Sahtecilik ve Sahte Plaka Kullanmak

Ceza Genel Kurulu 2007/4-19 E., 2007/82 K.

Sahtecilik ve sahte plaka kullanmak suçlarından sanık İbrahim A……’un 765 sayılı TCY.nın 333/1, 59/2, 81/1-3, 350/1-3, 59/2, 81/1, 350/1-3, 59/2, 81/1 ve 71. maddeleri uyarınca sonuçta 33 ay 60 gün hapis ve 295.036.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın kişiliği ve suçun mahiyeti gözönünde bulundurularak hakkında 647 sayılı Yasanın 4. maddesinin uygulanmasına ilişkin istemin reddine, emanette kayıtlı sahte plakaların müsaderesine, sürücü belgesi ve trafik tescil belgelerinin ise dosyada delil olarak saklanmasına ilişkin Kadıköy 5. Asliye Ceza Mahkemesince 12.02.2004 gün ve 995-97 sayı ile verilen hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edildiğinde; Yargıtay 4. Ceza Dairesince 21.06.2004 gün ve 7283-7789 sayı ile;

“1- Sanık hakkında “suçların niteliği ve sosyal durumu” gözönüne alınarak temel cezanın alt sınırdan belirlenmesine karşın, aynı olgular olumsuz değerlendirilerek özgürlüğü bağlayıcı cezanın paraya çevrilmesine yer olmadığına karar verilmek suretiyle çelişkiye yol açılması,

2- Tekerrür uygulamasında yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden cezaların en üst oranda arttırılması,

3- Suça konu sahte plakanın kanıt olarak dosyada saklanması yerine zoralımına karar verilmesi,

4- TCY.nın 30. maddesine aykırı biçimde, içtima sonucu hükmolunan sonuç özgürlüğü bağlayıcı cezanın 35 ay yerine 33 ay 60 gün olarak belirlenmesi” nedenleriyle bozulmuştur.

Bozma üzerine yeniden yargılama yapan Kadıköy 5. Asliye Ceza Mahkemesince 08.09.2004 gün ve 683-726 sayı ile bozma ilamının (3) ve (4) nolu bölümlerine uyulmasına, (1) ve (2) nolu bozma nedenleri yönünden ise;

“Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sanık hakkında asgari hadden hüküm kurulmasına rağmen hapis cezalarının paraya çevrilmemesi ve tekerrür uygulaması yapılırken asgari haddin üzerinde hüküm kurulması noktasından kararımızı bozmuş ise de mahkememizce bu bozmanın yerinde olmadığı kabul edilmiştir.

Zira; her iki uygulamanın takdir ve gerekçesi birbirinden ayrıdır. Her iki uygulamada artırım ve uygulamamakta takdir hakkı kullanılmıştır. Kaldı ki asgari hadden hüküm kurmak sırasındaki gerekçe dışında hapis cezasının paraya çevrilmemesi sırasında sanığın kişiliği de esasa alınmıştır. Bu husus hapis cezasının paraya çevrilip çevrilmeyeceğinin esasına ilişkin bulunmaktadır. Yine sanık hakkında tekerrür uygulaması yapılırken artırım 1/6 oranında yapılmıştır ancak, sanığın çok sayıda geçmiş mahkumiyeti mevcuttur ancak bunlardan bir tanesi hükme esas alınmıştır. Diğer mahkumiyetlerin uygulama yeri olmamakla birlikte takdirde bu hususta değerlendirilmiştir. Bu nedenle tekerrür hükümleri uygulanırken artırım 1/6 oranında yaptırılmıştır.

Sanık hakkında ceza uygulaması yapılırken asgari hadden ceza uygulaması yapılmakla birlikte ceza artırımı sırasında takdir hakkı uygulanarak sanığın tekerrürü ile ilgili özel durumu da gözönünde bulundurularak tekerrür nedeniyle artırım yapılarak 1/6 oranında ceza artırılmıştır.” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiş ve önceki hükümde olduğu gibi aynı maddeler uygulanmak suretiyle tekrar sanığın 33 ay 60 gün hapis ve 295.036.000 lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın kişiliği ve suçun mahiyeti gözönünde bulundurularak hakkında 647 sayılı Yasanın 4. maddesinin uygulanmasına ilişkin istemin reddine, emanette kayıtlı eşyaların dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmiştir.

Bu hüküm de sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz incelemesi için Yargıtay’a gönderilen dosya; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2005 gün ve 202567 sayılı yazısı ile, 5320 sayılı Yasanın 8/2. maddesi uyarınca, yeni yasalar nazara alınmak suretiyle lehe olan yasanın tespiti yönünden yeniden değerlendirme yapılması için mahalline iade edilmiştir.

Yeniden duruşma açarak yargılama yapan Kadıköy 5. Asliye Ceza Mahkemesince 16.11.2005 gün ve 686-906 sayı ile;

“Her ne kadar suç tarihinden sonra 5237 sayılı TCK yürürlüğe girmiş ise de sanığa isnat edilen sahte plaka tanzim edilip kullanmak eylemi bu Yasanın 202. maddesinde sahte ruhsat ve plaka kullanma eylemleri de 207. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, getirilen yenilikler daha ağırlatıcı hükümleri içermektedir. Yani yeni yasa sanık lehine değildir. Bu itibarla suç tarihindeki 765 sayılı Kanun gereğince hüküm kurmak gerekmiştir.” gerekçesiyle ve önceki gerekçelerini de tekrar etmek suretiyle 08.09.2004 gün ve 683-726 sayılı hükmü 5252 sayılı Yasanın 9. maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına ve önceki hükümdeki yasa maddelerini de uygulamak suretiyle bu kez sanığın 33 ay 60 gün hapis ve 291 YTL. adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın kişiliği ve suçun mahiyeti, geçmişteki hali, tutum ve davranışı gözönünde bulundurularak verilen cezanın ertelenmesi halinde ileride bir daha suç işlemeyeceği yolunda mahkemeye yeterli kanaat gelmediğinden bahisle 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığın gözlem altına ve tutuklulukta geçirdiği günlerinin TCK. 40 ve 5237 sayılı Yasanın 62. maddesi gereğince cezasından mahsubuna karar verilmiştir.

Bu hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz edilen hüküm, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2007 gün ve 24673 sayılı ve bozma istekli tebliğnamesi ile dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü:

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanığın sahtecilik ve sahte plaka kullanmak suçlarından cezalandırılmasına karar verilen olayda Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki hukuki uyuşmazlık, özgürlüğü bağlayıcı cezaların para cezasına çevrilmemesine ve artırım nedenlerine dayalı uygulamanın üst sınırdan yapılmasına ilişkin gösterilen gerekçelerini yasal ve yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

Ancak, Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen ısrar kararı verilmiş olsa dahi;

a) Bozma kararı doğrultusunda işlem ve uygulama yapmak,

b) Bozma kararında tartışılması istenen hususları tartışmak,

c) Bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni kanıtlara dayanmak,

d) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak,

Suretiyle verilen direnme kararı; özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir karardır. Bu nitelikteki bir kararın temyiz edilmesi halinde incelemenin Yargıtay’ın ilgili Dairesi tarafından yapılması gerekir.

İncelenen dosyada, Özel Dairenin bozma kararı üzerine 08.09.2004 tarihinde Yerel Mahkemece ısrar kararı verildikten sonra, dosya temyiz edilerek Yargıtay’a gelmiş, ancak 01.06.2005 tarihinde yeni yasal düzenlemelerin yürürlüğe girmesi nedeniyle, henüz temyiz incelemesinden geçmeden, 5320 sayılı Yasanın 8/2. maddesi gerekçe gösterilerek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2005 gün ve 202567 sayılı yazısı ile mahalline iade edilmiştir. Bunun üzerine; yeniden duruşma açan Yerel Mahkemece 16.11.2005 gün ve 686-906 sayı ile; eski ve yeni yasalar karşılaştırıldığında eski yasanın daha lehe olduğu tespit edilerek, 765 sayılı Yasa uyarınca yeniden hüküm kurulmuştur. Bu hükümdeki direnme gerekçesi ile önceki hükümlerdeki direnme gerekçesi aynıdır. Dolayısıyla, Yerel Mahkeme, Özel Dairenin gerekçenin yetersizliğine yönelen bozma düşüncesine katılmadığını bir kez daha ortaya koymuşsa da; direnme kararı içeren 08.09.2005 günlü Yerel Mahkeme kararı temyiz edildikten sonra, henüz temyiz incelemesi yapılmadan özel bir yasa hükmü gereğince mahalline iade edilmiş ve duruşma açılarak yeni bir hüküm kurulmuş olmakla önceki hüküm ortadan kalkmıştır. İadeden sonra verilen ve esasen incelememize konu olan 16.11.2005 tarihli hüküm kurulurken, 5237 sayılı Yasanın yürürlüğe girmiş olması nedeniyle, hangi yasanın daha lehe olduğu konusunda yeni değerlendirmeler yapılmış ve bu yeni uygulama Özel Daire denetiminden geçmemiştir. Özel Dairece incelenmeyen bir hususun doğrudan ve ilk kez Ceza Genel Kurulu tarafından ele alınması olanaksız bulunduğundan, dosyanın incelenmek üzere Özel Daireye gönderilmesi gerekmektedir.

Bu nedenlerle, temyiz davasına bakma görev ve yetkisi Özel Daireye ait olduğundan, dosyanın incelenmek üzere Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmesi gerekir.

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

Yerel Mahkeme kararının Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni bir hüküm içerdiği tespit edildiğinden, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 03.04.2007 günü oybirliği ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...