Bandrolsüz CD Satmak

Ceza Genel Kurulu 2006/YYB-184 E., 2006/178 K.

Bandrolsüz CD satmak suçundan sanık E…. Ö…….’in 5846 sayılı Yasanın 81 ve TCY.nın 55/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan kamu davası sonunda Bakırköy 1. Çocuk Mahkemesi 19.12.2005 gün ve 143-9 sayı ile;

“Sanığın bandrolsüz CD’leri bizzat çoğalttığına dair herhangi bir delilin elde edilemediği, sanığın eylemi 3257 sayılı Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanununun 9. maddesi delaletiyle 12. maddesi kapsamına girdiği anlaşıldığından” gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın Güngören Belediye Başkanlığına gönderilmesine karar vermiştir.

Güngören Belediye Başkanı tarafından Bakırköy 1. Çocuk Mahkemesine hitaben gönderilen 06.03.2006 gün ve 352/395 sayılı yazıda;

“İlgi yazınız ile 5846 sayılı Yasaya aykırılık suçundan sanık E…. Ö……. hakkında mahkemenizin verdiği görevsizlik kararı sonucunda gereğinin takdir ve ifası açısından adı geçenin dosyası Başkanlığımıza gönderilmiş ise de 3257 sayılı Müzik Eserleri Kanunu gereğince Kurumumuzca yapılacak herhangi bir yasal işlem bulunmamaktadır” görüşüne yer verilerek dosya iade edilmiş;

Yazının havale edilmesi üzerine Yerel Mahkeme, görev uyuşmazlığı doğduğundan bahisle uyuşmazlığın giderilmesi için dosyayı Yargıtay’a göndermiştir.

Olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğundan bahisle Yargıtay’a gönderilen dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının “5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 81/7 ve 81/9-a maddelerinde yer alan düzenlemeler karşısında adli yargı mahkemelerinin görevli olduğu anlaşıldığından, Güngören Belediye Başkanlığının görevsizlik kararındaki gerekçeye göre, yerinde görülmeyen Bakırköy 1. Çocuk Mahkemesinin 19.12.2005 gün 2005/143 esas, 2005/9 karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılması” istekli 09.06.2006 gün ve 113656 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına tevdi edilmekle Yargıtay Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Adli yargıya dahil ceza mahkemeleri ile adli yargı dışında kalan diğer yargı mercileri veya yaptırım uygulama yetkisi verilmiş makamlar arasında çıkabilecek görev ve yetki uyuşmazlıklarını çözecek yargı mercileri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile diğer bazı yasalarda belirlenmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2005 gün ve 51-47 sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;

Uyuşmazlık Mahkemesi; adli, idari ve askeri yargı mercileri arasında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise, adli yargı mercii olan genel mahkemeler ile “kaza salâhiyetini haiz sair makamlar” arasında doğacak görev uyuşmazlıklarının çözümü ile görevlidir. 1684 sayılı Yasanın 1. maddesinde sözü edilen; “kaza salâhiyetini haiz sair makamlar”, çeşitli yaptırımları uygulayabilmeleri bakımından kendilerine kısmen kaza yetkisi verilmiş bulunduğu halde, Anayasanın 9. maddesinde kastedilen anlamda yargı mercii olarak kurulmayan ve görevlileri hakim sıfatını taşımayan makamlardır. Nitekim Devlet sistemimiz içinde yer alan, il ve ilçe idare kurulları, en büyük mülkî amirlikler, belediye encümenleri, gümrük komisyonları, orman işletme şeflikleri (Kunter-Yenisey, Ceza Muhakemesi Hukuku, I. Kitap, 12. Bası, 2003, s. 871 vd., Prof. Dr.Tahir Taner, Ceza Muhakemeleri Usulü Dersleri, 1944, s. 27 vd.) gibi makamlar, yargı mercii olmadıkları halde, yaptırım uygulama bakımından kendilerine kısmen kaza yetkisi verilmiş makamlardır. Bu bakımdan, adli yargı mercii olan genel mahkemeler ile kaza yetkisini haiz bu makamlar arasında çıkabilecek görev ve yetki uyuşmazlıklarını, merci belirleme suretiyle çözme görevi, 1684 sayılı Yasanın 1. maddesi uyarınca Ceza Genel Kuruluna aittir.

Öte yandan, uyuşmazlıkların merci tayini suretiyle çözümlenebilmesi için, uyuşmazlığa konu kararların kesinlik kazanmış olması gerekir. Bunların ıslahı ve uyuşmazlığın halli için bir başka yasa yolu mevcut bulunduğu takdirde, merci tayini usulüne başvurulamayacaktır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Bakırköy C.Başsavcılığınca 04.10.2004 gün ve 57529-16939 sayılı iddianame ile, sanığın seyyar tezgahında bandrolsüz CD satarken görevlilerce tespit edildiği iddiasıyla 5846 sayılı Yasanın 81 ve TCY.nın 55/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında, Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi 21.11.2005 gün ve 727-5952 sayı ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 26/1-2 ve geçici 1/1. maddeleri gereğince dosyanın Bakırköy Çocuk Mahkemesine devrine karar vermiş;

Bakırköy 1. Çocuk Mahkemesi ise tensiple birlikte 19.12.2005 gün ve 143-9 sayı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Sinema, Video ve Müzik Eserleri Kanununun 9. maddesi delaletiyle 12. maddesi kapsamına girdiğinden bahisle mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın Güngören Belediye Başkanlığına gönderilmesine karar vermiştir. Bu karar bizzat sanığa tebliğ edilmek suretiyle temyiz edilmediğinden bahisle 06.02.2006 tarihinde kesinleştirilmiştir.

Güngören Belediye Başkanı tarafından Bakırköy 1. Çocuk Mahkemesine hitaben gönderilen 06.03.2006 gün ve 352/395 sayılı yazıda 3257 sayılı Müzik Eserleri Kanunu gereğince belediye tarafından yapılacak herhangi bir yasal işlem bulunmadığı görüşüne yer verilerek dosya iade edilmiştir.

Bu bilgilere göre;

Yerel Mahkemece görevsizlik kararında dayanılan, 3257 sayılı Video ve Müzik Eserleri Yasasının “İdari Ceza” başlıklı 12. maddesi, “9 uncu madde hükmüne aykırı olarak işletme belgesiz veya bandrolsüz ve özel işaretsiz eserlerin ve kopyalarının her biri için belediyelerce 10.000 lira para cezası tahsil edilir.

Belediye sınırları dışında bu cezalar, mahallin en büyük mülki amirliği tarafından verilir.

Bu cezalar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre mal memurluğunca tahsil edilir.

İdari cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde yetkili sulh ceza mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. İtiraz, zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. İtiraz üzerine verilen cezalar kesindir.” hükmünü taşımakta iken, 12.03.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 5101 sayılı Yasa ile başlığıyla birlikte değiştirilmiş ve suç tarihi itibariyle madde başlığı “Bandrol kullanımına ilişkin ihlallerde uygulanacak ceza hükümleri”, madde ise, “Bu Kanunun bandrol kullanımına ilişkin hükümlerine aykırı fiillerde bulunanlar hakkında, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 81 inci maddesinde öngörülen cezalar uygulanır.” şekline dönüşmüştür.

İddianamede suç tarihi olan 28.09.2004 günü itibariyle sanık hakkında uygulanması istenen 5846 sayılı Yasanın 81. maddesi de 5101 sayılı Yasa ile değiştirilmiş olup, 7. fıkrası;

“Bu Kanun kapsamında korunan, yasal olarak çoğaltılmış, bandrollü nüshaların da yol, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri yerlerde satışı yasaktır. Bu nüshalara da genel kolluk veya zabıta gördüğü yerde el koymak ve topladığı nüsha ve yayınları yetkili mercilere göndermek zorundadır. Bu şekilde toplanan nüsha ve yayınların, satış veya diğer yollarla değerlendirilme şekli ilgili alan meslek birliklerinin de görüşlerini almak suretiyle Bakanlıkça belirlenir.” hükmünü taşımaktadır.

Aynı maddenin 11. fıkrasının 1. bendinin, (a) alt bendi ise, “Bu maddenin yedinci fıkrasında sayılan yerlerde, bandrol almaksızın satanlar hakkında, üç aydan iki yıla kadar hapis veya beşmilyar liradan ellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden” hükmolunur şeklindedir.

Görüldüğü gibi suç tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre, sanık hakkında yasada öngörülen yaptırımın tür ve miktarı nazara alındığında adliye mahkemelerinde yargılanması gerekmektedir.

Ancak, Yerel Mahkemece yasaların değiştirildiği nazara alınmadan yürürlükten kalkan 5237 sayılı Yasanın 12. maddesi kapsamında sanığın eyleminin idari suç olarak nitelendirilmesi karşısında, bu idari cezayı vermek görevi gerek yürürlükten kalkan 1580 sayılı Belediye Yasasında gerekse görevsizlik kararının verildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 5393 sayılı Belediye Yasasının 34. maddesinin (e) bendinde belediye encümenine aittir. Belediye Başkanının, her iki yasada da ceza verme yetkisi bulunmadığı gözetildiğinde, Yerel Mahkemenin görevsizlik kararına karşı, belediye encümeni yerine geçerek üst yazı ile verdiği geri gönderme kararı, 1684 sayılı Yasa anlamında görev uyuşmazlığı doğması için yeterli değildir. Çünkü, Belediye Başkanları 1684 sayılı Yasanın 1. maddesinde sayılan, yargı yetkisine sahip makamlardan birisi değildir.

Bu itibarla ortada çözümlenmesi gereken bir görev uyuşmazlığı bulunmadığından, dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmelidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

Usulünce verilmiş iki ayrı görevsizlik kararı bulunmaması nedeniyle, bu aşamada Yargıtay Ceza Genel Kurulunca, 1684 sayılı Yasanın 1. maddesi uyarınca çözümü gereken bir görev uyuşmazlığı bulunmadığından, dosyanın incelenmeksizin mahalline iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 04.07.2006 günü tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oybirliği ile karar verildi.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...