HAGB’nin gelişme süreci

a) Tarihi süreç:  Hükmün  açıklanmasının  geri  bırakılması (HAGB)  kurumu  önceki  ceza  mevzuatımızda  (765  sayılı  TCK  ve 1412 sayılı CMUK da) düzenlenmemişti. 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 4.12.2004  tarihli ve 5271  sayılı CMK‟nın  ilk metninde de bu kuruma yer verilmemişti. 765 sayılı TCK‟nın yürürlükte olduğu dönemde  hükmün  açıklanmasının  geri  bırakılmasına  ihtiyaç  da  duyulmamıştı. Çünkü, 765 sayılı TCK m. 95 ve 647 sayılı CĠK m. 6 ile düzenlenen  „cezaların  ertelenmesi‟,  koşullu  bir  atıfet  kurumu  niteliği taşımaktaydı. Buna göre, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlememesi halinde, hakkında hükmolunan ceza vaki olmamış sayılıyordu. Halbuki 5237  sayılı TCK m. 51 ertelemeyi yalnızca hapis cezası bakımından ve bir  infaz biçimi olarak düzenlemiştir. Bu madde hükmüne göre cezası ertelenen hükümlü, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç  işlemediği ve kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davrandığı  takdirde, hakkında hükmolunan hapis cezası  infaz edilmiş sayılacaktır. Dolayısıyla  erteleme,  hapis  cezasının  bir  tür  açıkta  infazı niteliği taşımaktadır.

Hapis cezasının yanı sıra ya da sadece adli para cezasına veya güvenlik tedbirine hükmedilmişse, adli para cezası ve güvenlik tedbirleri bakımından erteleme kararı verilemeyecektir.

Bu nedenle 5237 sayılı TCK ile getirilen erteleme kurumu, önceki ceza mevzuatımızdaki ertelemeden daha ağır bir sonuç doğurmaktadır.

İşte, bu ağır sonucun etkilerini azaltmak, Adalet Komisyonu Raporuna göre “kurumlar arasındaki dengeli  geçişi  sağlamak amacıyla”, hükmün  açıklanmasının  geri  bırakılması  kurumuna  ihtiyaç  duyulmuş  ve bu yönde düzenleme yapılmıştır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu hukukumuza ilk kez, çocuklarla ilgili olarak 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yapılan düzenlemeyle girmiştir  (m.23). Daha  sonra 2006 yılında CMK‟nın 231. maddesine 5560 sayılı Kanunla eklenen 5 ilâ 14 üncü fıkralarla, bu kurumun hem yetişkinler hem de çocuklar hakkında uygulanması kabul edilmiştir. Yetişkinlerle çocuklar arasındaki tek fark, denetim süresi bakımındandır (çocuklar için denetim süresi 3 yıl). Bu hükümlere göre  şikayete  tabi  suçlardan verilen bir yıl veya  daha  az  süreli  hapis  ya  da  adli  para  cezalarıyla  sınırlı  olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilecektir.

2008  yılında  5728  sK.  ile  CMK‟nun  231‟inci maddesinin  5  ve 14‟üncü fıkralarında değişiklik yapılarak bu kurumun uygulama alanı genişletilmiştir. Yapılan  bu  değişiklikle Anayasa‟nın  174‟üncü maddesinde koruma altına alınan  inkılâp kanunlarında yer alan  suçlar dışında kalan  suçlardan dolayı hükmolunan,  iki yıl veya daha az  süreli hapis  veya  adli  para  cezalarıyla  ilgili  olarak  hükmün  açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi olanaklı hale gelmiştir. Böylece terör suçları ile askeri suçlar da madde kapsamına alınmış olmaktadır.

Bu durum aradan çok zaman geçmeden fark edilmiş ve bir ay gibi kısa bir süre sonra 26.02.2008 tarihli ve 5739 sayılı yasanın kabulü ile söz konusu  yasalarda  yazılı  suçlar  bakımından,  hükmün  açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine son verilmiştir. (AsCK Ek m.10/2; 3713 m.  13).  Bu  son  düzenlemenin  hak  ihlaline  neden  olduğu  bazı çevrelerce  ileri sürülmüş ve yargı organlarınca, söz konusu hükümlerin  iptali  için  itiraz  yoluyla  Anayasa Mahkemesine  başvurulmuştur.

3713 sayılı Kanunun 13‟üncü maddesi 2012 yılında yürürlükten kaldırılırken (bkz.6352/ m.105), AsCK‟nın Ek 10/2‟nci maddesi de Anayasa  Mahkemesince  iptal  edilmiştir  (AYMK:17.1.2013  –  E.2012/80, K.2013/16).  Böylece  terör  suçları  ve  askeri  suçlar  bakımından  da hükmün  açıklanmasının  geri  bırakılmasına  karar  verilebilmesi mümkün hale gelmiştir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı  itiraz kanun yolu öngörülmüş (CMK m. 231/12) olup Yargıtay,  itiraz merciin bu kararları şekli açıdan inceleyebileceğini, fakat açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmüne karşı herhangi bir yasa yoluna başvurulamayacağını  kabul  etmişti. Dolayısıyla  hükmün  açıklanmasının  geri bırakılmasına karar verildiğinde, sanığın, suçsuzluğunu ispat amacıyla mahkumiyet kararını temyiz incelemesine götürmesi mümkün değildi.

Bu nedenle, 2010 yılında 6008 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle, 231 inci maddenin 6 ncı  fıkrasına “Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına  karar  verilmez.”  cümlesi  eklendi.  Böylece,  hakkında  hükmün  açıklanmasının  geri  bırakılmasını kabul etmeyen sanığa, mahkumiyet hükmüne karşı  (istinaf veya  temyiz) kanun yoluna başvurma olanağı sağlandı. Bu husus Meclis Adalet Komisyonu Raporunda açıkça belirtilmiştir (6008 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin gerekçesi  için bkz. TBMM, Dönem:23, Yasama Yılı: 4, S. Sayısı: 526)

Uygulamada, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen  sanıklar  hakkında,  işledikleri  diğer  suçlardan  dolayı  da  birçok hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği görülmüştür.

Bu  uygulama  hükmün  açıklanmasının  geri  bırakılması  kurumunun amacıyla bağdaşmıyordu. Bu nedenle 2014 yılında 6545 sayılı Kanunun 72. maddesi ile 8 inci fıkraya eklenen bir cümleyle, denetim süresi içinde, kiĢi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının  geri  bırakılmasına  karar  verilemeyeceği  hükmü  getirildi.

Bu hükmün uygulanması açısından, kişinin işlediği ikinci suçun denetim süresi  içinde  işlenip  işlenmediğinin önemi bulunmamaktadır. Daha önceden işlenen suçlar bakımından da bu yasak uygulanacaktır.

2016 yılına gelindiğinde, sırf askeri suçlar bakımından genel ceza muhakemesindeki  koşullar  uyarınca  hükmün  açıklanmasının  geri  bırakılmasına karar verilmesi  askeri disiplin yönünden  sakıncalı görülmüş ve söz konusu düzenlemelerin Anayasa Mahkemesince iptali sonrasında  oluşan  disiplin  zafiyetini  gidermek  amacıyla,  askeri  suçlarla ilgili olarak yeni bir düzenleme yapılmasına  ihtiyaç duyulmuştur. Bu amaçla çıkarılan 22/6/2016  – 6722  sK.  ile, 353  sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununa “Ek Madde 4” eklenmiştir. Bu madde hükmüne göre, 5271 sayılı CMK‟nın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri bazı istisnalarla askeri suç ve cezalar hakkında da uygulanacaktır. Askeri  suçlar bakımından hükmün  açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyecek  istisnai haller maddenin (A, B ve C) fıkralarında sayılanlarla sınırlı  tutulmuştur. Bunlar;  i) sırf askeri bir suçtan dolayı altı ay veya daha fazla süreli hapis cezasına hükmedilmesi, ii) fiilin, disiplini ağır şekilde ihlal etmesi veya birliğin güvenliğini tehlikeye düşürmesi ya da birliğin muharebe hazırlığını veya etkinliğini zafiyete uğratması ya da büyük bir  zarar meydana  getirmesi  ve  iii)  fiilin  savaş  veya  seferberlikte  işlenmesi halleridir.

ilk  istisna  suçun  niteliğine  göre  hapis  cezasının  süresi  bakımındandır.

Askeri  suçlarla  ilgili olarak hükmün  açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi bakımından  cezanın  türü ve miktarı  itibarıyla,  genel  suçlar  ile  askeri  suç  benzeri  suçlar  arasında  fark  yoktur.

Askeri  suç benzeri  suçlardan dolayı  sonuç olarak hükmolunan  iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezaları HAGB kapsamındadır.

Ancak sanığa yüklenen suç, sırf askeri suç niteliğinde ise (Askeri suç  benzerleri  ve  sırf  askeri  suçun  tanımı  için  bkz. Demirağ Askeri Ceza Kanunu, 2016, s. 74), hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için, sanık hakkında mahkemece, belirlenen sonuç  ceza, altı aydan daha az (5 ay 29 gün) hapis cezası olmalıdır.

ikinci istisna suçun doğurduğu sonuçlar bakımındadır. Burada suçun sırf askeri suç olup olmaması değil, suçun işlenmesiyle doğan durum ve maddi zarar önem taşımaktadır. Askeri suçun; i) Disiplini ağır şekilde  ihlal edip etmediği,  ii) Birliğin güvenliğini  tehlikeye düşürüp düşürmediği, iii) Birliğin muharebe hazırlığını veya etkinliğini zafiyete uğratıp uğratmadığı ya da  iv) Büyük bir zarar meydana getirip getirmediği her somut olay bakımından araştırılmalıdır.

Üçüncü  istisna,  askeri  suçun,  işleniş  zamanı  bakımından  getirilmiştir. Eğer askeri suç seferberlikte ve savaş zamanında  işlenmiş  ise, diğer  koşulları  bulunsa  bile  sanık  hakkında  hükmün  açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.

b) Karar süreci ve usulü: Duruşmanın  sona  erdiği  açıklandıktan sonra, hüküm verilir (CMK m. 223/1). Ancak duruşmada, hüküm verilmeden  önce  son  söz  sanığındır  (CMK  216/3).  Bu  fıkraya 25/8/2017-30165  sayılı  RG‟de  yayımlanan  15.8.2017  tarihli  ve  694 KHK‟nin 148 inci maddesi ile “Bu aşamada zorunlu müdafiin duruşmada bulunmaması hükmün açıklanmasına engel  teşkil etmez.” cümlesi eklenmiştir.

Duruşma sonunda verilebilecek hüküm niteliğinde kararlar CMK m. 223/1‟de sayılmış olup genel kural duruşma sonunda, duruşma tutanağına geçirilen hüküm  fıkrasının açıklanmasıdır  (CMK m. 231/1).

Hükmün  açıklanmasının  geri  bırakılması  bu  kuralın  istisnasını  oluşturmaktadır.

Bugün de yürürlükte olan hükme göre, duruşma  sonunda oluşan kanaat  sanığın  mahkumiyeti  yönünde  olduğu  takdirde  mahkemece, mahkumiyet kararı verilir (CMK 223/5). Temel ceza tayin edilip varsa artırım  ve  indirim  nedenleri  uygulanarak  sonuç  ceza  belirlenir.  Bu aşamada  hükmün  açıklanmasının  geri  bırakılması  kararı  verilebilmesinin objektif ve sübjektif koşulları gerçekleşmiş, sanık HAGB uygulamasına açıkça karşı çıkmamışsa, duruşma tutanağına geçirilmiş olan hüküm fıkrası açıklanmaz ve “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”  karar  verilir. Hükmün  açıklanmasının  geri  bırakılmasına  karar verildiği  takdirde,  diğer  kişileştirme  nedenleri  uygulanmaz.  Bu  durumda Kanun, hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara  çevrilmesine  izin  vermemiştir  (CMK  231/7).  Görüldüğü  üzere hükmün açıklanmasına karar verilebilmesi için öncelikle mahkumiyet hükmü kurulmalı ve  sonuç  ceza belirlenmelidir. Mahkumiyet hükmü kurulmadan HAGB kararı verilemez.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinde, sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik  tedbirine  tabi  tutulur. Bu süre içinde kişi  hakkında kasıtlı  bir  suç nedeniyle bir daha hükmün  açıklanmasına karar verilemez  (CMK 231/8). Denetim süresi  içinde sanığın kasten yeni bir suç  işlememesi ve yükümlülüklere uygun davranması  halinde,  açıklanması  geri  bırakılan  hüküm  ortadan  kaldırılarak kamu davasının düşürülmesine karar verilir (CMK 231/10). Buna karşılık  sanığın denetim süresi  içinde kasıtlı bir  suç  işlemesi veya denetim  tedbirlerine  uymaması  halinde,  mahkeme  hükmü  açıklar  (CMK 231/11).

Hükmün  açıklanmasının  geri  bırakılması  kararı  üzerine, mahkumiyet hükmü denetim süresince askıda kalır ve hukuki bir sonuç doğurmaz. Böyle bir mahkumiyet hükmüne karşı, yerleşik Yargıtay kararlarına  göre,  denetim  süresince  ya  da  hüküm  açıklanıncaya  kadar, kanun  yoluna  başvurulamaz.  Bu  bakımdan  6008  değişikliği, HAGB kararı verilmesini kabul etmeyen sanığın, mahkumiyet hükmüne karşı, kanun yoluna başvurmasına  imkan  sağlamış  ise de, bunu kabul  eden sanık açısından hak kaybını önleyememiştir.

CategoryMakale
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat