Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Nedir?

Lehe Kanunun Tespiti


YARGITAY 2. Ceza Dairesi 
2015/13058 E. 
2015/22613 K.

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

12.09.2005 tarihli Resmi Gazete’de ilanen tebliğ olunan mahkemenin hükümlü hakkındaki 19.04.2005 tarih, 668-298 sayılı mahkumiyet kararının temyiz olunmayarak kesinleştiği, hükmün kesinleşmesinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni ceza mevzuatı bakımından evrak üzerinde verilen 06.01.2006 tarih, 668-298 sayılı uyarlama konulu ek kararın 01.06.2006 tarihinde ilanen tebliğine dair işlemin usule uygun olmaması üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 31.10.2014 tarih, 7681-18394 sayılı “hükümlüye 06.01.2006 tarihli ek kararın tebligi için iade” kararının ardından 24.02.2015 tarihinde usulüne uygun biçimde hükümlüye tebliğ edilerek, 25.02.2015 tarihinde hükümlü tarafından 06.01.2006 tarihli ek kararın temyiz olunduğunun anlaşılması karşısında, 06.01.2006 tarihli ek karar kesinleşmeden uyarlamaya ilişkin verilen 29.01.2008 gün, 2007/488-2008/31 E-K. sayılı 2. ek kararın yok hükmünde olduğu ve geçerliliği bulunmadığı belirlenerek, uyarlamaya ilişkin 06.01.2006 tarihli ek karara yönelik hükümlünün 25.02.2015 havale tarihli temyizi üzerine yapılan incelemede; 

Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 

1- 5252 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un 9/1. maddesine göre, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanunu’nun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde,duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir. Aynı kanunun 9/3.maddesine göre de, lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenecektir. Bu düzenlemelerden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 2005/3-162-173 sayılı kararından anlaşılacağı üzere kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması,önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki yasanın tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir. Sonraki yasa suçun unsurlarını veya özel hallerini değiştiriyorsa veya cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim nedenlerinin değerlendirilmesi gerekiyorsa, cezanın paraya veya tedbire evrilmesi ya da ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılması zorunlu ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerektiği, mahkemece duruşma açılarak delillerin tartışılması, ve lehe kanunun belirlenmesi gerekirken, evrak üzerinde yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- 5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddeleri uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Kanun’un 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/2. maddesinde yer alan suçun ögelerinin farklı olduğu, hükümlünün haksız biçimde ele geçirdiği anahtar ile gerçekleştirdiği hırsızlık suçundan eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın sırasıyla 493/2, 522 (pek fahiş), 81. maddeleri ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un 142/2-d (5237 sayılı TCK’nın 7/3 maddesi gereğince, 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar nedeniyle aynı Kanun’un 58/6-7-8. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz hükümlerinin uygulanamayacağıda dikkate alınarak) maddesi ile ayrı ayrı uygulama yapılıp, her iki Kanuna göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenerek uygulama yapılması gerekirken, 5237 sayılı Yasa hükümlerine göre verilecek ceza miktarı denetime olanaklı biçimde hükümde saptanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 08.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

CategoryYargı Kararı
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat