Kasten Yaralama Suçu Nedir? Kasten Yaralamadan Ne Kadar Ceza Alınır?

KASTEN YARALAMA

MADDE 86.- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Asliye Ceza)

Kasten yaralama filinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdu­run şikâyeti üzerin, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. (Sulh ceza)

Kasten yaralama suçunun;

Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,

Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

Silahla,

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın ve­rilecek ceza yarı oranında artırılır.

I- GENEL OLARAK:

“Kasten yaralama” başlığını taşıyan 86.madde, 765 sayılı ETCK.nun 456/1. ve 4.fıkraları ile 457.maddesini kapsayan bir düzenlemedir. Müessir fiil veya etkili eylem terimi yerine “yaralama” terimi kullanılmış ise de mağdur üzerinde yara, bere, iz oluştuğu takdirde ancak yaralama’dan söz edilebilir. Bu suçun basit halinin “itme” ya da mağdurda hiçbir yara, bere, iz oluşturmayacak biçimde tokatla vurma, saçından tutup çekme, kulağını çekme gibi eylemlerle de oluşabilmesi karşısında “yaralama” terimi sayılan bu halleri karşılamamaktadır

II-SUÇLA KORUNAN HUKUKSAL YARAR:

Kasten yaralama suçunda korunan hukuksal yarar, kişilerin “vücut bütünlüğü, bedenen şiddet ifade eden muamelelerden korunması hususundaki hakları, bedeni, ruhi ve akli sağlıklarını koruma hakları, acı hissetmeme ve vücudun dış görünüşü­nü koruma, kötü muameleden azade olma hakları”dır.

III- SUÇUN KONUSU:

Kasten yaralama suçunun maddi konusunu yaşayan herhangi bir insan bedeni oluşturmaktadır. Bu itibarla yaralama suçu sağ olan bir kimseye karşı işlenmelidir.

Kasten yaralama suçunun konusu başka bir insanın sağlığı veya beden bütünlü­ğü olduğundan bir insanın kendini yaralaması bu suçu oluşturmaz. Ancak, örneğin sigorta bedelini almak maksadıyla bir işçinin kendini sakatlaması YTCK.nun 158/1-k bendine uyan nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Keza, kişinin askerlikten kaçmak için askerliğe yaramayacak şekilde kendini yaralaması Askeri Ceza Kanunu’nun 79.maddesine uyan suçu oluşturur. Bu itibarla, kişinin belli saiklerle kendini yaralaması bağımsız başka suçların konusunu oluşturabilirse de kendini isteyerek yaralamak 86.maddede tanımlanan suçu oluşturmaz. Bununla birlikte kendini yara­layan kişinin akıl hastalığı veya yaş küçüklüğü gibi nedenlerle kusur yeteneğine sahip olmaması durumunda, yardım eden kişinin YTCK.nun 37/2.maddesine dayalı olarak “dolaylı fail” sayılarak kasten yaralama suçundan cezalandırılması mümkündür.

IV- SUÇUN FAİLİ VE MAĞDURU:

Kasten yaralama suçu, fail açısından herhangi bir özellik arz etmez. Bu nedenle herkes bu suçun faili olabilir. Ancak failin, mağdurla olan belirli akrabalık ilişkisi (üstsoy, altsoy, eş veya kardeş) veya failin kamu görevlisi olup da kasten yaralama suçunu sahip bulunduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle işlemesi (YTCK 86/3-a ve d bentleri) cezayı ağırlaştıran nitelikli halleri oluşturmaktadır. Bu suçta faillik ve mağdurluk sıfatı birleşemez. Bununla birlikte, üçüncü bir kişinin, cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit (28.md.) veya aldatma yoluyla bir başkasının kendisini yaralama­sına yol açması durumunda, suçun işlenmesinde başkasını araç olarak kullanan kişi dolayısıyla faillik (37/2.md.) yoluyla kasten yaralama suçundan sorumlu tutulur.

Suçun mağduru yaşayan herhangi bir insan olabilir. Mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunması (86/3-b), kamu görevlisi olup da yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle yaralanması (86/3-c) veya mağdu­run, failin üstsoyu, altsoyu, eşi veya kardeşi konumunda yakın akrabalık ilişkisi bulunması (86/3-a), cezayı ağırlaştıran nitelikli hal sayılmıştır.

V- SUÇUN MADDİ UNSURU:

Kasten yaralama suçunun maddi unsuru, bir başkasının vücuduna acı veren ve­ya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan seçimlik hareket­lerden birinin işlenmesiyle oluşur. Suçun maddi unsurunu oluşturan hareket icra (yapma) biçiminde olabileceği gibi ihmal (yapmama) biçiminde de olabilir. Ancak suçun ihmali bir davranışla işlenmesi halinde faile verilecek olan ceza TCK.nun 88/l.maddesi uyarınca üçte ikisine kadar indirilebilecektir.

“Vücuda acı vermek”, mağdurun bedenen acı çekmesini gerektiren her türlü hareketin yapılmasını ifade eder. Failin hareketinin başkasının bedeninde az veya çok acı duymasını sonuçlayacak nitelikte olması yeterlidir. Bu bakımdan, mağdu­run acıya son derece dayanıklı, güçlü bir kimse olması ve bu nedenle kendisine karşı yapılan hareketten fiilen acı duymaması önemli değildir. Önemli olan mağdu­run bedenine yönelik maddi hareketlerin yapılmasıdır. Eğer mağdurun bedenine yönelik etki, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif ise, faile 86/2.fıkra uyarınca suçun basit şekline nazaran daha az ceza verilmesi gerekecektir. Vücuda acı verecek hareket sadece dövmek, vurmak gibi maddi hareketlerle sınırlı olmayıp, bir kimseye kasten çarpmak veya onu itmek şeklindeki hareketleri de kapsayacak biçimde daha geniş anlam taşımaktadır. Bir kimsenin bedenini şiddetle sarsma gibi hareketler de kasten yaralama suçunu oluşturur. Buna karşılık, beden üzerinde herhangi bir vurma niteliği göstermeyen “yakadan tutma, saçını veya sakalını uy­gunsuz biçimde kesme” gibi hareketler bu suçu oluşturmaz.

“Sağlığı bozmak”, bir kimsenin mevcut sağlık durumunun kötüye gitmesine sebebiyet vermektir. Mağdurun sağlık durumunun geçici olarak bozulması da bu kavram içinde yer alır.

Bir kimseye bilerek ve isteyerek bir hastalık (ömeğin, AİDS, frengi, bel soğuklu­ğu gibi) bulaştırmak, bu konuda özel bir hüküm konulmadığı takdirde, sağlığın bozulmasına yol açması nedeniyle kasten yaralama suçunu oluşturur.

“Algılama yeteneğinin bozulması” deyimi ile anlatılmak istenilen, mağdur için normal olan ruhsal durumda meydana gelebilecek olan sapmalardır. Tıp bilimince “akıl hastalığı” sayılmayan, fakat bir kimsenin algılama, düşünme ve iradesine göre hareket etme yeteneklerinde herhangi bir bozukluk meydana getirmeye elverişli olan her hareket bu deyimin kapsamına girer ve suçu oluşturur. Algılama yeteneğinin bozulmasına yol açan hareket aynı zamanda sağlığın bozulması sonucunu da doğurmaktadır.

VI-      SUÇUN MANEVİ UNSURU:

Suç, doğrudan veya olası kastla işlenebilir. Olası kast halinde ceza TCK 21/2.fıkrası uyarınca indirilir. Bu suçta failin, başkasının vücudunda acı duymasına veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına elverişli bir harekette bu­lunduğunu ve bu davranışın sonucu yaralamanın meydana geleceğini bilmesi ve istemesi ve/veya öngörmesi gerekir. Failin saikinin önemi yoktur.

VII-     SUÇUN HUKUKA AYKIRILIK UNSURU:

Kasten yaralama suçunda şartların oluşması halinde genel hukuka uygunluk nedenleri uygulanabilir. Kanunun hükmü veya amirin emrinin yerine getirilmesi (TCK 24.md.), meşru savunma ve zorunluluk hali (TCK 25.md.) bu suçta hukuka aykırılığı ortadan kaldıran genel hukuka uygunluk nedenleridir. Mağdurun rızası (TCK 26/2.md.) kasten yaralama suçunda hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir neden değildir. Hakkın kullanılması (TCK 26/1 .md.) hukuka uygunluk nedeni de bu suç bakımından uygulanabilir. Örneğin bazı spor oyunlarında, örneğin boks, güreş, Uzakdoğu sporları, rugby ve amerikan futbolu gibi spor branşlarında cebir ve şiddetin az veya çok ortaya çıkması oyun kuralları gereğidir. Burada amaç, bu sporları en iyi şekilde yerine getirmek olup yoksa karşı tarafı yaralamak değildir. Ancak, spor kuralları dışında bir hareket olduğu takdirde fail eyleminin sonucun­dan sorumlu tutulur.

VIII- SUÇA ETKİ EDEN NEDENLER:

A) Ağırlatıcı Nedenler: 86.maddenin 3.fıkrasında, ka.sten yaralama suçunun se­çimlik olarak belirlenen ve cezanın ağırlaştırılmasını gerektiren nitelikli şekilleri, bentler halinde sıralanmıştır. Buna göre, kasten yaralama suçunun;

Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,

Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan ki­
şiye karşı,

Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

Silahla,

İşlenmesi halinde, şikayet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Bu nitelikli hallerden a, b ve c bentlerinde sayılanlar kasten öldürmenin nitelikli halleri (82.md.) olarak da öngörülmüştür. Fıkranın (a) bendindeki akrabalık durum­ları TMK’nun 36.maddesine göre resmi sicil kayıtları esas alınarak belirlenecektir. Beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiden maksat, uyku hali bilinçsizlik, ileri yaşta olma, hastalık gibi nedenlerle mağdurun kasten yaralama fiiline karşı kendisini koruma gücüne sahip olmamasıdır. Fıkranın (c) bendindeki nitelikli halin gerçekleşebilmesi için kamu görevlisinin (6/1-c) yerine getirdiği kamu görevinin gereklerine uygun davranması nedeniyle yaralanması gerekir. Kasten öldürme suçunun çocuğa karşı işlenmesi 82/1-e bendinde nitelikli hal sayıldığı halde, kasten yaralama suçunun mağdurunun çocuk olması başlı başı­na nitelikli bir hal olarak gösterilmemiştir. Bununla birlikte, çocuğa yönelik olarak işlenen kasten yaralama suçunda, çocuğun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğu kabul edilebiliyorsa bu takdirde faile verilecek cezanın 86/3-b bendi uyarınca artırılması gerekir.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat