MADDE 21 – Bir akitte ivazlar arasında açık nisbetsizlik bulunduğu taktirde, eğer gabin mutazarrırın müzayaka halinde bulunmasından veya hiffetinden yahut tecrübesizliğinden istifade suretiyle vukua getirilmiş ise, mutazarrır bir sene zarfında akti feshettiğini beyan ederek verdiği şeyi geri alabilir.

Bu müddet, aktinin ikadından itibaren başlar.

AÇIKLAMA

Borçlar Kanununun 21. maddesi gabin hukuki sebebini düzenlemiş bulunmaktadır.

Gabin iki tarafa borç yükleyen, akdin inşası anında mevcut ve bir tarafın müzayaka, hiffet yahut tecrübesizliğinin istismarından doğan ve aktin feshini gerektiren edimler arasındaki açık nisbetsizliktir.

Bu maddeye göre, bir akitte tarafların edimleri arasında açık bir farklılık bulunduğu takdirde eğer gabin zarar gören kimsenin müzayaka (darda kalma) halinde bulunma­sından veya hiffet (Toyluk) ve tecrübesizlik (Deneyimsizlik) içinde bulunan kimsenin durumundan yararlanmak suretiyle ivazlar arasında açık bir nisbetsizlik bulunan bir sözleşmenin yapılmış olduğunun, başka bir anlatımla sübjektif ve objektif unsurların birlikte gerçekleşmiş olduğunun kanıtlanması gerekir.

Gabinin unsurları

1- Objektif Unsur

Gabinde objektif unsur ivazlar arasında açık nispetsizliktir. Örneğin 60.000 TL de­ğerinde bir taşınmazın 6.000 TL.ye satılması gabinin objektif unsurunu oluşturur. Açık nisbetsizlik her iki edanın aktin yapıldığı tarihte bir biri ile mukayese edilerek bulunur. Akit yapıldıktan sonraki fiyat dalgalanmaları, örneğin taşınmazın sonradan değerinin artması veya yeşil saha yapılarak değerinin düşmesi gibi haller gabin oluşturmaz.

Nispetsizliğin görülebilir olması ve orta derecede bilgili bir kişinin hemen gözüne çarpacak derecede açık olması gerekir.

Tarafların akit yapılırken bu nisbetsizliği bilmeleri şart değildir, Sonradan bilmeleri de mümkündür.

Gabinde ivazlar arasındaki fark aşikâr olmalı ve her kes tarafından anlaşılacak bir nisbetsizlikte bulunmalıdır.

Yüksek Yargıtay uygulamalarına göre ivazlar arasındaki fark % 50 veya daha fazla olursa fahiş nisbetsizlik var denir.

2- Sübjektif Unsurlar

a)   Tecrübesizlik

Tecrübesizlik; bir kimsenin hayat bilgilerinin az olmasından, yaptığı işleme konu olan eşyanın hakiki değerini bilmemesinden yahut o yöredeki arsa ve arazi veya bina bedellerinin gerçek kıymetlerine vakıf olmamasından dolayı kolaylıkla istismar edilmesi demektir.

Düşüncesiz olan hakikati görmek istemez. Tecrübesiz olan ise onu istese de göremez.

Örneğin bir kimse, dedesinden kalan birkaç parça demir metalleri demirciye hurda niyetine satar, sonrada bu metallerin tunç devrinden kalma antika eşya olduğu fiyatının çok daha yüksek olduğu anlaşılırsa onun tecrübesizliğinden yararlanılarak akit yapıldığı ortaya çıkar.

Akıl veya zekâ zayıflığında şahsın ayırtma gücü vardır. Ancak her ne kadar temyiz kudreti (Ayırtma gücü) olsa da normal insanlar kadar akıl ve zekâ düzeyi yoktur. Örneğin yaşlı, hastalıklı ve bakıma muhtaç kimsesiz bir insanın kendisine bakmayan akrabalarına kızarak ve sinirlenerek onlara mal bırakmamak için elindeki tüm mal varlı­ğını çok ucuz bir fiyata başkalarına devretmesi bir hiffetsizlik örneğidir.

b) Hiffet (toyluk)

Yasadaki ifadesi ile hiffet Yüksek Yargıtay’ın ifadesiyle de toyluk, bir şahsın yapa­cağı işleme düşünmeden çabucak karar vermesi sonuçlarını düşünmemesi ve elindeki malın kıymetini bilmemesi sebebiyle istismara yani aldatılmaya müsait olması demektir. Genel olarak toyluk iş konusunda eksik kabiliyet sahiplerinde ileriyi görüp olacakları kestirememe hallerinde ya da akıl veya zekâ yönündeki gerilikte kendini gösterir.

c) Müzayaka

Kendisinin veya yakınlarından birinin manevi veya maddi tamamiyetini veya sosyal vaziyetini tehdit eden bir zararın varlığından korkmak müzayaka halinde bulunmak de­mektir. Bu korkunun esaslı olması gerekmez. Fiilen mevcut olması ve istismar eden kimsenin bundan haberdar olması yeterlidir.

Örneğin kışın hastasını yol kapalı iken doktora ulaştırmak için helikopter çağıran ki­şinin hastanın kurtuluşunu sağlamak açısından helikoptere çok fahiş bir ücret ödemesi müzayaka, Yargıtay’ın ifadesi ile (darda kalma) halini gösterir.

Şu halde bir akitte gabinin varlığından söz edebilmek için hem objektif unsur olan ivazlar arasındaki nisbetsizliğin bulunması ve hem de sübjektif unsuru teşkil eden, Tec­rübesizlik, hiffet veya müzayaka hallerinden birinin bulunması şarttır.

Bu sebeple de gabin iddiası her türlü delille ispatlanabilir.

Gabin sebebiyle zarar gören taraf akti feshederek verdiği şeyi geri alabilir. Bu istem defi şeklinde olabileceği gibi, dava yoluyla da olur.

Malikin serbest iradesiyle verdiği vekâletnameye dayanılarak yapılan temliklerde gabin iddiası dinlenemez.

Maddenin son cümlesinde gabin hukuki sebebine dayalı davaların aktin yapıldığı ta­rihten itibaren 1 yıl içinde açılması hükme bağlanmıştır.

Bir yıllık süre hak düşürücü süredir. Bu sebeple davanın her aşamasında hâkim ta­rafından kendiliğinden (re’sen ) nazara alınır. Mahkemenin dikkatinden kaçması halinde Yargıtay aşamasında Yargıtay tarafından nazara alınır.

Davanın niteliği

Gabin hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davası niteliği itibariyle bir eda davasıdır.

Görev

Görevli mahkeme dava değerine göre belirlenir.

Yetki

Taşınmaz malın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. (HUMK.m.13.)

Birden fazla taşınmazın dava edilmesi halinde bunlardan her hangi birinin bulundu­ğu yerde tamamı için dava açılabilir. O yerde bulunmayan taşınmazlar için yetkisizlik kararı verilemez.

Davacı

Davacılık sıfatı müzayaka halinde iken taşınmazını temlik eden yani sömürülen şa­hıs veya ölümü halinde onun mirasçılarıdır.

Davalı

Gabin davasının davalısı, darda kalan şahsın taşınmazını gabin sebebiyle iktisap eden sömüren kişidir. Bu kişi çok kere tapu malikidir.

Dava Açma Süresi

Gabin sebebiyle açılacak davalar, Aktın yapıldığı tarihten itibaren 1 yıllık hak düşü­rücü süre içinde açılmalıdır. Bir yıllık süre hak düşürücü süredir. Bu sebeple hâkim re’sen kendiliğinden nazara alır.

Delillerin Değerlendirilmesi

Gabin davaları sonuçta bir nevi irade fesadına dayanmaktadır.

Bu sebeple dava değerine bakılmaksızın gabin davaları tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir.

Tarafların sunduğu deliller ışığında mahkemece öncelikle keşif yapılmalıdır. Eğer temlik tarihindeki satış değeri ile taşınmazın keşfen tespit edilen o tarihteki değeri ara­sında fahiş bir oransızlık varsa, gabinin birinci şartı olan objektif unsur mevcut demektir.

Birinci şartın tahakkuku halinde bu kez hâkim sömürülenin yaşı, sosyal, durumu, ehliyeti, deneyimi ve ayrıca müzayaka hali gibi hallerden birini varlığını da tespit ederse o zaman gabinin sübjektif unsuru da oluşmuş kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmelidir. Aksi taktirde dava reddedilir.

İvazlar arasında önemli fark olup olmadığı bilirkişi marifetiyle aktın yapıldığı tarihe göre tespit olunur. Keşfin yapıldığı tarih esas alınamaz. Çünkü, geçen zaman içinde taşınmaz değer kazanmış ya da kaybetmiş olabilir.

Örneğin 60.000 TL değerinde bir taşınmaz yaşlı, aklı gel git olan ve para sıkıntısı çeken kimsesiz bir şahıstan 20.000 TL’ye alınmış olursa, burada hem ivazlar arasında fahiş bir oransızlık olması sebebiyle objektif unsur, hem de temlik edenin para sıkıntısı, yaşlı ve sahipsiz olması, akli dengesinin tam yerinde olmayışı gibi sebeplerle sübjektif unsur da gerçekleşmiş olduğundan davanın kabulü gerekir.

Hüküm

Davanın kabulüne dair hüküm kurulurken, davalı üzerindeki tapunun iptali ile da­vacı adına tescil kararı verilmelidir.

Tefhim edilen kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki olmamalıdır,

Karar HUMK. nun 388,389. maddelerinde belirtilen unsurları taşımalıdır.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...