İnanç sözleşmesi konusunda yasalarımızda özel bir düzenleme mevcut değildir.

Uygulamada bu tür davalar, Yargıtay’ın 5.2.1947 gün ve 20/6 sayılı İçtihadı Birleş­tirme kararına göre çözümlenmektedir.

AÇIKLAMA

İnanç sözleşmesi; inananla, inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını be­lirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tara­fından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir.

Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.

Taraflar böyle bir sözleşme ve buna bağlı işlemle genellikle, teminat teşkil etmek veya idare olunmak üzere, mal varlığına dâhil bir şey veya hakkı, aynı amacı güden olağan hukuki muamelelerden daha güçlü bir hukuki durum yaratarak, inanılana inançlı olarak kazandırmak için başvururlar.

Uygulamada sıkça görülen teminat için temlik buna örnek gösterilebilir. Buna göre borçlu borcunu ödemekte sıkıntıya düşmüş olursa, kendi adına tapulu olan taşınmazını alacaklıya, borcu ödediği zaman iade etmesi şartı ile teminat olarak devreder. Bu borç ödendikten sonra alacaklı üstüne geçirilmiş olanı bu teminatı yani taşınmaz mülkiyetini tekrar borçluya iade eder. İşte burada bir İnançlı temlik söz konusudur.

Eğer teminat alan, alacağını tahsil ettiği halde, tapuyu borçluya iade etmez ise o zaman gerçek tapu maliki inançlı sözleşmeye dayanarak tapuyu üstüne almış olan ala­caklı aleyhine inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davası açabilir.

İnanç sözleşmesinin yazılı olması gerekir. Yazılı sözleşme yapılması aktin sıhhat şartı değil ispat şartıdır. Yazılı sözleşme yoksa tahriri beyyine başlangıcı yani yazılı delil başlangıcı gereklidir. Yazılı delil başlangıcı halinde tanık dinletilmesi caizdir. Eğer böyle bir belge yoksa o zaman yemin deliline dayanılmalıdır. Aksi takdirde bu davanın kaza­nılması mümkün değildir.

Davanın Niteliği

İnanç sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davasında, inananın, inanılan aleyhi­ne açtığı dava ile taşınmaz mülkiyetinin kendi adına geçirilmesini istediği için bu dava niteliği itibariyle bir eda davasıdır.

Görev

Mahkemenin görevi dava değerine göre belirlenir.5.910 YTL’ye kadar sulh hukuk mahkemesi, bunun üstündeki değerde olan davalar için asliye hukuk mahkemesi yetkilidir.

Yetki

İnanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında yetkili mahkeme taşın­mazın bulunduğu yer mahkemesidir.

Eğer birden fazla taşınmaz söz konusu ise, bu durumda taşınmazlardan her hangi birinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Davacı

İnanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasını inanç gösteren kişi ya da onun mirasçıları açma hakkına sahiptir.

Davalı

Dava taşınmazın tapusunu üstüne geçirmiş olan inanç gösterilen şahıs ya da ölümü halinde onun mirasçıları aleyhine açılır.

Dava Açma Süresi

İnanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davaları BK.nun 125. maddesi uya­rınca 10 yıllık süreye tabidir. Sürenin başlangıcı ifa imkânın doğmasına rağmen iade borçlusunun taşınmazın tapusunun kendisine verileceği ümit ve inancının sona erdiği tarihten başlar, iade borçlusunun buna yanaşmadığının anlaşılması ile dava hakkı doğar.

Yukarıdaki örneği hatırlayacak olursak, Borçlu taşınmazın tapusunu alacaklı üzerine geçirmiştir. Borç ödenince tapunun tekrar kendisi adına yapılması konusunda anlaşmış­lardır. Alacaklının alacağını tamamen tahsil etmesi ile ifa imkânı doğacaktır, İşte alaca­ğın ödendiği tarihten itibaren, iade borçlusunun taşınmazın tapusunu vermesi gerekir. Vermeyeceğinin anlaşılması üzerine dava hakkı doğar, doğduğu tarihten itibaren 10 yıl içinde bu davanın açılması gerekir.

Delillerin Değerlendirilmesi

İnanç sözleşmesinde hâkimin yazılı delil araması gerekir. Yasal dayanağı olmayan inançlı temlik davaları, yani inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davaları Yük­sek Yargıtay’ın 5.2.1947 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca çözümlenir. Gerek bu kararda ve gerekse bu kararın dayanak yapıldığı Hukuk Genel Kurulu ile 14. Hukuk Dairesi kararlarında müstakar bir şekilde yazılı belge aranmaktadır. Çünkü: İade borçlu­su tapu senedine dayanmaktadır. HMUK.nun senede karşı senetle ispat zorunluluğu sebebiyle yazılı belge gerekmektedir.

Aranan yazılı belge aktin sıhhat şartı olmayıp ispat şartıdır. Bu sebeple sözleşmede özel bir biçim aranmaz.

Eğer yazılı belge yoksa, (tahriri beyyine başlangıcı) yazılı delil başlangıcı olacak her hangi bir yazı kayıt, kartvizit arkasına düşülen şerh vs. bulunması halinde tanık dinlenebilir. Buda yoksa o zaman davacının yemin deliline dayanması gerekir. Dava dilekçesinde deliller hanesinde yemin delilinden bahsedilmişse ya da vs. denmiş veya tüm deliller gibi ibareler kullanılmış ise hâkimin davacıya yemin teklifinde bulunabilece­ğini hatırlatması gerekir. Aksi taktirde dava ispatlanamamış sayılır.

Yargıtay bir kararında tarafların anlaşması doğrultusunda payları gösterir Sulh hukuk mahkemesinden çıkarılan veraset ilamını tahriri beyyine başlangıcı kabul etmemiştir.

Buna karşılık yüksek mahkeme, hâkim huzurunda imzası ile zabta geçirilen beyanı yazılı belge kabul etmiştir.

Hüküm

İnanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen hüküm davanın kabulü veya reddi yönünde olacaktır.

Kabulüne karar verilmesi halinde, tapunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmeli­dir. Hüküm infaz kabiliyeti taşımalı ve HUMK.nun 388 ve 389. maddelerinde yazılı olduğu üzere, duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılır, açık ve uygulanabilir nitelikte olmalıdır.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...