Ayrılık Davası

A- Ayrılık Davasının Kapsamı

Ayrılık kararı evliliği sona erdiren kararlardan değildir. Ayrılık kararı süresi içinde de evlilik birliği ve eşlere tanınan hak ve yükümlülükler devam etmektedir. Ayrılık kararıyla ortak yaşama belli bir süre ara verilmektedir. Boşanma davası açılmış olmak ve boşanma koşulları oluşmuş olmak şartıyla yargıç eşlerin barışma­larını ve ortak hayatın yeniden kurulabileceğine vicdanen kanaat getiriyorsa bo­şanma yerine belli bir süre ayrı yaşamalarına karar verebilmektedir. Eşlerden biri­nin sadece ayrılık davası açması da mümkündür. Sadece ayrılık davası açılmışsa boşanmaya karar verilemez

Ortak yaşam taraflardan en az birinin iradesi ile sona erdiği halde ayrılık kararıyla ortak yaşam mahkeme kararı ile belli bir süre sona erdirilmektedir. Ayrılık kararında saptanan süre sona ermeden ortak yaşam her zaman yeniden kurulabilir. Ancak ortak hayat kurulduktan sonra ayrılık süresi sona erince ayrılık sebebiyle boşanma davası açılması mümkün değildir.

ayrılık davası

B- Boşanma Davası Açılmışsa

T.M.K.’nun 167. maddesine göre “boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.” Dava boşanma sebeplerinden biri veya birden fazla sebebe dayalı olarak açılmış olabilir. T.M.K’nun 170/1 maddesine göre “bo­şanma sebebi ispatlanmış olursa, hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verebilir.” Yargıç eşlerin barışmalarını toplanan delillere göre değerlendirecek ve barışmaları olasılığı ciddi ise boşanma isteyen eşin bu iradesi bertaraf edilip ayrılığa karar vere­bilecektir. Yargıç vicdani kanaatini olaylara dayalı ve objektif olarak ortaya koymak durumundadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bir kararında “eşlerin barışma ihtimali gerçekleşmeye yakın bir ciddiyette görülmeli, varlığı makul surette kabul edilebil­melidir” demek suretiyle ortak yaşamın kurulabilme kıstaslarının neler olduğuna işaret etmiştir.

Yargıtay 2. H.D.” Anayasanın 141/3. maddesi gereğince “mahkemelerin her türlü ka­rarları gerekçeli olarak yazılmalıdır. ” Medeni Kanununun 170/3. maddesine göre “dava ve işlek boşanmaya ilişkin olmasına rağmen karı-kocanın barışmaları olasılığı bulunduğu tak­dirde” hâkim ayrılığa karar verebilir. Bu durumda, davacı mutlak bir boşanma nedenine dayanmış ve bunun varlığını kanıtlamış olsa bile, hâkim barışma olasılığını gördüğü takdir­de boşanma yerine ayrılığa hükınedebilecektir. Bu durumda bir boşanma nedeninin gerçek­leşmesi halinde barışmanın mümkün görüldüğüne, ortak yaşamın yeniden başlayabileceğine ve nihayet ilerde birleşme umudunun bulunduğuna ilişkin yargıcın takdirinin kesin ve denetimden uzak olduğunu düşünmemek gerekmektedir. Her şeyden önce hâkimin takdir hakkını çok ciddi ve son derece isabetli kullanması gerekmektedir. Eşlerin barışma olasılığı, gerçekleşmeye yakın bir ciddiyetle görülmeli, varlığı makul surette kabul edilebilmeli, böyle bir kanaat sağlam olasılığa dayandırıl malı, hatta barışma olasılığının varlığı bir kararırı ikrarından ya da hareket tarzından anlaşılmış olmalıdır. Özelle barışma olasılığı kuvvetli bulunmalıdır. Zayıf bir olasılık yeterli değildir.

Bu konuda takdire ulaşılırken dosyaya uygun dayanaklar gösterilmeli (Yargıtay İnanç­ları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 3.7.1978 tarihli 5-6 sayılı kararı gerekçesi) boşan­ma nedeninin ve geçimsizliğin asıl saiki ve eşlerin kişisel durumları üzerine eğilinmeli, mücerret bir barışma olasılığının dışında eşlerin sosyal ve kültürel durumları değerlendiril­melidir. Olayların yoğunluğu ve ağırlığı eşlerin uzun bir süredir ayrı yaşamakta olmaları gibi haller her halde yeniden bir araya gelme olasılığını ortadan kaldırıcı bir unsur olarak düşünülmelidir.

Nihayet yargıç kararında barışma olasılığının varlığını ve kendisini böyle bir inanca gö­türen nedenleri, kanun yolu denetimine olanak verecek açıklıkta görmelidir. (Anayasa macl. 143/1, HUMK. mad. 388) Ancak bu yolladır ki mutlak bir boşanma nedeni hukuka uygun nisbileşlirilebilir. Nisbi boşanma sebebinde de takdir hakkı Anayasa ve Kanun çerçevesinde kullanılmış olur” demek suretiyle ayrılık kararı verilebilmesinin koşullarını açıklamıştır (2. HD. 2005/18950 E -2006/3405 K,14.03.2006 T.)

C- Ayrılık Davası Açılmışsa

Dava sadece ayrılık kararı verilmesi istemiyle açılmışsa boşanma koşulları oluşmuş olmak koşuluyla ayrılık kararı verilebilir. T.M.K.’nun 170/2. maddesine göre dava sadece ayrılık isteğine ilişkinse boşanmaya karar verilemez. Ayrılık dava­sında boşanma koşulları kanıtlanamamışsa ayrılık isteğinin reddi gerekir. Ancak boşanma koşulları gerçekleşmişse yargıç ayrılık kararı vermek durumundadır. Ay­rılık davası açılmışsa bu davanın ıslah edilerek boşanma davasına dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği tartışmalıdır. Etkin görüşe göre ayrılık davasının ıslah yoluy­la boşanma davasına dönüştürülmesi mümkün değildir.

D- Ayrılık Süresi

T.M.K.’nun 171 maddesine göre “ayrılık süresi bir yıldan üç yıla kadardır”. Yargıç bir yıldan az üç yıldan fazla ayrılık kararı veremez. Ayrılık kararı bu kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren başlar. Kanaatimize göre bir yıldan fazla süre ile ayrılık kararı verilmesi halinde bunun sebeplerinin gerekçeli karada açıklanması gerekir. T.M.K.’nun 172/1. maddesine göre ayrılık süresi sona erince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer. Ayrılık süresi içinde ortak yaşam kurulmuş ise beklenen amaç oluşmuş ve evlilik kurtarılmış olmaktadır.

Ayrılık kararı ile birlikte hâkim geçici tedbirleri almakla görevlidir.

E- Ayrılığa Bağlı Boşanma Davası

T.M.K.’nun 172/2 maddesine göre ayrılık süre bitip ayrılık durumu sona erdi­ğinde “ortak yaşam yeniden kurulamamışsa, eşlerden her biri boşanma davası aça­bilir.” Ayrılık kararma bağlı boşanma davası açabilmek için ilk davanın davacısı veya davalısı olmanın bir önemi yoktur. Önceki davanın davalısının da boşanma isteme hakkı vardır. Yargıç ayrılık süresi içinde ortak hayatın yeniden kurulup kurulmadığını saptamak, ortak hayat kurulamamışsa başkaca araştırmaya gerek duymaksızın boşanmaya karar vermek durumundadır.

T.M.K.’nun 172/3 maddesine göre “boşanmanın sonuçlan düzenlenirken ilk da­vada kanıtlanmış olan olaylar ve ayrılık süresince ortaya çıkan durumlar göz önün­de bulundurulacaktır”. Bilindiği gibi boşanmanın sonuçlan velayet, kişisel iliş-ki,iştirak nafakası, T.M.K.’nun 172/2 maddesine düzenlenen yoksulluk nafakası ile T.M.K.’nun 174 maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminattır.

Yorum Yazın:

*

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Call Now Button
WhatsApp chat