Muristen İntikal Eden Anonim Şirket Hissesinin Vergilendirilmesi

DANIŞTAY
7. Daire 2008/489 E.N , 2010/4872 K.N.

Özet
MURİSTEN İNTİKAL EDEN ANONİM ŞİRKET HİSSESİNİN BORSADA KAYITLI OLMAMASI NEDENİYLE, MAHKEMECE, ANILAN ŞİRKET HİSSESİ DEĞERİ MATRAH KABUL EDİLEREK DAVACI ADINA TARH OLUNAN VERASET VE İNTİKAL VERGİSİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIK HAKKINDA, SÖZ KONUSU HİSSE SENETLERİNİN EMSAL BEDELİNİN, BİLİRKİŞİ ARACILIĞIYLA SAPTANMASI SURETİYLE YENİDEN KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ HAKKINDA.

İçtihat Metni

Temyiz İsteminde Bulunan : İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Karşı Taraf: …

Vekili: Av. …

İstemin Özeti: Davacı adına, muris …’in … Holding Anonim Şirketindeki %95 hissesi için, takdir komisyonu kararı esas alınarak ikmalen veraset ve intikal vergisi salınması yolunda tesis edilen işlemi; ikmalen tarhiyata esas alınan takdir komisyonu kararında dayanılan ölçütlere yer verilmediği gibi, matrah farkının gerekçelerini içermediği ve kararın matbu nitelik taşıdığı anlaşılmakla, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle iptal eden İstanbul Sekizinci Vergi Mahkemesinin 12.9.2007 gün ve E:2006/592 K:2007/2060 sayılı kararının; takdir komisyonu tarafından, şirketin bilançosunda kayıtlı servet unsurlarından; taşıtların kasko değerleri ile, gayrimenkullerin emlak vergisine esas değerleri ile, alacakların da kayıtlı tutarları ile değerlemesinin yapıldığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : İstemin reddi gerektiği yolundadır.

Tetkik Hâkimi K…… B……’in Düşüncesi : Dosyanın incelenmesinden, davacı varis tarafından, 5.10.1998 tarihinde vefat eden …’den intikal eden servet unsurlarından; … Holding Anonim Şirketindeki %95 hisse için, takdir komisyonunca yapılan değerleme sonucu saptanan matrah farkı üzerinden ikmalen veraset ve intikal vergisi salınması yolunda tesis edilen işlemin iptali istemiyle açılan davada da, Mahkemece; takdir komisyonun kararında dayanak gösterilmediği gerekçesiyle karar verildiği anlaşılmıştır.

7338 sayılı Kanunun 10’uncu maddesinde, veraset ve intikal vergisinde iki aşamalı bir tarhiyat öngörülmüş olup, mükelleflere, beyanda kolaylık sağlamak amacıyla belli servet unsurları için seçimlik hak tanınmıştır. Buna göre, ilk tarhiyatta seçimlik hak kullanılarak yapılan beyandan sonra, vergi İdaresi ölüm günü itibarıyla değerlemeye gidecek ve bulunacak farklara göre ikmal tarhiyat yapılacaktır. İdarece yapılan değerlemenin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasında, yargı yerlerince ihtiyaç duyulacak bilirkişi incelemesinin de, yine 7338 sayılı Kanunun 10’uncu maddesi uyarınca, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun servetleri değerleme ile ilgili üçüncü bölümündeki hükümlere uygun olarak yaptırılması gerekmektedir.

Bu bakımdan, olayda, muristen intikal eden anonim şirket hissesinin; 7338 sayılı Kanunun 10’uncu maddesinin göndermede bulunduğu 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 294’üncü maddesi uyarınca, borsada kayıtlı olup olmadıkları dikkate alınarak, ölüm tarihi itibarıyla borsa rayicinin; borsaya kayıtlı değillerse emsal bedellerinin, bilirkişi aracılığıyla saptanması tespiti suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile verilen mahkeme kararında anılan yasal düzenlemelere uyarlık bulunmadığından, bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı N…. Y……’in Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49’uncu maddesinin 1’inci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Temyiz başvurusu, muris …’in … Holding Anonim Şirketindeki %95 hissesi için, takdir komisyonunca yeniden yapılan değerleme sonucu saptanan matrah farkı esas alınarak ikmalen veraset ve intikal vergisi salınması yolunda tesis edilen işlemi iptal eden vergi mahkemesi kararının bozulması istemine ilişkindir.

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun “Verginin Matrahı ve İlk Tarhiyat” başlıklı 10’uncu maddesinin 2’nci fıkrasında; mükelleflerin, ilk tarhiyatta nazara alınmak üzere, veraset ve intikal vergisinin mevzuuna giren malları maddede belirtilen değerleme ölçülerinden faydalanarak değerlemek ve beyannamelerinde göstermek zorunda oldukları; aynı fıkranın (a) bendinde, bilanço esasına göre defter tutanlarda ölüm tarihine takaddüm eden takvim yılı bilançosuna göre bulunacak sermayenin ticari sermaye olduğu, mükelleflerin isterlerse ölüm günü itibarıyla çıkaracakları bilançoyu esas alarak öz sermayelerini tespit edebilecekleri ve öz sermayenin bu maddedeki esaslara göre, bu maddede hüküm olmayan hallerde Vergi Usul Kanununun iktisadi işletmelere dahil kıymetleri değerleme ile ilgili 2’nci bölümündeki esaslara göre tespit olunacağı; (d) bendinde de, intikal eden mallar arasında yer alan eshamlardan, borsada kayıtlı olanların, ölüm tarihine takaddüm eden üç yıl içindeki en son muamele değeri ile değerleneceği; borsada kayıtlı olmayanların veya kayıtlı olup da üç yıl içinde muamele görmemiş bulunanların ise, itibari değerle değerleneceği belirtilmiş; aynı maddenin dördüncü fıkrasında ise, bu maddede belirtilen esaslara göre beyan edilen değerler üzerinden tarh edilen vergilerin, idarece, intikal eden malların Vergi Usul Kanununa göre bulunacak değerlere göre ikmal edileceği hükme bağlanmıştır.

Bu düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden; Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 10’uncu maddesinde belirtilen değerleme ölçülerinin, ilk tarhiyatta nazara alınmak üzere mükellefler tarafından beyana esas alınacak ölçüler olduğu; ancak, değerlemeye konu kıymetin bilanço esasına göre defter tutulması gereken şirkete ait hisse olması halinde, idarece, Vergi Usul Kanununun 192’nci maddesinde düzenlenen öz sermaye hesabından hareketle ve ticari işletmeye dahil kıymetlerin, yine aynı Kanunun servetleri değerleme ile ilgili 3’üncü bölümündeki esaslara göre tespit olunacak değerlerle, beyan edilen değerler arasındaki fark üzerinden ikmalen vergi tarhı yoluna gidilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden; murisin, anılan Anonim Şirketteki hissesinin takdir komisyonunca yeniden değerlemesinin yapılması suretiyle bulunan matrah farkı üzerinden ikmalen tarhiyat yapılması yolunda tesis edilen işlemin, Mahkemece, takdir komisyonu kararında dayanak gösterilmediği gerekçesiyle iptal edildiği anlaşılmıştır.

Oysa; Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu ile Vergi Usul Kanununun yukarıda anılan hükümleri uyarınca; murisin Anonim Şirketteki hissesinin, borsada kayıtlı olmadığı hususu dikkate alınarak, ölüm tarihi itibarıyla, bilirkişi aracılığıyla emsal bedelinin tespiti suretiyle karar verilmesi gerektiğinden, Mahkemece yazılı gerekçe ile hüküm tesisinde isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne; mahkeme kararının bozulmasına; bozma kararı üzerine Mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına, 21.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

CategoryYargı Kararı
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat