İspat Yükümlülüğü

İşverenlerin bîr kısmı, kayıt dışı ücret ödemeleri yapmaktadırlar. Böyle ödenen ücretin ispatı zor olmaktadır. Ülkemizde ücret ödenmesi uygulamasında bazı işverenler işçilerine, piyasa şartlarına göre oluşan bir ücret ödedikleri halde, sosyal sigorta primini ve vergisini asgari ücre­te göre hesaplayıp yatırmakta böylece asgari ücret dışındaki bir miktar kayıt dışı olarak açıktan ödenmektedir. İşçi ücretini tam olarak ödeyen işveren, daha çok sözleşmesinin sona ermesine bağlı haklardan olan ih­bar ve kıdem tazminatlarını da asgari ücret üzerinden hesaplayıp öde­mek istemektedirler.

Ücret ödemek işverenin borcu olduğundan, bir uyuşmazlık halinde bunun ödendiğinin kanıtlanması işverene aittir. İşçi, ücretinin ödenme­diğini iddia ettiğinde; işverenin emrinde çalıştığını ve hizmet sözleşme­sine göre kararlaştırılmış ücretinin ne olduğunu kanıtlaması gerekir. Bunun ispatı halinde hak edilen ücretin ödendiğinin ispat yükümlülüğü işverene düşer. Bunun yanında ücretin ödendiğinin ispat yükü işverende olmakla birlikte, ücret alacağının varlığını ispat yükü işçidedir.

İş Kanununda ücretin Ödendiğinin hangi yolla ispat edileceği konu­sunda herhangi bir düzenleme yer almamış sadece ücret hesap pusulası­na ilişkin bir hükme yer verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 8. madde­sinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını temel ücret ve varsa ekleri­ni, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutul­muştur. Aynı yasanın 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde öden­mesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlan­mıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti nokta­sında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muva­zaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusunun mahkemece resen araştırılması gerekmekle, mahkemenin belgeye değer vermeden önce muvazaa şüphesini ortadan kaldırması ve kendiliğinden gerekli araştır­maya gitmesi gerekir.

Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yap­arıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Asıl sorun, yasal yükümlülüğe ve cezai yaptırıma rağmen 8. ve 37. Madde hükümlerine aykırı şekilde belgelerin hiç verilmemesi noktasında ortaya çıkar. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı İş Kanununun 8. ve 37, raddelerinin işverene bu konuda bazı yükümlülükler de göz ardı edil­memelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yü­kümüne yardımcı nitelikte olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dişi­liği önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin veril­miş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşullan ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçi­ye verilmiş olması, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tari­hi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı nokta­sında taraflar delillerinin değerlendirilmesi sırasında, işverence düzen­lenmesi gereken bu tür belgelerin düzenlenmiş olup olmamasının da gözetilmesi gerekir.

Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösteri­len ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır, işçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıt­madığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek un­vanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren ku­ruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.

CategoryMakale
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat