A- İştirak Nafakasının Tanımı

İştirak nafakası, anne ve babanın evliliğin sona ermesinden itibaren ortak ço­cuklara ödemesi gereken nafakadır. İştirak nafakası aynı zamanda evlilik hiç ger­çekleşmediği halde babanın, çocuğu tanıması veya babalık davası kararına bağlı olarak, annenin de doğum sebebiyle velayet hakkı olan tarafa çocuk adına vermek zorunda oldukları bir nafaka çeşididir.

B- Çocuğun Soybağı ve İştirak Nafakası

İştirak nafakası incelenmeden önce anne ve baba ile çocuklar arasındaki soybağı ilişkisi üzerinde kısaca durmak gerekir. Çocuk ya evlilik içinde doğar ya da evlilik dışı bir ilişkinin ürünü olarak dünyaya gelir. Ya da evlat edinme gibi sözleşmeye dayanan bir hukuki ilişkiden hasıl olur. Çocukla baba ara­sındaki soybağı ilişkisi iştirak nafakasının saptanmasında öncelikle araştırılması gereken bir husustur.

4721 Sayılı T.M.K.’unun 282/1 maddesine göre “çocuk ile ana arasındaki soybağı ilişkisi doğumla kurulur”. Maddede “çocuğun anası doğuran kadındır” ilkesi kabul edilmiş bulunmaktadır. T.M.K.’unun 337. maddesinde de “ana baba evli değilse velayet anaya aittir” denmek suretiyle soybağı ve velayet yönünden paralellik sağlanmıştır.

4721 Sayılı T.M.K.’unun 282 maddesinin gerekçesinde de ifade edildiği gibi ne­sebi sahih çocuk nesebi gayrisahih çocuk ayrımı kaldırılmış bulunmaktadır.

Çocuk ile baba arasındaki soybağı ilişkisi 4721 Sayılı T.M.K.’unun 282/2 madde­sine göre üç şekilde kurulabilmektedir.

l- Ana ile evlilik, 2- Tanıma ve 3- Hâkim hükmü ani babalık davası ile kurulabilmektedir.

1- Ana ile evlilik – Babalık Karinesi:

4721 Sayılı T.M.K.’unun 285 maddesinde ifade edildiği gibi evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun, evlilik içinde ana rahmine düştüğü kanıtlanmak suretiyle babasının koca olduğuna hüküm verilebilir. Ana çocuğa evlilik içinde gebe kaldığını kanıtlamalıdır. Aynı maddenin üçüncü fıkrası gaiplik kararı verilmesi halinde üç yüz günlük sürenin ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden itibaren işlemeye başlayacağını öngörmektedir.

4721 Sayılı T.M.K.’unun 292 maddesine göre evlilik dışı doğan çocuk, ana baba­sının evlenmesi halinde evlilik içinde doğan çocuklar gibi baba ile soybağı ilişkisine sahip olurlar.

2- Tanıma Halinde Nesep:

4721 Sayılı T.M.K. unun 295. Maddesine göre evlilik haricinde doğan çocuğun tanınması babanın l- Nüfus memuruna, 2- Mahkemeye başvurması suretiyle yapılabileceği gibi, resmi senet veya vasiyetname ile de yapı­labilmektedir.

Tanıma beyanında bulunan kimse küçük veya kısıtlı ise veli veya vasisinin rıza göstermesi gereklidir. Maddesinin son fıkrasında da ifade edildiği gibi başka bir erkekle soybağı olan çocuğun bu bağı iptal edilmeden tanınması olanaklı değildir.

Çocuğun ana ile soybağının evlilik içi veya evlilik dışı soybağı ilişkisi olmasının nafaka yükümlülüğü yönünden hiçbir farkı yoktur. Nafaka açısından evlilik dışı doğan çocuk anasına karşı evlilik içi doğan çocuk gibidir.

İştirak nafakası çocuğun geçinmesi, eğitim, sağlık ve terbiyesi için gerekli olan masraflara çocuğun velayeti kendisine verilmeyen tarafın malvarlığı ölçüsünde katılmasını sağlayan nafakadır. İştirak nafakası Türk Medeni Hukukunda birden fazla maddede baba ve anneye öngörülen yükümlülüklerden doğan bir nafaka türüdür. İştirak nafakası evlilik devam ederken ortak çocuklara verilen tedbir nafa­kasından farklıdır. Gerek evliliğin sona ermesi halinde gerekse evlilik dışı doğan çocukların geçinme, eğitim, sağlık ve barınma gibi sorunlarının çözümü kamuyu ilgilendiren bir durumdur. Yargıç boşanma, ayrılık veya babalık kararı ile birlikte ergin olmayan çocuk için kendisine velayet verilen eş yararına iştirak nafakasını resen takdir etmek zorundadır.

Yargıtay’ın kararlılık kazanan görüşüne göre boşanma, ayrılık, evlenmenin but­lanı kararlarıyla birlikte çocukların velayeti düzenlenmemişse iştirak nafakası talebi velayetin düzenlenmesi talebini de kapsar. Evlilik dışı doğan çocuğun velayeti ana­ya aittir. İştirak nafakası davasında taraflar çocuğun velayetinin boşanma hükmü ile düzenlenmiş olduğunu kanıtlayamazlarsa Yargıç öncelikle çocuğun velayetini dü­zenler daha sonra iştirak nafakası davasını inceler.

4721 Sayılı T.M.K’un 185/2, Maddesine göre “eşler çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Aynı kanunun 327/1. maddesine göre “çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır”. Ana babanın bu borcu çocuk ergin olana veya okuyorsa okulunu bitirene kadar devam edecektir. (4721 sayılı T.M.K.’unun 328. maddesi)

Eşler reşit olmayan çocuğu geçindirmekle görevlidir. Ana ve babanın yoksul olması veya çocuğun özel durumu olağanüstü harcamalar yapılmasını gerektiriyor veya olağan dışı bir sebebin varlığı halinde çocuğun kendisine ait malı ve gelirinin olması koşulu ile hâkimin izni ile çocuğun bakım ve eğitimine yetecek belli bir mik­tar sarf edilebilmektedir. (4721 sayılı T.M.K.’unun 327/3. maddesi)

Ana gücü yoksa iştirak nafakasından sorumlu tutulamaz. Velayet kendisine ve­rilmemiş anaya yoksul olması sebebiyle “yoksulluk nafakası” verilmişse iştirak nafakasından sorumlu tutulamaz.

iştirak

C- İştirak Nafakası Takdir Edilirken Göz Önünde Bulundurulması Gereken Ölçütler

4721 Sayılı T.M.K’un 330. Maddesine göre “nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenecektir. Nafaka miktarının belirlenmesinden çocuğun gelirleri de göz önünde bulunduru­lur”. Eski Türk Kanunu Medenisinde bu maddeyi karşılayan bir hüküm yoktu. Maddede çocuk için nafaka takdir edilirken ne gibi ölçütlere bağlı kalınması gerek­tiği sayılmış bulunmaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında “nafakanın her ay peşin ödenmesi gereği” hüküm altına alınmıştır. Çocuk için nafaka takdir edilirken aşağı­daki hususlar göz önünde tutulmalıdır:

1-Çocuğun yaşı:

İştirak nafakası çocuğun yaşı göz önünde bulundurularak sap­tanır. Çocuğun yaşına göre gereksinimleri de farklı olacağından yargıç çocuğun yaşını saptamalı iştirak nafakası takdir ederken çocuğun yaşını dikkate almalıdır.

2-Çocuğun eğitim durumu:

Yargıç iştirak nafakası takdir ederken çocuğun okudu­ğu okulun özel okul olup olmadığım, çocuğun okul giderlerini, servis giderlerini kitap ve okuldaki sosyal etkinlikleri dikkate alıp iştirak nafakasını ona göre belirlemelidir.

3- Çocuğun sosyal çevresi ve eskiden beri devam eden yaşam seviyesi:

Yargıç iştirak nafakasını takdir ederken çocuğun sosyal çevresini ve eskiden beri devam eden yaşam seviyesini göz önünde bulundurmalıdır.

4- Velayet hakkı verilen eşin ekonomik, sosyal ve kültürel düzeyi:

Yargıç işti­rak nafakası taktir ederken velayet hakkı verilen eşin ekonomik, sosyal ve kültürel düzeyini de göz önünde bulundurmalı velayet verilen tarafın ekonomik gücü yoksa diğer tarafın bakım borcundan kaynaklanan yükümlülüğünü göz önünde bulundu­rup iştirak nafakasının ona göre saptamalıdır.

5- Eşlerin çocuklarını uygun bir şekilde geçindirmesi görevi:

Çocukların uy­gun bir şekilde geçindirilmesi ana ve babanın görevidir. Yargıç ana ve babanın eko­nomik ve sosyal durumunu araştırmalı yukarıdaki ölçütleri de göz önünde bulun­durarak çocuk için hakkaniyet duygusu içinde bir karar vermelidir. İştirak nafakası taktir edilirken ülkenin içinde bulunduğu genel ekonomik koşullar da göz önünde bulundurulmalı enflasyon dikkate alınmalı verilen iştirak nafakasının kısa süre içinde alım gücünü yitirmemesine dikkat etmelidir.

6- 4721 Sayılı T.M.K’un 330/1. Maddesine göre iştirak nafakası saptanırken varsa çocuğun geliri de göz önüne alınmalıdır.

Çocuğun velayeti hükmen kendisine verilen taraf çocuğu fiilen teslim almadığı taktirde iştirak nafakasını isteyemez.

İştirak nafakası boşanma, ayrılık ve evliliğin butlanı davalarının eki nite­liğindedir. Belirtilen davalar içinde iştirak nafakasını Yargıç kendiliğinden kararlaş­tırmakla görevlidir. Ancak iştirak nafakası talep edilmişse Yargıç talebi aşarak daha fazla iştirak nafakasına karar veremez.

Anlaşmalı boşanma davasında başlangıçta iştirak nafakası istenmemiş olması sonradan istenmesine engel olmaz. Velayet kendisine verilen taraf sonradan açacağı bir davayla iştirak nafakası talep edebilir. Yargıtay kararlarına göre iştirak nafakası davası velayet hakkına sahip olan ana veya baba tarafından çocuğa velayeten değil kendi adına açılabilmektedir.

Evlilik dışı doğan çocuğun velayeti anaya aittir. Boşanma, evliliğin butlanı veya ayrılık kararlarında çocukların velayeti hakkında bir karar verilmemişse iştirak nafakası isteği velayetin düzenlenmesi isteğini da kapsar. Çocuk boşanma veya ayrılık kararının kesinleşmesinden itibaren üç yüz gün içinde doğmuşsa velayetin düzenlenmesi, ana veya babadan birine tevdi edilmesi gerekir. İştirak nafakası tale­bi velayetin düzenlenmesi talebini de kapsar. Yargıç öncelikle velayetin düzenlenip düzenlenmediğini araştırmalı velayetin düzenlenmediği anlaşılırsa öncelikle çocuğun velayetini düzenlemeli daha sonra iştirak nafakası hakkında bir karar vermelidir.

Velayet kendisinde olmayan taraf ahlaki bir görevin gereği olarak çocuk için yaptığı giderleri iştirak nafakasından mahsup edemez ve Borçlar Kanununun 62/2. Maddesine göre verdiklerini geri isteyemez.

İştirak nafakası tabir yerindeyse her gün yeniden doğan bir nafakadır. İştirak nafakasından feragat halinde bir sonraki gün dava açılarak ileriye dönük olmak üzere iştirak nafakası davası açılabilir. Ancak feragat tarihinden önceki dönemde olan iştirak nafakası istenemez.

Taraflar iştirak nafakasını karşılıklı anlaşmayla da belirleyebilirler. Taraflar na­fakanın süresinde, artırma oranında, hangi parayla ödenmesi gerektiğinde anlaşma yapabilirler. Ancak anlaşmanın geçerli olması için Yargıç tarafından onaylanması gerekir.

Ana veya babadan birinin ağır bir kusuru sebebiyle velayeti nez edilmiş olsa bi­le iştirak nafakası yükümlülüğü devam eder.

İştirak nafakasının saptanmasında göz önünde bulundurulması gereken ölçüt­lerde meydana gelen değişiklere bağlı olarak iştirak nafakası artırılabilir veya eksiltilebilir.

Uygulamada karşılaşıldığı gibi “daha nafaka yeni artırıldı şu kadar zaman geçmeden tekrar dava açamaz” şeklindeki savunmanın hiçbir kıymeti yoktur. Na­faka takdirinde göz önünde bulundurulan ölçütlerde nafakayı artıracak veya eksil­tecek derecede bir değişiklik varsa o zaman Yargıç önceki nafakanın tarihine bakmamaksızın nafakayı artırabileceği gibi eksiltebilir.

4721 Sayılı T.M.K’un 330/3. Maddesine göre istek olması koşuluyla irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek ne miktar artırılacağına da karar verilebilir. İstek olmadan yargıcın nafakanın gelecek yıllarda artırılması kararı vermesi mümkün değildir.

D- İştirak Nafakasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

İştirak nafakasında görevli mahkeme 18.01.2003 Gün ve 24937 Sayılı Resmi Ga­zetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun ve Hâkimler Ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanlığının 13.03.2003 gün ve 97 sayılı kararı ve 08.07.2003 gün ve 331 nolu karar­ları gereğince Aile Mahkemeleri kurulan yerlerde Aile Mahkemeleri, Aile Mahke­mesi kurulmayan yerlerde Aile Mahkemesi yerine bakmakla görevli Asliye Hukuk mahkemeleridir.

Boşanma davası sırasında iştirak nafakası istenmişse yetkili mahkeme boşanma davasına bakan mahkemedir. Boşanma davasına bakan mahkeme gerçekte yetkisiz mahkeme olmasına karşılık yetki itirazında bulunulmamış olunması veya süresinde yetki itirazında bulunulmaması veya süresinde yetki itirazında bulunulduğu halde yetkili mahkemenin yanlış gösterilmesi sebebiyle boşanma davası görülmeye de­vam edilmekte ise boşanma davasına bakan mahkeme iştirak mahkemesine de bak­makla yetkilidir.

Boşanma davasından ayrı olarak açılan iştirak nafakası veya bu nafakanın artı­rılması davasında yetkili mahkeme nafaka alacaklısının veya davalının veya iştirak nafakası takdir edilen küçüğün veya kısıtlının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. (TMK 177)

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat