Ruhsatsız Silahla Tehdit Suçu İşlenmesi

Ceza Genel Kurulu 2009/4-20 E. , 2009/155 K.

Hükümlü A….K…’ın, sarhoş vaziyette okulun içerisine kadar girmek suretiyle, öğrenci olan mağdure B…B….’nu ruhsatsız silahla tehdit etmek suçundan, 765 sayılı TCY’nın 188/1-3 ve 55/3. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay; 6136 sayılı Yasanın 13/1, Ek-1 ve 765 sayılı TCY’nın 55/3. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay hapis ve 189.820.800 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, hakkındaki cezaların 765 sayılı TCY’nın 71. maddesi uyarınca içtimaı ile sonuç olarak 4 yıl 8 ay hapis ve 189.820.800 lira ağır para cezaları ile cezalandırılmasına ve silahın zoralımına ilişkin, N…. 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 07.03.2002 gün ve 441-77 sayılı hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 4. Ceza Dairesince 08.05.2002 gün ve 8152-8156 sayı ile onanmak suretiyle kesinleşmiştir.

01.06.2005 tarihinde yapılan yasa değişiklikleri nedeniyle, dosyanın kesin hükümde değişiklik yargılaması için yeniden ele alınması üzerine, N…..2. Asliye Ceza Mahkemesince 28.02.2006 gün ve 640-71 sayı ile;

“Silahla tehdit eylemi 5237 sayılı Kanunun 106/2-a maddesinde düzenlenmiş olup, cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. Mahkememizin bir önceki kararında teşdit uygulandığından ve sanıklar ders sırasında eğitim kurumunu basarak silahla tehdit suçunu işlediklerinden, teşdit sebepleri aynen varlığı kabul edilerek, yine cezanın üst sınırdan uygulanması gerektiği, bu nedenle 765 sayılı Kanunun sanık lehine bulunduğu kanaatine varılmıştır, 6136 sayılı Kanun yönünden ise herhangi bir değişiklik yapılmadığı” gerekçeleri ile, sanığın yine aynı şekilde 4 yıl 8 ay hapis ve 188 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, bu hüküm de Yargıtay 4. Ceza Dairesince 17.12.2008 gün ve 4820-22277 sayı ile onanmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 23.01.2009 gün ve 111731 sayı ile olağanüstü itiraz yasa yoluna başvurulmak suretiyle, yaş küçüklüğü nedeniyle yapılması gereken indirimin doğru uygulanması halinde, her iki suç yönünden de 5237 sayılı TCY’nın daha lehe sonuçlar doğuracağından bahisle, Özel Daire Kararının kaldırılmasına ve Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

İnceleme; hükümlü A…. K…. hakkında şartlı tehdit ve 6136 sayılı Yasaya aykırı davranmak suçlarından verilen hükümlere hasren yapılmıştır.

Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanığın kabul edilen eylemleriyle ilgili olarak 765 sayılı TCY ile yapılan uygulamanın mı, yoksa 5237 sayılı TCY uyarınca yapılması gereken uygulamanın mı, daha lehe sonuç doğuracağına ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğinden,

Yerel mahkemece, 765 ve 5237 sayılı Yasalar ile yapılabilecek uygulamalar karşılaştırıldıktan sonra, 5237 sayılı TCY’nın lehe sonuç doğurmadığı kabul edilerek 765 sayılı TCY uyarınca uygulama yapıldığı anlaşılmaktadır.

14.12.1984 doğumlu olan hükümlü A….K….’ın, 24.09.2001 olan suç tarihi itibarıyla 16 yaşındadır. Ancak, Yerel Mahkemece 5237 sayılı TCY uyarınca verilmesi gereken ceza hesaplanırken, 15-18 yaş grubundakiler için yapılması gereken asgari ceza indirimin, 5237 sayılı TCY’nın 31/3. maddesinin 29.06.2005 gün ve 5377 sayılı Yasanın 5. maddesiyle değiştirilmesinden önceki halinde 1/2 olarak düzenlenmiş bulunduğu gözardı edilmiştir. 5237 sayılı TCY’nın 31/3. maddesi uyarınca yapılacak indirimin 1/2 olarak hesaplanması durumunda, şartlı tehdit suçundan 2 yıl 6 ay hapis, 6136 sayılı Yasaya aykırı davranmak suçundan ise 1 yıl hapis ve 141 YTL adli para cezasına hükmetmek gerekeceğinden, her iki suç yönünden de 5237 sayılı TCY uyarınca verilmesi gereken ceza 765 sayılı TCY uyarınca tayin edilmiş bulunan cezaya göre daha lehe olacaktır.

Ayrıca, 6136 sayılı Yasaya aykırı davranmak suçundan verilen hükümde; 28.02.2006 olan hüküm tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi uyarınca “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” konusunda değerlendirme yapılması zorunluluğuna uyulmaması da yasaya aykırıdır.

Bu itibarla, itirazın kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına ve dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmelidir.

SONUÇ :

Açıklanan nedenlerle;

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 17.12.2008 gün ve 4820-22277 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,

3- N….2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.02.2006 gün ve 640-71 sayılı hükmünün BOZULMASINA,

4- Dosyanın, N…..2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.06.2009 günü oybirliği ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...