Çocuğun Kaçırılması Ve Alıkonulması

MADDE 234.- (1) Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hışmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk henüz oniki yaşını bitirmemiş ise ceza bir katı oranında artırılır.

Kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, şikâyet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

I- GENEL OLARAK:

İnceleme konusu suçla bağlantılı bir hükme de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda yer verilmiştir. İİK’nun “çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası” başlıklı 341 .maddesine göre;

“Çocuk teslimi hakkındaki ilamın veya ara kararının gereğini yerine getirmeyen veya yerine getirilmesini engelleyen kişinin, lehine hüküm verilmiş kimsenin şikâ­yeti üzerine, altı aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandık­tan sonra ilamın veya ara kararının gereği yerine getirilirse, kişi tahliye edilir.”

Ayrıca Kanunun çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamın ne şekilde icra edileceğini düzenleyen 25/a maddesinde ise;

“Çocukla şahsi münasebetlerin düzenlenmesine dair ilam hükmünün yerine ge­tirilmesi talebi üzerine icra müdürü, küçüğün ilam hükümleri dairesinde lehine hüküm verilen tarafla şahsi münasebette bulunmasına mani olunmamasını; aksi halde ilam hükmünün zorla yerine getirileceğini borçluya 24.maddede yazılı şekil­de bir icra emri ile tebliğ eder. Bu emirde ilam hükmüne aykırı hareketin 341. mad­dedeki cezayı müstelzim olduğu da yazılır.

Borçlu bu emri tutmazsa ilam hükmü zorla yerine getirilir. Borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine ayrıca 341.maddeye göre cezalandırılır.” hükmü yer almaktadır.

Görüldüğü üzere TCK’nun 234.maddesi ile İİK’nun 341.maddesindeki hüküm­ler arasında unsurları bakımından ayniyet bulunmamaktadır. İİK’nun 341. madde­sinde, çocuk teslimine ilişkin ilamın veya ara kararı gereğinin yerine getirilmemesi yani mahkemece küçüğün velayet hakkına sahip olan kimseye verilmesine karar verilmesine karşın velayet hakkı bulunmayan ve küçüğü nezdinde bulunduran kimsenin bu ilamın yerine getirilmesine muhalefet etmekte ve çocuğu teslim etme­diği için tazyik hepsine muhatap olmaktadır. Ayrıca, kendisine velayet hakkı veri­len ve çocuğu yanında bulunduran kimsenin, velayet hakkı bulunmayan kimse ile çocuğun şahsi ilişki tesisini engellemesi halinde de İİK’nun 341.maddesi uygulan­maktadır. Buna karşılık, TCK’nun 234,maddesinde ise, çocuk, velayet yetkisi elin­den alınan tarafından bizzat çocuğun teslim edildiği kimseler yanından kaçırılıp alıkonulması sözkonusu olup bu suçun faili anne, baba veya üçüncü derece dahil kan hısımlarıdır.

II-        SUÇLA KORUNAN HUKUKSAL DEĞER:

Bu suçla korunmak istenilen hukuksal yarar, veli veya vasinin aile hukukundan doğan velayet ve vesayet hakkıdır. Ayrıca maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu su­çun cebir veya tehditle işlenmesi mümkün olduğundan, küçüğün beden bütünlüğü, iç huzuru ve serbestçe karar verme hürriyeti de korunmaktadır.

III-      SUÇUN FAİLİ VE MAĞDURU:

234/1 .fıkradaki suçun faili, velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya baba ya da üçüncü derece dahil kan hısımlarıdır. Çocuğun bu sayılan hısımları tarafından değil de örneğin kayın hısımları tarafından kaçırılıp alıkonulması halinde 234.madde hükmü değil, genel hüküm olan 109.madde hükmü uygulanır. 234/3. fıkradaki suçun faili ise mağdur çocuğun ana-babası dışında herhangi bir kimse olabilir.

234/1 .fıkrada suçun mağduru, küçüğün velisi, vasisi veya bakım ve gözetimi al­tında bulunduğu kimse ve bizzat küçüğün kendisidir. Maddenin 3.fıkrasındaki suçun mağduru ise çocuğun ana-babası ve kanuni temsilcisi ile çocuğun bizzat kendisidir.

IV- SUÇUN MADDİ UNSURU:
  1. a) 234/l.Fıkradaki Suçun Maddi Unsuru:

Bu suçun maddi unsuru, velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısımının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın “kaçırması veya ahkoyması”dır.

Yargıtay kararlarına göre, “kaçırmak suçunun oluşabilmesi için, mağdurun bulunduğu yerden, başka bir yere nakledilmiş olması gerekir. Ancak bu nakil başlı başı­na yeterli değildir. Bunun yanında fail mağdur üzerinde fiili hâkimiyet de oluştur­malıdır.”

Suçun oluşabilmesi için kaçırma veya alıkoymanın cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesine gerek yoktur. Eğer cebir veya tehdit de kullanılmışsa bu durumda failin cezası 234/2.fıkra uyarınca artırılacaktır. Küçüğün hile ile kaçırılıp alıkonulması halinde ise 234/1 .fıkra hükmü uygulanmalıdır. Kaçırma veya alıkoyma fiiliyle işle­nen bu suç, mütemadi (kesintisiz) suç niteliğinde olduğundan, ancak kişisel hürri­yeti ihlal edilen çocuğun hürriyetine kavuşmasıyla sona erer ve suç tarihi de çocu­ğun hürriyetine kavuştuğu tarihtir.

  1. b) 234/3.Fıkradaki Suçun Maddi Unsuru:

Bu suçun maddi unsuru, kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin “yanında tutmak”tır.

V-        SUÇUN HUKUKA AYKIRILIK UNSURU:

Maddenin l.fıkrasında tanımlanan suç, çocuğun rızası halinde de oluşmaktadır. Onaltı yaşını bitirmemiş çocuğun rızası geçerli sayılmamıştır. Zira bu yaştaki çocuk­ların çok çabuk etki altına alınması mümkündür. Ancak, çocuk 16 yaşını doldurmuşsa ve rızasıyla kaçırılmışsa eylem suç oluşturmaz. Ayrıca, 16 yaşını doldurma­mış çocuğun veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin rızası ile kaçırılması veya alıkonulması halinde de, ilgilinin rızası (26/2.md.), fiili hukuka uy­gun hale getirir. 3.Fıkradaki suç bakımından mağdur çocuğun rızası önem taşımaz.

VI-      SUÇUN MANEVİ UNSURU:

Suçların oluşması açısından failin saikinin (amacının) önemi bulunmadığından manevi unsur bakımından genel kast yeterlidir, özel kast aranmaz. Suçların olası kastla (21/2.md.) da işlenmesi mümkündür. Bu suçların taksirle işlenmesi mümkün değildir.

VII-     SUÇA ETKİ EDEN NEDENLER:

Maddenin 2. fıkrasında birinci fıkrada yazılı suçun, nitelikli halleri belirlenmiştir. Buna göre; fiili cebir veya tehdit kullanılarak işlenmişse veyahut çocuk henüz oniki yaşını bitirmemişse ceza bir katı oranında artırılacaktır.

Cebir veya tehdit çocuk üzerinde kullanılabileceği gibi, veli, vasi ya da bakım ve gözetim yetkisi bulunan kimselere veya çocuğu kurtarmak isteyen kimselere yöne­lik olarak da işlenmiş olabilir. Ancak, bu nitelikli halin uygulanabilmesi için cebir veya tehdidin, kaçırma veya alıkoymayı gerçekleştirmek için kullanılmış olması gerekir.

VIII-   KOVUŞTURMA, GÖREVLİ MAHKEME, SUÇUN YAPTIRIMI VE DAVA ZAMANAŞIMI:

Kovuşturma: Birinci fıkradaki suçun soruşturma ve kovuşturması re’sen yapı­lır. Üçüncü fıkradaki suçun soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlıdır.

Görevli Mahkeme: 5235 sayılı Kanunun 10.maddesi hükmüne göre, bu suç dolayısıyla açılan davalara bakma görevi sulh ceza mahkemesine aittir.

Suçun Yaptırımı: Birinci fıkradaki suçun yaptırımı üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıdır. Fiilin cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi ya da çocuğun henüz oniki yaşını bitirmemiş olması durumunda bu ceza 234/2.fıkra uyarınca bir katı oranında artınlacaktır. Üçüncü fıkradaki suçun yaptırımı da üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıdır.

Dava Zamanaşımı: TCK’nun 66/1-e bendi uyarınca, bu suçlanır dava zama­naşımı süresi sekiz yıldır.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...