Mirasın Reddi Beyanının Tescili İşlemleri

Mirasın Reddi Beyanının Tescili İşlemleri Nelerdir?

TÜRK MEDENİ YASASI MADDE 605.- Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.

Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.

MADDE 606.- Miras, üç ay içinde reddolunabilir.

Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendik­leri ispat edilmedikçe mirasbırakanın Ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildi­rildiği tarihten işlemeye başlar.

MADDE 607.- Koruma önlemi olarak terekenin yazımı halinde mirası ret süresi, yasal ve atanmış mirasçılar için yazım işleminin sona erdiğinin sulh hakimi tarafından kendilerine bildirilmesiyle başlar.

MADDE 608.- Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mi­rasçılarına geçer.

Bu mirasçılar için ret süresi, kendilerinin mirasbırakanına mirasın geç­tiğini öğrendikleri tarihten başlar. Ancak bu süre, kendilerinin mirasbırakanın-dan geçen mirasın reddi için mirasçıya tanınan süre dolmadıkça sona ermez.

Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse; bunlar için ret süresi, önceki mirasçılar tarafından mirasın reddedildiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlar.

MADDE 609.- Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazıl beyanla yapılır.

Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir.

Sulh hakimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder.

Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mah­kemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.

Tutanağın ve kütüğün nasıl tutulacağı tüzük/e düzenlenir.

MADDE 610.- Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası ka­yıtsız şartsız kazanmış olur.

Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, tere­kenin olağan yönelimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yü­rütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı, mirası reddedemez.

Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebri icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz.

MADDE 611.- Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, mi­ras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.

Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır.

MADDE 612.- En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.

Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmişler gibi hak sa­hiplerine verilir.

MADDE 613.- Altsoyun tamamının mirası reddetmesi halinde, bunların payı sağ kalan eşe geçer.

MADDE 614.- Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra ge­len mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler.

Bu takdirde ret, sulh hakimi tarafından daha sonra gelen mirasçılara bildirilir; bunlar bir ay içinde mirası kabul etmezlerse reddetmiş sayılırlar.

Bunun üzerine miras, iflas hükümlerine göre tasfiye edilir ve tasfiye so­nunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara verilir.

MADDE 615.- Önemli sebeplerin varlığı halinde sulh hakimi, yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış olan ret süresini uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir.

MADDE 616.- Vasiyet alacaklısının vasiyeti reddetmesi halinde, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, bu reddeden vasiyet yükümlüsü yararlanır.

MADDE 617.- Mal varlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına za­rar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflas idaresi, kendile­rine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler.

Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir.

Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha sonra diğer alacaklıların alacak ödenir. Arta kalan değerler ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara verilir.

MADDE 618.- Ödemeden aciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mi­rasçılar, onun alacaklarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar.

Olağan eğitim ve öğrenim giderleriyle adet üzere verilen çeyiz, bu so­rumluluğun dışındadır.

İyiniyetli mirasçılar, ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri öl­çüsünde sorumlu olurlar.

Açıklama

Yasal ve atanmış (mansup) mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölüm gü­nünde mirasbırakanın borçlarını ödemeden aczi açıkça belli oluyorsa yahut bu durum resmen tespit olunmuş ise, miras reddedilmiş sayılacaktır.

Miras (3) ay içinde reddolunabilecektir. Koruma önlemi olarak terekenin yazımı halinde mirası ret süresi, yasal ve atanmış (mansup) mirasçılar için, yazım işleminin sona erdiğinin Sulh Hukuk Hakimi tarafından kendilerine bildirilme­siyle başlayacaktır.

Mirası ret etmeden ölen mirasçının ret hakkı kendi mirasçılarına geçecek­tir. Bu mirasçılar için süresi; mirasın kendilerinin mirasbırakanına geçtiğini öğ­rendikleri günden başlayacaktır. Ancak bu süre; bu mirasçıların kendilerinin mirasbırakamndan geçen mirasın reddi için bu mirasçıya tanınan süre dolma­dıkça sona ermeyecektir.

Bundan başka ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçtiği takdirde, bunlar için ret süresi önceki mirasçılarca mirasın reddedildiğini öğren­dikleri günden işlemeye başlayacaktır.

Mirasın reddi, ret edecek mirasçı tarafından sulh (hukuk) mahkemesine sözlü yahut yazılı olarak yapılacaktır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh Hukuk Hakimi, sözlü yahut yazılı ret bildirimini tutanakla tespit edecektir. Süresinde yapılan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin Sulh Hukuk Mahkemesince bu işle ilgili özel kütüğüne yazılır. Ret eden mirasçının istemi durumunda da kendisine reddettiğini gösteren bir belge verilir. Tutanak ve kütüğün düzenlen­mesi hakkında tüzük hazırlanacağı da yasada öngörülmüştür.

Yasal süresinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız ka­zanmış olacaktır.

Ret süresi sona ermeden mirasçı;

  1. Mirasçı olarak tereke işlemlerine karışmışsa,
  2. Terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan işler yapıyorsa,
  3. Mirasbırakanm işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler

yapmışsa,

  1. Tereke mallarını gizlemişse,
  2. Tereke mallarını kendine mal etmişse,

artık mirası reddedemeyecektir. Zira tereke ile gerekli bağ ve ilgi kurmuş onu yaptığı işlerle kabul etmiştir. Yasa koyucu bu hükmü vazetmekle tereke ala­caklılarını ve ilgililerini korumak istemiştir.

Zamanaşımı yahut hak düşürücü sürelerinin (dolmasına engel olmak) iş­lemesine engel olmak için dava açılması ve cebri icra takibi yapılması, ret hak­kını ortadan kaldırmayacaktır.

Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse, onun payı, miras açıldığı günde kendisi sağ değilmiş gibi diğer hak sahiplerine geçecektir.

Atanmış   (mansup)   mirasçı,   mirası   reddederse,   bu  mirasçının  payı, mirasbırakanm en yakın yasal mirasçılarına kalacaktır. (Ancak ölüme bağlı tasar­rufta arzunun başka türlü olduğu anlaşılmaması gerekecektir.) En yakın yasal mirasçıların tümü tarafından miras reddolunmuşsa, bu miras sulh hukuk mahke­mesince iflas kuralları göz önünde tutularak tasfiye edilecektir. Tasfiye sonunda da, arta kalan değerler, mirası ret etmemişler gibi hak sahiplerine dağıtılacak (yani verilecek)’tır.

Mirasbırakanm altsoyunun (çocuklarının) tümü mirası ret ettiği takdirde, bu mirasçıların payları sağ kalan eşe geçecektir.

Mirasçılar, mirası ret ederken aynı zamanda, kendilerinden sonra gelen mi­rasçılardan mirası kabul edip etmedikleri yolunda beyanlarının alınmasını, mirasın tasfiyesinden önce isteyebilirler. Bu takdirde ret, Sulh hukuk hakimliğince bu mirasçılara bildirilecek bu sonra gelen mirasçılar da, (1) ay içinde mirası kabul ettiklerini bildirmez yani kabul etmezlerse, ret etmiş sayılacaklardır. Bu takdirde de, miras; iflas kurallarına göre tasfiye edilecek, tasfiye sonunda arta kalan de­ğerler, önce gelen mirasçılara verilecektir.

Önemli nedenlerin bulunması durumunda, Sulh hukuk hakimi, yasal ve atanmış (mansup) mirasçılar için tanınan ret süresini uzatabilecek veya yeni bir süre tanıyabilecektir. Bu husus önemli nedenlerin durumuna göre takdir edilecektir.

Tıpkı mirasın reddi gibi vasiyetin de reddedilmesi mümkündür. Vasiyet alacaklısı vasiyeti reddederse, bu redden vasiyet yükümlüsü yararlanacaktır. An­cak, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmamış olmalıdır.

Mal varlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek için mi­rası reddettiği takdirde;

  1. Alacaklıları veya
  2. İflas idaresi

ret gününden itibaren (6) ay içinde reddin iptali davasını açabileceklerdir. Ancak bu dava hakkı, kendilerine yeterli bir güvence (teminat) verilmediği tak­dirde kullanılacaktır. Dava sonunda, reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilecektir. Bu suretle de tasfiye edilen mirastan ret eden mirasçının pa­yına bir şey düşerse, bundan önce, itiraz eden alacaklıların alacakları, daha sonra da diğer alacaklıların alacakları ödecektir. Ödemelerden sonra arta kalan bir değer (bedel) varsa, o da, ret geçerli olsaydı, bundan faydalanacak mirasçılara dağıtılacaktır.

Mevcudu borcuna yetmeyen yani borç ödemekten aciz olan bir mirasbıra­kanın mirasını, ret eden mirasçılar mirasbırakanın alacaklılarına karşı, mirasbıra­kanın ölümünden önceki 5 yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşıl­masında geri vermekle yükümlü olacakları (değer) miktarında sorumlu olacaklardır. Ancak;

  1. Olağan eğitim ve öğretim giderleri,
  2. Adet üzerine verilen çeyiz,

bu sorumluluğun dışındadır. Bundan başka iyi niyetli mirasçılar, geri verme zamanındaki zenginleşmeleri oranında sorumlu bulunacaklardır.

Mirasın reddi, yasal ve nasbedilmiş (mansup) yani atanmış mirasçıların kayıtsız koşulsuz mirası kabul etmemeleridir. Burada önemle durulacak husus, kendi alacaklılarını mirasçının zarara sokma kastının bulunmayacağıdır. Böyle bir kasıt varsa, mirasın reddinin iptali alacaklılar tarafından istenebilecektir.

Mirasın reddinin hüküm ifade edebilmesi için kayıtsız ve koşulsuz olması, mirasın açılmış bulunması, mirası redde yetkili kişilerce yapılması gerekir. Ken­dilerine mal ve vasiyet edilenler ancak teberruları ret edebilirler. Mirası bu gibi kişilerin ret etmeleri mümkün değildir.

Mirasın reddinin iki türü vardır.

  1. Gerçek (Hakiki) Ret
  2. Hükmen Retlir.

Gerçek yani hakiki ret Medeni Yasanın 605. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Hükmen ret ise, yine aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilmiştir.

Maddenin birinci fıkrasına göre, yasal ve mansup mirasçılar mirası redde­debilirler. Bu mirasçıların kayıtsız ve koşulsuz miras açıldıktan sonra mirası ret etmeleri gerçek ve yani hakiki retlir. Ancak, reddeden mirasçının kendi alacaklı­larını zarara sokmak amacı ve kastı bulunmayacaktır. Aksine tutumu mirasın reddinin iptalini doğuracaktır.

Maddenin ikinci fıkrasında da, hükmen mirasın reddinden söz edilmekte­dir. Buna göre, mirasbırakanın ölümü gününde terekesinin borca batık olduğu yani mal varlığının borçlarını karşılayamayacak durumda bulunduğu sabit olmuş ise, miras kendiliğinden reddedilmiş sayılacaktır. Burada mirasçıların ister yasal ister mansup yani nasbedilmiş mirasçı olsun herhangi bir ret ileri sürmelerine gerek ve zorunlulukları bulunmayacaktır. Hükmen ret yasadan doğan bir reddir.

Gerçek redde; miras, üç ay içinde ret olunabilecektir (MY. 606). Bu süre yasal mirasçının ölümü öğrendiği günden mansup mirasçının lehindeki vasiyetin (tasarrufun) kendisine resmen bildirildiği günden başlayacaktır. Yasal mirasçı için ölüm günü, sürenin başlangıcı için yeterlidir. Ancak ölüm gününü bilemi­yorsa, öğrendiğini bildirdiği günden itibaren üç ay içinde miras reddedebilecek­tir. Gerçek ret isteği Sulh Hukuk Hakimine yapılacaktır.

Sulh (Hukuk) Hakimi, ret isteğinin süresinde olup olmadığını ve ret edenin mirasçılık sıfat ve niteliğini haiz bulunup bulunmadığını tespitle yetinecektir. Bu husus gerçekleştiği takdirde de yapacağı iş sadece mirasçının ret isteğini tescil etmekten ibaret olacaktır (MY. 609).

Görevli Mahkeme

  1. Gerçek Retde, Sulh Hukuk Mahkemesi,
  2. Hükmen (Resmen) Retde, tereke tutarına göre görevli Mahkeme belirle­
  3. Tereke tutan 5.910 YTL veya daha az ise Sulh Hukuk Mahkemesi,
  4. Tereke tutan 5.910 YTL’den fazla ise, Asliye Hukuk Mahkemesi,

Yetkili Mahkeme

  1. Gerçek retde, mirasbırakanın mirasının açıldığı yer Mahkemesi, yetkili mahkeme;
  1. Hükmen (Resmen) Retde, tereke alacaklılarının davanın açıldığı günde konutlarının bulunduğu yer mahkemesi yetkili mahkeme olacaktır.

Davacı

  1. Gerçek retde:
  2. Yasal mirasçı veya mirasçılar,
  3. Atanmış (mansup) mirasçı veya mirasçılar,
  4. Bu kişiler ergin yani 18 yaşını bitirmemişlerse, veli veya vasileri,
  5. Mal birliği ve mal ortaklığı rejimini kabul etmiş kan kocadan biri diğe­rinin rızası olmadan istekte bulunamayacaktır. Rıza verilmemişse, diğer eş sulh hukuk hakimine başvuruda bulunacak ve hakimin izni ile miras reddedilebilecektir.
  1. Hükmen retde:
  2. Borca batıklığın tespitini isteyen mirasçı veya mirasçılar,
  3. Borca batıklığın şüyu bulması yani herkes tarafından bilinmesi halinde tereke mahkemesinin ihbarcı durumu olacaktır.
  4. Borca batıklığın tespiti dava yoluyla istendiğinde bir mirasçı veya mi­rasçıların tümü tarafından dava açılması gerekecektir.
  5. Mirasçılar küçük veya (mümeyyiz) ayırt etme gücüne sahip değilseler,veli, vasi veya kayyımı davacı olacaktır.

Davalı

Gerçek (hakiki) redde; davalı yoktur. Ret isteğini bildiren mirasçının veya mirasçıların yazılı veya sözlü olarak sulh hukuk hakimine isteklerini bildirmesi yeterlidir. Diğer mirasçıların davalı olarak gösterilmesine gerek yoktur. Ancak uygulamada bu tür isteklerde diğer mirasçılar da hasım olarak gösterilmektedir. Zira mirasın reddinin tescilinin onlara tebliğinde bu husus önem arz edecektir. Medeni Yasının 609. maddesinde davalı taraftan söz edilmemektedir.

Hükmen redde; terekenin borca batıkhğının tespiti davasını açan mirasçı, terekenin alacaklılarını davalı olarak göstermek zorundadır. Bu alacaklılarla bir­likte varsa diğer mirasçılara da husumeti tevcih edecektir. Kendisinden başka mirasçı olmadığı takdirde alacaklılarla birlikte hazineyi de davalı olarak göster­mesi gerekecektir. Uygulamada genellikle göz önünde tutulan husus sadece ala­caklıların davalı olarak gösterildiğidir. Mirasçıların davalı gösterilmesi, terekenin durumu hakkında onlara da bilgi vermesi bakımından yararlı olacaktır. Hiç mi­rasçı yoksa hazineye miras kalacağından onun da hasım olarak davada yerini alması kamu yararı yönünden yararlı bulunacaktır. Bizim görüşümüz bu yoldadır.

Ret Koşulları

Gerçek (hakiki) redde;

  1. Ret, kayıtsız ve koşulsuz olmalı,
  2. Ret doğrudan doğruya yapılmalı,
  3. Ret eden mirasçı (temyiz kudretini haiz değilse) ayırt etme gücüne sahip değilse ve 18 yaşını doldurmamışsa, vasisi veya velisi tarafından ret isteği sürülmeli,

Hükmen redde;

  1. Terekenin borca batık olduğu yaygın olmalı,
  2. Terekenin borca batık bulunduğu sabit bulunmalı.

Ret Süresi

Gerçek redde (3) aydır. Bu süre mirasın açıldığı, diğer bir deyimle mirasbırakanın ölüm gününden itibaren başlar. Bu üç aylık ret süresi hak düşü­rücü süredir. Zaman aşımı niteliğinde değildir. Süresinde ret edilmeyen miras kazanılmış olur.

Hükmen redde, süre; söz konusu değildir.

Göz Önünde Tutulacak Hususlar
  1. Gerçek ret ile hükmen ret birbirinden ayrıdır. Hangi ret incelenecekse, onun koşulları araştırılmalıdır.
  2. Gerçek (hakiki) ret. Sulh Hukuk Hakimliğine yapılacak yazılı veya sözlü ret isteğini kapsayan başvuru ile sağlanacaktır..
  3. Hükmen redde, görevli mahkeme genel kurallara göre tayin edilecektir. Tereke tutarının miktarı göz önünde tutularak 5.910 YTL veya daha az değerli ise, terekenin borca batık olduğunun tespiti davasını sulh hukuk mahkemesi,

5.910 YTL’den fazla tutarı olan terekenin borca batıklığının tespiti davasını da asliye hukuk mahkemesi görecektir.

  1. Gerçek (hakiki) redde, red, (3) ay içinde yapılmış olmalıdır. Bu süre mirasbırakanın ölümünden yani mirasın açılmasından başlar. Ölümle mirasın açılması arasında bir süre varsa, yani ölümden bir ay sonra miras açılmışsa, mira­sın açıldığı günden itibaren ret süresi başlayacaktır. Bu durum, yasal mirasçılar içindir. Ölüm günü hemen öğrenilmemişse, ölüm gününün öğrenildiği günden itibaren ret süresi içinde mirası reddetmek mümkündür.
  2. Gerçek (hakiki) redde, mansup yani atanmış mirasçılar için ise, mirası ret, ölüme bağlı tasarrufun tebliğ edildiği günden itibaren (3) aydır.
  3. Yine gerçek (hakiki) redde, miras sözleşmesinde taraf olan atanmış mi­rasçı ise, mirasbırakanın ölüm gününden itibaren mirası 3 ay içinde reddedebile­
  4. Gerçek (hakiki) redde, terekenin ihtiyati tedbir olarak defteri tutulmuş ise; mirasın reddi, yasal ve (mansup) atanmış mirasçılar için aynıdır. Bu süre defterin yasal veya (mansup) atanmış mirasçılara tebliğinden itibaren başlaya­caktır.
  5. Gerçek (hakiki) redde, miras kayıtsız ve koşulsuz red edilmiş olmalıdır. Koşula (şarta) bağlı olarak miras reddedilemez.
  6. Hükmen redde, terekenin borca batık olduğunun tespiti zorunludur. Yani tereke borca batık olduğu sabitse, red edilmiş olur. Borca batıklığın tespiti için de mirasçılardan biri veya birkaçı yahut ta tamamı dava açabilirler: Davada her türlü delille ispatlama imkanı vardır. Görevli ve yetkili mahkeme genel ku­rallara göre tayin edilecektir.
  7. Borca bataklığın tespiti davasında yetkili mahkeme, tereke alacaklısı­nın, dava günündeki konutunun bulunduğu yer mahkemesi olacaktır.
  8. Borca bataklığın tespiti davasında vekalet ücreti tereke tutarına göre nispi ücret tarifesi üzerinden hesaplanacaktır.
  9. Hükmen redde, (3) aylık başvurma süresinden söz edilemez. Yani hükmen redde bir süre öngörülmüş değildir. Her zaman hükmen ret istenebile­ Yani mirasbırakanın terekesi borca batık ise, bunun tespiti için her zaman dava açılabilir.
  1. Gerçek (hakiki) redde, ölüm günü ile istek günü arasında ret süresinin geçip geçmediği araştırılacaktır. Uç aylık hak düşürücü süre geçmemişse, yani süresinde ret işlenmişse, sulh hukuk hakimi reddin tesciline karar verecektir.
  2. Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı, kendi mirasçılarına ge­çecektir. Ret müddetinin başlangıcı ilk mirasın kendi mirasbırakanına geçmesini öğrendiği günden başlayacaktır.
  3. Gerçek redde, Sulh Hukuk Hakimi, ret isteğinin süresinde yani üç ay içinde yapılıp yapılmadığını araştıracak ayrıca da red edenin mirasçılık sıfatının bulunup bulunmadığını tespit edecektir. Ret isteyen mirasçı değilse talebi reddolunacaktır.
  4. Hükmen redde, mirasbırakanın terekesinin borca batık olduğunun mahkemece tespiti yeterlidir.
  5. Mahkemece göz önünde tutulacak en önemli husus, gerçek redle, hük­men reddi birbirinden ayırmak, olacaktır. Zira, hem koşulları ayrıdır. Hem de mahkemenin yapacağı işlem ayrıdır.
  6. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı. Sulh Hukuk Mahkemesince özel kütüğüne yazılacak, ret eden mirasçıya istediği takdirde reddi gösteren bir belge verilecektir.
  7. Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebri icra takibi yapılması ret hakkını ortadan kaldırmayacaktır.
  8. Yasal mirasçılardan biri tarafından miras reddedilmişse, onun payı, mi­ras açıldığı gün kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçecektir.
  9. Atanmış mirasçıların mirası reddetmesinde payı, mirasbırakanın en ya­kın yasal mirasçılarına kalacaktır.
  10. En yakın yasal mirasçıların tümü mirası reddederlerse, mahkemece mi­ras, iflas hükümlerine göre tasfiye edilecektir. Tasfiye sonunda kalan değerler sanki mirası ret etmemişler gibi hak sahiplerine verilecektir.
  11. Mirasbırakanın altsoyunun tamamı mirası ret etliği takdirde, bunların payı mirasbırakanın sağ kalan eşine kalacaktır.
  12. Mirasçılar, mirası ret ederken, kendilerine sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını tasfiyeden önce isteyebilirler. Bu takdirde, mahkemece (sulh hukuk) daha sonra gelen mirasçılara bildirilecek, bu bildirimden itibaren (1) ay içinde mirası bu mirasçılar kabul etmezlerse, mirası reddetmiş sayılacaklardır. Bu takdirde de, miras iflas hükümlerine göre tasfiye edilecektir.
  13. Önemli nedenlerin bulunması durumunda, yasa ve atanmış mirasçılara tanınan ret süresi mahkemece uzatılabilecek veya yeni bir süre verilebilecektir.
  14. Vasiyet alacaklısı vasiyeti reddederse, vasiyet yükümlüsü yararlana­caktır.
  15. Mal varlığı borcuna kafi gelmeyen mirasçı, alacaklılarını zarara uğrat­mak amacıyla mirası ret ederse, alacaklıları yahut iflas idaresi, ret gününden iti­baren 6 ay içinde reddin iptali davasını açabileceklerdir. Reddin iptaline karar verildiğinde de, mirasın resmen tasfiye konusu olacaktır.
Mirası Ret Durumunda Sorumluluk

Borca batık yani borç ödemeden aciz mirasbırakanın mirasını ret eden mi­rasçılar, mirasbırakanın alacaklılarına karşı, mirasbırakanın ölüm gününden ön­ceki (5) yıl içinde mirasbırakandan aldıkları mirasın paylaşılmasında iade et­mekle yükümlü olacakları değer miktarında sorumlu olacaklardır. Bu sorumlu­luğa, eğitim ve öğrenim giderleri ve âdet üzere verilen çeyiz bedeli dahil değildir. Bundan başka, iyi niyetli mirasçılar, geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu tutulacaklardır.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...

2017-08-09T15:16:54+00:00 14 Haziran 2016|

Leave A Comment