Fuzuli İşgal Ecrimisil Davasında Dikkat Edilecek Hususlar

Ecrimisil tazminatı nedir? Miktarı nasıl tespit edilir?

Fuzuli İşgal Ecrimisil Davasında Dikkat Edilecek Hususlar

T.C
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2015/16572
KARAR NO:2016/648
KARAR TARİHİ:21.01.2016
MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: ECRİMİSİL

>FUZULİ İŞKAL 3091 SAYLI YASA KAPSAMINDA ÇIKARILMALARINA RAĞMEN İŞ KALE DEVAM EDİLDİĞİ ECRİMİSİL TALEBİ.

Taraflar arasında görülen alacak davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı vekili ve davalı firma vekili ve … tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi … ‘ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

KARAR

Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.

Davacı, kayden maliki olduğu 486 ada 1 parsel sayılı taşınmaza davalı firmanın gaz beton koymak, davalı …’un beton blok koymak, davalı ….’ın toprak dökmek, davalı …’ün ise çay ocağı olarak işletmek suretiyle haksız yere müdahale ettiklerini, 3091 Sayılı Yasa kapsamında …. Valiliğine yapmış olduğu başvurusunun kabul edildiğini, buna rağmen davalıların taşınmazı boşaltmadıklarını, yaklaşık 4,5 ay boyunca işgallerinin sürdüğünü ileri sürerek, şimdilik davalı şirketten 20.000.-TL, davalı …’den 20.000.-TL, davalı …’dan 5.000.-TL, davalı …’den 5.000.-TL olmak üzere toplam 50.000.-TL ecrimisilin 14.12.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı firma, istenen ecrimisilin fahiş olup, geçici süre malzeme koyduğu alanın toplamda 1000 m2’yi bulmadığını, davacının taşınmazı koruma ve kollamada görevlendirdiği …. olarak bilinen kişinin bilgisi ve muvafakati ile yeri kullandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Davalı ..., çekişme konusu taşınmazın dışında çay ocağının bulunduğunu, dava konusu yerin kenarına sandalye koyduğunu, davacı avukatının boşalt talimatı üzerine de çıktığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ..., açılan davayı kabul etmediğini bildirmiştir.

Davalı …., savunma getirmemiştir.

Mahkemece, davacının maliki olduğu çekişmeye konu taşınmaza davalıların müdahalesinin sabit olduğu gerekçesi ile davalı …. yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili, davalı firma vekili ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; ecrimisile konu 486 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 16.11.2007 tarihinde satışa istinaden davacı firma adına kayıtlı olduğu, davalının anılan taşınmaza davalıların haksız yere müdahale ettikleri iddiası ile 30. 11.2011 tarihinde 3091 Sayılı Yasa kapsamında …. Valiliğine şikayette bulunduğu ve bu kapsamda yapılan tahkikat neticesinde 14.12.2011 tarihinde verilen kararla davalıların tecavüzünün menine karar verildiği ve anılan kararın 23.12.2011 tarihinde infaz edildiği görülmektedir.

Bilindiği üzere; yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 27. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür. Asıl olan tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler.

Somut olayda; davacının, aralarında ….’ın da bulunduğu davalılar hakkında 3091 Sayılı Yasa kapsamında yapmış olduğu şikayet neticesinde …. İl İdare Kurulunun yürüttüğü soruşturma sırasında düzenlenen 05.12.2011 tarihli Tebliğ Tutanağında; mütecavizler kısmında …. isminin yanında parantez içerisine … yazıldığı ve altının bu kişi tarafından imzalandığı görülmektedir.

O halde, davada taraf olarak gösterilen …. ile hükmü temyiz eden …’ın aynı kişi oldukları tartışmasız olup, anılan davalının sunulan vekaletname içeriğine göre nüfusta kayıtlı isminin ”….” olması sebebi ile nüfusta kayıtlı olduğu kimlik bilgilerine göre dava dilekçesi ile duruşma gününün tebliğ edilerek sonuca gidilmesi gerektiği asıldır.

Hâl böyle olunca, davalı …’a usûlüne uygun olarak dava dilekçesi ile duruşma gününün tebliği ile usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlandıktan sonra anılan davalının göstereceği kanıtların toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun taraf teşkili sağlanmaksızın sonuca gidilmiş olması doğru değildir.

Kabul tarzı itibariyle de;

Bilindiği, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK’nin 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

Öte yandan, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.

Bu nedenle, eğer arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.

İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.

Somut olaya gelince; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yukarıda belirtilen ilkelere uygun düzenlendiği söylenemez.
Hâl böyle olunca; öncelikle davalı …’a usulüne uygun olarak dava dilekçesi ile duruşma gününün tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra tarafların gösterdikleri (davalı …’ın ise göstereceği) tüm delillerin eksiksiz toplanarak, İl İdare Kurulunun men kararı ile infaz tutanak içeriği ve yargılama sırasında toplanan deliller birlikte değerlendirilerek davalıların çekişme konusu taşınmazı hangi tarihler arasında işgal ettiklerinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptandıktan sonra teknik bilirkişilerden ecrimisil hususunda yukarıda belirtilen ilkelere uygun olarak düzenlenmiş denetime açık, gerekçeli ve bilimsel verilere uygun rapor alınması, toplanan delillerin toplanacak delillerle birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Davacı vekili, davalı firma vekili ve davalı … (….) …. vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,21.01.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat