Kaçakçılık Suçlarında Cezai Sorumluluk (Gerçek ve Tüzel Kişilerde Cezanın Muhattabı)

Vergi suçlan, “vergi mükellef ve sorumlularıyla bunlarla hukuki ilişkide bulunan üçüncü kişilerin Vergi Usul Kanununda tanımı yapılan davranış biçimiyle vergi kanunlarının hükümlerini ihlal etmeleri olarak tanımlanan ve Vergi Usul Hukukunun kendine özgü sorumluluk prensipleri çerçevesinde kovuşturulan suçlardır. Ancak, Vergi usul Yasasının cezalandırma ile ilgili bölümüne hüküm bulunmayan hallerde Ceza Yasasının genel hükümleri uyarınca ceza sorumluluğunun belirlenmesi gerekir.

Ceza Hukukunun temel ilkelerinden olan ve Anayasanın 38’inci maddesinin 6’ncı fıkrasında yer alan “cezanın şahsiliği” ilkesi uyarınca fiili yapanın cezalandırılması gerekmektedir. Vergi Usul Kanunundaki özel düzenlemelere bakıldığında da esas itibariyle vergi suçu sayılan vergi yasasına aykırı davranışı yapanın cezalandırılmasının amaçlandığı görülmektedir.

Kaçakçılık suçu bakımından fiili işleyenin cezalandırılabilmesi için vergi yükümlüsü olması aranmamış, V.U.K’nın 360’cnı maddesinde öngörüldüğü üzere üçüncü kişilerin de bu suça iştiraki cezalandırılmıştır.

V.U.K.’nun 333’üncü maddesi Tüzel kişilerin vergi kanunları yönünden sorumluluğunu düzenlemiş ve lO.’ncu maddede ise tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirileceği hükme bağlanmış, 333’üncü maddenin 4369 Sayılı Yasayla değişik son fıkrasında da 359.maddede yazılı fiillerin işlenmesi halinde 359 ve 360.maddelerde öngörülen cezaların, bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunacağı açıklanmıştır.

Genel Ceza Hukukunun prensiplerine uyum sağlamak için yapılan bu düzenlemedeki esas amaç, suçun şekil sorumlusu olan kanuni temsilcilerin değil, suçun ayrıntılarını bilen ve oluşumuna rolü olan temsilcileri cezalandnmaktır.

Tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşlarda, olaydan önce vekaletname ile yönetimi yüklenen, suçun ayrıntılarını bilen ve suçun oluşmasında rolü olan temsilcilerin cezalandırılmaları gerekmektedir.

Bu itibarla, Vergi Usul Kanunu çerçevesinde gerçek kişilerin, yasal ve iradi temsilcilerinin, tüzel kişiliği olan kuruluşlarda ceza sorumluluğun muhatabı olan kanuni temsilcilerin durumunun belirlenmesi gerekmektedir.

A) VERGİ MÜKELLEFİ VE VERGİ SORUMLUSU:

Vergi Usul Kanununun 8’nci maddesine göre VERGİ MÜKELLEFİ, “Vergi Kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanmıştır. Anılan maddede VERGİ SORUMLUSU’nun “Verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi” olduğu belirtilmiştir. Vergi Kanunları bazı vergilerde, gerçek mükellefi değil bir başka mükellef veya kişiyi sorumlu tutmuştur, örneğin Gelir Vergisi Kanununun 94.maddesinde belirtilen kuruluş ve mükellefler (işveren) yanında çalıştırdığı hizmet erbabına ödediği ücretlerden gelir vergisi kesintisi yapmakla yükümlü kılınmışlardır.

B) GERÇEK KİŞİLER:

V.U.K.’nun 9.’ncu maddesi; vergi mükellefiyeti ve vergi sorumluluğu için kanuni ehliyetin şart olmadığını ve vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulanmasının mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu kaldırmayacağını öngörülmüştür. Anılan Kanunun 10.maddesinde ise küçüklerin ve kısıtlıların vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceğini belirtmiştir.

V.U.K.’nun 332.’nci maddesinde ise “Velayet ve vesayet altında bulunanlar veya işlerinin idaresi bir kayyıma tevdi edilmiş olanlar, kendilerine izafeten veli, vasi veya kayyımın vergi kanunlarına aylan hareketlerinden dolayı cezaya muhatap tutulmazlar. Bu hallerde cezanın muhatabı veli, vasi veya kayyımdır.” Hükmü ile küçüklerin ve kısıtlıların değil onların kanuni temsilcilerinin cezaya muhatap olacakları belirtilmiştir. Veli, vasi ve kayyım tayinini gerektiren durumlar Medeni Kanun hükümlerine göre belirlenir.

Yargıtay, “Suç tarihinde velayet altında bulunan sanığın 213 Sayılı Yasanın lO.ve 332.maddelerine göre vergi kanunlarına aykırı hareketlerinden dolayı cezaya muhatap tutulamayacağı gözetilmeden mahkumiyetine karar verilmesini” yasaya aykırı bulmuştur.

C) İRADİ TEMSİL:

Vergi Usul Kanununun 8/3 .fıkrası “vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamaz.” Hükmünü ihtiva etmektedir. Bu hüküm uyarınca mükellefin vergiyle ilgili işleri veya ödevleri konusunda temsilci (vekil) ataması vergi idaresini bağlamaz. Ancak, tebligatların vekillere yapılmasına (V.U.K. 94.md) ve uzlaşma görüşmelerinde vekilin mükellefi temsil etmesine (Yönetmelik, 7.Md.) ve mahkemelerde baroya kayıtlı avukatın mükellefi temsil etmesine izin verilmiştir.

Ceza sorumluluğu bakımından ise cezaya muhatap olacak kanuni temsilcilerin suç ve suçlu arasındaki illiyet bağı dikkate alınmak ve temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar araştırılmak suretiyle belirleneceği ve tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşlarda, olaydan önce, vekaletname ile yönetimi yüklenen iradi temsilcilerin, suçun ayrıntılarını bilmesi ve suçun oluşumunda rolü olması koşuluyla cezalandırılacakları, yerleşik Yargıtay kararlarında belirtilmektedir.

Yargıtay konuya ilişkin kararlarında;

“İşlerinin idaresini vekaletname ile eşine devreden sanığın yüklenen suçtan cezai sorumluluğu bulunmamaktadır.”

“Sanığın şirketi temsile yetkisi bulunmakla birlikte şirketin diğer temsilcisi kocası Hayrullah tarafından idare edildiği, temsil görevi ile ilgili hiçbir işlem yapmadığı, fiilin işlenmesinde ve suçun oluşmasında rolünün olmadığı anlaşıldığından Ceza Genel Kurulu’nun 17.12.1990 gün ve 312/340 Sayılı içtihadı da dikkate alınarak beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırıdır.”

“Sanığın savunmasında ileri sürdüğü gibi vekaletnameye dayalı olarak suç tarihi itibariyle işyerinin idaresinin eşi Mecit’e devredilip devredilmediği araştırılıp, saptanmadan eksik tahkikatla yazılı şekilde hüküm kurulması, yasaya aykırıdn.”

Yargıtay’ın bu görüşü, cezanın suçu bilfiil işleyen kimselere çektirilmesini öngören “cezaların şahsiliği” prensibine uygundur.

D) TÜZEL KİŞİLERDE KANUNİ TEMSİL:

Vergi usul Kanunu, tüzel kişi vergi mükelleflerinin vergiyle ilgili ödevlerinin yerine getirilmemesinden kanuni temsilcilerini sorumlu tutmuştur. 213 Sayılı Kanunun 10 ve 333.maddeleri uyarınca, 359.maddede yazılı kaçakçılık fiillerinin işlenmesi halinde 359 ve 360.maddelerde öngörülen cezaların, bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunacağı açıklanmıştı. (333/son F.)

Tüzel kişilerin birden fazla kanuni temsilcilerinin bulunması, suçun, eylem ve fikir işbirliği içinde işlenmediğinin anlaşılması halinde sorumluluk cezanın şahsiliği ilkesine bağlı olarak temsil yetkisinin bölüşümündcki ağırlık ve sınırlar dikkate alınarak suçun ekil sorumlusu değil ayrıntısını bilen ve oluşumunda rolü olan temsilciye aittir.

aa) ADİ ORTAKLIĞIN ORTAKLARININ SORUMLULUĞU:

Adi şirket, iki veya daha ziyade kimsenin müşterek bir gayeye erişmek için emeklerini ve mallarını birleştirmeyi kabul ettikleri, tüzel kişiliği bulunmayan bir ortaklıktır. (B.K. 520) Bu nedenle, tüzel kişilere tanınan hak ve yetkilere sahip değildirler. Adi şirketin kuruluşu için birden fazla kişiye (tarafa) gereksinim vardır. Kişiler “gerçek kişi” veya “tüzel kişi” olabilirler. Adi şirketlerin kurulması hiçbir kayda ve formaliteye tabi değildir. Adi şirket ilişkisi, yazılı veya sözlü bir mutabakatla kurulabilir.

Adi şirketi yönetmek (idare hak ve görevi) kural olarak bütün ortaklara aittir. (BK. 525) ancak, bu şekilde bütün ortakların şirket yönetimine karışması çeşitli güçlükler doğurabileceği için şirket yönetimi mukavelede belli edilecek ortaklardan birine veya birkaçına verilebilir. Yönetim yetkisinin hariçten bir kişiye devri de kararlaştırılabilir. Şirketi yönetme hak ve görevi verilecek yönetici ortak (idareci ortak) mukavele ile veya şirketin kuruluşunu müteakip oybirliği ile alınacak bir kararla belirlenir. Şirketi yönetme yetkisi verilen yönetici (müdür) bir veya müteaddit olabilir. Ortaklardan hiçbiri, diğerlerinin olurunu (rızasını) almaksızın, şirkete bir üçüncü kişiyi (yeni bir ortak) alamaz. (BK. 532/1) Üçüncü kişilerle muamele yapan ortak, temsile yetkili olduğu takdirde, temsil yetkisi içinde veya sonradan icazet verilen işlerde, yaptığı hukuki muamele diğer ortakları üçüncü kişilere karşı müteselsilen ve birinci derecede sorumlu kılar (BK:534/3) Adi şirketler kanunda belirtilen hallerde (BK. 535) ortakların iradesi veya mahkeme kararı ile sona erer.

Yargıtay’ın konuya ilişkin kararlarına bakıldığında;

“Cezai sorumluluğun belirlenmesi yönünden, adi ortaklığın yönetiminde sanıklar arasında işbölümü olup olmadığı, suçun oluşumundaki rol ve temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırların araştırılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve tesbiti gerekir.”

“Sanıkların savunmaları, dosyada mevcut bulunan 10.11.1997 tarihli vekaletname içeriği ve adi  ortaklıkta  sorumluluk değerlendirilmeden  hissedar her iki  sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, yasaya aykırıdır. Kararlarında adi ortaklıklarda cezai sorumluluğun belirlenmesinde gözetilecek hususlar vurgulanmıştır.

bb) KOLLEKTİF ŞİRKETLERDE SORUMLULUK:

Kollektif şirket, iki veya daha çok gerçek kişi tarafından bir ticari işletmeyi müşterek ticaret unvanı altında işletmek amacıyla bir akitle kurulan ve şirket alacaklılarına karşı ortakların tümünün sorumluluğu sınırsız ve zincirleme olan, hak ehliyeti işletme konusu ile sınırlı tüzel kişiliğe sahip bir ticaret şirketidir. (TTK. 153)

Kural olarak, şirket idaresi, şirket mukavelesinde bu konuda getirilmiş bir düzenleme bulunmuyorsa ortaklardan her birine verilmiş sayılır. (TTK. 160) Ortaklar şirket mukavelesinde veya sonradan alacakları kararla, idare işlerini tek başına bir ortağa (TTK. 164) veya ortaklardan birkaçına bırakılmış olabilir. (TTK. 163/1) idare işlerinin hariçten ortak olmayan bir kişiye de verilmesi mümkündür. Müdür olarak adlandırılan bu kişi ticari mümessil sayılır. (TTK.K.16) ve M.K.nun 449-456 hükümlerine tabi olur. Kollektif şirket ticaret siciline tescil ile tüzel kişilik kazanır. (TTK. 174) Mukavelede temsil yetkisine ilişkin bir hüküm yoksa kollektif şirketi temsil yetkisi, şirket mukavelesi ile kendisine veya kendilerine idare hakkı verilmiş olan ortaklara bırakılmış addolunur. (TTK. 175)

Şirketi temsile yetkili ortak, kanunda veya şirket mukavelesinde açıkça belirtilmiş olmadıkça temsil yetkisini başkasına devredemez. Temsil yetkisinin sahibi düzenlenecek imza sirküleri ile belli edilir. İflas eden bir kollektif şirket iflasın ilanı üzerine infisah eder. (ÎÎK. 165). Şirket sermayesinin tamamı veya üçte ikisi zayi olup da tamamlanmasına veya geri kalan kısmı ile yetinmeye ortaklarca karar verilmemiş olması halinde, şirket kendiliğinden infisah eder (TTK. 185 b.2). Şirket diğer bir şirketle birleşirse infisah eder (TTK. 185 b.3), diğer infisah edilmiş sayılma halleri TTK. 185 ve BK. 535.maddesinde gösterilmiştir. Şirket aynca bütün ortakların muvafakat etmesi veya mahkeme kararıyla da fesh olunabilir.

Yargıtay, cezai sorumluluk bakımından kollektif şirketin idare işlerinin kime ait olduğunun TTK. hükümlerine göre belirlenerek, suç ve suçlu arasındaki illiyet bağı ile temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar araştırılarak takdir ve tayini gerektiğini kararlarında vurgulamaktadır:

“Kollektif şirketlerde idare işlerinin kime ait olduğu umumi olarak TTK.nun 160’ncımaddesinde belirlenmiş ve buna göre “ortaklardan her biri ayrı ayrı şirketi idare hak ve vazifesini haizdir. Şu kadar ki; şirket mukavelesiyle veya ortakların ekseriyeti ile idare işleri, ortaklardan birine veya birkaçına yahut hepsine verilebilir…” denildikten sonra, şirketi temsil salahiyetini belirleyen 175. Maddesinde de “şirketi ortaklara ve üçüncü şahıslara karşı temsil salahiyet ve vazifesi, tescil ve ilan edilen mukavelede aksine hüküm olmadıkça, şirket işlerini idare hak ve vazifesini haiz olanlara aittir.” Hükmü getirilmiştir. Bu hükümler ve aşamalarda değişmeyen savunma karşısında kollektif şirketin tescil ve ilan edilen mukavelesinin onaylı bir örneği getirtilip incelenerek ve Ticaret Sicili Müdürlüğünden de gerekli araştırmalar yapılarak, ayrıntıları CGK.nun 17.12.1990 gün ve 312/340 sayılı kararında açıklandığı üzere, suç ve suçlu arasındaki illiyet bağı ile temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar araştırılarak cezai sorumlulukların takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçe ve araştırma ile sanıkların mahkumiyetlerine hükmolunması, yasaya aykırıdır.

cc) KOMANDİT ŞİRKETLERDE SORUMLULUK:

Komandit şirket; iki veya daha çok kişi tarafından bir ticari işletmeyi müşterek ticaret unvanı altında işletmek amacıyla bir akitle kurulan ve şirket alacaklılarına karşı ortaklardan bir veya bir kaçının sorumluluğu sınırlanmamış ve diğer ortak veya ortakların sorumluluğu muayyen bir miktar ile sınırlanmış olan hak ehliyeti işletme konusu ile sınırlı tüzel kişiliği sahip bir ticaret şirketidir. Sorumsuzlukları sınırsız olan ortaklara komandite, sorumlulukları sınırlı olan ortaklara komanditer denir.(TTK. 243).

Komandit şirketlerde idare (yönetim) hakkı mukavelede belirlenecek hükümler dairesinde komandite ortaklara hasredilmiştir. Mukavelede bulunmayan hususlarda kollektif şirketlere ait hükümler uygulanır (TTK. 247).

Komandit şirketlerin temsili, sorumlulukları sınırlı olmayan komandite ortaklara aittir (TTK. 257). Bu yetkinin mahiyeti ve uygulanacak hükümler aynen kollektif ortağın temsil yetkisinde olduğu gibidir (TTK. 256,176,177).

Komanditer ortağın temsil yetkisi yoktur. Komanditer ortak, ortaklık sıfatı ile kanuni temsil yetkisine sahip olmadığı halde, şirket mukavelesinde aksine hüküm olmamak kaydı ile, şirket mukavelesi veya ortaklar karan ile ticari mümessil, ticari vekil veya ticari memur olarak tayin suretiyle iradi temsil yetkisi sahibi olabilir (TTK. 257/son)

Komanditerlerin şirket yönetiminde iradi temsil yetkisine sahip olması ve ticari mümessil,ticari vekil ve tacir yardımcısı sıfatıyla görev almaları kendilerinin komanditerlik sıfatlarını etkilemez (TTK. 260).

Kollektif şirketleri sona erdiren sebepler genellikle komandit şirketler için de geçerlidir (TTK. 267) Sermayesi paylara bölünmüş komandite şirket, komandide ortaklar tarafından temsil edilir (TTK.476/1.)

Yargıtay, konuya ilişkin bir kararında;

“Sanığın adi komandit şirketi temsile yetkili olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre hukuki durumunun tayini gerektiği düşünülmeden eksik tahkikatla hüküm tesisi,kanuna aykın” olduğuna karar vermiştir.

dd) ANONİM ŞİRKETLERDE SORUMLULUK:

Anonim şirket; en az beş kişinin belli bir iktisadi gaye ve konu ile uğraşmak üzere bir unvan altında kurdukları, esas sermayesi belirli ve paylara bölünmüş, borçlarından dolayı yalnız mameleki ile sınırlı sorumlu ve ortaklarının sorumluluğu yüklendikleri sermaye paylan ile sınırlandırılmış bulunan, hak ehliyeti işletme konusu ile sınırlı, tüzel kişiliğe sahip bir ticaret şirketidir (TTK. 269). Anonim şirket ticaret siciline tescil ile tüzelkişilik kazanır (TTK. 300). îdare mevkisi şirketin kanuni temsilcisidir (TTK. 317). Temsil yetkisinin kimlere verildiğinin açıklanması ve kullanılması usulünün belirlenmesi hususlarının esas mukavelede yer alması ve bunların tescil ve ilanı zorunludur (TTK: 279).

TTK. 321/3.maddesi ile genel kurul olarak temsil yetkisinin kullanılmasında “birlikte temsil” kuralını kabul etmiştir. Şirketi temsilde çift imza kuralı benimsenmiştir. Esas mukavele ile ferdi temsil öngörülebilir veya çift imza yerine üç veya daha fazla imza şart koşulabilir.

Esas mukavele ile özel hükümler getirildiği hallerde bu tür düzenlemenin üçüncü kişilere karşı geçerli olabilmesi için tescil ve ilan edilmesi gerekir (TTK. 38, 42/2) şirkete yapılan ihtar, ihbar ve tebliğlerin idare meclisi üyelerinden sadece birine yapılması geçerlidir.

Harice karşı anonim şirketin iradesini imzaya yetkili olanlar açığa vururlar. Şirketi temsile yetkili olanlar yazılı muamelelerde şirket unvanı ile birlikte imzalarını atarlar (TTK. 322/1). Bunun için, ticaret unvanı ve temsile yetkili olanların imzalan notere tasdik ettirildikten sonra sicil memuruna tevdi edilir.

Yönetim yetkisi gibi, temsil yetkisi de esas mukavelede hüküm bulunmak şartiyle murahhas üyelere veya murahhas müdürlere bırakılabilir. Temsil yetkisi idare meclisi üyesi olmayan murahhas müdürlere veriliyorsa, idare meclisi üyelerinden en az birinin temsil yetkisine sahip olması zorunludur (TTK. 319).

Temsil yetkisi, esas mukavelede bir hüküm bulunmasına lüzum olmadan idare meclisi kararı ile şirket dışında bir ticari mümessile veya ticari vekile bırakılabilir. Ancak bütün bu hallerde idare meclisi üyelerinden en az bir tanesinin şirketi temsile yetkisi bulunmalıdır (TTK. 319). Temsil yetkisinin tamamen üçüncü kişilere bırakılması mümkün değildir.

Yargıtay Anonim Şirket’in kanuni temsilcilerinin cezai sorumlulukları ile ilgili olarak;

“Defter ve belgelerin yetkililere ibraz edilmesi için anonim Şirketin yönetim kurulu ikinci başkanı ve temsilcisi olan ve mahkumiyetine karar verilen sanık Mecit’in 2.8.1999 tarihli tutanakla tebliğ edildiği anlaşılmasına rağmen, fiille ilgileri bulunmayan şirketin yönetim kurulu üyeleri olan diğer sanıkların beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi yasaya aykırıdır.”

“5590 sayılı Kanunun 10.maddesiyle odaya kaydolunan tacirlerin durumlarında vukua gelen Ticaret Kanununa göre tescil ve ilanı gerekli her çeşit değişikliklerin vukuundan itibaren bir ay içinde odalara ve borsalara bildirilmesi mecburiyeti getirilmiş ise de, sahte fatura kullandığı iddia olunan O… Yem Sanayi Ticaret A.Ş.’nin TTK.nun 317 ve 319.maddeleri uyarınca temsile yetkili ortağının, şirketin esas, mukavelesi veya ortaklar kurulu kararı getirtilip incelenerek ve/veya Ticaret Sicil Memurluğundan sorularak kuşkuya yer vermeyecek biçimde tesbiti gerekirken Sanayi ve Ticaret Odasının 30.6.1999 tarih ve 431/1087-1577 sayılı yazısı esas alınarak, sanıkların şirketi temsile yetkili olmadıklarından bahisle eksik araştırmayla beraatlerine karar verilmesi, yasaya aykırıdır.”

“24.3.1990 tarihli Anonim Şirket Genel Kurul Karan getirtilip incelenerek, sanığın suç tarihinde şirketi temsile yetkili olup olmadığının tesbiti ile yetkili olduğunun anlaşılması halinde temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar dikkate alınarak cezai sorumluluğun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, yasaya aykırıdır.”

ee) LİMİTED ŞİRKETLERDE SORUMLULUK:

Limited Şirket; iki veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin belli bir iktisadi maksat ve konu ile uğraşmak üzere bir unvan altında bir akitle kurdukları esas sermayesi belirli,borçlarından dolayı yalnız mameleki ile sorumlu ve ortaklarının sorumluluğu sınırlı bulunan hak ehliyeti işletme konusu ile sınırlı tüzel kişiliğe sahip bir ticaret şirketidir (TTK. 503).

Tüzel kişiliğe haiz bir iimited şirketin medeni haklan kullanma yetkisi, kanuna ve mukavelesine göre bu husus için gerekli organlara malik olması ile başlar. Limited şirketin kanunen zorunlu organları; Ortaklar Genel Kurulu (TTK. 536) ve müdürleridir (TTK. 540). Ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bunlara murakıplar (TTK. 548) ilave olunur. Şirket müdürünü tayin ve azil yetkisi ortaklar genel kurulunundur (TTK. 539).

Limited şirketlerde İDARE ve TEMSİL YETKİSİ müdürlerce kullanılır. Müdürün sayısı bakımından bir kısıtlama getirilmemiştir. Şirketin idare ve temsili bir kişiye bırakılmış ise, ona müdür denir. Birden fazla kimselere bırakılmışsa, Müdürler Kurulu’ndan sözedilir.

Limited şirketlerde müdür sıfatı üç şekilde kazamlabilir;

a)Şirket mukavelesinde veya daha sonra ortakların karan ile müdür sıfatı ortaklardan birine ya da bir kaçına bırakılmamışsa, ortaklann hepsi bu sıfatı kazanmış olur (TTK. 540/1).

b)Ortaklar şirketin kuruluşunda müdür olacak ortak veya ortaklan mukavelede göstermek suretiyle belirleyebilirler.

c)Şirket mukavelesi ile ya da ortakların şirketin kuruluşundan sonra verecekleri bir kararla idarecinin belirtilmesi mümkündür. Bu hallerde müdürlerin ortak olması gerekli değildir (TTK. 541).

Ortak olan ve olmayan müdürler arasında yetki ve sorumluluk yönünden bir fark yoktur (TTK. 542). Farklılık sıfatın alınmasında kendini gösterir.

İDARE ve TEMSİL yetkisini kullanacak kişilerin seçimi genel kurulun yetkisi dahilindedir (TTK:539).

Limited şirket ortağı olan gerçek ve tüzelkişiler müdür olabilirler. Tüzelkişinin müdür seçildiği hallerde tüzel kişi değil onu temsilen İimited şirketin idare ve temsil işlerini görmekle görevlendirdiği gerçek kişi şirketin temsilcisi olarak tescil ettirilir (TTK. 540).

Özel hükümlerle yasaklama getirilmiş olan gerçek kişiler müdürlük görevi yapamazlar. Örneğin, 3.1.1990 tarih ve 20391 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmeliğin 43.maddesi “Serbest muhasebeciler, serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler limited şirketlerde müdürler kurulu üyeliği ve başkanlığı görevinde bulunamazlar.” hükmünü ihtiva etmektedir. Ortak adedi 20,den fazla olan limited şirketlerde murakıp seçilmesi sözkonusu olduğundan, böyle bir durumda müdürlük ile murakıplık bağdaşamaz (TTK. 347).

Şirket müdürlerinin görev süresi bakımından sınırlayıcı bir hüküm bulunmamakla birlikte, şirket mukavelesinde bu konuda hükümler konulabilir. Ortaklar genel kurulunca seçim sırasında süre belirtilebilir.

Müdürlük görevi, müdürün hacir altına alınması veya mahkumiyet halleri gibi nedenlerle; mukavelede öngörülen sebeplerle, istifa veya azil yoluyla sona erer (TTK. 543).

Müdürlüğün kazanılması ve kaybedilmesi hallerinde keyfiyetin ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan ettirilmesi gerekir.

Müdürler Limited Şirketin KANUNİ TEMSİLCİSİDİR. Mukavelede aksine hüküm olmadıkça, şirketin bağlanabilmesi için, şirket yetkililerinin en az ikisinin imzası şart kılınmıştır.şirkette iki veya daha fazla kişinin şirketi temsil etmesi sözkonusu ise, bunlardan sadece ikisinin imzası şirketi ilzama yeterli olur. Ancak bu iki imzadan birisinin müdürlerden birine ait olması gerekir. Mukavele ile ferdi temsil öngörülebilir.

Temsil yetkisinin üyeler arasında yer itibariyle bölünmesi geçerlidir. Temsil yetkisinin konu yönünden bölünmesi mümkün değildir (TTK: 321/2).

Müdürler, şirketi temsile yetkili olan kimseleri, temsil yetkisinin mahiyetini ve sınırlarını gösterir kararın noterden tasdikli bir örneğini de ekleyerek tescil edilmek üzere, ticaret siciline bildirmekle yükümlüdür.

Teşkilat ve faaliyeti geniş olan Limited Şirketlerde, şirket mukavelesi veya ortaklar genel kurulu karan ile şirketin idare ve temsili ortak olmayan kimselere de bırakılabilir (TTK. 541). Bu gibi kimselerin yetki ve sorumlulukları hakkında ortak olan müdürlere ait hükümler uygulanır.

Limited şirketin kanuni temsilcisi olan müdürler V.U.K.’nun öngördüğü yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmemelerinden dolayı müteselsilen sorumludurlar (TTK. 556/336)

YARGITAY, Limited Şirketlerin kanuni temsilcilerinin cezai sorumlulukları ile ilgili olarak;

“Sanığın, suçun işlendiği Haziran 1996 tarihinde I… Deri Mamulleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi ortağı olmadığı gibi idare ve temsile yetkili bulunmaması nedeniyle yüklenen suçtan sorumlu tutulamayacağı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, hükmün ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi.”

“Sahte fatura düzenlediği iddia olunan C… Ziraatcilik San. Tic. Ltd. Şirketinin TTK.nun 540/l-2.maddesi uyarınca temsile yetkili ortak veya müdürü, şirket esas mukavelesi veya ortaklar kurulu kararı getirtilip incelenerek ve Ticaret Sicili memurluğundan sorularak tespiti gerekirken Sanayi ve Ticaret Odasının 10.4.2000 gün 43.1/453-637 sayılı yazısı esas alınarak şirketi temsil yetkisi bulunmadığının kabulü ile sorgusu yapılmayan sanığın beraatine karar verilmesi, yasaya aykırıdır.”

“Sanıkların E… Nakliyat Sanayi Limited Şirketinin ortakları oldukları anlaşılmasına göre, TTK.’nun 540/1-2 maddesinin “aksi kararlaştırılmamış olmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile mezun ve mecburdurlar. Şirket mukavelesi veya umumi heyet kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir.”hükmü dikkate alınarak bu madde uyarınca şirketin idare ve temsilinin kim ya da kimlere ait olduğu tespit edilip, ayrıntıları CGK.’nun 17.12.1990 gün ve 312/340 sayılı kararında açıklandığı üzere, suç ve suçlu arasındaki illiyet bağı ile temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar belirlenerek cezai sorumluluğun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmayla sanıkların mahkumiyetlerine hükmolunması”, yasaya aykırı bulunmuştur.

KOOPERATİFLERDE CEZAİ SORUMLULUK:

Kooperatif; “Tüzel kişiliği haiz olmak üzere, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek ve geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla, gerçek ve kamu tüzel kişileri ile dernekler tarafından kurulan, değişir ortaklı ve değişir sermayeli teşekkülleri” ifade eder(Koop. K. Md.l).

Kooperatifler bir ticaret şirketi olmayıp esas amacı, ortaklaşarak ihtiyaçlarının elbirliği ve karşılıklı yardımlaşma yoluyla giderilmesi olan insan topluluklandır. Kooperatifin kanuni temsilcisi, yönetim kuruludur. Temsil yetkisini kimlerin kullanacağı kooperatif yönetim kurulunun bu konuda aldığı ve noterliğe ibraz edilip onaylatılan kararda gösterilir.

Yargıtay konuyla ilgili olarak;

“Adana 9. Noterliğinin 10.6.1997 gün ve 22106 yevmiye numarasıyla onaylanan H… Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Yönetim Kurulunun 5.6.1997 günlük iş bölümü ve temsil yetkisine ilişkin kararından başkan (V.H.)’nın yanında üyelerden sanıklar (C.G.) ve (E.G.)’nin birinin imzasının şart ve yeterli tutulduğu anlaşılmasına göre cezai sorumluluğun belirlenmesi yönünden kooperatif tarafından vergi dairesine verilen ve suça konu sahte faturalara konu olan beyannamelerdeki imzaların sanıklardan hangisine ait olduğunun araştırılması gerekirken yapılmayarak eksik soruşturmayla mahkumiyet karan verilmesi” yasaya aykırı bulunmuştur.

F) TASFİYE MEMURLARININ SORUMLULUĞU:

Şirketlerin tasfiyesi durumunda, tasfiyeye tabi tutulan şirketin tahakkuk etmiş vergileri ile tasfiye beyannamelerine göre hesaplanan vergilerin ödenmesinden tasfiye memurları sorumlu tutulmaktadır.

Tasfiyeye giren kurumlarda, kanuni temsilci sıfatıyla tasfiye memurları, vergileme ile ilgili görevlerin yerine getirilmesinden, kasıt ve ihmal unsurları da gözönüne alınarak sorumludurlar (VUK. 10, 333).

Tüzel kişiliği bulunan şirketlerin infisahı (dağılması) halinde şirket idarecilerinin idare ve temsil hakları (yetkileri) sona erer. Şirketi idareye yetkili olanlar infisahtan sonra şirket namına muamele yapamazlar. Aksi takdirde, bu muamelelerinden müteselsilen ve sınırsız olarak sorumlu olurlar (TTK. 193/1) infisah veya fesholunan şirket, tasfiye haline girer. Bundan sonra şirketin vergisel ödevleri de dahil bütün işlerinin idaresi ve dışa karşı temsili yetkisi tasfiye memurlarına intikal eder (örneğin Koli. Şirket bakımından TTK. 208, 219/1) Tasfiye memurları, şirket namına düzenlenen bütün belgeleri “Tasfiye Halinde Bulunan… Şirketi Tasfiye memurları” ibaresini ilave ederek imzalar. Tasfiye memurları ticaret siciline tescil ve ilan edilir.

Tasfiye memurlarının seçim ve atanması, şirketin nev’ine (anonim, limited vs.) göre TTK.nun ilgili hükümleri uyarınca yapılır (anonim şirkette TTK.441/1).

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat