4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 26.- Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava edebilir.

Adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ay­rıca maddî zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevî tazminat ödenmesini isteyebilir.

743 sayılı Türk Kanuni Medenisi madde 25 – İsmi ihtilafa mahal veren kimse, hâkimden hakkının tanınmasını talep edebilir. İsmi gasbolunmasiyle mutazarrır olan kim­se, bunun menini ve taksir vukuu takdirinde maddi tazminat talebi hakkına halel gelme­mek üzere maruz kaldığı haksızlığın mahiyeti icabediyorsa manevi tazminat namiyle bir meblağ itasını da talep edebilir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 339 – Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygularlar.

Çocuk, ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür.

Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanırlar; önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutarlar.

Çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terk edemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz.

Çocuğun adını ana ve babası koyar.

743 sayılı Türk Kanuni Medenisi madde 264 – Karı kocadan birinin vefatı ha­linde, velayet, sağ kalana ve boşanma halinde çocukların tevdi olunduğu tarafa, ait olur.

Çocuk, ana ve babasına riayete mecburdur. Ana ve baba, kudretlerine göre çocuğu yetiştirmekle ve çocuk alil veya aklı zayıf ise haline münasip bir terbiye vermekle mükel­leftirler.

Çocuğun adını, ana ve babası kor.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 336.- Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velayeti birlikte kullanırlar.

Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse hâkim, velayeti eşlerden birine verebilir.

Velayet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.

743 sayılı Türk Kanuni Medenisi madde 263 – Evlilik mevcut iken, ana ve ba­ba, velayeti beraberce icra ederler. Anlaşamazlarsa, babanın reyi muteberdir.

Borçlar Kanunu madde 41 – Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbir­sizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.

Ahlaka mugayir bir fiil ile başka bir kimsenin zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine mecburdur.

Borçlar Kanunu madde 49 – (Değişik: 4/5/1988 – 3444/8. md.)

Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi za­rara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.

Hâkim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır.

Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave e-debileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararın basın yolu ile ilanına da hükmedebilir.

Açıklamalar

Ad, kişileri toplum içinde diğer kişilerden ayıran ve toplumsal ilişkilerde onu belirle­yen hukuki bir araç, bir işarettir. Ad üzerindeki hak, bir kişilik hakkıdır. Bu nedenle onun hukuken korunması gerekir.

Tüzel kişilerinde, gerçek kişiler gibi adları vardır. Bu ad da tüzel kişiyi, öteki tüzel ki­şilerden ayırmaya yarar.

Ad, soyadı, lakap, ticari unvanlar, işletme ve firma adları korunmaya değer manevi varlıklardandır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 26. maddesi ile, adının kullanılması çekişmeli olan kişinin hakkının tespitini dava edebileceğini, adı haksız olarak kullanılan kişinin buna son verilmesini, haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddi zararın giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevi tazminat ödenmesini isteyebilir hükmü getirmiştir.

Ada yapılan bir saldırı, kişiliğe yapılan bir saldırı niteliğindedir ve bu sebeple de ko­runur. Bu korunmadan sadece kullanılması zorunlu adlar değil, kullanılması zorunlu ol­mayan adlarda yararlanır. Aynı koruma tüzel kişilerin adları yönünden de söz konusudur.

Adın korunmasından doğan maddi ve manevi tazminat davaları B.K. nun 41. mad­desine göre haksız fiil hükümlerine tabi davalardandır.

Adın çeşitleri

1- Kullanılması zorunlu olan adlar

  1. a) Öz ad

Her kişi, soyadı yanında bir de öz ad taşıma zorundadır. Öz ad, kişinin doğumla ka­zandığı ad değildir. Öz ad aynı aileden gelen ve aynı soyadı taşıyan kişileri birbirinden ayırmaya yarar. Aynı soyadı ve öz adı kullanan kişileri birbirinden ayırmayı kolaylaştırmak için bunlara göbek adı denilen ikinci bir öz ad daha takılabilir. Göbek adı öz ad sayılır ve onun da öz adla birlikte yazılıp söylenmesi gerekir. Kişiye öz adı verme hakkı ana ve babaya aittir. Ana baba çocuğa öz ad takma yetkisini kötüye kullanamazlar. Yani, gülünç, tuhaf, ayıp, onu toplum içinde gülünç duruma düşürecek, ahlak kurallarına, örf ve adete uygun olmayan, ulusal kültüre ve geleneklere aykırı ad koyamazlar.

Söyleyişte, yazışta, imzada öz ad önce, soyadı ondan sonra kullanılır. (Soyadı K. m.2) Söyleyişte, yazışta, imzada özad önde, soyadı sonda olmak üzere bütün harfleri söylenerek veya yazılarak kullanabileceği gibi söyleyişte ve yazışta öz adsız yalnız soyadı­nı kullanmak ve imzada öz adın ilk harfini, özadı iki tane ise her ikisinin ilk harflerini veya birinin ilk harfi ile ötekinin tümünü ve soyadının tümünü yazmak caizdir.(Soyadı Tüzüğü m. 2)

  1. b) Soyadı

Aynı aileden gelen kişileri, diğer ailelerden gelen kişilerden ayırmaya yarayan ada soyadı denir. Soyadı yerine aile adı da denilir. Soyadı, doğumla kazanılan addır. Kuşaktan kuşağa doğumla geçer. Kural olarak doğan her çocuk babasının soyadını alır. Reşit ve mümeyyiz olan kişiler soyadını serbestçe seçebilirler. (Soyadı kanunu m. 5)

Her Türk öz adından başka soyadını da taşımaya mecburdur. (Soyadı K.m. 1)

Nesebi sahih olan çocuklar, babalarının soyadını taşırlar. Nesebi sahih olmayan ço­cuklar, analarının soyadını takınırlar. Ancak bu çocuklar babalarının tanıması ile veya hâkimin kararı ile babanın soyadını alırlar. (Soyadı tüzüğü m. 15)

Evlat edinilen çocuk evlat edinenin soyadını taşır. Evlatlık mukavelesi bozulursa kendi babasının soyadını alır. (Soyadı tüzüğü m. 16)

Kadın evlenince babasının soyadını bırakıp kocasının soyadını alır.

Kocası ölen kadın isterse kocasının soyadını kullanmakta devam eder, isterse baba­sının soyadına döner. Babasının soyadına dönmek isteyen kadın bunu bir yıl içinde nüfus kütüğüne yazdırmağa mecburdur. (Soyadı tüzüğü m. 17)

Evlenen dul, evlendiği günden itibaren yeni kocasının soyadını alır ve eski kocasının soyadına bir daha dönemez.(Soyadı tüzüğü m. 18)

Evliliği bozulan veya boşanan kadın bozulma veya boşanmadan sonra bu kocasının adını kullanamaz.(Soyadı tüzüğü m. 19)

2-Kullanılması zorunlu olmayan adlar

  1. a) Takma ad (Müstear ad, Namı Müstear, Mahlas)

Kişi bu adı, asıl adını ve gerçek kişiliğini gizlemek için kullanır. Zamanla kişi bu tak­ma adla tanınır ve toplum içinde bu takma adla belirli bir yer yapar. Müstear ad genellikle sanatçılar tarafından kullanılır.

  1. b) Lakap

Kişinin bazı davranış ve belirli fiziki özelliklerine bakılarak ya da tutumu nedeniyle çevresi tarafından ona takılan addır. Medeni kanunda, lakaba ilişkin bir hüküm yoktur.

Açılabilecek dava çeşitleri:

1-Tespit davası (TMK m. 26/1)

2-Adın gasbı (Hukuka aykırı olarak başkaları tarafından kullanılması) halinde ise;

  1. Tecavüzün önlenmesi
  2. Maddi tazminat davası
  3. Manevi tazminat davası

Görevli Mahkeme

  1. Açılan dava para ile ölçülemiyorsa (yani yalnızca kişilik hakkının korunmasına ilişkin ise) Asliye Hukuk mahkemesidir. Örneğin: Maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmaksızın bir dava açmışsa)
  2. Davacı adını gasbeten kişiye karşı maddi veya manevi tazminat davası açmışsa, davanın değerine göre Sulh Hukuk veya Asliye Hukuk Mahkemesidir.(HUMK. m. 1,8)
  3.  Adın gaspı Ticaret Hukukunu ilgilendiriyorsa, yani dava ticari dava niteliğinde ise,
    dava Asliye Ticaret Mahkemesinde açılacaktır.

Yetkili Mahkeme

1-  HUMK.nun yetkiye ilişkin genel hükümleri uyarınca ;

  1. Davalının ikametgâhı mahkemesi (HUMK.m. 9)
  2. Haksız fiilin yapıldığı (adın haksız olarak kullanıldığı) yer mahkemesi.(HUMK.m. 21)
  3. Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim yeri veya davalının yerle­şim yeri mahkemesinde dava açabilir.(4721 s. TMK.m. 25)
Zamanaşımı

Maddi ve manevi tazminat davaları, adın haksız olarak kullanılmasının öğrenildiği günden itibaren bir sene içinde açılmalıdır. Ancak her halde zararı mültelzim fiilin vuku­undan itibaren on sene geçmekle dava zamanaşımına uğrayacaktır. (BK:m. 60/1)

Davacı

Adı tecavüze uğrayan (gasbedilen),yani isim hakkına tecavüz edilen kimse veya ka­nuni mirasçıları.

Davalı

Adı haksız olarak kullanan yani haksız tecavüzde bulunan kimse veya kimseler.

Konu İle İlgili Dikkat Edilecek Hususlar

l-Adının haksız olarak kullanıldığını iddia eden kişinin maddi tazminat talep etmesi halinde, maddi bir zararı bulunup bulunmadığı araştırılacaktır.

2-Adı haksız olarak kullanılan kişinin maddi tazminat davası açması halinde, davalı­nın kusurlu olup olmadığı, davacının maddi bir zararı bulunup bulunmadığı araştırılacak­tır. Davalının kusuru yoksa maddi tazminata hükmedilmeyecektir.

3-Adı haksız olarak kullanılan kişinin açmış olduğu davada, uğranılan haksızlığın ni­teliği gerektiriyorsa (isim hakkı haksız tecavüze uğrayan şahsın bu tecavüzden dolayı şeref ve haysiyetiyle oynanıp oynanmadığı ve bu yüzden incinip incinmediği hususları ile bu yüzden pek fahiş bir zararı olup olmadığı hususları araştırılacak) davalının kusuru var ise manevi tazminata hükmedilecektir. Kusurun ağırlığı şart değildir.

4-Manevi tazminatın tayininde tecavüzün şiddet ve ehemmiyeti değerlendirilecek ve tarafların mali ve sosyal durumları araştırılacaktır.

5-Adın korunmasından dolayı açılabilecek davalar bir dilekçe ile açılabileceği gibi ay­rı ayrı dilekçe ile de açılabilir.

6-Adının gasp edildiği iddiasıyla dava açan kişinin, o ad üzerinde hakkının olduğunu, davalının adını hasız olarak kullandığını, bu kullanımdan dolayı maddi ve manevi zarar uğradığını ispat etmesi gerekecektir.

7-Davanın çeşidine göre nüfus kayıtları, ticaret sicil kayıtları getirtilecek, varsa taraf tanıkları dinlenecek, gerektiğinde maddi tazminat talebi ile ilgili olarak bilirkişi incelemesi yaptırılacaktır.

ÖNEMLİ UYARI: Bu makale, Av. Metin Polat tarafından www.metinpolat.av.tr için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi makalenin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan makalenin bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. Aykırı hareket edenler hakkında işlem başlatılır. Devamı...