Defter, Kayıt Ve Belgelerde Tahrifat Yapmak (V.U.K. 359/a-2)

4369 Sayılı Kanunla değişik V.U.K.’nun 359’ncu maddesinin (a) bendinin 2 no’lu alt bendinde belge düzenine ilişkin KAÇAKÇILIK SUÇU kapsamında sayılan “Defter, kayıt ve belgelerin tahrif edilmesi” eylemi 6 aydan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirmektedir.

4369 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki düzenlemede 4008 Sayılı Kanunla değişik v.U.K’nun 344.maddesinin 3.bendinde “vesikaları tahrif etmek, asıllarına uygun olmayan vesika ve suretler tanzim etmek veya tahrif edilmiş vesikalarla asıllarına uygun olmayarak tanzim edilmiş yasak ve suretleri bilerek kullanmak” fiili ile aynı maddenin 4.bendinde yer alan “Vergi kanunlarına göre tutulması mecburi olan defter kayıtlarını tahrif etmek” olarak tanımlanan eylemler 1.1.1995-1.6.1995 tarihleri arasında V.U.K.’nun 360.maddesi kapsamına giren üç aydan bir yıla kadar hapis cezasını gerektiren ve Asliye Ceza Mahkemesinin görevine dahil olan suçu oluşturmaktaydı. Bilahare, 4108 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 2.6.1995-31.12.1998 tarihleri arasında, defterlerde tahrifat yapılması eylemi 359/l.bendine uyan altı aydan üç yıla kadar hapsi gerektiren ve Asliye Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçu; vesikaları ve suretlerini tahrif etmek ve bilerek kullanmak eylemi ise 359/2.bendine uyan, üç yıldan beş yıla kadar ağır hapsi gerektirip, Ağır Ceza Mahkemesinin görev alanına giren suçu oluşturmaktaydı.

4369 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, tahrifatın kapsamına “KAYITLAR” ibaresi eklenerek elektronik ortamda (CD, disket vs.) yapılan kayıtların tahrif edilmesi de, bu suçun kapsamına alınarak, fiilin cezası 6 aydan üç yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüş ve Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanacak suç olarak düzenlenmiştir.

İddianamenin düzenlendiği tarihte ağır ceza mahkemesinde görülen davalara bu mahkemede bakılacak sonuçlandırılması gerekir.

2-SUÇUN NİTELİĞİ VE UNSURLARI:

Defter, kayıt ve belgelerde tahrifat yapmak eylemi BELGE DÜZENİ’ne ilişkin suçlardan olup, iradi olarak vergi ödememek veya eksik ödemek için işlendiğinden vergi ceza hukukunda KAÇAKÇILIK suçu kapsamında düzenlenmiştir. Tahrifat eyleminin, aynı defter, kayıt ve belgelerin yok edilmesi eyleminden daha hafif bir cezai yaptırıma bağlanmasının nedeni, yok etme eylemine nazaran tahrifat yapılan defter, kayıt ve belgenin mevcut olmasının fiilin ağırlığı bakımından hafifletici bir neden olduğunun yasa koyucu tarafından kabul edilmesi olduğu belirtilmektedir.

Defter, kayıt ve belgelerin tahrif edilmesi, bunların üzerindeki yazı ve rakamların çeşitli (karalama, çizme, buruşturma gibi) şekillerde okunmayacak hale getirilmesidir.Bu fiille başlangıçta gerçeği yansıtan bir defter veya belgede gerçeğe uygun olmayan şekilde, rakam ve yazıların bir kısmının değiştirilmesi kastedilmekte ve yapılan işlem veya kayda ilişkin izlerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.

Yanlış bir kaydın Vergi Usul Kanunu’nda belirtilen usullere göre düzeltilmemesi, bir başka ifade ile silinerek veya kazınarak gerçeğe uygun hale getirilmesinin tahrifat olarak değil usulsüzlük kapsamında değerlendirilmesi gerektiği doktrinde belirtilmiştir.

Yargıtay’ın konuya ilişkin kararlarına bakıldığında;

“Sanıklarda kalan suret üzerinde tahrifat yapıldığı anlaşılan 1.6.1997 tarihli faturayı kanuni defterlere intikal ile kullanarak vergi matrahını düşürmek suretiyle vergi kaybına sebebiyet verildiğinin sübuta erdiği ve atılı suçun tüm unsurlarıyla oluştuğu, tahrifatta ÎĞFAL KABİLİYETİ’nin mevcut olmaması olgusunun suçun oluşmasına engel teşkil etmeyeceğine” karar verilmiştir.

Diğer bir kararda ise; “Gerçekleşen eylemin A… Akaryakıt A.Ş. tarafından düzenlenen faturayı TAHRİF EDEREK muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgeyi kullanmaktan ibaret olduğu ve bu eyleminde lehe hüküm içeren 4369 Sayılı Yasa ile değişik 213 Sayılı Yasanın 359/a-2 maddesinde yazılı suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde (359/b-l maddesiyle) uygulama yapılmasının yasaya aykırı olduğu” belirtilmiştir.

4369 Sayılı Yasayla yapılan değişiklikten sonraki yeni düzenlemede KAST ve VERGİ ZİYAI’na sebebiyet verilmesi suçun unsuru olmaktan çıkarılmıştır. Ancak, 4369 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 1.1.1999 tarihinden önce işlenen suç bakımından vergi ziyaı unsur olarak öngörüldüğünden, bu hususun araştırılarak sübutu halinde TCK. 2/2.maddesi dikkate alınarak 359/a-2 bendi uyarınca lehe olan ceza uygulanmalıdır.

3-DAVA ZAMANAŞIMI:

V.U.K.’nun 359/a-2 bendinde öngörülen cezanın üst sınırı itibariyle suçun dava zamanaşımı TCK.nun 102/4.maddesi uyarınca 5 yıl olup, zamanaşımını kesen nedenlerin bulunması halinde azami zamanaşımı süresi TCK.’nın 104/2.maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay’dır.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat