olduğu tespit edilerek M…’a 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmiş, M… 6.11.2006 tarihli cevabi yazısında, Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2006/6957-8238-8791-8513-8770-9735 sayılı icra dosyaları kapsamında N…’ya borçlu olduğunu bildirmiştir. Bunun üzerine davacı 7.3.2007 tarihinde İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2006/13995 Esas sayılı dosyasında M…’ın diğer davalı Ş… Elektrik Ltd. Şti. ile olan adi ortaklığındaki tasfiye ve kâr payının haczi için başvurmuş ve icra Müdürlüğünce talebi kabul edilerek M…-Ş… adi ortaklığına ve Ş… Elektrik Ltd. Şirketine durum bildirilmiş, davacı, istanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesine başvurarak, İ.İ.K 121. maddesi gereğince M…-Ş… adi ortaklığının fesih ve tasfiyesi hususunda yetki alarak iş bu davayı açmıştır.

Her ne kadar mahkemece, davalı M…’ın borcu kabul ettiği icra dosyaları arasında İstanbul 11. İcra 2009/13903-2010/4532 Müdürlüğünün 2006/13995 Esas sayılı icra dosyasının bulunmadığı dolayısı ile yetki belgesinin dayanaksız Kaldığı, dava şartının bulunmadığı gerekçesi ile dava red edilmiş ise de, M…’ın 2006/13995 Esas sayılı icra dosyası sebebi ile borcu kabul etmesi zorunlu değildir. 2006/13995 sayılı icra dosyası ile davacı ile borçlu N… arasındadır. Oysa, davalı Mertkan, sözünü ettiği Ankara 25. İcra Müdürlüğünün sözünü ettiği icra dosyaları kapsamında N…’ya borçlu olduğunu kabul etmiştir. Böyle olunca, davacı, davalı M…”ın diğer davalı Ş… ile adi ortaklığındaki kar payı ve tasfiye bakiyesine haczettirdiğine ve İ.İ.K’nun 94,121 maddelerine uygun yetki belgesi aldığına göre, mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken , yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 6.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...