tazminat

Boşanma Halinde Tazminat

Maddi Tazminat

4721 sayılı T.M.K.’unun 174/1. maddesine göre “Mevcut veya beklenen menfaat­leri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.” T.M.K.’unun 174/ 1. maddesi yürür­lükten kaldırılan M.K.’un 143/1. maddesine karşılık gelmektedir. T.M.K.’unun 174/1. maddesine göre maddi tazminat verilebilmesi için tazminat isteyen kişinin kusursuz veya davalı tarafa nazaran daha az kusurlu, davalı tarafın kusurlu olmuş olması gerekir. Eşit kusur halinde maddi tazminat istenemez. Maddi tazminata karar verilebilmesi için:”

Tarafların boşanmalarına karar verilmesi,

Maddi tazminat isteyen tarafın boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusu­runun olmaması veya daha az kusurunun olması,

Maddi tazminat istenen tarafın boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusurlu olması,

Davacı tarafın boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin ze­delenmiş olması gerekir.

T.M.K.’unun 174/ 1. maddesinde düzenlenen maddi tazminat boşanmanın eki niteliğindedir. Evlenmenin boşanma dışında başka bir sebeple sona ermesi halinde T.M.K. 174/1. maddesi anlamında maddi tazminat talep edilmesi söz konu­su olmaz.

T.M.K.’unun 174/ 1. maddesine dayalı maddi tazminat isteği ile Borçlar Kanu­nundan kaynaklanan tazminat davaları ile eşlerin evlilik içinde birbirlerine katkıla­rından kaynaklanan tazminat istekleri birbirinden farklıdır. T.M.K. 174/1. maddesinde düzenlenen tazminat boşanmanın eki olduğu halde, katkı payından kaynaklanan alacak davası ile eşya alacak davası boşanmanın eki değildir. Başka bir anlatımla katkı payından kaynaklanan alacak davası ile eşya alacak davası boşanmadan bağımsız davalardır. Boşanmanın eki niteliğinde olan iştirak nafakası, yoksulluk nafakası maddi ve manevi tazminat talepleri gibi boşanma davası kesinleşmemiş olmak koşuluyla boşanma davası içinde harca tabi olmadan her zaman istenebilmektedir. Halbuki katkı payından dolayı alacak davası ile eşya ve ziynet alacak davası her zaman harca tabidir ve mutlaka usulüne uygun olarak harcı yatırılıp açılacak bir dava olması gerekir.

Hakim boşanma davası sırasında TMK’.unun 174/1. maddesi dışında bir alacak veya tazminat talebi olduğunu saptadığı başvuru harcı alınmış olması koşuluyla istekçiye harcını tamamlamak üzere kesin mehil vermeli kesin süre içinde harç yatırıl­madığı takdirde “usulüne uygun harcı yatırılıp açılan bir alacak veya tazminat davası olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına” karar vermelidir.

Yasa koyucu beklenen menfaatlerin neler olduğunu göstermemiştir. Maddi tazminata esas alınabilecek ve boşanma yüzün­den haleldar olduğu ileri sürülen menfaatler, toplumun genel yapısı, ülke ve yaşam gerçekleri göz önüne alınmak suretiyle ve herhalde evlilik birliğinin sürdüğü dönemde normal koşullar altında bir eşin, diğer eşten yapmasını bekleyebileceği ölçü­de makul ve ciddi isteğin mevcut ve beklenen menfaat olduğuna işaret etmiştir

Yargıtay in yerleşmiş uygulamasına göre boşanmakla diğer eşin sağladığı olanak­lardan yoksun kalınacağından tarafların ekonomik ve sosyal durumuna uygun, yok­sun kalınan destekle uyumlu bir maddi tazminat takdiri gerekmektedir.

Uygulamaya göre eşler boşanmakla aile ortamının sağladığı mevcut yaşam ko­şullarını kaybetmiş olmakla mevcut veya beklenen menfaatlerini kaybetmiş kabul edilmekte, istek olması koşuluyla uygun bir maddi tazminata karar verilmesi gerek­tiğine işaret edilmektedir.

Uygun Bir Tazminata Karar Verilmesi

T.M.K.174/1. maddesine göre “uygun bir maddi tazminat” talep edilebilmekte­dir. Toplumun genel yapısı, ülke ve yaşam ger­çekleri göz önüne alınmak suretiyle ve herhalde evlilik birliğinin sürdüğü dönemde normal koşullar altında bir eşin diğer eşten yapmasını bekleyebileceği ölçüde ma­kul” olan miktarda tazminatın uygun bir maddi tazminat olduğunun kabulü gere­kir.

Uygun maddi tazminat tarafların ekonomik, sosyal ve kültürel durumuna uyumlu olan tazminattır.

boşanma-davasında-manevi-tazminat

Manevi Tazminat

4721 sayılı T.M.K.’unun 174/ 2. maddesine göre “Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”

4721 sayılı T.M.K.’unun 174/2. maddesine göre manevi tazminata karar verile­bilmesi için tarafların boşanmasına karar verilmiş olması, davacı tarafın boşanmaya sebebiyet veren olaylar nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğramış ve davalı tarafın boşanma sebebiyle kusurlu olması gerekir. Tarafların eşit derecede kusurlu bulunmaları halinde manevi tazminata karar verilemez.

1 – Kişilik Haklarımun Saldırıya Uğramış Olması:

T.M.K. 174/2. maddesine göre “boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan taraftan uygun bir miktarda manevi tazminat isteyebilir”. Ka­nunda ifade edilen kişilik haklan kişinin bedensel bütünlüğüne ilişkin hakları, kişi­nin manevi değerleri ve inançlarına ilişkin hakları, kişinin ismi üzerindeki hakları, kişinin onuruna ilişkin hakları kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklar, oy hakkı gibi haklardır. Y.H.G.K. “kişinin yaşam ve sağlığı gibi maddi değerleri ile saygınlık, özgürlükler, özel yaşam gibi manevi değerlerini kişisel değerler” olarak tarif etmiş­tir. T.M.K. 174/2. maddesine göre istekçi eşin boşanmaya sebebiyet veren olaylardan dolayı kişilik haklarına saldırı olduğunu iddia etmeli ve bu durumu kanıtlanmalıdır. Y. 2. H. D, bir dosyada “kocanın hamile olan karısını doğum için hastaneye götürmediği gibi, kadının hastaneye götürülmesine de engel olmasını” çok haklı olarak kişilik haklarına saldırı olarak kabul etmiştir. Hakaret, küfür, zina, fiili saldı­rı, iffetsizlik ve iffete saldırı, cinsel ilişki kurulamaması gibi davranışlar kişilik hak­kına saldırı oluşturmaktadır.

Genel olarak hangi davranışların kişilik hakkına saldırı teşkil edeceği meselesi yukarıda sayılan haklara saldırı olup olmadığı ile ilgilidir. Yargıtay bir kararında alkollü araba kullanırken kaza yapıp eşinin topal olmasına sebebiyet veren kocanın karısını terk etmesini kişilik hakkına saldırı olarak nitelendirmiştir.

2. H.D. bir başka kararında kadının 4-5 ay evde kapalı tutulmasını ve dışarı çıkmasına izin verilmemesinin kişilik haklarına saldırı teşkil edeceğine karar ver­miştir.

Kişilik haklarına saldırı olmaksızın şahsi menfaatlerin ağır bir şekilde zarar görmesi olanaklıdır. Aile bütünlüğüne yönelik örneğin güven sarsıcı davranış içinde olmak da manevi tazminatı gerektir­mektedir. Evliliğin devam ettiği sırada başka kadından çocuğun olduğu nüfus ka­yıtlarından anlaşılmışsa bu halde de kadının kişilik haklarına ağır bir saldırı olduğu kabul edilmelidir. Evlenmenin cinsel arzuları tatmin amacıda var­dır. Kocanın cinsel ilişkiyi gerçekleştirememesi kadının yaşama sevincini yitirmesi­ne sebebiyet vereceği kuşkusuzdur. Yargıtay 2. H. D. çok haklı olarak cinsel ilişki kurulamaması halini kadının şahsi menfaatlerine çok ağır bir saldırı olarak nitelen­dirmekte ve manevi tazminatı gerektirdiğine karar vermektedir Y.2.H.D.bir başka kararında “seyahat hürriyetinin çok uzun süre kısıtlanmasını kişilik haklarının çok ağır bir şekilde ihlali olarak nitelendirilmiş ve manevi tazminat gerektirdiğine karar vermiştir.

2- Manevi Tazminatın Niteliği ve Miktarı: Y.2.H,D.’sinin yerleşik içtihatlarına göre:

“manevi zararın, “manevi tazminat” adı altında para ile karşılanmak istenme­si hiçbir zaman paranın zarara uğrayan manevi değerleri geri getirdiği ya da bu değerlerin parayla değiştirildiği anlamını taşımaz ve bu biçimde yorumlanamaz.
Belki paranın bu konudaki fonksiyonu kişilik hakları zedelenen kişinin duyduğu manevi acıyı bir ölçüde hafifletmek ve yumuşatmak ve yatıştırmaktan ibarettir.
Amaç bozulan manevi dengenin onarılıp düzeltilmesidir. Manevi tazminatın bir ceza olmadığı 22.6.1996 Tarih ve 7/7 sayılı içtihadı birleştirme kararının gerekçesin­ de de açıkça belirtilmiştir.         Manevi tazminatla ma­ruz kalınan manevi zararın birebir giderilmesi amaçlanmamaktadır. Manevi tazmi­natla maruz kalınan ızdırabın bir ölçüde hafifletilmesi amaçlanmaktadır.

Yargıç manevi tazminatın miktarını saptarken tarafların ekonomik, sosyal ve kültürel durumu, istekçinin kişilik haklarına yapılan saldırının ağırlığını dikkate alarak T.M.K. 4. maddesinde öngörülen hukuka ve hakkaniyet ilkelerine göre takdir edecektir.

Manevi tazminatın miktarı kişiye aldığı tazminatın miktarına bakıp aynı saldırı bir kez daha olsa da yine tazminat alsam dedirtmeyecek ve fakat manevi acıların hafifletilmesini sağlayacak kadar olmalıdır.

bosanma-maddi-tazminat-manevi-tazminat

Maddi ve Manevi Tazminat İsteyen Kişinin Kusursuz ya da Daha Az Kusurlu Olması Gerekir

4721 sayılı T.M.K.’unun 174/ 1. maddesine göre maddi tazminat isteyen kişinin bo­şanmaya sebebiyet veren olaylarda kusursuz ya da daha az kusurlu olması gerekir. Kusursuz ya da daha az kusurlu olmaktan ne anlamak gerektiği oldukça önemlidir. Evlilik boşanmayla neticelendiğine göre bir tarafı mutlak anlamda yüzde yüz ku­sursuz kabul etmek oldukça zordur. TMK.unun 174. maddesi anlamında kusursuz olmayı boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz olmak olarak anlamalıyız. Doğal bir tepkinin sınırlarını aşmayan davranışlardan dolayı kusurlu sayılmak adil olmayacaktır.

Maddi tazminat iste­ğinde davacı tarafın kusursuz ya da az kusurlu olması gerekirken manevi tazminat davasında davalı tarafın kusurlu olması koşulu öngörülmüştür. Gerek maddi taz­minat davasında gerekse manevi tazminat davasında istekçi tarafın kusursuz veya az kusurlu olması gerekmektedir.

Maddi veya Manevi Tazminat Ödeyecek Kişinin Kusurlu Olması Gerekir

Gerek maddi gerekirse manevi tazminat kusurlu olan taraftan istenebilir. 4721 Sayılı TMK.unun 1661-2 maddesi evlilik birliğinin ortak yaşamın devamına olanak vermeyecek ölçüde temelinden sarsılması esasını benimsemiş, kusuru boşanma için unsur olarak kabul etmemiştir. Ne var ki hiç kusuru olmayan eş aleyhine boşanma davası açılamaz. Hiç kimse kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez. Dolayısıy­la boşanma da isteyemez. 4721 Sayılı TMK.unun 166/1-2 maddesine göre kusurlu eşinde boşanma davası açabileceği kabul edilmiş ancak bu halde davalının az da olsa bir kusurunun olması gerekli görülmüştür. Davalı bu halde boşanma davasına karşı çıkabilmektedir. Davalının boşanmaya itirazı bir hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmamalıdır. Evlilik birliği müşterek hayatı sürdürmeleri kendisinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa davalının boşanmaya itirazı hak­kın kötüye kullanılması olarak kabul edilmektedir.

4721 Sayılı TMK.unun 166/4 maddesine göre boşanma davası açılıp reddedilmiş ve kesinleşmiş üç yıl geçtiği halde ortak yaşam kurulamamışsa tam kusurlu eşin de boşanma davası açabilmesi olanaklı olmuştur. Bu halde tam kusursuz eş de 4721 Sayılı TMK.unun 166/4 maddesine göre boşanma davası açabilmektedir.

Hem maddi hem de manevi tazminat davasında tazminat istenen tarafın kusur­lu olması unsur olarak kabul edilmiştir. Akıl hastalığı sebebiyle boşanma davasını akıl hastası olmayan eş açabilir. Akıl hastası eş kusurlu kabul edilemeyeceğinden maddi ve manevi tazminat da istenemez,

Yargıtay 2.H.D.sinin kararlarına göre kocanın evlilik birliğinin öngördüğü yü­kümlülüklerini yerine getirmeyerek eşini uzun süre terk etmesi kusur sayılmakta­dır.

Ortada boşanmayı gerektirecek hiçbir neden yokken boşanma davası açan eşin de kusurlu olduğu kabul edilmektedir.

Maddi ve Manevi Tazminat Yönünden Kadın Erkek Arasında Ayrım Ya­pılmamıştır

4721 Sayılı TMK.unun 174/1-2 maddesine göre istekçi taraf kusursuz veya daha az kusurlu olmak koşuluyla kabahatli taraftan kadın erkek ayrımı olmaksızın mad­di ve manevi tazminat isteme hakkına sahiptir. Eşler arasında maddi – manevi taz­minat isteme hakkı yönünden hiçbir ayrım yapılmamıştır.

Maddi ve Manevi Tazminat Almak İçin İstek Olması Gerekir

H.U.M.K. 75. maddesine göre yargıç iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya iddia sebeplerini kendiliğinden dikkate alamaz. Ancak belirsiz istekleri açıklattırabilir. Hem maddi hem de manevi tazminat için istek olması şarttır, istek olmadan maddi veya manevi tazminata karar verilmesi olanaklı değildir. Bazen eş kusurlu eşten tazminat istediğini bildirir. Ancak ne miktarını ne de ne kadar maddi ne kadar manevi tazminat istediğini açıklamaz. Bazen da örneğin 10.000 TL. tazminat istediğini bildirir ne kadarının maddi ne kadarının manevi tazminat olduğunu açıklamaz. Bu gibi durumlarda istekçiden kesin süre içinde talebini açıklaması ne kadar maddi ne kadar manevi tazminat isteyen taraftan bildirmesi istenmelidir.

Gerek maddi gerek manevi tazminat kısmen talep edilemez. Fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak istek yapılamaz.

Maddi ve Manevi Tazminatta Faizin İsteğe Bağlı Olması ve Başlangıç Tarihi

Hukuk davalarında yargıç istekle bağlıdır. Hükmün isteğin tümünü kapsaya­cak şekilde verilmesi gerekir. Faiz istenmemişse yargıç kendiliğinden faize karar vermez. Gerek maddi tazminat gerekse manevi tazminat boşanmanın eki niteliğinde boşanmaya sıkı sıkıya bağlı haklardır. Ancak boşanma kararı kesinleştikten iti­baren doğabilen haklardandır. Maddi ve manevi tazminat boşanma kararı kesinleş­tikten sonra istenebilir alacak haline geldiğinden faizin de kesinleşmeden itibaren hüküm altına alınmasına karar verilmelidir.

Maddi Ve Manevi Tazminatın Yabancı Para İle İstenememesi

BK.’unun 83. maddesine göre “konusu para olan borç memleket parasıyla öde­nir”. Buna göre taraflar arasında özel bir anlaşma yoksa tazminatın Türk parasıyla ödenmesine karar verilmesi gerekir.

Maddi Ve Manevi Tazminatın Zenginleşme Aracı Olmaması

Gerek maddi gerekse manevi tazminatın miktar itibariyle zenginleşmeye yol açmayacak düzeyde saptanması gerekir.

Gerek maddi gerekse manevi tazminat miktarının istekçi yönünden tazminatı gerektiren olaylar keşke yeniden olsa da bende o kadar tazminatı alabilsem diye özenmesine yol açacak kadar olmamak zenginleşme aracı haline gelmemelidir.

4721 Sayılı TMK.unun 174. maddesinin gerekçesinde de açıklandığı üzere davanın da kusurlu olması halinde tazminatın kusur oranına göre tazminat miktarında indirim yapılması, tazminat miktarının hesaplanması sırasında Borçlar Kanununun 42. madde­sinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Davacının kusurunun derecesine göre hiç tazminat ödenmemesi sorununa Yargıtay 2.H.D. istikrar kazanan uygulaması­na göre eşit kusur halinde tazminat isteğinin reddine karar verilmesi gerekir.

Uygulamada takdir edilecek tazminatın miktarı hangi kıstaslara göre belirlenme­lidir sorusu en önemli sorundur. Yargıtay uygulamalarına göre tazminat miktarı Türk Medeni Kanununun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile, Borçlar Kanununun 44. ve 49. maddeleri nazara alınarak takdir edilmelidir. Tarafların ekonomik ve sosyal du­rumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alınarak tazminatın miktarının hâkim tarafından belirlenmesi gerekmektedir.

Maddi ve Manevi Tazminatın İstenme Zamanı

Gerek maddi gerekse manevi tazminat boşanma davası kesinleşinceye kadar yar­gılamanın her aşamasında istenebilir. Yazılı bir dilekçeyle istenebileceği gibi duruşma tutanağına geçmek koşuluyla sözlü olarak da istekte bulunmak mümkündür.

Boşanma davası kesinleşmeden önce yapılan maddi ve manevi tazminat isteği harca tabi değildir. Ancak davanın boşanmaya ilişkin bölümü kesinleştiği halde diğer talepler kesinleşmemişse bu aşamadan sonraki maddi ve manevi tazminat istekleri harca tabidir.

Boşanma davası aşamasında maddi ve manevi tazminat talep edilmemek ve bu konuda tarafları bağlayacak şekilde bir karar verilmemek koşuluyla boşanma kara­rından sonra da maddi veya manevi tazminat istenebilir. Bu halde usulüne uygun harcı yatırılarak dava açılması gerekir.

Maddi ve Manevi Tazminatın Ödenme Şekli

4721 Sayılı T.M.K.unun 176/1. Maddesine göre maddi tazminatın toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilmektedir. T.M.K.’unun 176/3 fıkrasına göre irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat ölüm ve yeniden evlenme halinde kendiliğinden sona erdiği halde maddi tazminat alacaklısının evlenme olmaksızın karı koca hayatı yaşıyor olması veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla sona ermektedir.

İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminatın durumun gerekleri­ne göre artırılması dava edilebileceği gibi eksiltmesi veya tamamen kaldırılmasına da karar verilebilir.(T.M.K. 176/4)

Yargıç istek olması halinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi taz­minatın gelecek yıllarda tarafların ekonomik ve sosyal durumuna göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.

TMK. 176/2. maddesine göre manevi tazminatın irat şeklinde ödenmesine karar verilmesi olanaklı değildir.

Zamanaşımı

TMK. 178. maddesine göre Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden do­ğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Ancak edinilmiş mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı 10 yıldır. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi bu haklar maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasıyla ilgili haklardır. T.M.K. 178. maddede düzenlenen zamanaşımı boşanmanın eki niteliğinde olan haklarla ilgilidir.

Yargıtay 2. H.D.nin görüşüne göre tazminatı gerektiren olay boşanma olgusu değil, haksız fiildir. Tazminat talebi BK.nun 60. maddesinde düzenlenen bir yıllık zamanaşımına tabidir. Hak düşürücü süre yargıç tarafından resen göz önünde bu­lundurulduğu halde zamanaşımı itiraza tabidir. Zamanaşımı ilk itirazlardan da değildir. Ancak cevap müddeti geçtikten sonra zamanaşımı itirazında bulunulmuş ve karşı taraf derhal zamanaşımı itirazının cevap müddeti geçtikten sonra yapıldı­ğını belirtip zamanaşımı define karşı çıkmamışsa bu halde de yargıç zamanaşımı defini incelemekle görevlidir.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat