Bono Nedeniyle Borçlu Olunmadığının Tespiti

Ecrimisil tazminatı nedir? Miktarı nasıl tespit edilir?

Bono Nedeniyle Borçlu Olunmadığının Tespiti

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
ESAS: 2013/1723
KARAR: 2014/84

Taraflar arasındaki davadan dolayı, bozma üzerine direnme yoluyla İstanbul 28.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 28.02.2012 gün ve 2011/459 E.-2012/35 K. sayılı kararın bozulmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ndan çıkan 17.04.2013 gün ve 2012/19-1207 E.- 2013/556 K. sayılı ilamın, karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, 07.09.2003 vadeli bonodan dolayı davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalı yanca müvekkilinin keşidecisi bulunduğu, ancak bedelsiz kalan bononun müvekkili aleyhine takibe konu edilmiş ise de, anılan bonoda davalının muvazaalı şekilde ciranta olarak bulunduğunu belirterek, bono nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu bulunmadığının tespitine ve %40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu, davacı iddialarının doğru olmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, temyiz edilen bu hüküm Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 10.10.2008 tarih ve 2008/2516 E.-2008/9332 K. sayılı ilamıyla bozulmuştur.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak, davalı tarafın takibe konu bononun yetkili hamili olduğu, bu bonoyu kötüniyetli elinde bulundurmadığı, davacı tarafın yemin deliline de yanaşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince temyizi üzerine, Özel Daire’ce, metni aynen yukarıda alınan gerekçeler ile karar bozulmuş; yerel mahkemece, önceki gerekçeler tekrarlanmak suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Davacı vekilinin temyizi üzerine, Hukuk Genel Kurulu’nca, “…Açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Özel Dairenin ilk bozma ilamında da işaret ettiği gibi, icra takibine dayanak yapılan ve davaya konu edilen bonoyu davacı keşide ederek lehtar D… Reklam İlan ve Emlakçılık Ticaret Limited Şirketi’ne vermiştir. Bahse konu bono lehtar tarafından davalı-icra takibinin alacaklısı T.. A..’a ciro edilmiş, davalı tarafından icra takibine konulmuştur.

Dosya içerisinde bulunan 10.03.2005 ve 30.05.2006 tarihli Ticaret Sicil Memurluğu’nun yazı ekinde bulunan Ticaret Sicil Gazetelerinden, davalı-alacaklı T.. A..’ın, D… Reklam İlan ve Emlakçılık Ticaret Limited Şirketi’nin 30.07.1999 tarihinde kurucularından olduğu, 18.11.2004 tarihinden itibaren 25 yıllığına şirketi temsile yetkili müdürü olarak seçildiği açıkça anlaşılmaktadır.

Bu durumda mahkemece belirtilen bu yönler üzerinde durulup TTK’nun 599.maddesi de tartışılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir…” şeklinde karar Özel Daire bozma ilamında belirtildiği şekilde bozulmuştur.

Davalı vekili, Hukuk Genel Kurulu kararına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun ‘Defiler’ başlıklı 599.maddesinde, “Poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisab ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Alacağın temliki yoliyle yapılan devirlere ait hükümler mahfuzdur.” denilmiştir.

Anılan madde hükmüne göre; poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse, keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def’ileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer ki hamil poliçeyi iktisap ederken savunmaya esas olan durumu bile bile ve borçlunun zararına hareket etmiş ise borçlu bu savunmayı alacaklıya karşı ileri sürebilir. Bu maddede öngörülen borçlunun zararına bile bile hareket ve kötü niyetin ise yasa koyucu herhangi bir yazılı isbat şeklinde söz etmediği cihetle, şahit dahil her türlü delille ispat edilebileceğinin kabulü gerekir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, Özel Daire bozma ilamında işaret edilen ve Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen TTK.nun 599.maddesinin tartışılması gerektiği yönündeki bozma gerekçesi yerinde ise de, mahkemece öncelikle davaya dayanak yapılan senedin karşılıksız olup olmadığının araştırılması bundan sonra TTK.nun 599.maddesinin tartışılması gerekmektedir.
Bu nedenle; karar düzeltme isteminin kabulü gerekmektedir.

S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile; Hukuk Genel Kurulu’nun 17.04.2013 gün ve 2012/19-1207 E.-2013/556 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; yerel mahkeme direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda ilave edilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen “ Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde karar düzeltme harcının yatırana geri verilmesine, 05.02.2014 gününde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat