Basın Yoluyla Hakaret

Ceza Genel Kurulu 2007/4-65 E., 2007/70 K.

Basın yoluyla sövme suçundan sanık Cafer Ş….. ve Mehmet Ö….’ın beraatlarına ilişkin Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesince 29.11.2004 gün ve 3803-3069 sayı ile verilen kararın katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 15.01.2007 gün ve 12256-120 sayı ve oyçokluğuyla hükmün onanmasına karar verilmiş; Daire Üyelerinden C.Aras ise, “Anayasanın 128 ve 5187 sayılı Basın Yasasının 3. maddesiyle güvenceye alınan “Basın Özgürlüğü” toplumun sağlıklı, huzurlu, mutlu ve güven içinde bir yaşam sürdürülebilmesi için gerekli olan bilgiye sahip olmalarını sağlamak, toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konulardan haberdar etmeye yöneliktir.

Bu nedenle basının olayları izleme, araştırma, değerlendirme, eleştirme ve yönlendirme suretiyle kişileri ve toplumu bilgilendirme ve aydınlatma yetkisinin yanında sorumluluğu da mevcuttur.

Ancak basın bu hak ve sorumluluğunu kullanırken hassas dengeyi korumak hukuk düzeninin sınırladığı çizginin dışına taşımamak, Anayasanın “Temel hak ve ödevler” başlığı altındaki 24, 25 ve 26. maddelerinde güvence altına alınan din ve vicdan hürriyeti, düşünce ve kanaat hürriyeti, düşünceyi açıklama ve yayma hak ve hürriyetiyle çelişmemek, anayasal teminata bağlanan bu haklara saldırı niteliği taşımamak yükümlülüğü altındadır.

Eleştiri herhangi bir kişiyi, eseri, olayı veya konuyu enine, boyuna, derinlemesine her yönüyle incelemek belli kriterlere göre ölçmek, değerlendirmek, doğru ve yanlış yanlarını sergilemek amacıyla ortaya konulan görüş ve düşüncelerdir. Eleştiri bir zihin faaliyetidir ve zor bir sanattır. Genelde beğenmemek, kusur bulmak olarak kabul görmekte ise de eleştirinin bir amacının da konuyu anlaşılır kılmak, sonuç çıkarmak ve toplumu yönlendirmek olduğunda kuşku yoktur.

A…. Gazetesi yazarı olan sanık Cafer Ş…..’ün aynı gazetenin 08.03.2002 tarihli nüshasının 14. sayfasında “kara Zekeriya’nın dikkatine” başlığı altında yayınlanan yazıda M….. Üniversitesi İ….. Fakültesi Dekanı olan katılanın 01.03.2002-02.03.2002 tarihli gazetelerde kendi yetki ve uzmanlık alanına giren bir konuda kurban kesme ile ilgili olarak açıkladığı görüş ve düşüncesinden dolayı onu hedef alarak, “Biliyorsan konuş, bilmiyorsan sus adam desinler …”, “bu insanların tel örgü çektirip başörtülü öğrencileri okula almayan din bezirganlarından öğreneceği hiçbir şey yoktur …”, “Erkekliğiniz varsa bu ülke ekonomisini C…… eniştenizin elinden kurtarın” gibi ölçüsüz şekilde karalayıcı, kışkırtıcı ve suçlayıcı sözlerin ağır eleştiri sınırlarını aşarak onu halk nazarında suçlaması, karalaması ve küçük düşürmesi nedeniyle basın yoluyla hakaret suçunu oluşturacağı, toplumda sürekli göz önünde olan medyatik kişilerin ağır eleştirilere diğerlerine nazaran biraz daha fazla katlanma zorunluluğu olduğu kabul edilse dahi kendisi gibi düşünmeyenlere görüş ve düşüncelerinden dolayı hakaret etme hakkını vermeyeceği, basın özgürlüğü kalkanı arkasına gizlenerek kişileri karalamak, aşağılamak, kötülemek, asılsız suçlamalarda bulunmak veya ölçüsüz şekilde kınamak, küçük düşürmek bu hakkın açıkça kötüye kullanılması anlamını taşıdığından hukuk düzenince koruma görmeyeceği görüş ve düşüncesiyle sayın çoğunluk kararına katılmıyorum” görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

Yargıtay C.Başsavcılığı ise, 02.03.2007 gün ve 158616 sayı ile;

“Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesi ile Cumhuriyet Başsavcılığımız arasında, sanık Mehmet Ö…. hakkında verilen beraat kararına ilişkin bir uyuşmazlık söz konusu değildir.

Yüksek Daire ile Cumhuriyet Başsavcılığımız arasındaki ihtilaf, sanık Cafer Ş…..’ün kaleme aldığı yazının; eleştiri ve basın özgürlüğü sınırlarını aşıp aşmadığı ile müdahilin kişilik haklarına saldırı ve hakaret niteliğinde olup olmadığına ilişkindir.

Suça konu yazının hemen başlığında, soyadı “B….” olan katılana “Kara” yakıştırması yapılarak; karanlık iş/düşünce vs. ima edilmesi,

Yazı içeriğinde de: “… bilmiyorsan sus, adam sansınlar …” sözünün mefhum-u muhalifi itibariyle, “sen adam değilsin” biçiminde aşağılayıcı ifadeye yer verilmesi,

Türk Dil Kurumu verilerine (internet) göre, “1. Tüccar, 2. Alış-verişte çok karlı amacı güden, 3. Yahudi, 4. Mesleğini sadece kazanç için kullanan kimse” anlamlarına gelen “… din bezirganı …” gibi alaycı ifade kullanılması,

“… erkekliğiniz varsa …” türü ölçüsüzce ve tahrik edici anlatımlarda bulunulması,

Yazı bütün olarak değerlendirildiğinde de, katılanın küçük düşürülüp; aşağılandığı hemen ilk bakışta dikkat çekmekte olup, hakaret suçunun koruduğu hukuki yararın ihlal edildiği anlaşılmaktadır.

Açıkladığımız hususlar göz önüne alınarak, sanığın kaleme aldığı yazıda seçilen bazı sözcükler ve yazının bütünü değerlendirildiğinde; eleştiri ve düşünceyi açıklama özgürlüğü sınırlarının aşıldığı kabul edilerek mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken, Yerel Mahkemece verilen beraat hükmünün Yüksek Dairece onanması kararında isabet bulunmamaktadır” görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire kararının sanık Cafer Ş….. hakkındaki onama kararının kaldırılmasına ve Yerel Mahkeme hükmünün bu sanık yönünden bozulmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.

Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

A…. Gazetesinin 08.03.2001 tarihli nüshasında sanık Cafer Ş….. imzasıyla yayımlanan yazının tam metni;

“Kara Zekeriya’nın dikkatine

Sayın Zekeriya B….. Sen ‘biliyorsan konuş, alim sansınlar; bilmiyorsan sus, adam sansınlar’ Bu insanlar hangi hayvanlardan kurban olup olmadığını senden iyi biliyorlar. Bunları oturup tartışalım diyorsun, senin önce oturduğun koltuğu, işgal ettiğin makamı tartışmak lazım. Sen oraya nerden geldin? Seni kimler getirdi, görevin nedir? Onu tartışalım. Bu insanların okul kapısına tel örgü çektirip başörtülü öğrencileri okula almayan din bezirgânlarından öğreneceği hiçbir şey yoktur. Sende zerre kadar Allah korkusu varsa, çıkıp insanların kafasını karıştırma. Bu ülkede Allah’ın emirlerine yasak koymakta üzerine olmayanlar, ülke yönetimine gelince ustalıklarını gösterememiş, ülkeyi açlığa, yokluğa, sefalete, bataklığa sürüklemişlerdir. Eğer bir marifetiniz, ustalığınız, erkekliğiniz varsa, bu ülke ekonomisini C…… eniştenizin elinden kurtarın.” şeklindedir.

Sanık Cafer Ş….. hakkında bu yazı nedeniyle basın yoluyla sövme suçundan açılan kamu davasında beraat kararı verilen olayda Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasında çözümü gereken hukuki uyuşmazlık, yüklenen basın yoluyla sövme suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.

Demokratik toplumlar, temel hak ve özgürlüklere dayanan toplumlardır. Bu tür toplumlarda Devletin görevi, temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmektir. Temel hak ve özgürlükler arasında düşünce ve kanaati açıklama özgürlüğünün önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu özgürlüğün kullanılabilmesinin en önemli yollarından birisi de basındır.

Geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlar üzerinde kamuoyunu düşünmeye çağıracak tarzda tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu yöntemlerle denetlemek, ayrıca içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek durumunda olan basına, bu ödevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bir kısım haklar da tanınmıştır. Bunlar; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarıdır. Temelini Anayasa’nın 28. vd. maddelerinden alan ve 5187 sayılı Basın Yasasının 3. maddesinde düzenlenen bu haklar, basın yoluyla işlenen suçlarda, hukuka uygunluk nedenlerini oluşturur. Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için, açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerekir.

Somut olayda sanık tarafından kaleme alınan yazıda, mağdurun, akademik unvan da taşıdığı uzmanlık alanı olan dini konularda, özellikle kurban bayramı ve hangi hayvanların kurban edilebileceği hususunda basında yer alan beyanları esas alınarak, görüşlerinin eleştirildiği anlaşılmaktadır.

Ancak, yazı bütünlüğü içerisinde mağdurun kişiliğinin ve mesleki bilgisinin sorgulandığı, bunların yetersiz ölçülerde olduğunun ima edilerek mağdurun toplum önünde küçük düşürüldüğü görülmektedir.

Bir yazıda kullanılan deyimler “polemik” niteliğinde olsa da, ancak nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadeler asılsız kişisel saldırı olarak görülemez. Söz konusu yazıda nesnel bir açıklamayla desteklenmiş herhangi bir deyim bulunmamakta, tam tersine yazarın kişisel ve soyut görüşlerine yer verilmektedir.

Yazı içerisinde “…

… senin önce oturduğun koltuğu, işgal ettiğin makamı tartışmak lazım. Sen oraya nerden geldin?” şeklindeki ifadede sanığın bu amacı açıkça ortaya çıkmaktadır. Hatta,

“…

… Bu insanların okul kapısına tel örgü çektirip başörtülü öğrencileri okula almayan din bezirgânlarından öğreneceği hiçbir şey yoktur. Sende zerre kadar Allah korkusu varsa, çıkıp insanların kafasını karıştırma…” şeklindeki ifade ile mağdurun mesleki bilgisinin yetersiz olduğu vurgulanmaktan öte, mesleki bilgisini kötüye kullandığı, toplumun aklını kasıtlı olarak karıştırmaya çalıştığı ileri sürülmekte, bu suretle mağdur aşağılanarak toplum önünde küçük düşürülmektedir. Yazarın bu soyut görüşleri herhangi bir nesnel açıklama ile desteklenmiş değildir. Bu nedenle sanık tarafından kaleme alınan yazı, içeriği itibariyle düşünce açıklama özgürlüğünü ve eleştiri sınırlarını aşmış olup, kullanılan ifadeler mağdurun kişiliğine saldırı niteliğindedir. Yerel Mahkemece ve Özel daire çoğunluğunca sanığın eyleminin eleştiri sınırları içinde kalan kişisel görüş açıklama niteliğinde olduğunun kabulüyle sanığa yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığına karar verilmesi isabetsizdir.

Bu itibarla haklı nedenlere dayanan Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Üyesi Ali Suat Ertosun; “İfade özgürlüğü ve sınırları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 25 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş; Basın Kanununun 3. maddesinde de basının özgür olduğu belirtildikten sonra hangi hallerde sınırlanabileceği hüküm altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde 10. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahip olduğu belirttikten sonra; ikinci fıkrasında, sınırlama hallerini göstermiştir. Bu kurallara göre, yüksek seviyedeki kamu görevlileri için izin verilebilir eleştiri sınırları, sıradan vatandaşlara nazaran daha geniştir.

Katılan Prof. Dr. Zekeriya B…., M…

….. Üniversitesi İ…

…… Fakültesi Dekanı olup, sanık Cafer Ş….. ise sade bir vatandaştır.

Medyatik bir kişiliği olan katılan Prof Zekeriya B…., verdiği demeç ile “Kurban Bayramında tavuk ve devekuşunun kurban edilebileceğini” söylemekle, İslam dinine göre “uç” olarak nitelendirilebilecek görüşler ileri sürerek, basında gündem oluşturmuş; sanık Cafer Ş….. de A…. Gazetesine gönderdiği ve anılan gazetenin okur köşesinde yayımlanan mektubu ile verdiği cevapta, katılanı eleştirmiştir. İlahiyat Profesörü olan katılan, İslam dinine göre iki ayaklı hayvanların kurban olarak kesilemeyeceğini bilen birisidir.

Yukarıda sözü edilen mevzuat karşısında, yüksek seviyedeki bir kamu görevlisi olan katılan hakkında izin verilebilir eleştiri sınırları, sıradan vatandaşlara nazaran daha geniş olduğundan; sıradan bir kişi için sövme sayılabilecek sözler, onun için sövme sayılamaz. Dolayısıyla sade bir vatandaş olan sanığın, İlâhiyat Profesörü ve M…

….. Üniversitesi İ…

……Fakültesi Dekanı olan katılana verdiği cevap suç oluşturmayacağından, Yerel Mahkemenin kararını onayan Daire kararı doğrudur.

Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddi görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun itirazın kabulü gerektiği görüşüne katılmıyorum” gerekçeleriyle,

Diğer beş Kurul Üyesi ise, sanık tarafından kaleme alınan yazının, içeriği itibariyle ağır eleştiri içerdiğini, ancak mağdurun kişiliğini küçültücü ve toplum önünde küçültücü nitelikte olmadığından, Yerel Mahkeme beraat kararının ve Özel Daire çoğunluğunun onama kararının isabetli olduğunu, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle,

Karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle,

1-Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,

2-Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15.01.2007 gün ve 12256-120 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA,

3-Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.11.2004 gün ve 3803-3069 sayılı kararının, sanığa yüklenen basın yoluyla sövme suçunun unsurlarının oluştuğu nazara alınmadan cezalandırılması yerine beraatına karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,

4-Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 13.03.2007 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından 20.03.2007 günü yapılan ikinci müzakerede oyçokluğu ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...