Bir suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma sırasında üçüncü bölümde açıklanan koruma tedbirlerine hükmedilebilmektedir. Bu koruma tedbirlerinin uygulanması daima kişilerin bir takım haklarına müdahale içermektedir. Hatta bazen olayın gerektirdiği ve kanunun amaçladığından fazla mağduriyetlere de sebep olabilmektedir. Yasa koyucu bu mağduriyetin belirli boyutlara ulaşması durumunda tazminat verilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.

CMK m.l41/l’de hangi durumlarda kişiye tazminat verilmesi gerektiği sayılmıştır. Tazminatı gerektiren haller: m.141/1

  1. Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
  2. Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
  3. Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
  4. Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
  5. Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
  6. Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
  7. Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
  8. Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
  9. Eşyasına veya diğer  malvarlığı  değerlerine,  koşulları  oluşmadığı halde el konulan
  10. Elkonulan eşyasının korunması için gerekli tedbirler alınmayan
  11. Eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan
  12. Eşyası veya diğer malvarlığı değerleri zamanında geri verilmeyen,

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.

Buradaki önemli husus maddenin 2. fıkrasında yer almıştır. Buna göre; tazminatı gerektiren hallerden (e) ve (f) bendinde sayılan hallerin varlığı halinde kararı veren mahkeme kişiye tazminat hakkının olduğunu bildirir ve bu bildirimi yaptığını kararına yazar.

Maddede hukuka aykırı olarak iletişimin dinlenmesi, teknik araçla izleme hususları sayılmamıştır. Bu kişi hürriyetleri açısından bir eksiklik olarak kalmıştır. Zira bu durumlarda da ağır mağduriyetler ve kişi haklarına haksız müdahaleler söz konusu olabilir. Bu durumlarda idarenin sorumluluğuna ilişkin genel tazminat kurallarına göre devletin sorumluluğuna gidilebilmesi mümkündür. CMK daki tazminat usulü bunlar için geçerli olmayacaktır. Zira kanun hangi hallerde bu hükümlere göre tazminat alınabileceğini sınırlı olarak saymıştır.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat İsteyemeyecek Kişiler m.144

Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:

  1. Gözaltı ve tutukluluk süresi başka bir hükümlülüğünden indirilenler.
  2. Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler.
  3. Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler.
  4. Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler.
  5. Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar.

Tazminat İstemenin Şartları m.142

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davası Açma Süresi Ne Kadardır?

Tazminat istemi karar ve hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde kesinleşme tarihlerinden itibaren 1 yıl içinde yapılmalıdır.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davasında Yetkili Mahkeme

Tazminat istemi zarar uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde, bu mahkeme zarara sebep olan karar veya hükmü veren mahkeme ise ve o yerde birden fazla ağır ceza mahkemesi varsa diğer ağır ceza mahkemelerinden birine o yerde başka ağır ceza mahkemesi yoksa yere en yakın ağır ceza mahkemesine yapılır.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davasında Usul

Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesinde açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini yazması ayrıca bunların belgelerini eklemesi gerekir. Dilekçede bilgi ve belge eksikliği varsa mahkeme eksikliğin 1 ay içinde giderilmesini aksi halde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. Süresinde eksikleri tamamlanmayan dilekçe mahkeme tarafından reddolunur. Kişi bu red kararına itiraz edebilir.

Mahkeme belgelerin tamam olduğuna kanaat getirirse dosyayı inceledikten sonra dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin o yerdeki temsilcisine tebliğ eder. Hazinenin beyan ve itirazlarını 15 gün içinde yazılı olarak bildirmesini ister.

Mahkeme istemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminatın belirlenmesinde gerekli gördüğü takdirde her türlü araştırmayı yapabilir veya hakimlerden birine bu araştırmayı yaptırabilir.

Ağır Ceza Mahkemesi kararını duruşmalı olarak verir. İstemde bulunan ile Hazine temsilcisi, açıklamalı çağrı kağıdı tebliğine rağmen gelmezlerse yokluklarında karar verilebilir.

Mahkemenin kararına karşı istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı, veya Hazine temsilcisi istinaf yoluna başvurabilir; bu husustaki istinaf incelemeleri öncelikle ve ivedilikle yapılır.

Tazminatın Kamu Görevlisine Rücu m.143/2
  1. Devlet uygulanan koruma tedbiri nedeniyle tazminat ödemiş olmalıdır.
  2. Kamu görevlisinin, koruma tedbiri ile ilgili olarak, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanarak tazminata yol açmış olmalıdır.
  3. Bu durumda kamu görevlisinin devletin ödediği tazminata rücuen mahkum edilebilmesi için görevi kötüye kullanmak suçundan mahkum olması gerekir.
  4. Tazminatın Diğer Şahıslara Rücu m.142/3

Tazminat sadece buna neden olan kamu görevlisine değil. İftira veya yalan tanıklıklarıyla gözaltına alınma veya tutuklamaya neden olan kişilere de rücu edilebilir. Bu durumda da bu kişilerin iftira veya yalan tanıklıktan dolayı mahkum olmaları gerekir. Bu husus maddede açıkça “iftira oluşturan suç” denmek suretiyle belirtilmiştir. İftira ve yalan tanıklıktan dolayı sadece gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuş ve bu tedbirlerden mağdur olan kişiye tazminat ödenmişse, iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunanlara rücu edilebilecektir. Örneğin yalan tanıklık veya iftira sebebiyle başka bir koruma tedbirinin arama, elkoyma vs. hukuka aykırı olarak uygulanması ve zarar meydana gelmesi hallerinde iftira veya yalan tanıklık ederek bu tedbirlere sebep olmuş kişilere bu maddeye göre rücu edilemeyecektir. Tazminat hukukunun genel ilkeleri bu durumda söz konusu olabilecektir.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davasında Tazminatın Geri Alınması m.143

Kendisine yukarıda izah olunan şartlarda tazminat ödenen kişinin;

Daha sonra hakkında verilmiş kovuşturmaya yer olmadığı kararı kaldırılarak dava açılması ve bu davada mahkum olması,

Hakkında verilmiş beraat kararının yargılamanın aleyhinde yenilenmesi sebebiyle kaldırılması ve mahkum olması hallerinde Cumhuriyet savcısının yazılı istemi ile aynı mahkemece tazminatın ilgili kişiden kamu alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuata göre geri alınmasına karar verilebilir. Bu karara karşı itiraz yoluna gidilebilir.

Kişiye tazminat verilmesi keyfiyeti, dosyasında belgelenmiş olacağından, geri isteme koşulları gerçekleştiğinde Cumhuriyet savcısı, Devlet Hazinesinin istemini beklemeden, tazminata karar veren mahkemeye yazılı olarak başvurmak suretiyle tazminatın geri alınması için karar verilmesini isteyecektir.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat