Çekin, Senedin Kaybolması Halinde Yapılacaklar

Aynen sebepsiz zenginleşme davası gibi kambiyo senetlerine özgü bir dava türüdür. Maddi hukuka ilişkin menfi tespit davası ile karıştırmamak gerekir. Bu dava daha dar kapsamlıdır. Senedin yanması, kaybolması, su ile ıslanıp okunamayacak hale gelmesi halinde bu dava açılır. Nama yazılı, emre yazılı ve hâmile yazılı senetler yönünden ayrı ayrı düzenlenmiştir. Uygulamada ise en çok emre yazılı senetlerde söz konusu olur.

Kambiyo senetlerinin zayi edilmesi halinde yapılacak işlemler TTK’nin 563 ve müteakip maddelerinde düzenlenmiştir.

TTK’nin 563’üncü maddesi “kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir.

Kıymetli evrakın zayi olduğu yahut ziyaın meydana çıktığı zamanda senet üzerinde hak sahibi olan şahıs senedin iptaline karar verilmesini isteyebilir” hükmünü havi bulunmaktadır.

564’üncü madde ile de “iptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da dermeyan veya yeni bir senet ihdasını talep edebilir. Bunun haricinde iptal usulü ve hükümleri hakkında kıymetli evrakın muhtelif nevilerine müteallik hususi hükümler tatbik olunur” hükmü getirilmiştir.

TTK’nin 564’üncü maddesinin 2’nci fıkrası hükmünden de anlaşıldığı üzere, kıymetli evrakın türlerine göre zayi durumu kendi içerisinde düzenlenmiştir. TTK’nin 669 ve müteakip maddeleri poliçenin zayi halinde yapılacak işlemleri belirlemiştir.

TTK’nin 669’uncu maddesi “rızası olmaksızın poliçe elinden çıkmış olan kimse ödeme yerindeki mahkemeden muhatabın poliçeyi ödemekten men edilmesini isteyebilir” hükmünü taşımaktadır. Yine TTK’nin 671’inci maddesi ile “poliçeyi eline geçiren kimse malum değilse, poliçenin iptaline karar verilmesi istenebilir”

Bu madde hükümlerine göre, kıymetli evrakı rızası olmaksızın neden çıktığını (örneğin; yitirdiğini, yandığını) ileri süren TTK’nin 669’uncu maddesinin başlık kısmında da açıkça görüldüğü üzere önleyici tedbir olarak “ödemeden men” kararı alabilir. Bu karar usul yasasının genel hükümlerine göre bir tür ihtiyati tedbir kararı olup müstakilen istenebileceği gibi senet iptali veya istirdat davası ile birlikte de istenebilir.

Her ne kadar 669’uncu madde “ödemeden men” kararının ödeme yeri mahkemesinden istenebileceği yazılı ise de bu karar tedbir kararı olmakla burada yetkili mahkeme söz konusu olamaz.

Ancak sent iptali veya istirdadı davalarında yetkili mahkeme ödeme yerindeki mahkemedir.

İptal kararlarının maddi hukuk yönünden herhangi bir etkileri bulunmamaktadır. İptal kararları sadece hak sahipliğinin teşhisi yönünden rol oynamaktadır. Başka bir değişle iptal kararlan hakkın mevcudiyetine, muhtevasına ve hatta bu hak üzerinde tasarruf yetkisine tesir etmez.

İptal kararı davacının mutlaka alacaklı olduğunu göstermez. İptal kararı sadece davacının senedi ibraz edememesine rağmen hak sahibiymiş gibi kabul edilmesine imkan verir.

Davacı: Böyle bir dava senedi elinde bulundurup kaybeden hâmil tarafından açılabilir. Keşideci böyle bir davayı açamaz. Örneğin sendi tanzim edip masaya bıraktım, oradan çalmışlar diyerek iptal davası açarsa dinlenmez. (Uygulamada Çok yanlış yapıyorlar)Senedin hâmili malik, zilyet, intifa hakkı sahibi, tahsil cirosu ile elinde bulunduran, vekil olabilir. Örneğin banka senedi ödemesi için keşideciye gönderir ve senet postada kaybolursa iptal davası açar.

Davalı: Bu dava hasımsız olarak açılır. Nizasız kazaya dahildir. Senet kimin elinde biliniyorsa ona karşı istirdat davası açılır.

Yetki: Senette ödeme yeri olarak neresi gösterilmişse orada dava açılır. Bu yetki kuralı re’sen dikkate alınır. (Ödeme yerini senedi kaybeden hâmil söyler)

Senedin iptali davası açıldığında hakim ödeme yasağı koyacak ve keşideci ile muhataba tebliğ edecektir. Eğer senedin vadesi geldiyse tevdi mahalli tayin edilip, borçlu parayı oraya yatırır. Alacaklı da gider alır.

Tebliğden sonra asgari üç ay azami bir sene içinde senedi elinde bulunduran kişinin mahkemeye getirmesi için üç kez Ticaret Sicili gazetesinde ilan edilir. Ancak senedin vadesi geldiyse veya üç aydan daha kısa bir sürede zamanaşımına uğrayacaksa bu süre kısaltılabilir. Süreler dolduktan sonra senedin elinde olduğunu söyleyen kimse çıkarsa hakim istirdat davası açması için davacıya münasip bir süre verir. Bu münasip süre içinde davacı istirdat davası açarsa taraflar arasındaki uyuşmazlık bu davada çözümleneceği için önceki davanın neticesini bekleyip ondan sonra iptal davasının karan veriliyor. Halbuki istirdat davasını açılması ile birlikte senet iptali davasının konusu kalmadığından reddine karar verip esası kapatabiliriz. Bu münasip mehil içinde davacı istirdat davası açmazsa zayi sebebiyle iptal davası reddolunur. Çünkü bu halde davanın konusu kalmamış olur. Senedi elinde bulunduran bellidir. Gitsin senedi almak için dava açsın.

Senedi elinde bulunduran kimse süreler dolduktan sonra da ortaya çıkmazsa o zaman davacı tarafın delilleri toplanıp böyle bir senedin varlığı ve davacının dindeyken kaybolduğu konusunda ikna edici deliller varsa, zayi nedeniyle açılan iptal davasının kabulüne senedin iptaline ve yenisinin ihdasına karar verilir. Böyle bir karar maddi hukuk açısından kimseyi bağlamaz. Çünkü nizasız kazaya ilişkin bir karardır. Öyleyse böyle bir karar iyi niyetli alacaklı ve iyi niyetli borçluya hitap eder. Alacaklı alacağına kavuşur. Borçlu borcunu öder. Daha sonra yeni bir senet hâmili çıksa bile borçlu tekrar ona ödemez. Çünkü mahkeme kararı ile ve iyi niyetli borçludur. Kesin hüküm değil. Genel hükümlere göre yürür. Alacağını takip eder.

CategoryMakale
Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat