Kooperatif Ev Teslimi Sonrası Çıkan Borç

T.C
YARGITAY
15.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2006/422
KARAR NO: 2006/3181
KARAR TARİHİ: 30.5.2006

>KOOPERATİFİN KESİNLEŞMİŞ BORÇLARINI ÖDEMEDEN FERDİLEŞTİRME

2004 sayılı İCRA İFLAS KANUNU m.277,280

ÖZET:Davacı, davalı kooperatif aleyhine icra takibi yaptığını, kooperatifin tek malvarlığı olan taşınmazını ferdileştirmeye geçerek kooperatif ortaklarına dağıttığını iddia ederek tasarrufun iptali talebinde bulunmuştur. Davalı kooperatifin hükmi şahsiyeti devam etmekte ise de davacıya olan kesinleşmiş borçlarını ödemeden ortaklarına tapuda devir yapması ve borcunu ödememesi iyi niyetli bir davranış olarak kabul edilemez. Kooperatif ortakları da kooperatifin borçlarını bilmesi gereken kişilerdir. Bu durumda borçlu kooperatifin ortaklarına yaptığı tasarrufun iptali gerekir.

Hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kâğıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar

Dava, İİK`nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan tasarrufun iptâli istemine ilişkindir.

Davacı, davalı kooperatiften olan alacağının tahsili için icra takibi yaptığını, davalı kooperatifin tek malvarlığı olan 3 pafta, 237 parselde bulunan taşınmazını ferdileşmeye geçerek ortaklarına dağıttığını iddia ederek, yapılan tasarrufun iptâlini istemiş, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İİK`nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilir hükmü getirilmiştir.

Davalı kooperatifin hükmü şahsiyeti devam etmekte ise de, davacıya olan kesinleşmiş borcunu ödemeden ortaklarına tapuda devir yapması ve borcunu ödememesi iyi niyetli bir davranış olarak kabul edilemez. Davalılar kooperatif ortakları olup borcun varlığını bilmesi gereken kişilerdir. O halde borçlu kooperatifin bu kişilere yapmış olduğu tasarruf İİK`nun 280. maddesi gereğince iptâle tabidir.

Kooperatif üyelerinden M. kendisine devri yapılan taşınmazı 21.01.2003 tarihinde davalı K`ya devrettiği, ancak M`nin davalı olarak gösterilmediği anlaşılmaktadır. İİK`nun 282. maddesi gereğince iptâl davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kimseler yanında kötü niyetli üçüncü kişiler aleyhine açılır. Doğrudan doğruya borçludan değil de, borçlunun sattığı şahıstan mal iktisap edenler hakkında iptal kararı verilebilmesi, ancak kötü niyetli olduklarının kanıtlanması halinde mümkündür. Kötü niyetten maksat borçlunun durumunun satın alan tarafından bilinmesi veya bilinebilecek durumda olmasıdır. Kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü ise davacı alacaklıya düşer. Kötü niyetin kanıtlanamaması halinde dava bedele dönüşür.

O halde davalı K`ya satış yapan M`ye dava dilekçesi tebliğ edilmek suretiyle davaya katılması sağlanmalı, K`nın da iyi niyetli olup olmadığı araştırılarak dava sonuçlandırılmalıdır.

Mahkemece yerinde olmayan gerekçelerle haklarında davadan feragat edilmeyen davalılarla ilgili davanın da reddedilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerden dolayı kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 30.05.2006 gününde oy birliğiyle karar verildi.

CategoryYargı Kararı
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat