AVUKATLARIN VERGİSEL YÜKÜMLÜLÜKLERİ NELERDİR?

Çekten Cayma Talep Dilekçesi

AVUKATLARIN VERGİSEL YÜKÜMLÜLÜKLERİ NELERDİR?

BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Avukatlar vergisel işlemlerini bağlı bulundukları vergi dairesi ile iletişim içerisinde gerçekleştirmektedir. Kanun koyucu kayıt dışılığın önüne geçmek amacıyla diğer vergi yükümlülerinde olduğu gibi avukatlık mesleği için de vergi idaresine bildirim yükümlülüğü getirmiştir.

Bu nedenle avukatlar işe başlama dâhil adres değişikliklerini, avukatlık mesleği dışında başka bir işle meşgul olmaları halinde yeni işlerini, avukatlık mesleğini bırakmaları halinde bu durumu bağlı bulundukları vergi dairesine bildirmekle yükümlüdür. Avukatların vergi idaresine ilişkin vergisel bildirimlerinin yanında Sosyal Güvenlik Kurumuna da hem kendileri hem de çalışanları için ayrıca bildirim zorunlulukları bulunmaktadır.

İşe Başlamalarını Bildirim Yükümlülüğü

Ruhsat almış avukatlar işe başlama tarihinden itibaren 10 gün içinde interaktif vergi dairesi üzerinden elektronik ortamda ya da ilgili vergi dairesine kâğıt ortamında işe başladıkları vergi idaresine bildirmekle yükümlüdürler. Avukatlar işe başlama bildirimini, ofislerinin bağlı bulunduğu yerdeki vergi dairesine veya mal müdürlüklerine yapmalıdır. İşe başlama bildiriminin, serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir aracılığıyla düzenlenmesi halinde, bildirim bu kişiler tarafından da ayrıca kaşe/mühür basılmak suretiyle imzalanır.

İşe başlama bildiriminin gerçekleşmesiyle, vergi dairelerince yapılacak yoklamanın sonucu beklenilmeksizin mükellefiyet tesis edilerek avukata vergi numarası verilir. Vergi mükellefiyetinin başlaması ile avukatların vergilendirmeye yönelik beyanname verme, vergi ödeme ve vergi levhası tasdik ettirme gibi yükümlülükleri de başlamış olur. İşe başlama bildiriminde bulunmamak suretiyle mükellefiyet kaydı açtırmayan mükellefler için kesilen ceza, VUK 352/1 maddesinin 7. bendi uyarınca birinci derecede usulsüzlük cezasıdır. Bu nedenle mesleğe yeni başlayacak avukatların bildirim yükümlülüğünü, işe başlamadan itibaren 10 gün içinde gerçekleştirmeleri gerekmektedir.

Adres Değişikliğini Bildirme Yükümlülüğü

Avukatlar adres, iş veya iş yerlerinde meydana gelen değişiklikleri, değişikliğin meydana geldiği tarihten itibaren 1 ay içerisinde dilekçeyle bağlı oldukları vergi dairesine bildirmek zorundadırlar. Avukatlar adres değişikliğine ilişkin bildirimini sadece yeni vergi dairesine verilecektir. Önceki vergi dairesine de bildirim yapma yükümlülüğü 240 sıra No.lu VUK Genel Tebliği ile kaldırılmıştır. Avukatın adres değişikliğine ilişkin dilekçeyi yeni vergi dairesine vermesi üzerine, vergi dairesi tarafından avukatın bildirdiği yeni iş
yeri adresinde yoklama yapılacaktır.

Yeni vergi dairesi tarafından yapılan yoklama sonucunda mükellefin yeni adresinde faaliyete başladığının tespit edilmesi hâlinde yeni vergi dairesi tarafından nakil nedeniyle işe başlaması yapılacak ve eski vergi dairesinde bulunan mükellefiyet kaydı nakil nedeniyle yeni adreste işe başlama tarihi itibarıyla sistem tarafından otomatik olarak terkin edilecektir. İşyeri değişikliğini bir aylık süre içerisinde yapmayan avukatlara vergi idaresinin kabahat kapsamındaki yaptırımı ikinci derece usulsüzlük cezasıdır. Ancak vergi dairesince eski adrese tebliğ yapılmasından doğabilecek sıkıntılar tüm mükellefler için ikinci derece usulsüzlük cezasından çok daha büyük bir bedele neden olabilir. Bu nedenle işyeri değişikliklerinin vergi idaresine süresinde bildirimi büyük önem taşımaktadır.

İşi Bıraktığını Bildirme Yükümlülüğü

Avukatların vergiyi doğuran olayı içeren avukatlık hizmetlerini tamamen durdurması ve sona erdirmesi işi bırakma olarak ifade edilebilir. Avukatların işi bırakması halinde, bu durumu 1 ay içerisinde interaktif vergi dairesi üzerinden elektronik ortamda ya da vergi dairesine kâğıt ortamında bildirmesi gerekmektedir. İşyeri değişikliğinde olduğu gibi işi bıraktıklarını bir aylık süre içerisinde vergi idaresine bildirmeyen avukatlara öngörülen kabahat kapsamındaki yaptırım ikinci derece usulsüzlük cezasıdır.

DEFTER VE BELGELERİ MUHAFAZA VE İBRAZ YÜKÜMLÜLÜĞÜ

VUK’na göre defter tutmak mecburiyetinde olan avukatlar, tuttukları defterler ile bu defter kayıtlarının dayanağını oluşturan vesikaları ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak 5 yıl süre, ile muhafaza etmeye ve yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz etmeye mecburdur.
İnceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi VUK’na göre gizleme suçunu oluşturmaktadır. VUK 359. maddesinde defter ve belgeleri gizlemeyi on sekiz aydan üç yıla kadar hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç olarak düzenlemiştir.

Defter ve belgelerin 5 yıllık süre boyunca avukatın bizzat kendi uhdesinde saklanması gerekmektedir. Zira defter ve belgelerin mali müşavir ve muhasebecide olduğu ve bu nedenle süresinde ibraz edilemediğine ilişkin savunma, Yargıtay içtihatlarında göre avukatın beraatı için defter ve belgeleri saklama suçuna ilişkin yargılamada tek başına yeterli görülmemektedir.

Son dönemde teknolojik gelişmeyle beraber e-defter uygulamasına geçilmiştir. Yine Elektronik serbest meslek makbuzu uygulamasına geçiş sürecine ilişkin olarak serbest meslek erbaplarından;
01/02/2020 tarih itibariyle faaliyetine devam etmekte olanlar
01/06/2020 tarihine,
01.02.2020 tarihinden (bu tarih dâhil) itibaren faaliyetine başlayacak olanların ise işe başladıkları ayı izleyen 3’üncü ayın sonuna kadar e-Serbest Meslek Makbuzu uygulamasına dâhil olmaları ve bu tarihlerden itibaren e-Serbest Meslek Makbuzu düzenlemeleri zorunluluğu getirilmiştir.

Kâğıt ortamında tutulan defter ve belgelerde olduğu gibi e-defterler ve e-fatura uygulamasında da e-defterler beratları ile birlikte muhafaza edilmek zorundadırlar. Defterlerini elektronik ortamında tutanlar, elektronik defterlerini ve ilgili beratlarını vergi kanunları, Türk Ticaret Kanunu ve diğer düzenlemelerde yer alan süreler dâhilinde elektronik, manyetik veya optik ortamlarda muhafaza ve istenildiğinde elektronik, manyetik veya optik araçlar vasıtasıyla eksiksiz ve okunabilir şekilde ibraz etmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.

Elektronik defter ve beratları1 avukatlar, kendi işletim sisteminde saklamaları gerekmektedir. Avukatlar, alış ve gider belgelerini, veri formatındaki bilgileri içerecek şekilde elektronik kayıt ve belge haline getirecekler ayrıca bu belgeleri orijinal haliyle de kâğıt ortamında muhafaza edeceklerdir. Avukatlar, anlaşmalı matbaalarda bastırmak veya notere tasdik ettirmek suretiyle VUK uyarınca düzenlemek zorunda oldukları belgelerin aslını, kâğıt ortamında düzenleyerek ilgili kişiye verecek, ancak bu belgelerin ikinci nüshalarını veri formatına uygun şekilde elektronik ortamda elektronik belge olarak muhafaza edeceklerdir.

Muhafaza ve ibraz yükümlülüğü, e-faturaların okunabilir kâğıt baskılarını üretebilmeyi sağlayacak biçimde yerine getirilmelidir. Elektronik faturaların işletmelerin bilgi işlem sistemlerinde saklanması esastır. Ancak üçüncü kişiler nezdinde de elektronik saklama yapılabilecektir. Muhafaza ve ibraz sorumluluğu avukatın kendisine ait olacaktır. E-defter uygulamasına geçilmesi ile beraber, defter ve belgeler elektronik ortamda tutulacağından vergi idaresinin bu defter ve belgelere her an ulaşma imkânına sahip olmasından dolayı, mükelleflerce kasti bir engelleme yapılmadığı sürece, defter ve belgeleri saklama suçunun fiilen ortadan kalkma durumunun oluştuğunu söyleyebiliriz.

TEVSİK ZORUNLULUĞU

Hazine ve Maliye Bakanlığına tanınan yetkiye istinaden; birinci ve ikinci sınıf tüccarların, kazancı basit usulde tespit edilenlerin, defter tutmak zorunda olan çiftçilerin, serbest meslek erbabının (avukatlar), vergiden muaf esnafın kendi aralarında yapacakları ticari işlemler ile nihai tüketicilerden mal ve hizmet bedeli olarak yapacakları 7.000 TL’yi aşan tahsilat ve ödemelerini, aracı finansal kurumlar (5411 sayılı Kanunda tanımlanan banka, 6493 sayılı Kanun kapsamında yetkilendirilmiş ödeme kuruluşları, 6475 sayılı Kanuna göre
kurulan Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.) kanalıyla yapmaları ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca mevzuatlarına göre düzenlenen belgelerle (dekont, hesap bildirim cetveli, alındı vb.) tevsik etmeleri zorunludur.

Tahsilat ve ödemelerin tevsik zorunluluğu kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılması, bu zorunluluğu ortaya çıkaran işleme ilişkin olarak VUK’nda yer alan belgeleri düzenleme zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Parça parça ödemelerde, toplam miktarın 7.000 TL’yi geçmesi halinde de, işlemin toplam tutarı dikkate alınacak ve her bir tahsilat ve ödeme, tevsik zorunluluğu kapsamında aracı finansal kurumlar kanalıyla gerçekleştirilecektir.

Örneğin avukat (A), almış olduğu dava karşılığında 20.000 TL alacaktır. Müvekkil (B) bu meblağı 5.000TL taksitler halinde ödeyecektir. Bu durumda serbest meslek makbuzunun, taksitlerin ödendiği tarihlerde 5.000 TL üzerinden düzenlenmesi ibraz zorunluluğunu ortadan kaldırmayacak, sözleşmenin toplam tutarı belirlenen haddi aştığından kısım kısım yapılan her bir tahsilat ve ödeme de aracı finansal kurumlar kanalıyla tevsik edilecektir. Söz konusu tahsilat ve ödemelerde tevsik zorunluluğuna uyulmaması durumunda serbest meslek erbabı avukat (A) ile tevsik zorunluluğu kapsamında ise müvekkil (B)’ye ayrı ayrı ceza uygulanacaktır. Bu zorunluluğa uymayanlara işleme esas tutarın %5’i oranında özel usulsüzlük cezası kesilecektir.2 Ancak belirtmek gerekir ki; bankadan ödenme zorunluluğu olmasına rağmen nakit olarak yapılan her bir işlem için ayrı ayrı ceza kesileceğinden, banka kanalıyla yapılmayan ödemelerin fazla olması durumunda ceza miktarı oldukça artabilir.

SERBEST MESLEK KAZANÇ DEFTERİ TUTMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden, bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan fark serbest meslek kazancıdır. Serbest meslek kazancı, Vergi Usul Kanunu (VUK) hükümlerine göre tutulan serbest meslek kazanç defteri üzerinden tespit edilir. Serbest çalışan avukatlar, doktorlar gibi kolektif, adi komandit ve adi şirketler de serbest meslek kazançlarını serbest meslek kazanç defterine göre tespit ederler.

486 Seri numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, noterler hariç, serbest meslek mensuplarının 01.01.2018 tarihinden itibaren serbest meslek defterlerinin elektronik ortamda tutulacağını belirtmiştir. Genel Tebliğde bu sistemin amacının; “Defter-Beyan Sistemi” ile vergisel ve ticari işlemlerin elektronik ortamda kayıt altına alınması, kayıtlardan hareketle defter ve beyannamelerin elektronik olarak oluşturulması ve muhafaza edilmesi, bu sayede yükümlülüklere ilişkin bürokratik işlemlerin ve uyum maliyetlerinin azaltılması, kayıt dışı ekonomi ile etkin bir şekilde mücadele edilmesi ve vergiye gönüllü uyum seviyelerinin artırılması olduğu belirtilmiştir.

Defter-Beyan Sisteminin uygulanmaya başlanmasından sonra mükellefiyet tesis ettiren ve söz konusu Sistemi kullanmak zorunda olan mükellefler, kendileri veya yukarıda belirtildiği şekilde aracılık ve sorumluluk yetkisi verdiği kişiler aracılığıyla işe başlama bildiriminin verildiği günü izleyen yedinci iş günü mesai saati sonuna kadar gelir vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairesine başvuru yapacaklardır. Söz konusu başvuru işe başlama bildiriminin verildiği günü izleyen yedinci iş gününün sonuna (saat 23.59’a) kadar www.defterbeyan.gov.tr adresi üzerinden de yapılabilecektir.

VUK 359. maddesinde defter ve belgeleri gizlemeyi on sekiz aydan üç yıla kadar hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir suç olarak düzenlemiştir. İnceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesinin de gizleme sayılacağı, maddede ayrıca belirtilmiştir. 01.01.2018 tarihinden sonra serbest meslek defterinin elektronik ortamda tutulması gerektiğinden serbest meslek defterinin ibraz zorunluluğuna ilişkin yükümlülük de fiilen değişikliğe uğramıştır.

Vergi idaresi avukattan serbest meslek defterini istediğinde, bu defterleri kâğıt ortamında sunması uygun görülmemiştir. Yani avukatın, talep üzerine sistem üzerinden defterlerinin görüntülenmesi, yazdırılması veya çeşitli dosya formatları ile indirilmesi (kaydedilmesi) mümkün olmakla birlikte, bu şekilde indirilmiş (kaydedilmiş) olan defterlerin hukuki geçerliliği bulunmamaktadır.

Sistem üzerinden tutulan defter ve kayıtların muhafaza yükümlülüğü Gelir İdaresi Başkanlığa aittir. Başkanlık mükellef, meslek mensubu ya da meslek odası tarafından girilen kayıtları ve bu kayıtlardan hareketle oluşan defterleri elektronik ortamda muhafaza edecek ve mükelleflerin kullanımına hazır halde bulunduracaktır.

Kendisinden mükellefiyetine ilişkin defter ve kayıtlarının ibrazı talep edilen mükellefler, talepte bulunan birim ile ibrazı talep edilen bilgilerin mahiyetini ibraz talep yazısının bir örneği ile birlikte ibraz süresinin sonundan en geç 10 gün önce bağlı olduğu vergi dairesi aracılığıyla Başkanlığa bildirecektir. Başkanlık bu bildirime ilişkin usul ve esaslar ile bildirim yöntem ve içeriğinin belirlenmesi konusunda yetkilidir.

İlgili makamlar tarafından defter ve kayıtlarının ibrazı istenilen mükellefe ulaşılamaması ya da ibraz yazısının mükellefe tebliğ edilememesi hallerinde, bu durumu tevsik eden belgelerle birlikte mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi aracılığıyla Başkanlığa başvurulacaktır.

SERBEST MESLEK MAKBUZU DÜZENLEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

193 sayılı Kanunun 65. maddesine göre, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır. Bu kapsamda, serbest meslek erbabı olan avukatlara ödenen vekalet ücretleri serbest meslek kazancı olup, bu kazançların serbest meslek kazancına dahil edilerek vergilendirilmesi gerekmektedir. Avukatlar elde ettikleri serbest meslek kazancı karşılığında serbest meslek makbuzu düzenlemek yükümlülüğündedir.

Serbest Meslek Makbuzu Düzenleme Zorunluluğu

VUK’nun 236. maddesine göre serbest meslek erbabı avukat, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını mükellefine vermek, mükellefi de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir. VUK’nun 237. maddesi ise serbest meslek makbuzlarına; makbuzu verenin adı, soyadı veya unvanı, adresi, vergi dairesi ve hesap numarasının, müşterinin adı, soyadı veya unvanı ve adresinin, alınan paranın miktarının, paranın alındığı tarihin yazılacağı ve bu makbuzların serbest meslek erbabı tarafından imzalanacağı, serbest meslek makbuzlarının seri ve sıra numarası dahilinde teselsül ettirileceği ifade edilmiştir.

Serbest Meslek Makbuzunun Düzenleme Zamanı

Serbest meslek makbuzunun ne zaman kesilmesi gerektiği avukat meslektaşlarımız arasında sıklıkla tartışmalara neden olmaktadır. Olası tartışmalara son verebilmek için vergi idaresi çıkarmış olduğu genel tebliğlerle serbest meslek makbuzunun ne zaman kesilmesi gerektiğine dair açıklamalarda bulunmuştur.

Avukatlık Kanunundan ve Sözleşmeden Doğan Serbest Meslek Makbuzunun Düzenlenme Zamanı

Karşı vekâlet ücretine ilişkin serbest meslek makbuzu tahsil tarihinde kesilecektir. Ancak avukatların müvekkillerine kesecekleri serbest meslek makbuzunda bazı olası durumlar bulunmaktadır. Serbest meslek makbuzunun müvekkilimize ne zaman kesileceğine ilişkin tartışmaların kaynağı, serbest meslek ücretinin hem gelir vergisine hem de katma değer vergisine (KDV) tabi olmasıdır. Gelir vergisinde, gelirin yani ücretin elde edilmesi ile vergiyi doğuran olay gerçekleşmekteyken, KDV’de vergiyi doğuran olay avukatlık hizmetin ifası ile gerçekleşmektedir. Dolayısıyla avukat tarafından işe başlanması (dosyaya vekâlet sunulması, davanın açılması vb.) ile müvekkil vekalet ücretinin tahsilatının aynı zamanda gerçekleşmesi halinde, serbest meslek makbuzunun düzenleme tarihi işe başlama ve ücretin tahsil edildiği tarih olan günde gerçekleşecektir.

Avukat işe başlamış ancak vekâlet ücretini kısmen almış ise müvekkilinin gerçekleştirdiği nakit ödemeler karşılığında da avukat tahsil tarihinde serbest meslek makbuzunu düzenleyecektir. Serbest meslek erbabı için nakden tahsil edilmemiş olmasına rağmen, haberdar olması şartıyla; kendi adına, kamu müessesesine, icra dairesine, bankaya, notere veya postaya para yatırılması tahsil hükmünde görülmektedir. Yine serbest meslek kazancı olarak doğan alacağın başka bir şahsa temliki veya müvekkiline olan borcu ile takası da
tahsil hükmündedir ve serbest meslek makbuzu tahsil sayılan bu tarihte düzenlenecektir.

Kimi zaman avukatlar almış oldukları işlerin vekâlet ücretini müvekkillerinde tahsil edememektedir. Bu durumda gelir elde edilmemiş olduğundan dolayı gelir vergisi doğmamaktadır. Ancak avukatın üzerine aldığı iş hukuken kesinleşmiş bir sürece varmış ise, vergi idaresi avukatın üzerine aldığı işin kesinleşme tarihini KDV’nin doğduğu tarih olarak kabul etmektedir. Burada serbest meslek makbuzunun düzenleme tarihi kesinleşme tarihidir. Vergi idaresi çıkarmış olduğu özelgelerinde, “bedel alınmadan ifa edilen … hizmeti karşılığı emsal bedel üzerinden serbest meslek makbuzu düzenlenmesi gerekmektedir. Ancak, nakden veya aynen tahsil edilen bir tutar olmadığından düzenlenecek makbuzun, sadece KDV tutarına yer verilerek “….TL mal teslimine / hizmet yapılmasına ilişkin olup bedeli tahsil edilmemiştir.” şeklinde not yazılarak düzenlenebileceği tabiidir” açıklamasına yer vermektedir. Yani vergi idaresinin görüşüne göre; ücreti alın(ama)yan avukatlık işlerinde, işin kesinleşmesi tarihinde avukat, işin emsal bedeli üzerinden ve sadece KDV yönünden, “bedeli alınamamıştır” ibaresi belirterek serbest meslek makbuzu düzenleyebilecektir.

Avukatın Karşı Taraf Vekâlet Ücretine İlişkin Keseceği Serbest Meslek Makbuzunun Düzenleme Zamanı

Karşı taraf vekâlet ücreti için kesilecek serbest meslek makbuzuna ilişkin çeşitli olasılıklar bir sonraki bölümde ayrı ayrı değerlendirilerek aktarılmaya çalışılacaktır. Takip eden ilk başlık serbest meslek makbuzu düzenlenirken tevkifat uygulamasının nasıl gerçekleşmesi gerektiğine ilişkindir. Sonraki ikinci başlıkta ise karşı vekâlet ücretine ilişkin serbest meslek makbuzunun kime kesileceği sorunu ele alınacaktır. Karşı vekalet ücretine ilişkin serbest meslek makbuzunun düzenlenme zamanı da ücretin tahsil zamanına paralel olarak, bu olasılıklar dikkate alınarak belirlenecektir.

Vekâlet Ücretlerinde Vergi Tevkifatı Uygulaması

GVK’da hizmet erbabına ödenen ücretlerden yaptıkları serbest meslek işleri dolayısıyla bu işleri icra edenlere yapılan ödemeler üzerinden % 20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Tevkifat Yapılacak Kurum ve Kişileri Hangileridir?

GVK’nın 94. maddesine göre; kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıda belirttiğimiz ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

Hangi Ödemeler Tevkifata Tabidir?

7194 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeyle, mahkemelerce veya icra ve iflas müdürlüklerince karşı tarafa yükletilen, avukatlara ait olan ve serbest meslek kazancına dâhil edilmesi gereken vekâlet ücretleri üzerinden, kimlerin tevkifat yapmakla yükümlü olduğu hususuna açıklık kazandırılmıştır. Buna göre, yukarıda belirttiğimiz GVK‘nın 94. maddesinde sayılanlar tarafından Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekâlet ücretinin; a) Borçlu (davayı kaybeden) tarafından doğrudan avukata ödendiği durumlarda, borçlu (davayı kaybeden) tarafından, b) Borçlu (davayı kaybeden) tarafından avukata ödenmek üzere icra ve iflas müdürlüklerine yatırıldığı durumlarda, borçlu (davayı kaybeden) tarafından, c) Borçlu (davayı kaybeden) tarafından alacaklı (davayı kazanan) tarafa ödendiği durumlarda, alacaklı (davayı kazanan) tarafından avukata ödeme yapılması esnasında, gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir. Eğer GVK’nın 94. maddesinde yer almıyorsa, tevkifat yükümlülüğü bulunmayanlar tarafından yapılan vekâlet ücreti ödemeleri üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır.

Ücretli Çalışan Avukatlara Yapılan Ödemelerde Tevkifatın Durumu

Vekâlet ücretini ödemekle yükümlü olanlarca, ücretli olarak çalışan avukatların işverenlerine yapılan vekâlet ücreti ödemelerinden tevkifat yapılmayacak, işverenin vekâlet ücretini avukata ödemesi esnasında ise işverence ücret hükümlerine göre tevkifat yapılacaktır.

Mahkeme Tarafından Karşı Vekâlet Ücretinin “KDV Hariç”Belirlenmesi Halinde Tevkifat

Mahkeme kararında “KDV hariç” şeklinde bir ifadenin yer almaması halinde, vekâlet ücretinin KDV dâhil olduğu kabul edilir ve iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle hesaplanan KDV, düzenlenen serbest meslek makbuzunda gösterilir. Bu durumda gelir vergisi tevkifatının KDV hariç tutar üzerinden yapılması gerekmektedir.

Tevkifat Kapsamında Yer Almalarına Rağmen Tevkifatsız Serbest Meslek Makbuzunun Düzenlenmesi Gerektiği Durumlar

İcra işleminin durdurulması için ilama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlunun ilamın icrasını durdurabilmek için takip edilen vekâlet ücreti dâhil borç tutarı için teminat verildiği ve istinaf veya temyiz başvurusunun reddedilmesi üzerine teminata konu paranın alacaklının avukatına ödendiği durumlarda, vekâlet ücretine ilişkin nakden veya hesaben ödemenin ne zaman gerçekleşeceği bilinemeyeceğinden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacaktır. Aynı şekilde, icra işlemleri sonucu borçluya haciz uygulanması ve hacze konu mallarının satılması veya borcun, kefil ve benzeri üçüncü kişilerden tahsil edilmesi durumlarında da borçlunun gelir vergisi tevkifatı yapması söz konusu olmayacaktır. Bu durumlarda da serbest meslek erbabı olan avukat tarafından borçlu adına serbest meslek makbuzu düzenlenerek avukat tarafından elde edilen tevkifata konu olmayan vekâlet ücreti, serbest meslek kazancına dâhil edilerek ilgili geçici vergilendirme dönemleri ve yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilecektir.

Karşı Taraf Vekâlet Ücretinde Serbest Meslek Makbuzu Kime Kesilecek?

VUK’nun 236. maddesinde, serbest meslek erbabının, mesleki faaliyetine ilişkin her türlü tahsilatı için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim ederek bir nüshasını müşteriye vermek ve müşterinin de bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetinde olduğu hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla sadece avukatların, Avukatlık Kanunu gereği müvekkillerden aldıkları vekâlet ücretlerine değil, aynı zamanda karşı taraftan, mahkeme ilamı, icra işlemleri (vb.) gereğince tahsil ettiği vekâlet ücretleri için de VUK’nun ilgili hüküm gereği serbest meslek makbuzu kesmesi zorunludur. Ancak uygulamada serbest meslek makbuzunun kime kesilmesi gerektiği kafa karışıklığına neden olabilmektedir.

Serbest meslek makbuzunun yanlış kişiye kesilmesi ya da doğru kişiye kesilse dahi süresinde kesilmemesi gibi durumlarda vergi idaresi, serbest meslek makbuzunun hiç kesilmediğine karar vererek avukata vergi cezaları yükleyebilmektedir. Bu nedenle karşı taraf vekâlet ücretine ilişkin serbest meslek makbuzunun kime kesileceğinin tespiti büyük önem taşımaktadır. Serbest meslek makbuzunun düzenlenmesi, karşı vekâlet ücretinin nasıl ve kimden tahsil edildiğine göre değişiklik göstermektedir. Buna göre;
(a) Vekalet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından, doğrudan avukata ödendiği durumlarda, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun borçlu (davayı kaybeden) adına düzenlenmesi gerekmektedir.
(b) Vekalet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından, icra ve iflas müdürlükleri aracılığıyla avukata ödendiği durumlarda, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun borçlu (davayı kaybeden) adına düzenlenmesi gerekmektedir. Bu durumda düzenlenen makbuzun bir nüshasının icra iflas müdürlüğüne verilmesine gerek bulunmamaktadır.
(c) Vekalet ücretinin, borçlu (davayı kaybeden) tarafından gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olan alacaklıya (davayı kazanan) ödenmesi halinde, alacaklı (davayı kazanan) tarafından borçlu (davayı kaybeden) adına fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi gerekmektedir.
(d) Alacaklı (davayı kazanan) tarafından söz konusu vekalet ücretinin serbest meslek erbabı olan avukata ödenmesi halinde, avukat tarafından serbest meslek makbuzunun ödemeyi yapan alacaklı (davayı kazanan) adına düzenlenmesi gerekmektedir.
(e) Alacaklı (davayı kazanan) tarafından söz konusu vekalet ücretinin ücretli çalışanı olan avukata ödenmesi halinde ise ödemenin ücret bordrosu düzenlenmek suretiyle yapılması gerekmektedir.

Düzenlenecek Serbest Meslek Makbuzunda KDV Oranları Nedir?

Katma değer vergisi (KDV), üretim tüketim zincirinin her aşamasında, malların ve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkân tanımak suretiyle değer artışını temel alan, gayri şahsi, çok aşamalı, genel bir satış vergisi olarak tanımlanabilir. KDV mal ve hizmet teslimi sonrasında, hizmeti alan kişi tarafından, teslimatını yaptığı kişiye ödemekle yükümlü olduğu bir vergi türüdür. KDV’nde genel uygulanan oran % 18’dir. Ancak % 8 ve % 1 oranları da bazı, mal teslimi ve hizmet ifalarına uygulanmaktadır. Avukatlık hizmetlerinde ise KDV’de, % 18 ve % 8 olmak üzere iki farklı vergi oranı uygulanmaktadır. Aile mahkemeleri, tüketici mahkemeleri ve çocuk mahkemelerinin görev alanına giren davalar ve işler, vesayet davaları ve işleri; bu davalara bağlı kanun yolları; iş uyuşmazlıklarında dava şartı olarak arabuluculuk ile bunlara bağlı ilamlı icra takipleri kapsamında verilen avukatlık hizmetlerinde % 8 KDV oranı uygulanacaktır. Bunların dışında kalan avukatlık hizmetleri için KDV oranı önceden olduğu gibi %18 olarak uygulanacaktır.

E-Serbest Meslek Makbuzuna Geçiş

Vergi idaresinin 2020/106 nolu sirkülerinde e-serbest meslek makbuzuna geçiş uygulamasına ilişkin şu ifadelere yer verilmektedir. Buna göre; 19 Ekim 2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 509 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca; 1 Şubat 2020 tarihi itibariyle faaliyetine devam eden serbest meslek erbabı 1 Haziran 2020 tarihine kadar, 1 Şubat 2020 tarihinden sonra işe başlayacak olanlar ise 3 ay içinde başvuru ve gerekli hazırlıklarını tamamlayarak e-serbest meslek makbuzu uygulamasına geçmeleri zorunludur.

Elektronik ortamda düzenlenen ve elektronik sertifika ile imzalanan e-serbest meslek makbuzunun karşı tarafın talebi çerçevesinde ıslak imzalı kâğıt çıktısı verilerek veya elektronik ortamda iletilerek teslim edilmesi gerekmektedir. İstenilirse, serbest meslek erbabının imzasının notere onaylattırılarak e-serbest meslek makbuzu üzerine atılacak ıslak imza yerine geçmek üzere hazır imzalı olarak da teslimi mümkündür. Kendisine e-serbest meslek makbuzu düzenlenenler teslim yöntemine uygun şekilde bu belgeleri muhafaza edeceklerdir.

E-Serbest Meslek Makbuzunun Düzenlenmemesi Durumunda Uygulanacak Yaptırım

Vergi mükelleflerin vergisel ödevlerinin yerine getirilme usulü ve bu ödevlerin süresinde ve usulüne uygun yerine getirilmemesi halinde öngörülen yaptırımlar VUK’da düzenlenmiştir. VUK, avukatlar olarak yaptığımız hizmet karşılığında makbuz düzenlememe fiilini kabahat kapsamında değerlendirmiş ve yaptırıma tabi tutmuştur.

Serbest meslek makbuzu düzenlenmiş olmakla birlikte, kanunda öngörülen zorunlu bilgileri taşımıyorsa ya da VUK’nunda belirtildiği üzere, ifadan itibaren faturanın yedi (7) gün içinde düzenlenmemesi halinde hiç düzenlememiş sayılmaktadır.6 Dolayısıyla yukarıda belirtilen koşulların gerçekleşmesine rağmen yedi gün içinde serbest meslek makbuzunu düzenlemeyen avukat, aşağıda belirttiğimiz yaptırımlarla karşı karşıya kalabilecektir. Serbest meslek makbuzunun yedi günlük sürenin ardından düzenlenmesi halinde vergi idaresi için bir vergi kaybı olmayacaktır ancak, vergi idaresi makbuzun elektronik ortamda düzenlenmediğini fark etmesi halinde avukata özel usulsüzlük cezası uygulayabilecektir. VUK’nun 231. maddesinde, faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde düzenleneceği, bu süre içerisinde düzenlenemeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağı; VUK 353. maddede de, verilmesi ve alınması icap eden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması veya düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağlardan farklı meblağlara yer verilmesi halinde, bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların her birine, her bir belge için maddede belirtilen miktardan aşağı olmamak üzere bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının % 10’u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesileceği hükme bağlanmıştır. Altını çizmek gerekir ki; burada uygulanacak özel usulsüzlük cezası, düzenlenmeyen her bir serbest meslek makbuzu için öngörülmüştür. Düzenlenmeyen her bir makbuz için asgari öngörülen özel usulsüzlük cezası 2021 yılı için 380 TL’dir. Eğer bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının % 10’u, 380 TL’den fazlaysa, bu durumda uygulanacak özel usulsüzlük cezası, % 10 nispetinde kesileceği hükme bağlanmıştır.

Takvim yılı içinde düzenlenmeyen serbest meslek makbuzlarının fazlalığı halinde, özel usulsüzlük cezalarının miktarı da artmaktadır. Ancak VUK’nun 353. maddesi bir takvim yılı içerisinde her bir belge nev’ine ilişkin olarak kesilecek toplam özel usulsüzlük cezasının miktarını 2021 yılı için 190.000TL ile sınırlamıştır. Vergi idaresince kesilecek özel usulsüzlük miktarlarının yüksekliği dikkate alındığında, avukatların serbest meslek makbuzu ne zaman, kime ve ne şekilde düzenleyeceklerini bilmeleri büyük önem taşımaktadır.

BEYANNAME VERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Serbest meslek mensubu avukatlar hiçbir gelir etmese dahi vergi idaresine ilişkin bazı şekli ödevleri süresinde yerine getirmek zorundadır. Bu şekli zorunlulukların biri de beyanname verme yükümlülüğüdür.

Avukatların Vermesi Gereken Beyannameler ve Süreleri

Avukatlar vergi idaresine kanunda belirtilen süreler içerisinde aşağıda belirttiğimiz beyannameleri süresinde vergi idaresine vermekle yükümlüdür.

Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi

GVK’nun 1. maddesine göre gelir, bir geçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların net (safi) tutar olarak tanımlanmıştır. Yıllık gelir vergisine konu olacak kazanç GVK’nın 2. maddesinde yer alan gelir unsurlarından oluşur. Bu unsurlardan birisi de serbest meslek kazancıdır. Buna göre serbest meslek erbabı avukatlar için gelir vergisinin konusu, avukatın bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların net tutar olarak ifade edilebilir.

Avukatların beyanname verecekleri dönem ilgili geçmiş takvim yılıdır. Takvim yılından kastedilen 1 Ocakta başlayan 31 Aralıkta sona eren dönemdir. Eğer avukat sene içinde işe başlamışsa takvim yılı, işe başlama tarihinden 31 Aralık tarihine kadar olan süre için dikkate alınır.

Mükellef çeşitli kaynaklardan bir takvim yılı içinde elde ettiği vergiye tabi kazanç ve iratlarını yıllık beyannamede birleştirir. Bu suretle hesaplanan gelir, vergi dairesine bildirilir.

Yıllık gelir vergisi beyannamesi diğer beyannamelerde olduğu gibi Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından matbu şekilde basılmakta ve mükelleflere, vergi daireleri aracılığı ile iletilmektedir.

Bir takvim yılına ait yıllık gelir vergisi beyannamesi: (GVK madde 92) İzleyen yılın 31 Mart günü akşamına kadar, Takvim yılı içinde memleketi terk edenlerin beyannameleri, memleketi terke takaddüm eden 15 gün içinde, Ölüm halinde ölüm tarihinden itibaren 4 ay içinde mirasçılar tarafından verilmekte ve ödenmektedir. Ancak bu süreler vergi idaresince uzatılabilir.

Geçici Vergi Beyannamesi

Geçici vergi, ticari kazanç sahipleri, serbest meslek sahibi ve kurumlar vergisi yükümlülerinin, cari vergilendirme döneminin gelir ve kurumlar vergisine, üç aylık kazançları üstünden hesaplanarak ödenen vergi uygulamasıdır. Geçici Vergi, Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisinin yılsonunu beklemeden, üç ayda bir elde edilen kazancın vergisinin önceden tahsil edilmesidir. Bu yüzden peşin vergi de denilmektedir. Serbest meslek kazanç defteri tutan mükelleflerin beyannamelerine serbest meslek kazancı bildirimi eklemeleri gerekir. Geçici Vergi beyannameleri, ilgili 3 aylık hesap döneminin bitimini takip eden 2. ayın 17. gününe kadar verilir ve ödenir. Örnek olarak Ocak-Şubat- Mart dönemine ait olan Geçici Vergi 17 Mayıs akşamına kadar verilir ve 17 Mayıs akşamına kadar ödenir.

Katma Değer Vergisi Beyannamesi

KDV avukatlar açısından, avukatlık mesleğini ifa etmesiyle gerçekleşmektedir. Aylık olarak düzenlenmesi gereken KDV beyannamesi, her ayın 26. günü mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verilir. Verilen beyannamenin ödemesi ise verildiği ayın 26. gününün akşamına kadar yapılır.

Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi

Muhtasar beyanname, GVK 84. maddesine göre ise işverenler veya vergi tevkifatı yapan diğer kişiler tarafından kesilen vergi matrahlarının toplu olarak vergi dairesine bildirme işlemidir. Muhtasar beyannamede vergi aslı, vergi borçlusundan değil, vergi sorumlusundan talep edilir. Vergi sorumlusu, başkasına ait vergi ödevlerini kendi malvarlığından vergi dairesine yerine getirme zorunluluğu olan kişidir. Avukat, yanında çalıştırdığı ve maaş verdiği avukat, sekreter, kâtip gibi çalışanların vergisel ödevlerini onlar adına ve yerine vergi dairesine karşı kendisi yerine getirecektir. Bu ödevlerin yerine getirilmemesi halinde, verginin aslı ve ferileri ile vergi cezaları vergi idaresince, vergi sorumlusu olan işveren avukattan istenir.

Muhtasar beyannamede vergi tutarı, vergi sorumlusu tarafından stopaj yöntemi ile hesaplanarak, vergi mükellefinin bağlı olduğu vergi dairesine beyan edilir ve ödenir. Stopaj yöntemi ile gelir, sahibinin eline geçmeden önce vergi kesintisi yapılarak devlete beyan edilir ve ödenir. Avukat, çalışanlarına ücretlerini ödenmeden bordro hesaplamasında brüt tutarı üzerinden gelir vergisi ve damga vergisi kesintileri yapar ve yasal süresi içerisinde bu kesintileri muhtasar beyanname ile beyan edilerek devlete öder.

Vergi dairesine bildirilen ancak SGK’ya bildirilmeyen çalışanların uğradığı mağduriyeti ortadan kaldırmak için muhtasar beyanname uygulamasında yeni bir sisteme geçildi. Buna göre vergi kanunlarına göre verilmesi gereken muhtasar beyanname ile sigortalı sayılan kişileri bildirmekle yükümlü olanlar tarafından SGK’ya verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgesi birleştirilerek “Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi” adı altında tek bir beyanname verilmesi sistemine geçildi. Bu sisteme ilişkin usul ve esaslar 2017 yılında belirlendi ve pilot olarak uygulandı.

Muhtasar Beyanname ile Aylık Prim ve Hizmet Belgesinin birleştirilmesi ile oluşturulan Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesinin Türkiye genelinde uygulanmaya başlanması 01.08.2020 tarihi itibariyle gerçekleşmiştir.

Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi uygulamasına henüz geçilmediği, sadece muhtasar beyanname verilmesi döneminde, mükelleflerin üçer aylık ya da aylık beyanname verme yükümlülükleri bulunmaktaydı. Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesine geçişle birlikte, çalışanı bulunup bulunmamasına göre beyanname verme süreleri yeniden düzenlendi. Buna göre; çalışanı bulunmayan avukatların üç aylık vergilendirme dönemlerinin devamı öngörüldü. En az bir sigortalı çalışanı bulunan avukatlar ise muhtasar ve prim hizmet beyannamelerini aylık olarak vereceklerdir.

Muhtasar ve prim hizmet beyannamesi, vergi kesintisi, prim ve hizmete ait bildirimleri takip eden ayın 26. günü gece saat 23:59’a kadar verilip aynı gün içerisinde ödenecektir. Beyannamenin verilmesi sonrasında oluşan tahakkuklar, Gelir idaresi tarafından belirlenen ödeme kanalları ile yapılacaktır.

Beyannamelerin Kanunda Belirtilen Süre İçerisinde Verilmemesi Halinde Öngörülen Yaptırımlar

Avukatlar yukarıda belirttiğimiz beyannameleri, vergi kanunlarında ve bunlara bağlı genel tebliğler çerçevesinde belirtilen süreler içerisinde vergi idaresine internet üzerinden vermeli ve yine öngörülen sürelerde beyannamelerde belirtilen vergi miktarını ilgili vergi dairelerine ödemelidir.

Belirtmek gerekir ki, beyannamelerin süresi içerisinde vergi idaresine verilmesi şekli bir ödevdir. Yani avukatlar, ilgili olduğu döneme ilişkin herhangi bir faaliyeti veya kazancı olmasa da beyannamelerini öngörülen süre içerisinde vergi idaresine sunmaları gerekir. Süresi geçtikten sonra beyannameleri sunmaları ya da veya beyannamelerini hiç sunmamaları vergi kanunlarına göre yaptırıma tabi tutulmuştur. Beyanname vermeme fiili vergi kaybına neden olmasa da yaptırım uygulanacaktır.

Elektronik ortamda beyanname süresi geçtikten sonra belli bir süre içerisinde verilmesi ya da daha sonraki tarihlerde verilmesi farklı oranlarda usulsüzlük cezasının uygulanmasına neden olmaktadır. Şöyle ki; Elektronik ortamda beyanname verilmesi mecburiyetine uyulmaması halinde kesilmesi gereken özel usulsüzlük cezası; Beyannamenin kanuni süresinin sonundan başlayarak elektronik ortamda 30 gün içinde verilmesi halinde 1/10 oranında uygulanır (2021 yılı için bu miktar 250 TL’dir). Bu sürenin dolmasını takip eden 30 gün içinde verilmesi halinde ise 1/5 oranında uygulanır (2021 yılı için bu miktar 500 TL’dir). İkinci 30 günün geçmesi halinde ise de, özel usulsüzlük cezası tam olarak uygulanır (2021 yılı için bu miktar 2500 TL’dir). Beyannamenin vergi idaresine süresinde verilmemesi fiili aynı zamanda vergi idaresince re’sen tarhiyat sebebidir. Vergi idaresi tek taraflı olarak süresinde beyanname vermeyen avukatın defter ve belgelerini inceleyebilir. İnceleme neticesinde bir tarhiyat ortaya çıkarsa, yani ortada ayrıca bir vergi kaybının tespiti de varsa özel usulsüzlük cezasına ek olarak avukat, vergi aslını, vergiye ait faizi ve vergi ziyaı cezasını ödemekle de karşı karşıya kalabilecektir.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
Call Now Button
WhatsApp chat